11. Ceza Dairesi
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/172
- Karar No
- 2023/9241
- Karar Tarihi
- 30.11.2023
- Dava Türü
- Ceza
- Hukuk Alanı
- Ceza Hukuku - Dolandırıcılık
- Karar Sonucu
- BOZULMASINA
11. Ceza Dairesi 2021/172 E. , 2023/9241 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 Tarihli ve 2015/394 Esas, 2015/699 Karar Sayılı Kararı ile Sanıklar Hakkında
1.Resmi belgede sahtecilik suçlarından, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi ile infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2.Katılan ...’a karşı hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi ile infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık temyiz dilekçesinde özetle; "sahtecilik bakımından benim beyanlarımda inkar yoktur, katılanlar bundan haberdardır, alınan unları satmadım, evime götürmedin, unlar katılan ...’in üzerine kayıtlı fırında kullanılmıştır. Borcu ödemeyerek bu yola başvurdular, dosyada daha açık beyanlarım bulunmaktadır." şeklinde ifadeyle mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.İddianamede özetle; Katılanların beyanlarına, sanık savunmasına, uzmanlık raporlarına ve dosya kapsamına göre sanığın toplamda 9 adet senedi katılanların bilgisi ve rızası dışında farklı tarihlerde bir suç işleme kararının icrası kapsamında bu senetleri düzenleyip kullandığı ve katılan ...'ye tehdit ve hakaret içerikli mesajlar çektiğinden bahisle tehdit, hakaret ve zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçlarından cezalandırılması istenmiştir.
2.Sanık özetle; katılan ...'nün dayısı, katılan ...'in de...nün eşi olduğunu, tamamı kendisine ait ekmek fırınına ekonomik sıkıntı nedeni ile katılan ... ortak olmayı kabul edince katılan ...'i fırının yarı hissesine ortak ettiğini, bir müddet sonra ...nün fırının tamamını istediğini, sanığın 20.000,00 TL karşılığında kendi hissesini de ona verdiğini,...nün borçları kabul ederek fırını almayı kabul ettiğini,...nün verdiği sözün aksine borçlarını ve sanığın parasını ödemediğini,... adlı iş yerine 500 çuval un karşılığında verilmiş olan senetlere sanığın ve ...'in isimlerinin açıldığını, bu isimleri pazarlamacının yazdığını, sanığın bu senetlere kendisi ve ...'in yerine imza attığını, suçsuzluğunu ve beraatini savunmuştur.
3.Katılanlar özetle; katılan ...'nün yeğeni olan sanığın fırının ortak olarak 12.08.2013 - 11.10.2013 tarihleri arasında işlettiklerini, sonrasında fırını katılanların işlettiğini, sanığın yetkisi olmadığı halde, katılanların bilgisi ve izni olmadan senetler düzenleyerek kullandığını, katılan ...'ye tehdit ve hakaret içerikli mesajlar attığını beyan etmişlerdir.
4.Mahkemece tehdit suçundan beraat, hakaret ve resmi belgede sahtecilik suçlarından ise yukarda açıklandığı şekilde ayrı ayrı mahkûmiyet kararları verilmiştir. IV. GEREKÇE
A. Hakaret Suçu Yönünden
1.Sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği tehdit ve hakaret suçlarından kamu davaları açıldığı, her ne kadar sanığın hakaret eylemi uzlaşma kapsamında olup soruşturma aşamasında uzlaşma teklifi yapılmış ise de bu tarihte tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmaması ve hakaret ile tehdit suçlarının birlikte işlenmesi nedeniyle soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğu, tehdit suçundan beraat kararı verilerek kesinleştiği anlaşılmakla 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri uyarınca, sanığın üzerine atılı hakaret suçundan uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun karar yerinde değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2.Sanığa isnat edilen ve üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren hakaret suçundan dolayı kurulan hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddenin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği nedenleriyle kurulan hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçu Yönünden
1.Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında, önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği ve rızanın açık veya zımni olabileceği, eldeki somut olayda; sanığın sahte senetleri katılanların bilgisi ve rızası dışında katılanlar yerine imzaladığının iddia ve kabul edildiği, sanığın dosyadaki savunma dilekçesinde "unu fırına alışından katılan ...'nün haberdar olduğu, fırına unları zaten kendisinin aldığını, tüm senetleri de kendisinin imzaladığını, o zaman sorun olmadığını çünkü unların paralarını ödediklerini, katılanın fırını kendisi işletmeye başlayınca parayı ödeyemediğinden, un parasını ödememek için Mahkeme'ye başvurduğunu, unların katılanın ortağı olduğu fırına verildiğini, verilmeyen 20 çuval unun parasını da kardeşinden katılanın aldığını, katılanın unlardan haberdar olduğunu" savunduğu, katılan ...'in bu senetler karşılığında unların bir kısmının ortak olduğu fırına teslim edildiği ancak bir kısmını sanığın aldığı yönünde beyanda bulunduğu, sanığın tanık dinletmek istediği ancak Mahkemece reddedildiği hususlarının anlaşılması karşısında; katılanlardan ve sanıktan, ortak işlettikleri fırın için alınması gereken un ve sair malzemelerin ortaklıkları döneminde nasıl alındığı, karşılığı ödemenin nasıl yapıldığı, bu amaçla senet düzenlenip düzenlenmediği, düzenlenmiş ise senedi kimin adına imzaladığı, katılanların senetlerden habersiz iseler bu senetlerin karşılığı olan unların teslim alıp almadıklarının ve katılan ...'nün beyanında geçtiği üzere atılı suça konu senetlerden ikisini ne sebeple ödediğinin, ayrıca katılanlardan ve sanıktan, evvelce sanık tarafından katılanlar adına imzalanıp da ödenmiş senet olup olmadığı hususları sorulup, sanığın gösterdiği tanıklar da dinlenip, katılanların senetlerin sanık tarafından bu şekilde düzenlenmesine önceden açık ya da zımni rızaları olup olmadığı, şayet katılanların önceden verilmiş rızalarının varlığı halinde suç kastının oluşmayacağı gözetilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumu değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile karar verilmesi,
2.Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, bu suçun mağdurunun da yukarıda belirtildiği üzere kamu olması nedeni ile somut olayda salt sanığın gerçek iki ayrı şahıs adına sahte senet düzenlediğinin ileri sürülmesi nedeni ile zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, birden çok gerçek kişi aleyhine sahte belgenin düzenlenmesi olgusunun TCK'nin 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için sahte senetlerin farklı zamanlarda düzenlenmiş ya da farklı zamanlarda kullanılmış olmaları gerektiğinin anlaşılması karşısında; atılı suça konu senetlerin farklı zamanlarda düzenlenmiş ya da farklı zamanlarda kullanılmış olup olmadığı araştırılarak neticesine göre sanığın hukuki durumu değerlendirilmesi gerekirken, eksik araştırma ile 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Hakaret ve Resmi Belgede Sahtecilik Suçları Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Rize 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2015 tarihli ve 2015/394 Esas, 2015/699 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.11.2023 tarihinde karar verildi.