Esas No
E. 2023/569
Karar No
K. 2024/275
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T. C.

K A Y S E R İ

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

3. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/569

KARAR NO: 2024/275

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/12/2022

NUMARASI: 2021/858 Esas, 2022/979 Karar

DAVA: Ölüm Sebebiyle Açılan Maddi ve Manevi Tazminat
DAVA TARİHİ: 02.12.2021

İSTİNAF KARARININ

VERİLDİĞİ TARİH: 08.02.2024

YAZILDIĞI TARİH: 13.02.2024

Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/858 Esas, 2022/979 Karar sayılı kararına karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti:

Davacılar vekili, dava dilekçesinde özetle; Davalı ... 'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın ... tarihinde, ... Bulvarı istikametinden ... Caddesi'ni takiben ... Bulvarı istikametine seyri esnasında, ... Caddesi kavşağını kendisine kırmızı ışık yandığı esnada kırmızı ışığa rağmen geçmek isterken aracının ön kısımları ile ... Caddesi'ni takiben ... istikametine seyreden, ... idaresindeki ve yeşil ışıkta geçen ... plakalı aracın sağ arka kapı kısımlarına çarpması sonucu maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası gerçekleştiğini, ...’ın ... plakalı araçta yolcu olduğunu, kazanın gerçekleşmesinde herhangi bir kusurunun olmadığını, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı .... nezdinde ve ... plakalı aracın davalı ... nezdinde trafik sigortasının bulunduğunu, müteveffa ...’ın ... doğumlu olup, kaza anında 21 yaşında olduğunu, vefat nedeniyle babası ...ve kız kardeşleri ... ve ...’ın müteveffanın maddi ve manevi desteğinden mahrum kaldığını, müteveffa ...’ın kaza tarihinde genç yaşta olduğunu, kalıpçı inşaat ustası olarak çalıştığını, müteveffanın yakın çevresinde sevilen ve saygı duyulan beyefendi kişiliği ile hayranlık uyandıran bir kimse olduğunu, ölümünün uzak yakın herkesi büyük bir hüzne boğduğunu, müteveffanın annesinin küçük yaşta vefat ettiğini, babasının cezaevinde hükümlü olduğunu, kendisi cezaevindeyken oğlunun bu ani vefatının davacı ... 'ı üzdüğünü, ailenin söz konusu kaza nedeniyle oldukça mağdur durumda kaldıklarını, tüm davacıların büyük bir üzüntü duyduklarını, davalı sürücünün kaza sonrası umursamaz bir tavır sergilediğini, davacıların destekten yoksun kalma zararlarının karşılanması için dava öncesi davalı sigorta şirketine başvurduklarını ancak davalı sigorta şirketinin ödeme yapmadığını belirterek, davacı baba ... için şimdilik 100,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketinden temerrüt tarihinden ve diğer davalılardan haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte ortaklaşa ve zincirleme olarak tahsiline karar verilmesini, ölüm nedeniyle davacılardan baba ... için 150.000,00-TL, ... için 100.000,00-TL ve ... için 100.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte toplam yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalılar ... ve ...' dan ortaklaşa ve zincirleme olarak tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davanın esasa dahi girilmeden müvekkili yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, zira bu davalının ...'nin sahibi olduğunu, bu davalının kazaya karışan ... plakalı aracın maliki olduğunu ancak işleteni olmadığını, kazaya karışan aracın diğer davalı ...ya parça parça ama kesintisiz olmak üzere 6 aylığına kiraya verildiğini, bu davalının işleten sıfatı kalmadığından pasif husumet ehliyetinin olmadığını ve dava konusu zarardan da sorumlu olmayacağını, müteveffanın babası olan ...’ın hükümlü olup cezaevinde bulunduğunu, cezaevinde bulunan ve cezaevinde bulunduğu süre boyunca gideri olmayan bir kişinin destekten yoksun kalmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine diğer davacı iki kardeşin ise evli olup 29 ve 30 yaşlarında olduklarını, davacılar ile müteveffa arasında salt kan bağı olmasının destekten yoksun kalındığının ispatı için yeterli olmadığını, davacıların müteveffaya karşı olan ekonomik bağlılığını ispatlamaları gerektiğini, bu itibarla davacıların destekten yoksun kaldığı iddiasıyla maddi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, kazanın olduğu an itibariyle her iki aracın bulunduğu yolda da uyarı sinyal ışıkları şeklinde ışıkların yanıp söndüğünü, sarı yanıp sönen uyarı ışığına rağmen müteveffanın içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... idaresindeki aracın aşırı hız yaparak kavşağa yaklaşırken dahi yavaşlamaması sebebiyle işbu elim kazanın gerçekleştiğini, bununla birlikte müteveffanın içerinde bulunduğu aracın sürücüsünün ehliyetinin bulunmadığını, yine müteveffanın emniyet kemerinin takılı olmamasının müterafik kusur olarak değerlendirilmesi gerektiğini, kusur oranı saptanırken bu hususların gözetilmediğini ve hatalı kusur tespiti yapıldığını, bununla birlikte dava dilekçesinde müteveffanın yolcu olması sebebiyle hiçbir kusurunun bulunmadığı iddia edilmişse de müteveffanın araç şoförünün ehliyetsiz olduğunu bilmesine rağmen araca binmiş olması ve emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle tazminatta indirime gidilmesi gerektiğini, davalının manevi zararlar açısından da muhatap olmadığını zira kaza nedeniyle kendisine atfedilebilecek hiçbir kusur söz konusu olmadığını, manevi zararlardan da kazaya kusuru ile sebebiyet veren diğer davalının sürücü ve işleten sıfatıyla sorumlu olduğunu, kazayla ilgili kusuru bulunmayan ve husumet yöneltilemeyecek müvekkilinin manevi tazminat yönünden sorumlu olmayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı .... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkili mahkemede açılmadığını, İstanbul Anadolu Mahkemeleri'nin yetkili olduğunu, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddinin gerektiğini, davacının dava açmadan önce Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca başvuru yaparken sunması gereken belgelerin tamamını sunmadığını, davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olup, kaza sonrası kamu görevlileri tarafından tutulan kaza tespit tutanağında sigortalı sürücüye kusur atfedilmediğini, davacı ...’ın cezaevinde olduğunu, dolayısı ile müteveffadan destek göremeyeceğini, diğer davacıların ise müteveffanın yetişkin kardeşleri olup, destek paylarının olmadığını, müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeni ile hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaştırma var ise bu hususun re’sen gözetilmesi gerektiğini, davalının dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediği için aleyhinde yarılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmemesi gerektiğini ve faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmadığını, bu nedenle davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava tarihinden önce Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca yaptığı başvurunun usulüne uygun olmadığını, belgelerin eksik olduğunu, bu nedenle de davanın dava şartı yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminat hesabının aktüeryal yönteme göre yapılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’ne sevk edilmesi gerektiğini, müteveffanın davacıya desteğinin bulunup bulunmadığı hususunun araştırılması gerektiğini, müteveffanın gelirinin belge ile ispatlanması gerektiğini, aksi takdirde asgari ücretin esas alınmasının gerektiğini, müteveffanın yolcu olduğu karşı aracın şoförünün ehliyetsiz olduğunu ve müteveffanın emniyet kemeri kullanmadığı dikkate alınarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma olması durumunda, davanın hiçbir araştırmaya gerek kalmadan reddinin gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olması, ayrıca faizin yasal faiz olması gerektiğini, faiz türünün de yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Davacı ...'ın davalılar ...., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 456.701,81-TL destekten yoksun kalma tazminatından desteğin gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kişinin aracına binmiş olması nedeni ile Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca taktiren %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılarak neticeten 365.361,44-TL maddi tazminatın davalı .... ve davalı ....'nin ZMMS poliçelerinin ölüm-sakatlık teminat limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan 28/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları, davalı ...'nın ise trafik kaza tarihi olan 04/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ...'ın davalılar ...., .... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ve hükmedilen tazminata reeskont faizi işletilmesine yönelik isteminin reddine, davacı ...'ın davalı ...hakkındaki maddi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan reddine, davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 100.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL ve davacı ...için 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 04/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak ayrı ayrı bu davacılara verilmesine, davacıların davalı ...hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davalarının pasif husumet yokluğundan reddine dair karar verildiği görülmüştür.

Taraflarca İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: A-) Davacılar vekili, yasal istinaf süresi içinde verdiği istinaf dilekçesi ve ek istinaf dilekçesinde özetle; Davacılar murisinin sürücü belgesi olayan sürücünün kullandığı araca bindiği gerekçesiyle %20 müterafik kusur indirimi yapılmasının yerinde olmadığı, maddi tazminatların tam olarak kabul edilmesi gerektiği, manevi tazminat taleplerinin oldukça makul miktarlarda istendiğini genç yaşta kaybedilen desteğin kaybı nedeniyle manevi tazminatların tam olarak kabul edilmesinin uygun olacağını, davacıların reddedilen tazminat talepleri bakımından davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken her bir davacı bakımından ayrı ayrı ret vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu belirtilmiştir.

Ayrıca ek istinaf dilekçesinde, davalı ... adına kayıtlı kazaya karışan aracın, dava dışı ... firmasına kiralandığı, davalı ... yönünden işleten sıfatı bulunmadığı ve bu suretle pasif husumet yokluğu gerekçesiyle davanın ... yönünden reddine karar verildiğini, ancak ...'ın araç işleten sıfatının mevcut olması nedeniyle ret kararının yerinde olmadığını, diğer aleyhe hususlar gibi bu yönden de kararın kaldırılması gerektiğini, davalı ... ile rent a car şirketi arasında yapılan yalnızca kira sözleşmesinin varlığına dayanılarak sorumluluğunun bulunmadığının kabulünün hukuka aykırı olduğunu, dosyada sunulu bulunan ... plakalı aracın sigorta poliçesinin davalı ...adına ve sorumluluğunda olduğunun görüldüğünü, Yargıtay kararında belirtilen kıstaslar değerlendirildiğinde ruhsat sahibi davalı ...'ın sigorta yükümlülüklerine katlanmış olmasının, aracın ekonomik sorumluluğunun tamamen kiracıya bırakılmadığının ve bu suretle uzun süre kiralanmadığının en büyük delillerinden olduğunu, sorumluluğun belirlenmesi açısından aracın uzun süreli kiralanmasının kabulü için şartların oluşup oluşmadığının değerlendirilip araştırılması gerektiğini, dosyada sigorta poliçesi, kiralama süresi gibi unsurlar dikkate alındığında uzun süreli bir kiralamanın söz konusu olmadığını, davalı ...açısında da sorumluluğunun bulunduğunun sabit olduğunu, bu nedenlerle müvekkilinin aleyhine reddedilen bölümlerin kaldırılarak ...açısından da sorumluluğa hükmedilmesi gerektiğini, açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının müvekkili aleyhine reddedilen bütün kısımları açısından kaldırılarak davanın tamamen kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

B-) Davalı ... vekili, süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun kusur sorumluluğu olmasına rağmen, müşterek müteselsil sorumluluk atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Kabul anlamına gelmemek kaydıyla; her halükarda sigortalı araç sürücüsüne atfedilen %20 kusur oranında tazminatın, vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken müşterek ve müteselsil sorumluluk atfedilmesinin, her durumda tahsilde mükerrerliğe ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını, müvekkilinin hiçbir şekilde sorumluluğu bulunmadığından davanın esastan reddi gerekirken, hatalı incelemeyle hazırlanan raporun hükme dayanak alınmasının hatalı olduğunu, KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışının bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminatın her halükarda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, kaza sonrası kamu görevlileri tarafından tutulan ve kaza tespit tutanağına göre sigortalı sürücüye kusur atfedilmediğini, tutanağa göre bu kazanın oluşumunda sisürücü ...'nın 2918 sayılı KTK’nın 57/1-c maddesinde belirtilen anayoldan gelen araca ilk geçiş hakkını vermediğinden tamamen kusurlu olduğunun belirtildiğini, krokiye göre her iki kavşak kolunun da bölünmüş yol olduğunu, sürücü ...nın ifadesinde hızının 60-70 Km/s olduğunu belirtmiş olup tutanağa göre kaza yerinde hız sınırının 50 Km/s olduğunu, dolayısıyla sürücü ...'nın hız sınırını da ihlal ettiğini, dava konusu olayda sürücü ...'nın, aracıyla seyrederken diğer araca ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken vermeyip mevcut aşırı hızıyla frensiz şekilde gelip bu araca çarptığından olayda kazanın oluşmasına neden olduğunu, sorumluluğa esas alınacak kusura bakıldığında sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu anlaşıldığından, sigorta şirketinin kusur sorumluluğu bulunmadığından bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faizin hesaplamaya esas alınması gerekirken progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu, TRH 2010 ve 0 teknik faiz esas alınarak yapılan hesaplama esas alınarak hükmedilen toplu tazminat tutarının yatırıma yönlendirilmesi durumunda, enflasyondan daha yüksek oranda getiri elde edilebildiğini, bu durumun ise, zarar görenin zenginleşmesine, davalı sigorta şirketinin ise fakirleşmesine sebebiyet vereceğinden, Sigorta Hukukunda yer alan zenginleşme yasağı ile de çeliştiğini, bu nedenlerle prograsif rant yöntemine göre yapılan hesaplamaya göre kurulan ara kararın kaldırılmasını ve itirazları doğrultusunda TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu ve %1,8 teknik faiz uygulanarak hesaplama yaptırılmasını talep etmiştir.

C-) Davalı Sompo Sigorta A.Ş. vekili, süresinde verdiği istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalı sürücüsü olan ...'nın %80 kusur oranı dikkate alınarak hesaplanması gerekmekte iken %100 kusur oranı dikkate alınarak müşterek ve müteselsilen karar verilmesinin son derece hatalı ve hukuka aykırı olup kararın kaldırılması gerektiğini, konu uyuşmazlığın poliçe tanzim tarihi olan 08.02.2021 tarihi itibariyle yeni genel şartlara tabi olduğu halde çok hatalı bir şekilde TRH tablosu ve Progresif Rant yöntemi dikkate alınarak hesaplama yapılmasının da son derece hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, TRH tablosu ve %1,8 Teknik Faiz kullanılarak yeniden tazminat hesabı yapılması gerektiğini, Anayasa Mahkemesi'nin ilgili kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, bu sebeple kararın kaldırılarak öncelikle davanın reddine karar verilmesini, aksi halde ise TRH tablosu ve 1,8 teknik faiz dikkate alınarak tazminat hesabı yapılmasını talep ettiklerini, %0 Teknik faiz ile hesaplama yapılmasını kabul etmediklerini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe: Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin değerlendirilerek incelemeye alınabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur. Bu maddede sayılan koşullardan birinin mevcut olmaması halinde istinaf başvurusunun usulden reddedilmesi gerekir. Bu şartlar kamu düzeninden olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınmaktadır. İstinaf talebine konu eldeki dosya kapsamı incelendiğinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesinde sayılan ön inceleme koşullarında herhangi bir eksiklik bulunmadığı, davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı .... vekilinin istinaf başvurularının ön inceleme bakımından kabul edilebilir olduğu ve inceleme aşamasına geçilmesi gerektiği tespit edilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, incelemesini kamu düzenine ilişkin hususlar hariç olmak üzere istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplere bağlı olarak yapması gerektiği hususu düzenlenmiştir.

HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı .... vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde; İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Davacı ...'ın davalılar ...., ... ve ... hakkındaki maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 456.701,81-TL destekten yoksun kalma tazminatından desteğin gerekli sürücü belgesine sahip olmayan kişinin aracına binmiş olması nedeni ile Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca taktiren %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapılarak neticeten 365.361,44-TL maddi tazminatın davalı .... ve davalı ....'nin ZMMS poliçelerinin ölüm-sakatlık teminat limiti ile sınırlı ve temerrüt tarihi olan 28/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sorumlu olmaları, davalı ...'nın ise trafik kaza tarihi olan 04/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşulu ile bu davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ...'ın davalılar ...., .... ve ... hakkındaki fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin ve hükmedilen tazminata reeskont faizi işletilmesine yönelik isteminin reddine, davacı ...'ın davalı ... hakkındaki maddi tazminat davasının pasif husumet yokluğundan reddine, davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile davacı ... için 100.000,00-TL, davacı ... için 50.000,00-TL ve davacı ... için 50.000,00-TL manevi tazminatın trafik kaza tarihi olan 04/05/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak ayrı ayrı bu davacılara verilmesine, davacıların davalı ... hakkındaki fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine, davacıların davalı ... hakkındaki manevi tazminat davalarının pasif husumet yokluğundan reddine, dair karar verilmiştir.

Bilindiği üzere, trafik kazasında sürücünün kusurlu olması halinde zarar gören zararını 6098 sayılı TBK'nun 49. ve 53. maddeleri uyarınca sürücüden isteyebilir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi uyarınca bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibi bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur. Aynı Kanun md. 3 uyarınca aracın maliki işleten sayıldığından araç malikinden de maddi ve manevi zararın tazmini talep edilebilir. Öte yandan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında, sigortacı poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği, düzenlenmiştir. Dolayısıyla davacının, maddi zararını ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ....'den ve ... plaka sayılı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı ....'den isteme hakkı da vardır.

Kural olarak 6098 sayılı TBK'nın 74. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilen kararlar hukuk hakimi bakımından bağlayıcı değildir. Ancak, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir, ceza mahkemesince fiilin hukuka aykırılığına yönelik kesinleşen maddi olgular hukuk hakimi bakımından da bağlayıcı olup, taraflar yönünden de kesin delil niteliği taşımaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 17/09/2008 Tarih, 2008/4/564 Esas, 2008/536 Karar). Dava konusu trafik kazası bakımından taksirle öldürme suçundan ceza davasının görüldüğü Kayseri 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2021/447 Esas, 2021/647 Karar sayılı dosyasında sanıklar Ahmet Tarık Talaslı ve Murat Gündüz hakkında verilen hapis cezalarının Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi, 3. Ceza Dairesi'nin 2021/2245 Esas, 2022/328 Karar sayılı esastan ret ve düzelterek esastan ret kararlarıyla 22/02/2022 tarihinde kesinleştiği dosya arasındaki ceza dava dosyasının incelenmesinden anlaşılmıştır.

Somut olayda; ... günü saat 01.20 sıralarında davalı sürücü ...sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobil ile ...Caddesi üzerinden ...Bulvarı istikametinden ...Bulvarı istikametine seyir halinde iken olay mahalli sinyalize kavşaktan kendisine hitaben yanan kırmızı fasılalı ışıkta geçiş yaptığı sırada, aracının ön kısmıyla, seyrine göre solundan ...Caddesini takiben kavşaktan kendisine hitaben yanan sarı fasılalı ışıkta geçiş yapan dava dışı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobilin sağ arka kapı kısmına çarpması sonucu, dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Davalı sürücü ...sevk ve idaresindeki otomobil ile meskun mahalde seyri sırasında kendisine hitaben kırmızı fasılalı ışığın yandığı olay mahalli kavşağa geldiğinde, kırmızı fasılalı ışığı dikkate alarak durması, gerekli ve yeterli kontrolleri yapması, gelen araçların hız ve yakınlığını dikkate alarak uygun zamanda kavşağa girmesi, seyir istikametine göre yolun solundan seyreden otomobile ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyip sol tarafından gelen otomobile rağmen hatalı biçimde ve hızlı seyirle kavşağa girmesiyle, ilk geçiş hakkını bırakmadığı otomobile çarpması sonucu meydana gelen olayda % 80 (Yüzde seksen) oranında kusurludur. Dava dışı sürücü ...sevk ve idaresindeki otomobil ile seyri sırasında olay mahalli kavşağa yaklaştığı esnada kendisine hitaben yanan sarı fasılalı ışığı dikkate alarak seyrini kontrollü ve müteyakkız sürdürmesi gerekirken buna riayet etmeyip seyir hızıyla tedbirsizce kavşaktan geçişi sırasında seyrine göre sağından kavşağa giren otomobil ile çarpışması sonucu meydana gelen olayda % 20 (Yüzde yirmi) oranında kusurludur.

İlk derece mahkemesince de aynı şekilde kabul edilen yukarıdaki kusur oranları gerek hukuk dosyası kapsamı ve olayın gelişim şekli gerekse kesinleşen ceza dosyası kapsamında alınan kusur raporuyla uyumlu olduğundan davalı .... vekilinin kusur oranı bakımından yaptığı istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Diğer taraftan, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı ....'nin sigortalısı ... plaka sayılı aracın sürücüsü ve davalı ....'nin sigortalısı ...plaka sayılı aracın sürücüsünün her ikisinin de kusuru olduğundan müteselsil sorumluluk ilkesi uyarınca davacı ...'in maddi zararından her iki davalı sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu tutulmaları doğru olup aksi yöndeki davalılar istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ve reddedilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2020/8835, K:2021/2355 sayılı kararındaki açıklamalar da nazara alındığında; davacı için, TRH 2010 yaşam tablosuna göre muhtemel bakiye ömrün belirlenmesi ve bilinmeyen/işleyecek devre hesabı yapılırken, bilinen son gelirin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi yönteminin kullanılması doğru olup davalıların, hesaplamada prograsif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğu ve %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminatın hesaplanması gerektiği yönündeki istinaf itirazı haklı bulunmamıştır.

Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılması gerekir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52.maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.

Dosyadaki belge ve bilgilerden, davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün ehliyetine geçici olarak el konulduğu için kaza tarihinde ehliyetsiz olduğu anlaşılmakla ve ayrıca ölen desteğin bu durumu bilmediği yönünde bir istinaf itirazı bulunmadığına göre mahkemece, davacı desteğinin ehliyetsiz araç sürücüsünün kullandığı araçta seyahat ederken ehliyetsiz olduğunu bilebilecek durumda olduğu kabulüyle %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması doğru olup davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. (Benzer hukuki uyuşmazlıklarda Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E:2021/15589, K:2022/7479 sayılı, 4. Hukuk Dairesi’nin E:2021/3388, K:2021/9750 sayılı kararlarında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.) 6098 sayılı TBK'nun 56 maddesi gereğince; hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İBK gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ölenin olay tarihindeki yaşı, davalıların kusur durumu, davacılar ile ölenin yakınlıklarının derecesi, davacıların duymuş olduğu elem, üzüntü ve yıpranmanın giderilmesi ayrıca gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiğinden, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü, manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacılar yönünden hükmedilen manevi tazminat miktarlarının uygun olduğu sonuç ve kanaatine varılmış dolayısıyla da davacılar vekilinin manevi tazminatların az takdir edildiği bakımından yaptığı istinaf itirazının haklı olmadığı değerlendirilmiştir.

Gerek doktrinde gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kayıt malikinin veya kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. Ancak bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek nitelikte ve güçte olması, özellikle zarara uğrayanların haklarını halele uğratacak bir sonuç yaratmaması şartı aranmakta ise de, sözleşmenin noter aracılığıyla yapılması şartı aranmamaktadır. (Benzer bir hukuki uyuşmazlıkta Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin E:2016/9032, K:2019/3568 sayılı kararında da aynı yönde kabul ve açıklamalara yer verilmiştir.) Somut olayımızda kazaya karışan ... plaka sayılı aracın trafik kaza tarihi olan 04/05/2021 tarihi itibarı ile davalı ...adına trafikte kayıtlı olduğu, ...ve ... tarihli kira sözleşmeleri ile bu aracın davalı ... tarafından dava dışı ...) ...'yla uzun süreli olarak kiralandığı anlaşılmaktadır.

İlk derece mahkemesince celp olunan KABİS kayıtları ve ayrıca Kayseri İl Emniyet Müdürlüğünün 03/10/2022 tarihli yazısının ekindeki 28/09/2022 tarihli rapor bu durumu doğrulamaktadır. Ayrıca sigorta poliçelerinin ilgili mevzuat gereği araç malikinin adına kesilmesi tek başına uzun süreli kiralama bulunmadığını kabule yeterli değildir. Buna göre; yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında davalı ... yönünden işleten sıfatı bulunmadığından maddi ve manevi tazminat davalarının pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi doğru olup davacılar vekilinin aksi yöndeki istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

Davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine vekalet ücreti taktir edilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, ilk derece mahkemesince her bir davacı lehine hükmedilen manevi tazminat için kendisini vekille temsil ettiren her bir davacı lehine AAÜT gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, yine her bir davacı yönünden kısmen reddedilen manevi tazminat miktarı için ise karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 10/2.maddesi uyarınca kendisini dava ve duruşmalarda vekille temsil ettiren davalı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olup reddedilen kısım bakımından davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki davacılar vekili istinaf itirazının da yerinde olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesinde belirtilen koşulların varlığı halinde, incelenen ilk derece mahkemesine ait dava dosyasındaki kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması durumunda istinaf incelemesi sırasında istinaf talebinin esastan reddine karar verileceği düzenlenmiştir. Bu durum istinaf incelemesi sırasında duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller kapsamında yer almaktadır.

Hal böyle olunca yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı, davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ...vekilinin istinaf başvuruları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin karar verilmesi gerektiği anlaşılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)

1.) Davacılar, davalı .... ve davalı ....'nin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2.) a-) Davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 247,70 TL harcın davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, b-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar .... ve ....'den alınması gerekli 24.957,84 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından istinaf başvurusu sırasında davalılar .... ve .... tarafından peşin yatırılan toplam 12.479,92 TL'nin mahsubu ile bakiye 12.477,92‬ TL istinaf karar harcının davalılar .... ve ....'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, davalılarca istinaf başvurusu sırasında yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harçlarının da Hazineye irat kaydında,

3.) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

4.) Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

5.) Taraflarca istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,

6.) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliğ işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,

Dair, tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK md. 361/1 uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay 4. Hukuk Dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.