4. Ceza Dairesi
4. Ceza Dairesi 2008/22841 E. , 2011/1173 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü:
1.Sanığın, hakaret suçuna ilişkin kararda öngörülen cezanın nitelik ve niceliğine göre hükmün temyiz edilemez olduğu, Anlaşıldığından, 5320 sayılı Yasanın 8/1 ve 1412 sayılı CYY.nın 317.maddesi uyarınca sanık Selçuk Sari müdafiinin tebliğnameye uygun olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,
2.Sanığın tehdit eylemine ilişkin hükme yönelik temyize gelince; Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak;
a)Sanığın savunmasında suçlamayı kabul etmediği, suça konu telefon hattını oğlunun kullandığını, olay tarihinde ise telefonu oğlunun arkadaşının kullandığını, olay sonrasında da müştekiyi telefonla arayarak kendisini rahatsız edip etmediğini sorduğunda müştekinin de kendisine “evet siz beni telefonda rahatsız eden kişi değilsiniz” dediğini beyan etmesi karşısında; sanığın savunması araştırılıp, oğlu ve belirtilen arkadaşı dinlenip, suça konu telefon hattının belirtilen tarihlerdeki arama kayıtları da getirtilerek, sanığın hukuksal durumunun belirlenmesi gerekirken, müştekinin tebligata rağmen gelmemesi üzerine dinlenilmesinden vazgeçilerek eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle hüküm kurulması,
b)Kabule göre de,
Tehdit fiili, kişinin ruh dinginliğini bozan, iç huzurunu, bilinç ve irade özgürlüğünü ihlal eden bir olgudur. Fiilin mağdur üzerinde ciddi bir korku yaratabilmesi açısından sonuç almaya objektif olarak elverişli, yeterli ve uygun olması gerekir. Ayrıca tehdidin somut olayda muhatap üzerinde etkili olması şart değildir. Bu nedenle mağdurun korkup korkmadığının araştırılması gerekmez. Tehdit suçunun manevi öğesi genel kasttan ibaret olup suçun yasal tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek işlenmesini ifade eder. Olayda tasarlamanın varlığı aranmadığı gibi, saikin de önemi yoktur.
Kavga ve tartışma sırasında haksız bir fiilin kendisinde husule getirdiği şiddetli öfke ve elemin (gazabın) failin iradesini etkileyen bir etken olarak kusur yeteneğinde meydana getirdiği azalma nedeniyle koşulları varsa ancak yasal indirim nedeni olarak kabul edilebilmesi olanaklı ise de, önceden ilke boyutunda kastı kaldıran ve suçun oluşumunu engelleyen bir husus olarak kabulü mümkün değildir.
Somut olayda sanığın müştekiyi telefonla ve mesaj çekmek suretiyle tehdit ettiğinin kabul edilmesi karşısında, öfkenin suç kastını kaldırmayacağı, tehdit suçunda tasarlama öğesinin bulunmadığı, ayrıca tehdidin objektif olarak korku yaratacak nitelikte bulunduğu, bu nedenle olayda tehdit suçunun oluştuğu gözetilmeden; “tehdit içeren mesajların müşteki üzerinde ciddi ve endişe yaratacak nitelikte olmadığı” şeklindeki yasal olmayan gerekçelerle beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve O yer C. Savcısının temyiz nedenleri ile tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 07.02.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.