Esas No
E. 2013/12818
Karar No
K. 2013/23746
Karar Tarihi
Karar Sonucu
BOZULMASINA
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

10. Hukuk Dairesi         2013/12818 E.  ,  2013/23746 K.

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2012/208-2013/18 Davacı, yersiz aylık tahakkuku ve yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işlemlerinin iptalini ve yaşlılık aylığının devam ettirilmesi gerektiğinin tespitini istemiştir. Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın reddine karar verilmiştir. Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

Terzilik mesleğinden dolayı 30.12.1972-20.04.1982 ve 22.03.1985-16.12.1992 tarihleri arası 6.134 gün 1479 sayılı Yasa kapsamındaki sigortalılık süresi ile, 720 gün askerlik borçlanma süresi üzerinden 01.09.2000 tarihinden itibaren bağlanan yaşlılık aylığı, yurtiçi sigortalılık süresinin 1977/7.ay-1985/9.ay ve 1985/11.ay-2010/6.ay arası dönemde Avusturya’da işçi olarak geçen çalışma süreleriyle çakıştığı, giderek geçerli olan 30.12.1972-30.06.1977 ve 01.10.1985-31.10.1985 tarihleri arası sigortalılık süresinin de, tahsis şartları açısından yeterli bulunmaması nedeniyle iptal edilmiş ve 01.09.2000-29.09.2010 tarihleri arası dönem için 48.815,40 TL asıl aylık ile 31.725,74 TL işlemiş faizin istenmesi üzerine eldeki bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Tahsiste dikkate alınan 30.12.1972-20.04.1982 ve 22.03.1985-16.12.1992 tarihleri arası 1479 sayılı Yasa kapsamındaki zorunlu sigortalılık süresinin, yurtdışı çalışma süreleriyle kısmen çakışması nedeniyle, çakışmaya konu olan döneme ait sigortalılığın iptaline yönelik kurum işlemi yerinde ise de; anılan döneme ilişkin prim borcu bulunmayan davacının, çakışan yurtiçi döneme ilişkin sigortalığın iptali nedeniyle meydana gelen fazla prim ödemesinin karşılık geldiği süre kadar 1479 sayılı Yasa kapsamında isteğe bağlı sigortalı sayılması mümkündür.

Şu halde yapılması gereken; geçerliliğine karar verilen sigortalılık süresi dışlanmak suretiyle, sigortalılığın iptali nedeniyle oluşan fazla prim ödemesi davalı Kurum’dan sorularak belirlenmeli, böylece belirlenecek fazla prim tutarının, aynı dönemdeki isteğe bağlı sigortalılık şartları çerçevesinde karşılık geldiği sigortalılık süresi, davalı Kurumdan sorularak veya uyuşmazlık çıkarsa bilirkişi incelemesi yaptırılarak saptanmalı, böylece tahsis koşullarının varlığı yeniden değerlendirilerek varılacak sonuca göre karar verilmelidir.

Öte yandan davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Yasanın 96.madde kapsamında bir değerlendirme yapılmaksızın karar tesisi de yerinde görülmemiştir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;

a)Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,

b)Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” hükmünü içermektedir.

Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın "yersiz ve yanlış ödemelerin tahsilini düzenleyen 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin kasıtlı kusurlu davranıştan veya Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmasına bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir.Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa, geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır. Belirtilen nedenlerle, 5510 sayılı Yasanın 96.maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gerekmektedir. Şu halde, anılan yasa maddesi hükmü dikkate alınarak kurumca istirdatı mümkün süre ve tutarı belirlenip sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek, eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istem halinde davacıya iadesine, 05.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
BOZULMASINA YARGITAYKARARI HUKUK Genel Hukuk K5510 md.96 K5510 md.121
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog