11. Ceza Dairesi
11. Ceza Dairesi 2023/5941 E. , 2023/10303 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan beraatine karar verilmiştir.
2.Yargıtay (Kapatılan) 15.Ceza Dairesi tarafından anılan hükmün; atılı suçunu unsurları itibarıyla oluştuğu gözetilmeden beraat kararı verilmesi ve uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle, bozulmasına karar verilmiştir.
3.Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2023 tarihli ve 2021/449 Esas, 2023/151 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155 inci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci, 53 üncü, 58 inci maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği özetle; yüklenen suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
III. GEREKÇE
1.Sanığın yargılama konusu güveni kötüye kullanma eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 155 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın sorgusunun yapıldığı 28.08.2014 tarihi olduğu ve bu tarihten hüküm tarihine kadar uzlaşma nedeniyle duran süre de dikkate alındığında 8 yıllık olağan zamanaşımı süresi gerçekleşmiş olduğu halde yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
IV. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Nazilli 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.03.2023 tarihli ve 2021/449 Esas, 2023/151 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.