Esas No
E. 2021/10146
Karar No
K. 2023/5144
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Malvarlığı
Aramaya Dön
YARGITAY

2. Ceza Dairesi

E. 2021/10146 K. 2023/5144 T.
Karar Sonucu BOZULMASINA
Resmî Atıf Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2021/10146, K. 2023/5144, T. 04.10.2023
PDF DOCX UDF
Karar Künyesi
Mahkeme
Yargıtay
Daire
2. Ceza Dairesi
Esas No
2021/10146
Karar No
2023/5144
Karar Tarihi
04.10.2023
Dava Türü
Ceza
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku - Malvarlığı
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Karar Metni Tam metin · resmî kaynaktan

2. Ceza Dairesi         2021/10146 E.  ,  2023/5144 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2015/114 E., 2015/890 K.
ŞİKÂYETÇİLER: ..., ..., ...
SUÇLAR: Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlâli, mala zarar verme
SUÇ TARİHLERİ:
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER: Sanıklar
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Ret, bozma

7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinin, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile ... kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, önce bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi hâlinde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, bu adrese tebliğ yapılması gerekirken, yokluğunda verilen kararın sanık ...'ın bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine doğrudan "MERNİS adresi” ibaresi ile çıkarılan ve muhatap tevziat saatinde işte olduğundan ve başkaca tebliğ olunacak kimse bulunmadığından muhtara 02.02.2016 tarihinde yapılan tebligat işleminin usûle aykırı olmasından dolayı, sanığın öğrenme üzerine 09.03.2016 tarihli temyizinin süresinde olduğu; keza sanık ...'a yokluğunda verilen kararın tebliğ edildiği 15.02.2016 tarihinde cezaevinde bulunduğu, müteakiben cezaevinde 02.03.2016 tarihinde usulüne göre yeniden tebligat yapıldığı ve sanık ...'ın kararı bu tebligattan sonra süresi içerisinde 03.03.2016 tarihinde temyiz ettiği belirlenerek yapılan incelemede;

1.Sanık ... hakkında kurulan hükümler yönünden:

Sanığın yokluğunda verilen kararın, duruşmada bildirdiği en son adresine 04.02.2016 tarihinde doğrudan MERNİS adresi şerhli olarak tebliğ edildiği, sanığın 02.02.2016 tarihinde askere sevk edildiği ve 04.02.2016 tarihinde birliğine katılışının gerçekleştiği, sanığa 17.05.2016 tarihinde bulunduğu askeri birimce usûlüne uygun şekilde tebliğ edilen karara karşı, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 310/1. maddesinde belirlenen bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 26.12.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, sanığın temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak REDDİNE,

2.Sanıklar ..., ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden:

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun'un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanıklara hırsızlık suçundan yüklenen 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve 2021/35 Esas, 2021/473 Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca sanıklara zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık suçu ve bu suç ile birlikte işlenen iş yeri dokunulmazlığının ihlâli ve mala zarar verme suçları bakımından sanıkların savunma haklarının kısıtlanması hukuka aykırı bulunduğundan, Başkaca yönleri incelenmeyen ...

13.Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.12.2015 tarihli ve 2015/114 Esas, 2015/890 Karar sayılı kararına yönelik sanıkların temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA,

Dava dosyasının Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Mevzuat & Etiketler
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog