10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/7615 E. , 2013/23331 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No : 2010/311-2013/46 Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı ve davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre; davalılar vekillerinin, temyiz itirazlarının reddi gerekir. Davacı, ...’na bağlı işyerinde 01.02.2007-01.07.2008 tarihleri arasında usta öğretici (Etüt-Proje Eğitmeni) olarak tam gün ve sürekli çalıştığının tespitini istemiş; Mahkemece, çalışmaların kısmi süreli olduğu değerlendirilmek suretiyle, kısmen kabule karar verilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığın dayandığı mevzuat hükümleri, 506 sayılı Kanunu’nun 79. maddesidir. Bu tür sigortalı hizmetlerin saptanmasına ilişkin davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan, özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden; davacının, talep ve kabule konu sürelerde davalı ... Bilgi Evi'nde usta öğretici olarak çalıştığı anlaşılmakta olduğundan; Mahkemenin bu yöndeki kabulü yerindedir.
Uyuşmazlık, davacının davalıya ait işyerinde geçen çalışmalarının kısmi veya tam süreli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
İş görme, ücret ve bağımlılık öğelerinden oluşan hizmet sözleşmesinin türlerini belirlemede; iş (çalışma) süresi, önem taşır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 13’ncü maddesine göre; “işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda, (iş) sözleşmesi kısmi süreli iş sözleşmesi” olarak tanımlanmaktadır.
İş süresi, işçinin kendisini işverenin emrine amade tutmak zorunda olduğu süre olup, 1475 sayılı İş Kanunu’nun 61 ve 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63’üncü maddeleri uyarınca; “Genel olarak iş süresi haftada en çok 45 saattir.” Bu süre, işyerlerinde haftanın çalışılan günlerine eşit ölçüde bölünerek uygulanır. 1475 sayılı Kanun’un 41 ve 4857 sayılı Kanun’un 46’ncı maddelerine göre; haftanın, tatilden önceki altı iş gününde (tatil gününden önce 63’ncü maddeye göre belirlenen iş günlerinde) çalışanlara hafta tatili verilir ve bu sürede de işçi çalışmış sayılır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2003 gün ve 2003/21-143 Esas, 2003/159 sayılı kararı)
Bu konuda ortaya çıkan uyuşmazlık sonucu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca verilen 17.09.2008 gün 2008/10-555 Esas 2008/530 sayılı kararda da; “dinlenen tanıkların da aynı davacı gibi başka köylerde usta öğretici olarak çalışan kişiler olduğu, resmi belgeler ve davacının imzasını taşıyan belgelerle çelişkili tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği anlaşıldığından; tam gün esası ve aylık karşılığı olmayan çalışmaların, günlük çalışma saatine göre ve kısmi zamanlı çalışma olması nedeniyle bu çerçevede değerlendirme yapılarak, sonucuna göre karar verilmek gerektiği” belirtilmiştir.
Somut olayda; ...'na bağlı Bilgi Evi'nde Etüt Proje Eğitmeni olarak çalışan davacının, 01.02.2007-01.07.2008 tarihleri arasındaki çalışmalarına ilişkin ek ders ücret çizelgeleri ve ödeme bordrolarına göre, ders saati karşılığı ücret ödemelerinin bulunduğunun anlaşılması karşısında, bu şekildeki bir çalışma ilişkisinde, tam süreli çalışmaya ilişkin hakların doğduğunu kabule olanak yok ise de; yasa ve sözleşmelerde belirtilen sınırlamalara aykırı, tam süreli hizmet sözleşmesinin unsurlarının gerçekleştiği bir çalışma durumunun, eylemli olarak oluştuğunun, iddia edilip, kanıtlanması olanak dahilinde bulunmaktadır. Ancak, bu yöndeki iddia, hizmet tespiti davalarının kamu düzenine ilişkin niteliği gözetilerek kanıtlanmalı, etüt proje eğitmenliği adı altında yapılan çalışmanın niteliği belirlenmeli, bu çalışmanın süreklilik arz edip etmediği, ders saati ile sınırlı olup olmadığı tespit edilmeli, işverenin resmi Kurum niteliği, ücret ödemelerinin kayıtlara dayalı olma gerekleri dikkate alınarak; Kurum kayıtlarına yansıyan bilgilerin aksinin kanıtlanmasına yönelik kanıtların hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, sosyal güvenlik hakkının yaşama geçirilmesine yönelik davanın özelliklerinin, gerektirdiği, duyarlılık uyarınca denetlenmelidir. O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.