10. Hukuk Dairesi
10. Hukuk Dairesi 2013/12363 E. , 2013/25073 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2012/302-2013/76 Dava, ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
İşveren Mes-Tur Proje Org. İnş. Taah. San. Tur. Ltd. Şti.’nin üst düzey yöneticisi olduğu iddiasıyla, 2002/10’uncu aya ilişkin prim borçlarının tahsili amacıyla, 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takip kapsamında davacıya ödeme emri gönderilmesi üzerine; davacı, açtığı işbu dava ile; söz konusu ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini istemiş, Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 7’nci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanun’un 80’inci maddesi; prim borçlarından dolayı tüzel kişilerin üst düzey yönetici ve yetkililerinin Kuruma karşı işveren tüzel kişiyle birlikte müteselsil sorumluluklarını düzenlemiş, 3917 sayılı Kanun’un 1’inci maddesi ile yapılan düzenleme sonrasında ise, Kurum alacaklarının takibinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.
Bu bağlamda davanın yasal dayanağı 6183 sayılı Kanun’un 54 ve devamı maddeleridir. Kamu alacağının tahsili amacıyla 6183 sayılı Kanun’un 55’inci maddesi uyarınca düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrine karşı borçlu, anılan Kanun’un 58’inci maddesi uyarınca “...7 gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu nezdinde itirazda bulunabilir...” Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.04.2001 gün ve 21-201-297; 24.03.2004 gün ve 10-164-170; 02.11.2011 gün ve 21-571-680 sayılı kararlarında da benimsendiği üzere itiraz için öngörülen yedi günlük sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu konusunda kuşku bulunmamaktadır. Hak düşürücü süre, niteliği itibariyle sonuçlarını kendiliğinden meydana getirir ve bu nedenle re’sen nazara alınmalıdır.
Somut olayda; dava 15.11.2012 tarihinde açılmış olup, dosya kapsamındaki tebliğ mazbatası üzerinde hem iade edildiğine dair not hem de davalı Kurum tarafından prim alacaklarının tahsili amacıyla davacıya ödeme emrinin 02.11.2012 tarihinde tebliğ edildiği ibaresi bulunduğundan, söz konusu çelişki araştırılıp davacıya ödeme emrinin tebliğ edildiği tarih şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenerek, sonucuna göre hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılıp bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde davalı Kurum vekilinin, bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.