Danıştay 9. Daire Başkanlığı
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/4740 E. , 2023/701 K. "İçtihat Metni"T.C. D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, aleyhe olan kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı şirket adına, 2001 ila 2020 yıllarına ilişkin olarak re'sen tarh edilen emlak (bina) vergisi ve taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı, ek bina vergisi, gecikme faizi ile kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı adına intifa hakkı tesis edildiği için emlak vergisi mükellefi olduğu, dava konusu taşınmazlar bildirim dışı kaldığından ve davacı tarafından idarenin daha önce bilgisinde olduğu ortaya konulamadığından vergi ve cezaların zamanaşımına uğramadığının kabulü gerektiği, öte yandan uyuşmazlık konusu taşınmazın 2'nci derece doğal sit alanında kalmakla beraber, dava konusu ihbarname içeriği vergilerin taşınmaz üzerinde davacı tarafından yapılan binalara ilişkin olduğu bir başka deyişle taşınmazın tasarrufunun kısıtlanmadığı, bu durumda davacı adına 2001 ila 2020 yıllarına ilişkin bina vergisi, ek bina vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı tarh edilmesinde hukuka aykırılık görülmedği, davanın vergi ziyaı cezalarına ilişkin kısmınına gelince; Emlak Vergisi Kanunu'nda 09/04/2002 tarihinden itibaren beyanname verme zorunluluğu kaldırılarak emlak vergisi bildirimi verilmesi gereken hallerde mükellefin bildirim vermemesi durumunda verginin idarece tarh edileceği kuralı benimsenmiş olup, vergi ziyaı cezası kesileceğine dair bir hükme yer verilmediğinden, 2002 yılı ve sonraki yıllar için vergi ziyaı cezası kesilmesinin mümkün olmadığı, davacı adına düzenlenen ihbarname içeriği vergi ziyaı cezalarının 2002 ve sonrasında hukuka uyarlık, 2001 yılına ilişkin kısmında ise hukuka aykırılık bulunmadığı, davanın gecikme faizine ilişkin kısmının incelenmesinden; davacı adına düzenlenen ihbarnamede gecikme faizine yer verildiği, bir başka deyişle henüz tahakkuk etmeyen alacağın söz konusu olduğu, gecikme faizinin ise hesaplanabilmesi için tahakkuk eden alacağın varlığı gerektiği, tarh aşamasında gecikme faizi istenilemeyeceğinden davacı adına düzenlenen ihbarname içeriğinde yer alan gecikme faizlerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, dava konusu vergi ziyaı cezalarının 2002 ve sonraki yıllar için kesilen kısımları ile gecikme faizlerinin kaldırılmasına, karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Vergi Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezalarının 2002 ve sonraki yıllar için kesilen kısımları ile gecikme faizlerinin iptaline yönelik kısmının usul ve yasaya uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren başka bir neden bulunmadığından davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine, davacı tarafından 2001 ila 2020 yıllarına ilişkin tarh edilen bina vergisi, ek bina vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ve 2001 yılına ait vergi ziyaı cezasına ilişkin istinaf istemi yönünden ise; olayda, 27/08/1996 tarih ve 658 sayılı Belediye Encümen kararı ile, uyuşmazlık konusu taşınmazların otuz beş (35) yıllığına yap işlet devret modeli ile ihale sonucu davacı şirkete verilerek bu sürenin … tarih ve … sayılı Foça Belediyesi Encümen kararı ile otuz beş (35) yıldan kırk dokuz (49) yıllığına çıkarıldığı ve sözleşme yapıldığı ayrıca 19.10.1998 tarihinde davacının söz konusu taşınmazlar üzerinde intifa hakkı bulunduğuna dair tapuda şerh bulunduğu hususu dikkate alındığında, davacı adına intifa hakkı tesis edildiği için emlak vergisi mükellefi olduğu, buradan hareketle, 1319 sayılı Kanun'un 40. maddesinde ifade edildiği üzere, mükellefler tarafından sahibi oldukları taşınmaza ilişkin olarak emlak vergisi bildirimi yapılmaması halinde, söz konusu vergi ve cezalara ilişkin zamanaşımı süresinin bu durumun idarelerce öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlayacağı anlaşılmış olup, dava konusu taşınmazların davalı idarece kendi bünyesindeki işlemlerle yap işlet devret modeli çerçevesinde 1996 yılında davacıya devredildiği dolayısıyla idarenin bilgisinde olduğunun kabulü gerekeceğinden, 2016 ila 2020 yılları arasında tarh edilen bina vergisi, ek bina vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payında hukuka aykırılık bulunmadığı, 2015 yılı ve öncesi yıllara ilişkin tarh edilen bina vergisi, ek bina vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ve 2001 yılına ait kesilen vergi ziyaı cezasının zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle; 2016 ila 2020 yılları arasında tarh edilen bina vergisi, ek bina vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı yönünden davanın reddine ilişkin kısmı hakkında davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine, 2015 ve öncesi yıllarına tarh edilen bina vergisi, ek bina vergisi, taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına ait katkı payı ve 2001 yılına ait kesilen vergi ziyaı cezasına ilişkin kısma yönelik davacı istinaf başvurusunun kabulüne, anılan kısım hakkında verilen mahkeme kararının kaldırılmasına bu kısım yönünden davanın kabulune karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Taşınmaz malikinin davalı belediye olduğu, davalı ile imzaladıkları sözleşmenin kira sözleşmesi olduğu ve buna dayanılarak bina inşa edildiği, sözleşme sonunda bu yapıların davalıya bırakılacağı, davalı belediyenin emlak vergisinden muaf olduğu, taşınmazın 2. derece doğal sit alanında kaldığı ve kısıtlı olduğu, vergi hesabının nasıl yapıldığını bilmedikleri, arsa bedelinin vergi değerine dahil edilip edilmediği yönündeki itirazlarının değerlendirilmediği iddialarıyla kararın aleyhe olan kısmının bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyize konu kısmının ONANMASINA,
3.Temyiz isteminde bulunan davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca aleyhine onanan kısım üzerinden hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 14/03/2023 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.