10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/9998 E. , 2013/24106 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/664-2013/172 Dava, 1479 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1.) Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, taraflar vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.) 01.07.2000 – 31.12.2000 dönemi ile 11.01.2001 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanuna tabi tam gün üzerinden bildirimi yapılmış zorunlu sigortalılığı bulunan, 12.02.1991 – 31.05.2000 döneminde gelir vergisi, 21.03.1991 – 07.09.2005 tarihleri arasında meslek kuruluşu kaydı olan davacının 1479 sayılı Kanun hükümleri kapsamında davalı Kuruma herhangi bir tescil başvurusu bulunmamasına ve Kurumca da tescili gerçekleştirilmemesine karşın 26.06.1998 – 02.05.2000 döneminde sigorta prim ödemesinde bulunduğu anlaşılmakta olup 12.02.1991 gününden itibaren anılan Kanuna tabi zorunlu sigortalı olunduğunun tespitine ilişkin davada mahkemece yapılan yargılamada istem kısmen kabul edilerek 26.06.1998 tarihinden itibaren sigortalılık süreleri hüküm altına alınmıştır.
Davanın yasal dayanağı olan 1479 sayılı Kanuna 20.04.1982 günü yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 13. maddesiyle eklenen ek geçici 13. maddede, 1479 sayılı Kanun ve aynı Kanunda değişiklik yapan kanunlara göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olanların her türlü hak ve yükümlülüklerinin bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte başlayacağı belirtilmiş, 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde 22.03.1985 günü yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle, gerçek veya götürü usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar (vergi kaydı bulunanlar) veya esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı bulunanlar ya da kanunla kurulu meslek kuruluşunda usulüne uygun kaydı olanlar zorunlu sigortalı olarak kabul edilmiş, anılan madde 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4956 sayılı Kanunun 14. maddesiyle yeniden değiştirilerek zorunlu sigortalılık kapsamına yalnızca, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya basit usulde gelir vergisi yükümlüsü olanlar alınmış, gelir vergisinden bağışık tutulanlar yönünden ise Esnaf ve Sanatkâr Sicili ile birlikte aynı zamanda kanunla kurulu meslek kuruluşuna yöntemince kayıtlı bulunma koşulları getirilmiştir. 1479 sayılı Kanunda yapılan bu değişiklikler, değişiklikten önceki madde hükümlerinin öngördüğü koşullara sahip sigortalıların sigortalılıklarını sonlandırıcı etkiye sahip olmayıp bu kişilerin sigortalılık nitelikleri geçerliliklerini korumaktadır ve anılan düzenlemeler, yürürlük tarihinden itibaren sigortalılık niteliği kazananlar yönünden kayıt ve koşullar içermektedir. Başka bir anlatımla yeni düzenlemeler, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihlerden sonra ilk kez kayıt ve tescil edilecekler için uygulanmalıdır ki buna aykırı bir düşünce, yasaca ve hukukça kabulü olanaksız olan kazanılmış hakları ortadan kaldırmak niteliğindedir.
Ayrıca; vergi, kanunla kurulu meslek kuruluşu, esnaf ve sanatkârlar sicil memurluğu kayıtları zorunlu sigortalılığın dayanak belgeleri niteliğinde olup anılan kayıtlara sahip kişiler yönünden kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma olgusunun gerçekleşmesi durumunda zorunlu sigortalılık söz konusu olabilir. Başka bir anlatımla, yöntemince oluşturulmuş belirtilen kayıtların yokluğunda veya kayıtların varlığına karşın sözü edilen olgunun kanıtlanamadığı durumlarda zorunlu sigortalılıktan söz edilemez. Bununla birlikte, söz konusu kayıtların varlığına karşın Kurumca tescili gerçekleştirilmemiş kişilerce yapılan sigorta primi ödemesinin, zorunlu sigortalılık için tescil başvurusu olarak kabul edilmesi, buna göre prim ödeme tarihi öncesini de içerecek şekilde ve ek geçici 13. madde ile diğer anılan madde hükümleri ve yapılan yasal değişiklikler dikkate alınarak sigortalılık sürelerinin belirlenmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesinde, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği, duruma göre istem sonucundan daha azına karar verebileceği öngörülmüş, 31. maddesinde, hakimin, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında taraflara açıklama yaptırabileceği, soru sorabileceği, kanıt gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiştir.
Söz konusu yasal düzenleme ve açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde; öncelikle 6100 sayılı Kanunun anılan hükümleri kapsamında davacı vekilinden sorulmak suretiyle karar altına alınması istenilen sigortalılık süreleri başlangıç ve bitiş tarihiyle birlikte açıklıkla ortaya konularak uyuşmazlık konusu dönem netleştirilmeli, sonrasında, 26.06.1998 günü gerçekleşen ilk prim ödeme olgusu tescil başvurusu olarak benimsenip, bu kapsamda 24. ve ek geçici 13. madde hükümleri ile geçerli oda veya vergi kaydının varlığı karşısında, kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalıştığı kanıtlanan davacı 12.02.1991 tarihinden itibaren ve özellikle 1479 sayılı Kanunun ek 19. maddesi dikkate alınarak zorunlu sigortalı kabul edilmeli, 01.07.2000 günü sonrasına ilişkin olarak da talebin bulunduğu anlaşıldığı takdirde ise bu kez çakışan 506 sayılı Kanuna tabi zorunlu sigortalılık olgusu dikkate alınarak çekişme irdelenmeli, toplanan kanıtlardan elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. O halde, taraflar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. S O N U Ç : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının isteği durumunda davacıya geri verilmesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.