4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2010/1184 E. , 2010/8374 K.
"İçtihat Metni"
İftira, hakaret suçlarından şüpheliler ..., ... ... ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda ... Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 10.01.2007 tarihli ve 2006/20627 soruşturma, 2007/114 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine dair mercii ... Ağır Ceza Mahkemesinin 23.03.2007 tarihli ve 2007/144 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığınca 14.12.2009 gün ve 70446 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2010 gün ve 296842 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi:
Tebliğnamede “Dosya kapsamına göre, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 26. maddesinde öngörülen ve hak düşürücü olan sürenin günlük süreli yayın olan Akşam Gazetesinin sorumluları ... ... ... ve ... yönünden söz konusu olduğu, şüpheli ... bakımından eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/2. maddesi kapsamında kaldığı ve aynı Kanun'un 73. maddesi uyarınca 6 aylık şikâyet süresine tabi olduğu gözetilmeden itirazın bu şüpheli yönünden kabulü yerine, reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir” denilmektedir. Gereği görüşüldü;
İncelenen dosyada, yakınan ...'nun 18.12.2006 tarihli şikayet dilekçesi ve 27.12.2006 tarihli savcılık ifadesinde Akşam Gazetesinin 20.6.2006 tarihli sayısında yayınlanan "mühendisin iddiası beni bekçi yaptılar" başlıklı yazı içeriğinde yer alan sözlerle kendisine görevinden dolayı hakaret ve iftira edildiğini ileri sürdüğü, ... Cumhuriyet Başsavcılığı, yakınanın, aleyhine işlenen suçları, hakkında yapılan disiplin soruşturması sırasında (26.6.2006) öğrenmesine karşın, şüpheliler hakkındaki kamu davasının Basın Yasasının 26/1 maddesinde öngörülen iki aylık yasal sürede açılmadığı ve bu sürenin hak düşürücü niteliği itibariyle resen dikkate alınması gerektiğini belirterek şüpheliler ..., ... ... ... ve ... hakkında 10.1.2007 tarihli kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir. Basın Yasasının 26/2 maddesinde "Bu süreler basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihte başlar. Basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilmemesi halinde yukarıdaki sürelerin başlama tarihi, suçu oluşturan fiilin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından öğrenildiği tarihtir. Ancak bu süreler, Türk Ceza Kanununun dava zamanaşımına ilişkin maddesinde öngörülen süreleri aşamaz." hükmü yer almaktadır. ... Cumhuriyet Başsavcılığının, takipsizlik kararı verirken Basın Yasasının 26/2 maddesi gereğince davanın yasal süresinde açılıp açılmadığı ve aynı Yasanın 11. maddesi uyarınca cezai sorumluluğu bulunanların belirlenmesi açısından herhangi bir araştırma yapmadığı anlaşılmaktadır. ... Cumhuriyet Başsavcılığı iki aylık dava açma süresinin başlangıcının belirlenmesinde, kamu adına kovuşturulması gerekli suçlar açısından, günlük süreli yayının Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edilip edilmediğini araştırarak teslim edilmişse teslim tarihini, teslim edilmemişse suç oluşturan fiillerin savcılık tarafından öğrenildiği ( yakınanın şikayet dilekçesini verdiği ) tarih yerine suçun yakınan tarafından öğrenildiği tarihi esas almıştır. Ayrıca, Basın Yasasının 11. maddesi hükümleri uyarınca suç konusu yazı nedeniyle kimlerin cezai sorumluluğu bulunduğu konusu da 20.6.2006 tarihli Akşam Gazetesi getirtilerek irdelenmemiştir. 7.3.2006 tarihli itiraz dilekçesinde, dava açma süresinin başlangıcıyla ilgili yukarıda belirtilen hukuka aykırılık nedeni açıkça ileri sürülmesine karşın merci tarafından itirazın reddine karar verilmiştir.
Merciin verdiği itirazın reddi kararının, dava açma süresi ve cezai sorumluluğun tesbitiyle ilgili soruşturma eksikliğinin giderilmemesi yönüyle de hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır. Yargıtay incelemesi sırasında saptanan merci kararındaki bu hukuka aykırılıklar tüm şüpheliler açısından söz konusudur. Adalet Bakanlığının yasa yararına bozma isteğinin yalnızca şüpheli Süleyman Kaldırımla ilgili başka bir hukuka aykırılık nedenine ilişkin olduğu görülmektedir.
Y.C.G.K.'nun 17.7.2007 gün ve 2007/145-172 sayılı, 27.3.2007 gün ve 2007/73-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "yasa yararına bozma" kurumu bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Yasa yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılması yapılan açıklamalar ışığında olanaklı bulunmayıp Adalet Bakanlığının durumdan haberdar edilerek saptanan yeni hukuka aykırılık açısından yasa yararına bozma yasa yoluna başvurusunun sağlanması gerekmektedir. Yapılan açıklamalar karşısında;
1.Yasa yararına bozma isteği hakkında bu aşamada bir KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
2.... Ağır Ceza Mahkemesinin, itirazın reddine ilişkin 23.7.2009 tarih ve 2007/144 D.İş sayılı kararına karşı yukarıda belirtilen nedenlerle yasa yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE, 28.04..2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.