17. Hukuk Dairesi
T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1433
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/03/2023
NUMARASI : 2022/426 Esas 2023/273 Karar
DAVANIN KONUSU : Alacak
BAM KARAR TARİHİ : 13/12/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 13/12/2023
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili ...'un 06.04.2021 tarihinde Kemeraltı Vergi Dairesi'ne başvurarak 5320090 ana faaliyet kodu olan ve kurye faaliyetleri yapmak üzere kendi adına ... Vergi kimlik numarası ile şahıs şirketi kurduğunu, müvekkilinin kurduğu şahıs şirketinin, motosiklet ile paket taşımaya yönelik bir faaliyet alanına salip olduğunu, davacı müvekkili ile davalı şirketin 12.04.2021 tarihinde yıl süreli "Paket Taşıma Sözleşmesi ” imzaladıklarını, anılan sözleşmeye göre; davacınır davalnın ve/veya davalının anlaştığı sipariş kanalları ile verilen paket servis siparişlerini kendisine ait motosiklet ile tüketiciye teslim etmesi üzerine olduğunu, davacı müvekkilinin, sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren 8 ay boyunca davalı şirket ile imzalanan paket sözleşmesindeki şartları kusursuz bir şekilde yerine getirdiğini ve kendi şahıs şirketi nezdinde kurye olarak çalıştığını, buna karşılık davalı şirket de müvekkili ile imzaladığı paket taşıma sözleşmesinin 6. maddesi olan "Fiyatlandırma ve Ödeme Şekli” başlıklı madde gereği müvekkiline kurye hizmeti karşılığında her turda taşıdığı tek paket için KDV hariç 9,00-TL, 2 paket için KDV hariç 18,00 TL , 3 paket için KDV hariç 27,00-TL ve daha yüksek paketler için ek olarak KDV hariç 9,00-TL ödemesini sözleşmenin başlangıç tarihinden itibaren 8 aylık süre boyunca müvekkiline ödeme yaptığını, müvekkilinin davalı şirket ile imzalayacağı sözleşmeye güvenerek ve 1 yıllık kazancını hesaplayacak 06/04/2021 tarihinde şahıs şirketi kurduğunu, motosiklet ve diğer ekipmanlarını aldığını, müvekkilinin sözleşme ile üzerine düşen tüm sorumluluklarını yerine getirmesine rağmen 23/12/2021 tarihinde, sözleşme bitimine daha 4 ay varken haksız yere sözlü olarak sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirketin müvekkilinden kendisine ait olan ekipmanları istediğini ve buna ilişkin olarak şirket müdürünün müvekkiline mesaj gönderdiğini, 23/12/2023 tarihinde davalı şirkete çalışmak üzere giden müvekkilinin, kapıdan içeri alınmayarak sebep gösterilmeksizin paket taşıma sözleşmesinin sözlü olarak feshedildiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ve alacak miktarı bilirkişi tarafından tam olarak belirlendiğinde miktarlar artırılmak kaydı ile paket taşıma sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak üzere müvekkilinin muhtemel kazancı olan 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, cevap dilekçesinde; müvekkili şirket gıda sektöründe yer almakta olup ... markasına temsilen Bayraklı ve İzmirpark şubesini franchise olarak işlettiğini, davacı ile paket taşıma sözleşmesi imzalandığını, davacının kendi vergi kaydı ile müvekkili şirketin kurye dağıtım işini gerçekleştiren şahıs firmalarından bir tanesi olduğunu, davacı ile çalışmaya başlandığı andan itibaren sözleşmeden kaynaklı tüm alacaklarının müvekkili şirket tarafından davacıya ödendiğini, davacının müvekkili şirket ile imzalayacağı sözleşmeye güvenerek ve 1 yıllık kazancını hesaplayarak şahıs şirketi kurduğunu, motorsiklet ve diğer ekipmanlar aldığını ve şirket kurma sebebinin müvekkili şirket olduğunu iddia ettiğini, müvekkili şirketin davacıyı önceden tanımadığını, herhangi bir irtibatı bulunmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi feshetmesindeki tek ve gerçek sebep davacının görevini tam ifa etmemesinden kaynaklı olduğunu, keza müvekkilinin bu tür sözleşme ile iş yaptığı tarafın yaratacağı en ufak mağduriyetlerin müvekkilinin temsil ettiği marka imajına büyük zarar verme ihtimaline binaen sözleşmeye tek taraflı fesih yetkisini koyduğunu ve davacının da bunu bilerek imzaladığını, sözleşmenin 10/2 maddeisne göre İzmir 32. Noterliği'nin 28/12/2021 tarih 22701 yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşmeyi feshettiğini yazılı olarak davacıya bildirdiğini, müvekkili şirket müdürü tarafından davacıya gönderilen bir mesaj bulunmadığını, bahsettiği kişin restoran müdürü olma ihtimali bulunduğunu, davacının sürekli paket taşıma işine geç geldiğini, işi aksattığını, geç kalmasına ilişkin asılsız bahaneler bulduğunu ve müvekkilinin işinin en önemli kısmı olan teslimatta sorunlar yaşanmasına neden olduğunu, sözleşmeden kaynaklı yasal hakkını kullanarak yukarıda bahettikleri gibi sözleşmeyi feshettiklerini, yine sözleşmede yer alan ancak davacı tarafından yerine getirilmeyen davacının Bağkur primleri ile vergi borcu olmadığına dair müvekkiline herhangi bir belge sunmadığını, davacı tarafın kazanç kaybından müvekkilinin sorumlu tutulmasının ve davacının taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece "...1-Dava hizmet sözleşmesinden kaynaklanan bakiye süre ücretinin tahsili talepli alacak davasıdır.
2.Davacı vekili dava dilekçesinde davacı ile davalı şirket arasında paket taşıma sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin süresinden önce haksız feshi nedeniyle davacının zarara uğradığını, sözleşmede davalı şirkete tak taraflı fesih imkanı veren sözleşme hükmünün haksız şart niteliğinde olduğu, sözleşmenin süresinden önce feshinden dolayı davacının yoksun kaldığı alacaklarının ödenmesi talep edilmiştir.
3.Davalı vekili cevap dilekçesinde, her iki tarafın sözleşme serbestisi ile paket taşıma sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşmenin fesih nedeninin davacının görevini gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklandığını, sözleşmede tek taraflı fesih yetkisinin karşılıklı irade ile konulduğunu, davacının sürekli paket taşıma işine geç geldiğini, işi aksattığını ve teslimatlarda sorunlar yaşadığını, ayrıca davacının sözleşmede yer alan Bağkur primlerini ödeme ve vergi borcu olmadığına dair belgeleri sunmadığını, ayrıca davacının sözleşmenin feshinden hemen sonra başka bir şirket ile paket taşıma sözleşmesi imzaladığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
4.Görev hususu kamu düzeninden olup mahkemece her aşamada resen gözetilmesi gerekmektedir. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 1.maddesinde işçiyle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının İş Mahkemelerinde çözümleneceği hükmü öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta her ne kadar taraflar arasında "paket taşıma sözleşmesi" adı altında bir sözleşme çerçevesinde davalı restoran işletmesinin asli işlerinden olan yemeğin müşteriye taşınması işinin davacıya yaptırıldığı, yapılan işin niteliği itibariyle dışardan temin edilmesini gerektirecek özel bir uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren bir iş olmadığı, davacının paket taşıma işinin yapılması sırasında aynı anda bir başka işletmeye ait gıdaları taşımasının mümkün olmadığı, tanık beyanlarına ve dosyaya sunulan belgelere göre mesai saatleri içerisinde sürekli olarak davalı şirkete gelen siparişlerin teslimlerinin gerçekleştirildiği, işin devamı sırasında izin alınması veya işin görülmesine ilişkin talimatların davalı şirketin yetkilendirdiği vardiya amirleri tarafından verildiği, bu haliyle davacının sözleşmenin ifası sırasında bağımsız bir tacir olarak hareket etmediği, her iki taraf arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisinin tüm unsurlarını barındırdığı görülmüştür.
Bu haliyle, her ne kadar taraflar arasında bir paket taşıma sözleşmesi bulunmakta ise de, sözleşmenin davalı işyerinin işverenlik sıfatından kaynaklanan kıdem tazminatı, yıllık izin, fazla mesai, iş güvenliği ve benzeri sorumluluklardan kurtulmak maksadıyla işçiye göre daha güçlü konumun kullanılarak imzalandığı, keza davalı işyerine tek taraflı fesih hakkının tanınmasının da bu yöndeki intibayı güçlendirdiği, son yıllarda ülkemiz genelinde "..." adıyla şahısların kendi nam ve hesaplarına paket taşıma işi gerçekleştirdikleri, bu uygulamanın aynı işin işçi olarak gerçekleştirilmesi halinde elde edilen gelire oranla daha yüksek kazanç getirisi olması nedeniyle bu modelde çalışmanın tercih edilebildiği bilinmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 49.maddesinde "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır."
Hükmü düzenlenmiş olup çalışanların korunması anayasal teminat altına alınmış, kamu düzeninden kaynaklanan, devletin pozitif yükümlülük altına girdiği alanlardan biridir. Taraflar arasında sözleşme serbestisi çerçevesinde hizmet alım sözleşmesi imzalanmış ise de bu sözleşme ile esasen işçi-işveren ilişkisi kurulduğu ancak işverenlik sıfatından kaynaklanan sorumlulukların önemli ölçüde işçi aleyhinde sınırlandırıldığı, bu haliyle kamu düzenine ayrılıklar içeren sözleşmeye itibar edilerek davacı ile davalı arasında ticari bir ilişki kurulduğunun söylenemeyeceği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın işçi-işveren ilişkisinden kaynaklandığı değerlendirilmiş, mahkememizin görevsizliği ile görevli mahkemenin İş Mahkemesi olduğuna dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir." gerekçesi ile; "DAVANIN,
HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkememizin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince USULDEN REDDİ ile, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, İZMİR İŞ MAHKEMESİNİN GÖREVLİ OLDUĞUNA, 2-HMK'nun 20.maddesi uyarınca bu karara karşı süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize başvurularak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dava dosyasının yetkili ve görevli İzmir İş Mahkemesine gönderilmesine, kesinleşmeden itibaren 2 haftalık süre içerisinde dosyanın yetkili ve görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılacağının İHTARINA, 3-Yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkeme tarafından değerlendirilmesine," karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin ... markasının ... ve ... şubelerini franchise olarak işlettiğini, davacı ile davalı şirket arasında paket taşıma sözleşmesi imzalanmış olup davacının kendi vergi kaydı ile davalı şirketin kurye dağıtım işini gerçekleştiren şahıs firmalarından bir tanesi olduğunu, davacının çalıştığı süre boyunca sürekli olarak işi aksattığını, davalı şirketin işinin en önemli kısmı olan teslimat aşamasında sorunlar yaşamasına sebep olduğunu, davalı ile davacı arasında herhangi bir hizmet akdi bulunmadığı için davalının sözleşmeden kaynaklanan yasal hakkını kullanarak davacı ile aralarında akdedilen sözleşmeyi feshettiğini, davacı tarafın ise kazanç kaybından davalıyı sorumlu tutarak işbu davayı açtığını, taraflar arasındaki ilişki ticari bir ilişki olup işçi işveren ilişkisine dayanmadığını, esnaf kurye şirketi ile kargo dağıtım şirketi arasındaki sözleşme, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen “eser sözleşmesi”ne örnek teşkil ettiğini, esnaf kuryelerin, şirketin öngördüğü süre zarfında ve hatasız bir biçimde gönderiyi alıcıya teslim etme yükümlülüğü bulunduğunu, aksi takdirde kanun, işsahibi olan şirketin yükleniciyle arasındaki sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebileceğini düzenlediğini, davacı ile davalı şirket arasında akdedilen "Paket Taşıma Sözleşmesi"nin 5.2.maddesinde ".... ve Kurye arasında işçi-işveren ilişkisi olmadığı için kurye, bu sözleşmenin ifası dışında kalan zamanlarda, sektör sınırlaması olmaksızın , paket dağıtım hizmeti de dahil olmak üzere dilediği işi yapmakta serbesttir." hükmü ile de taraflar arasında işçi-işveren ilişkisinin kurulmadığının açık olduğunu, TTK madde 4 ve madde 5 dikkate alındığında dava konusu uyuşmazlıkta görevli mahkemenin Asiye Ticaret Mahkemeleri olduğunu belirterek yerel mahkemece verilen görevsizlik kararının ortadan kaldırılıp yerel mahkemenin görevli olduğuna dair karar verilerek, esas incelemeye geçilmesi için dosyanın yerel mahkemeye iadesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; taraflar arasındaki 12.04.2021 tarihli Paket Taşıma Sözleşmesinin davalı tarafça süresinden önce feshi nedeni ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacının muhtemel kazancı olduğu belirtilen 1.000,00-TL'nin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır.
Davacı vekili; tararflar arasında paket taşıma sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin davalı şirket tarafından süresinden önce haksız feshi nedeniyle davacının zarara uğradığı, davalı şirkete tak taraflı fesih imkanı veren sözleşme hükmünün haksız şart niteliğinde olduğundan bahisle fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydılma sözleşmenin süresinden önce feshinden dolayı davacının yoksun kaldığı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep edilmiştir.
Davalı vekili ise; tarafların sözleşme serbestisi ile davaya konu Paket Taşıma Sözleşmesini imzaladıklarını, sözleşmenin davalı tarafça fesih nedeninin, davacının sözleşme gereği edimlerini gereği gibi yerine getirmemesinden kaynaklandığını, dava konusu sözleşmedeki tek taraflı fesih yetkisinin karşılıklı irade ile konulduğunu, davacının paket taşıma işine sürekli geç geldiğini, işi aksattığını ve teslimatlarda sorunlar yaşadığını, ayrıca davacının sözleşmede yer alan Bağkur primlerini ödeme ve vergi borcu olmadığına dair belgeleri sunmadığını, ayrıca davacının sözleşmenin feshinden hemen sonra başka bir şirket ile paket taşıma sözleşmesi imzaladığını ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın, HMK 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevsiz olması nedeniyle dava şartı yokluğundan HMK 115/2 maddesi gereğince usulden reddi ile, mahkemenin görevsizliğine, İzmir İş Mahkemesinin görevli olduğuna karar verilmiştir. İşbu karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Davacı ve davalı şirket arasında 12.04.2021 tarihli Paket Taşıma Sözleşmesinin imzalandığı konusunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davaya konu sözleşmenin 2. maddesi ile tüketici tarafından davalı şirkete verilecek siparişlerin davacı kurye tarafından tüketiciye teslimi ve sipariş yönetimine bağlı diğer tüm destek hizmetlerinin kurye davacı tarafından yapılmasının kararlaştırıldığı, 3. maddesi ile sözleşme süresinin 1 yıl olarak belirlendiği ve davalı şirket tarafından davacıya keşide edilen İzmir 32. Noterliği'nin 28.12.2021 tarihli ihtarnamesi ile 01.01.2022 tarihi itibarıyla sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 5.2 maddesinde taraflar arasında işçi işveren ilişkisi bulunmadığından kuryenin iş bu sözleşmenin ifası dışında kalacak zamanlarda sektör sınırlaması olmaksızın paket dağıtım hizmeti de dahil olmak üzere dilediği işi yapmakta serbest olduğunun kararlaştırıldığı görülmüştür.
Davacıya ait SGK kayıtlarının incelenmesinden davacının SGK'lı olarak çalıştığı İşyeri Ünvan listesinde davalı şirketin bulunmadığı, bu şekilde davacının dava konusu sözleşmenin imzalanmasından önceki dönemde ve yine sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde davalı şirketin SGK'lı çalışanı olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca SGK kayıtlarına göre davacının 06.04.2021 tarihinde 4/b-1 Gelir vergisine tabi Bağ-Kurlu olduğu ve 22.02.2022 tarihinde çıkış yaptığı anlaşılmıştır.
İlk Derece mahkemesince her ne kadar her iki taraf arasındaki ilişkinin işçi işveren arasındaki tüm unsurları barındırdığından iş bu davada iş mahkemeleri görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de; davacının iş bu davada taraflar arasındaki Paket Taşıma Sözleşmesinin davalı tarafça süresinden önce feshi nedeni ile fesih tarihinden itibaren davacının muhtemel kazancının fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla davalıdan tahsilinin talep edildiği ve talebini taraflar arasındaki imzalandığı çekişmesiz olan sözleşmeye dayandırdığı sabittir.
Bu kapsamda taraflar arasındaki ihtilaf davaya konu Paket Taşıma Sözleşmesinden kaynaklanmakta olup davacının aralarında işçi işveren ilişkisi bulunduğu iddiası ile işçilik alacaklarının davalıdan tahsili yönünde bir iddiası da bulunmadığı gibi SGK kayıtlarına göre de davacının sözleşmeden önce ve yine sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde davalı şirketin SGK'lı çalışanı olmadığının sabit olması karşısında taraflar arasındaki ilişkinin işçi-işveren ilişkisi olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu nedenle İlk Derece Mahkemesince iş bu davada iş mahkemelerinin görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı vermesi doğru olmamıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulü ile,
HMK'nın 353/1-a-3 maddesi gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davalının istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,
2.İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/03/2023 Tarih, 2022/426 Esas ve 2023/273 Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
3.Dosyanın esas ilişkin istemleri inceleyip karara bağlamak üzere görevli bulunan ve kararı kaldırılan ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4.Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara İADESİNE,
5.İstinaf yargılama giderlerinin esas karar ile birlikte değerlendirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 353/(1)-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/12/2023