DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2021/2120 E. , 2023/382 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2021 tarih ve E:2017/7096, K:2021/391 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin …tarih ve …sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle uğradığı maddi hak kayıplarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 23/02/2021 tarih ve E:2017/7096, K:2021/391 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda, …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu bu kararın kesinleşmediğinin görüldüğü,
Bununla birlikte, davacının terör örgütüne üye olma suçundan beraat etmiş olmasının, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi Daireleri tarafından yapılacak idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversite öğrencisi iken örgüt evlerinde kaldığına, sohbet toplantılarına katıldığına ve diğer hususlara yönelik ifadeler ile davacının bu ifadelere karşı beyanlarının değerlendirilmesi sonucunda, davacının beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu işlemlerle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle uğradığı maddi hak kayıplarının meslekten çıkarılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, 2010 yılında örgütün evinde kalmak ve sohbetinde görülmek fiillerinin süregelen bir ilişki olarak nitelendirilemeyeceği; beraat kararını, kararın delil yetersizliğinden değil, suçu işlemediğinin sabit olduğu gerekçesiyle verilmesi gerektiği gerekçesiyle kendisinin temyiz ettiği; beraat kararına rağmen bu davanın reddedilmesinin hukuka uygun olmadığı; meslek hayatının başından itibaren Yargıda Birlik Derneği üyesi olduğu, üyelik formunun Dernek tarafından gönderildiği; ihracına neden olan ifadenin on beş yıl öncesine yönelik olduğu ve ceza yargılaması sırasında bu ifadenin lehine olmak üzere değiştirildiği; hakkındaki iki tanık beyanının üniversite eğitimi dönemine yani 2008-2012 yıllarına, hakkındaki ihbarın ise lise eğitimi dönemine yani 2004-2007 yıllarına ilişkin olduğu; bu ifadelerin de sadece bir kez sohbette görülmek ve evde-yurtta kalmakla alakalı bulunduğu fakat çelişkili ve sorunlu olduğu; M.Ç. isimli tanığın ifadesinin ceza yargılamasında lehine değiştiği; savunma hakkı tanınmadığı; mevcut ihbarın gerçekte kendisiyle ilgisinin bulunmadığı, bu hususta suç duyurusunda bulunulmasını talep ettiği; 2004 yılında girdiği liselere giriş sınavında askeri liseye yetecek düzeyde puan alamadığından ifadede belirtilen durumun fiilen imkansız olduğu; liseyi Devlet Anadolu Öğretmen Lisesinde başlayıp bitirdiği; 2015 yılında vergi mahkemesi üyesiyken Hâkimler ve Savcılar Kurulu seçimlerinin akabinde Adana İdare Mahkemelerinde paralel yapının etkinliğini kırmak üzere görevlendirildiği; mahkeme kararlarında birçok baskıya rağmen örgüt aleyhine azlık oyu kullandığı; staj ve meslek hayatına yönelik iddia bulunmadığı; birlikte görev yaptığı meslektaşlarının kendisini gayet iyi tanıdığı ve işleme anlam veremedikleri; Adalet Akademisindeki sınıf başkanlığı seçimlerinde de Yargıda Birlik Derneğine yakın adayları desteklediği; eşinin ihraç edilmesinin akabinde kendisinin de meslekten çıkarıldığı; eşiyle okulda tanışarak evlendiği; hakkındaki eski tarihlere yönelik iddialar nedeniyle adaletsizliğe uğradığı; üniversite dönemine ilişkin iddiaları kabul etmediği; üniversite döneminde ailesiyle yaşadığı; olağanüstü halde dahi adil yargılanma hakkına riayet edilmesi gerektiği; olayda olağanüstü hal mevzuatının geçerli olamayacağı ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin uygulanamayacağı; idari soruşturmaya 2802 sayılı Kanun'a göre başlandığından sürecin yine bu mevzuata göre devam ettirilmesi gerektiği; terör suçlamasının darbe teşebbüsü tarihinden öncesine geriye dönük olarak uygulanamayacağı; aksi halin suç ve cezaların geçmişe yürümezliği ilkesini ihlal edeceği; işlem, cezalandırma niteliğinde olduğundan 2802 sayılı Kanun'a göre disiplin soruşturması yapılması gerektiği; idari itiraz prosedürünün işletilmesinin savunma hakkının kullandırılması manasına gelmediği; işlemin tesisi esnasındaki usul ihlallerinin muhakeme safhasında giderilemeyeceği; işlemin durumun gerektirdiği ölçüde olmadığı ve şekil yönünden de hukuka aykırı olduğu; makul sürede yargılama yapılmadığı belirtilerek Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b)Hukuka aykırı karar verilmesi,
c)Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedildiği ve kararın temyiz incelemesinin devam ettiği anlaşılmıştır. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlem de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 23/02/2021 tarih ve E:2017/7096, K:2021/391 sayılı kararının ONANMASINA,
3.Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderlerinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına,
4.Kesin olarak, 01/03/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.