4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- ANTALYA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2023/471
- Karar No
- 2024/38
- Karar Tarihi
- 16.01.2024
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- İcra İflas Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
ANTALYA
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Davalı tarafından Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, ... ... .... ...'na ait ... TL bedelli ... vadeli ... nolu çeki tahsil edemediği ve çekin arka yüzünde müvekkilinin isminin bulunması sebebiyle takibi müvekkiline yönlendirdiğini, çek üzerinde ciranta olarak gösterilen müvekkili davalı şirketle hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını, çekte bulunan ciranta ... ... ile de hiçbir ticari ilişkisi bulunmadığını ve çek üzerindeki imzanında müvekkiline ait olmadığını, imza sirkülerinden de imzanın sahte olduğunun görüldüğünü, davalının basiretli tacir sıfatı ile hareket etmediğini, imzanın müvekkiline ait olmadığını bilerek hareket eden ve icra takibi yapan davalı şirket aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekte yer alan ciro zinciri incelendiğinde davacı ...'ın hem çeki düzenleyen ... ...'ya hem de kendisinden sonraki ciranta ... ...'a husumet yöneltmesi gerektiğini, aksi takdirde davanın kötü niyetli olduğunu, davanın mahiyeti gereği arabulucuya tabi olduğunu, arabuluculuk şartının gerçekleşmediğini, Antalya ... İcra Hukuk Mahkemesinde imzaya itiraz davası açıldığını akabinde huzurdaki menfi tespit davası açıldığını, bilindiği üzere birbirinden farklı iddialara dayanılmadığı ve herhangi bir yeni delil kazandırılmadığından hem imzaya itiraz hem de menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, dava konusu çek dışında bir adet çek daha verildiğini ve çekin ödenmediğini, ... ... ... ... şubesinden söz konusu çekin istenmesini talep ettiklerini, ... ... ve diğer şahısların sahte imzalarla araç alım fiilini gerçekleştirip iki adet çek verip ilk çeki ödeyip ikinci çeki ödemediğini icra takibi akabinde de alacaklı tarafından Antalya CBS'nin .../... soruşturma numaralı dosyasıyla şikayetçi olunduğunu belirterek davacının haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli açmış olduğu davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava İİK'nun 72 maddesi gereği menfi tespit davasıdır.
Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ..., borçluların ... ..., ... ... ve ... olduğu, ... tarih ... seri nolu ... TL çeke dayalı olarak ... TL asıl alacak, ... TL %10 tutarında çek tazminatı ve ... TL avans faizi olmak üzere toplam ... TL alacak için başlatılan kambiyo senetlerine mahsus takip dosyası olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce davacı ...'ın dava konusu senede ilişkin imza örnekleri ve beyanlarının alınması için ihtaratlı isticvap davetiyesi çıkarılmış ve çıkartılan davetiyeye rağmen belirlenen gün ve saatte davacı mahkememizde hazır bulunmamıştır.
HMK 171/1. Madde: "İsticvabına karar verilen kimseye bizzat davetiye gönderilir ve belirlenen gün ve saatte isticvap olunmak üzere hazır bulunması gerektiği belirtilir. Davetiyede, ayrıca, isticvap konusu vakıalar gösterilir; ilgili tarafın geçerli bir özrü olmaksızın gelmediği veya gelip de sorulara cevap vermediği takdirde, isticvap konusu vakıaları ikrar etmiş sayılacağı ihtarı da yapılır." Sahtelik incelemesi başlıklı Madde 211. "...İsticvap için mahkemeye davet edilen taraf, belirtilen günde hazır bulunmadığı takdirde, inkâr etmiş olduğu belgedeki yazı veya imzayı ikrar etmiş sayılır; bu husus kendisine çıkartılacak davetiyede ayrıca ihtar edilir...." denilmektedir.
HMK'nın 211. maddesinde yer alan ve imza incelemesi konusunda getirilen bu sıraya uyulması zorunludur. Buna göre hâkim imzayı inkâr eden tarafın isticvap edilmesine karar verdiği hâlde, bu davete icabet edilmemesi imzanın ikrar edilmiş sayılması sonucunu doğuracak ve bilirkişi incelemesi yapılmasına ihtiyaç kalmayacaktır." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/19-925 K. 2021/734 T. 10.6.2021).
Uyuşmazlık; Antalya Genel İcra Dairesinin .../... Esas sayılı takip dosyasında takibe konu çek yönünden, çek üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı ve davacının davalıya borcunun bulunup bulunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir.
Kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer, davalının dayandığı hukuki ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Davalı alacaklı varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiden kendi lehine çıkar sağlamak durumunda olduğundan, bu ilişkinin varlığının borçlu tarafından inkar edilmesi halinde, ilişkinin mevcudiyetini ispat etmek davalı alacaklıya düşer. Fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer .
Kambiyo senetlerine dayalı olarak başlatılan takiplerde imzaya itiraz konusuna değinmek gerekirse, bu husus 2004 sayılı İİK’nın 170. maddesinde düzenlenmiş, bu maddenin üçüncü fıkrasında icra mahkemesince incelemenin aynı Kanun’un 68/a maddesinin dördüncü fıkrasına göre yapılacağı açıklanmıştır.
İİK'nın 68/a maddesinin 4. fıkrasında ise, "...imza tatbikinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309. maddesinin 2, 3 ve 4. fıkraları ve 310, 311 ve 312. maddeleri hükümleri uygulanır." hükmü yer almaktadır. Bu hüküm uyarınca HMK'nın yürürlük tarihinden sonra 6100 sayılı HMK'nın 208, 211 ve 217. maddelerine göre imza incelemesi yapılması gerekmektedir. İmza incelemesine dair ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve 2017/12-2692 E., 2019/1003 K. sayılı kararında da benimsenmiştir.
Tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı alacaklının davacı borçlu hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla Antalya Genel İcra Müdürlüğü'nün .../... E. sayılı dosyasında başlattığı takibin ... TL asıl alacak ile ... TL çek tazminatı bedeline ilişkin olduğu, ... günlü ... seri nolu ... TL bedelli çekin takibin dayanağını oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Davacı vekili dava konusu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını ileri sürerek sahtecilik iddiasında bulunmuş ise de; davacı asile çıkartılan isticvap davetiyesine rağmen mahkememizde hazır bulunmadığından isticvap konusu ... ... ... ...'ya ait ... TL bedelli ... vadeli ... seri nolu çek üzerindeki imzayı ikrar etmiş sayıldığından davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın REDDİNE,
2.Alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan ...TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan ... TL harcın karar kesinleştikten sonra talep halinde davacıya İADESİNE,
3.Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6.Davalı taraf kendini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunana AAÜT gereği ...-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine
7.Davacı tarafça yatan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde UYAP üzerinden kontrolü de sağlanarak davacı tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ... ... ... ... ile davalı vekili Av. ...'nin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 6100 Sayılı Kanunun 345.maddesi gereğince 2 hafta içerisinde ilgili İstinaf Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile İstinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)