Esas No
E. 2023/10108
Karar No
K. 2023/11169
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

7. Ceza Dairesi         2023/10108 E.  ,  2023/11169 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI: 2022/169 E., 2023/48 K.
SUÇ: Zimmet

KARAR : Yargıtay 7.Ceza Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2021/27010 Esas ve 2022/10269 karar sayılı ilâmına direnilmesi suretiyle Sanık ... hakkında mahkûmiyet, sanık ... hakkında beraat

TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama

Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2022/169 Esas, 2023/48 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 7. Ceza Dairesinin, 30.05.2022 tarihli ve 2021/27010 Esas, 2022/10269 Karar sayılı bozma kararına karşı direnme kararı verildiği anlaşılmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 6763 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesiyle değişik 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile 6763 sayılı Kanun’un 38 inci maddesiyle 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 10 uncu maddesi uyarınca yapılan incelemede;

Mahkemece verilen direnme kararının; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenler katılan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), o yer Cumhuriyet savcısı ve sanık ...

Özgür'ün direnme kararını temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, ... Belediyesi Başkanlığının ise sanıkların üzerine atılı banka zimmeti suçundan doğrudan zarar görmediği, suçtan zarar göreninin katılan BDDK olduğu cihetle; ... Belediyesi Başkanlığının adı geçen sanıklar hakkında kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, bunun dışında 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği o yer Cumhuriyet savcısının, katılan BDDK vekilinin ve sanık ... müdafiinin temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Hükmolunan cezanın nevi ve miktarına göre sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebi yerinde görülmediğinden 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun'un 318 inci maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2013 tarihli ve 2010/73 Esas, 2013/542 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında üzerine atılı zimmet suçundan beraatine, sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sonuç olarak 6 yıl 8 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2.Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2021/27010 Esas, 2022/10269 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında kurulan beraat hükmünün, sanığın eyleminin bankacılık ilke ve teamüllerine aykırı bir şekilde banka parasının diğer sanık ...'e teslim edilmesi dolayısıyla banka zimmeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle basit zimmet suçundan mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi gerekçesiyle; sanık ... hakkında ise ... ile olayın başından beri fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak hâlinde atılı suçu işlediği ve azmettiren konumunda olması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası yollamasıyla 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun (5411 sayılı Kanun) 160 ıncı maddesi uyarınca cezalandırılması ve zimmet konusu eylemin tamamından sanıkların birlikte müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

3.Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2022/169 Esas, 2023/48 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2021/27010 Esas ve 2022/10269 karar sayılı ilâmına uyulmamasına ilk kararda direnilmesine, sanık ... hakkında üzerine atılı zimmet suçundan beraatine, sanık ... hakkında ise 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sonuç olarak 6 yıl 8 ... hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

1.Katılan BDDK vekilinin temyiz isteği; sanık ...'ın eylemlerinin 5411 sayılı Kanun uyarınca zimmet suçunu oluşturduğuna, konuya ilişkin banka tarafından kendisine verilen talimatlara ve bankacılık mevzuatına aykırı davrandığına ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesis edilmesi gerektiğine ilişkindir.

2.Sanık ... müdafinin temyiz isteği; BDDK'ya duruşma gününün bildirilmediğine, iddianame yerine geçen görevsizlik kararında yer alan 5411 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan herhangi bir hüküm kurulmamış olmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanık ... yönünden atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, dosyaya sunulan 5 ayrı heyet raporunda mahkemenin kabulünü destekleyecek hiçbir görüş ve değerlendirmenin bulunmadığına ilişkindir.

3.O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; usul ve yasaya aykırı kararın bozma ilâmında yer alan gerekçelerine istinaden bozulması istemine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR

1.Sanıklar ... ve ... hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 31.12.2009 tarihli ve 2009/61044 Esas sayılı iddianamesi ile sanık ... yönünden 5237 sayılı Kanun'un 247 nci maddesinin ikinci fıkrası, sanık ... ve temyiz dışı diğer sanık açısından ise 5237 sayılı Kanun'un 39 uncu maddesi delaletiyle 247 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır.

2.Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesi 02.02.2010 tarihli ve 2010/11 Esas, 2010/7 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında 5411 sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 5237 sayılı Kanun'un 53 ve 63 üncü maddeleri uyarınca yargılamanın yapılması için görevsizlik kararı vermiş ve dosya Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

3.Görevsizlik kararı üzerine dosyanın gönderildiği Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/73 Esas sayılı dosyasına Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, 5411 sayılı Kanun'un 162 nci maddesi uyarınca kapsamında sanık ...'dan şikâyetçi olduğunu bildirir dilekçe sunmuş ve sanıklar hakkında yazılı başvuru şartı sağlanmıştır.

4.Sanıklar ..., ..., ..., ... , ... ve ... hakkında Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.11.2013 tarihli kararı ile kurulan beraat hükümleri Dairemizin 30.05.2022 tarihli temyiz isteminin reddine ilişkin karar ile kesinleşmiştir.

5.Sanık ...'ın suç tarihi olan 11.02.2008 tarihinde ... Finans Market Şubesi müdürü olarak, diğer sanık ...'ün ise ... Belediyesinde "Mali Hizmetler Müdür vekili" olarak görev yaptıkları, ... ile ... Finans Market Şubesi arasında 15.02.2005 ila 15.02.2008 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 3 yıllık maaş protokolü imzalandığı, söz konusu protokolün süresi dolmadan 04.04.2007 tarihinde ... adına Başkan Yardımcısı ... ile ... Finans Market Şubesi adına Şube müdürü ... ve müdür yardımcısı ...'in imzalarının bulunduğu, 15.02.2008 tarihinde sona eren ana protokolün aynı şartlarla 15.02.2011 tarihine kadar 3 yıl süre ile uzatıldığı, tarafların söz konusu maaş protokolü çerçevesinde 1.500.000 TL promosyon bedelinin ödenmesi konusunda anlaştıkları, bu aşamada ... Teftiş Kurulu Başkanlığının 26.02.2009 tarihli ve 11/1 sayılı soruşturma raporunda ve yine 17.01.2011 tarihli BDDK murakıp raporunda da açıkça belirtildiği üzere Vafıkbank Genel Müdürlüğü tarafından ilgili banka şubesi ile ... arasında imzalanan maaş protokolü uyarınca 1.500.000 TL harcama yetkisinin, "Promosyon tutarının tamamı fatura karşılığı kuruma peşin olarak ödenecektir" şeklinde not düşülerek, ... Finans Market Şubesine verildiği, ancak ana protokol sözleşmesinin süresi bitmeden çok daha önce imzalanan ve promosyon ödemesinin fatura karşılığı yapılmasına olanak tanıyan 04.04.2007 tarihli ek (maaş) protokolün aslında 20.07.2007 tarihli ve 2007/21 sayılı genelgenin bankalar tarafından dağıtılacak promosyonların ilgili banka tarafından personel adına açılan hesaba aktarılması hükmünü içeren 5. maddesini bir bakıma etkisiz hale getirmek için düzenlendiği anlaşılmıştır.

6.Teftiş Kurulu Başkanlığının kanuni soruşturma raporunda suça konu promosyon bedelinin ödenmesine esas teşkil eden ek protokolün ... Kurum Maaş Ödemeleri Başkanlığı tarafından aslında 10.01.2008 tarihinden sonra hazırlandığının belirlenmesi nedeniyle 04.04.2007 tarihli ek protokolün sahte olduğu, buna istinaden ... Finans Market Şubesince ... Belediye Başkanlığına yapıldığı iddia olunan 1.500.000 TL promosyon ödemesinin belediye işçilerine ödenmemesi nedeniyle yapılan şikâyet üzerine olayın ortaya çıktığı anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE

A. ... Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Banka zimmeti suçunda suçtan doğrudan zarar göreninin katılan banka olduğu cihetle; suçtan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan ... Belediyesi vekilinin sanıklar hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.

B. Katılan BDDK vekili ile sanık ...

Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Olay ve Olgular başlığı altında belirtilen suçun işleniş şekline, dosya kapsamına ve Dairemizin 30.05.2022 tarihli ve 2021/27010 Esas, 2022/10269 Karar sayılı bozma ilâmında açıklanan gerekçelere istinaden Mahkemenin direnme kararı isabetli görülmemiştir. V. KARAR

A. ... Belediyesi Başkanlığı Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden

Banka zimmeti suçunda suçtan zarar göreninin katılan banka olduğu cihetle; suçtan zarar görmeyen ve katılma hakkı bulunmayan ... Belediyesi vekilinin adı geçen sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümlere ilişkin temyiz inceleme isteğinin 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca REDDİNE,

B. Katılan BDDK vekili ile sanık ...

Müdafiinin Temyiz İstemleri Yönünden

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2022/169 Esas, 2023/48 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2021/27010 Esas, 2022/10269 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla DÜZELTİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince direnme kararını incelemek üzere Yargıtay Ceza Genel Kuruluna GÖNDERİLMESİNE,

20.11.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY

Dosya kapsamına göre, ... ile ... Finans Market Şubesi arasında daha önceden 10.02.2005 tarihinden başlamak üzere 3 yıl süre ile maaş promosyonu sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme gereğince ... Belediye Spora nakdi bağış yapıldığı, ancak sözleşmenin bitim tarihi olan 11.02.2008 tarihinden önceki ve tam olarak belli olmayan bir tarihte ... Belediyesinden aynı bankanın şube müdürüne sözleşmenin uzatılması konusunda bir talep geldiği, fakat 20.07.2007 tarihinde Başbakanlığın 2007/21 sayılı genelgesinin yayınlanmış olduğu ve bu genelgeye göre promosyon paralarının bir bölümünün çalışanlara dağıtılmasının belirlendiği, bu sebeple belediyenin Başbakanlık Genelgesinden kaçmak amacıyla sözleşmenin uzatılma tarihinin bu tarihten önceki bir tarihte yapmayı teklif ettiği, banka müdürünün de 30.12.2008 tarihinde banka müfettişine verdiği ifadesinde açıkça itiraf ettiği gibi bu teklifi kabul ettiği ve bu teklifi banka genel müdürlüğüne ilettiği, genel müdürlüğünde bu teklifi uygun bulduğu, bunun üzerine 2007 yılı sonu ya da 2008 yılı başlarında Başbakanlık Genelgesinden sonraki bir tarihte ek protokolün imzalandığı anlaşılmaktadır.

Bu durumun kabul edilmemesine rağmen ek protokolün Başbakanlık Genelgesinden sonra yapıldığına dair dosyada çok sayıda delil bulunmaktadır. Bunlardan biri sanık ...'ın samimi beyanı, diğeri banka şubesinin genel müdürlüğe promosyon konusundaki yazdığı yazı tarihinin 14.01.2008 olmasıdır. Zira 4.4.2007 tarihinde ek protokol yapılmış olsa idi banka şubesinin bu durumu genel müdürlüğe bildirmesi için 14.01.2008 tarihine kadar beklememesi gerekirdi. Nitekim banka genel müdürlüğü de bu yazı üzerine 29.01.2008 tarihinde ek protokolün kabul edildiği konusunda bir cevapta bulunmaktadır. Eğer Başbakanlık Genelgesinden önce bu protokol imzalanmış ve promosyon parası talep edilmiş olsa idi, bu paranın önceki dönemde olduğu gibi bağış ya da benzeri bir ad altında rahatlıkla alınması gerekirdi. Halbuki bu paranın bir şekilde belediye kayıtlarına geçmemesi hedeflenmektedir. Bu sebeplerle ek protokolün Başbakanlık Genelgesinden sonra düzenlenmesine rağmen genelgeden önceki bir tarihte hatta belediyeden emekli olup ayrılan ... tarafından imzalandığı açıktır.

Banka Genel Müdürlüğünün de uygun bulmasıyla birlikte toplam 1.500.000 TL paranın fatura karşılığı ödenecek olması sebebiyle fatura bulma yoluna gidilmiş, nitekim banka müdürü ... bu konuda araştırmaya girdiklerini belediyenin kendisine bir kısım faturalar gönderdiğini, gelen faturaların bir kısmının ise kendi çevresinden gelmiş olabileceğini beyan etmiştir.

Sonuçta bu gelen faturaların KDV'si ilgili firmalara ödendikten sonra geriye kalan 1.320.000 TL'nin belediye'ye ödenmesi gerekmektedir. Öncelikle burada geçen fatura meselesinin hukuken çözümüne bakmak gerekmektedir. Bu faturaların ilgili banka şubesine gerçeğe uygun şekilde kesilen faturalar olmadığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Her ne kadar sanık ... ve İrfan haricindeki bu faturaları düzenleyen diğer sanıklar faturaların gerçeği yansıttığını iddia etmiş iseler de, bu kadar yükü inşaat ve benzeri malzemeleri içeren malların banka şubesi tarafından alınmadığı ve sanıkların bu eylemlerinin Vergi Usul Kanunu uyarınca suç oluşturacağı ve sanıkların bu suçtan Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/682 esas sayılı dosyasında yargılanmışlar ve bu dosyadan beraat etmişlerdir. Sanık ...'in Belediye muhasebe müdürü olması sebebiyle belediye parasını alma ve verme ve uhdesinde tutma ve aynı şekilde muhafaza etme konusunda görevli bulunduğu ancak banka promosyon parasını alma husunda bir yetkisinin bulunmadığı gelen yazı cevabına göre bir tereddüt bulunmamaktadır. Sanık ... söz konusu parayı almadığını, bu kadar paranın imzasız teslim edilmesinin mümkün olmadığını, iddiaların ispat edilemediğini, tanıkla böyle bir hususun ispatının mümkün bulunmadığını ileri sürerek iddiaları reddetmiştir. Ancak söz konusu paranın banka genel müdürlüğünün izni ve takibi sonucunda bankanın kasasından çıktığı anlaşılmaktadır. Esasen bu paranın Belediye'ye verilmemiş olması durumunda Belediye Başkanlığının promosyon sözleşmesi gereğince bankadan bir talepte bulunması gerekirdi. Ancak aradan geçen uzunca bir süreye rağmen belediyenin banka şubesinden daha önce hiç para almamış olduğu iddiasına rağmen herhangi bir talepte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki Borçlar Kanununun 146. Maddesine göre alacak zamanaşımına uğramıştır. Paranın fatura karşılığı alınmaması halinde işçilere ödeneceği gerçeğidir. Yine paranın Belediye hesaplarına yatması durumunda icra kanalıyla tahsil edileceği korkusu da yaşanmaktadır. Bu durumda paranın en mantıklı olan şekilde harici faturalarla bankadan çıkışının yapılmasıdır. Bu anlamda banka müdürünün yanında müdür yardımcısı Şerife Ercin, güvenlik görevlisi ..., şoför ... bu paranın sanık ...'e teslim edildiğini beyan etmektedirler. Ancak teslim sırasında bir tutanak düzenlenmediği anlaşılmakla beraber sonradan düzenlenen tutanak gerçeği ispata yeterli olmamakla beraber olaydan sonra tutanak düzenlenmesi konusunda banka çalışanları tarafından değerlendirildiği düşünülmüştür. Yani olaydan sonra banka çalışanları bu paranın hesabının kendilerinden sorulacağını düşünerek tutanak tanzim etmişlerdir. Esasen banka müdürü ve diğer çalışanlar faturalar karşılığında bu paraların ödemesini yaptıkları için bir anlamda rahat davranmışlardır. Çünkü paraların çıkışını ispat edebilecek niteliktedirler. Kaldı ki banka genel müdürü yapılan yazışmalarda müdürleri hakkında şikâyetlerinin olmadığını paralarının ilgili belediye'ye ödendiğini bildiklerini ve bu anlamda bir tereddüt yaşamadıklarını beyan etmektedirler.

Tüm deliler birlikte değerlendirildiğinde; bankanın somut bir zararının olmadığı, ... Belediye Başkanlığının da bankadan talep edebileceği bir bedel de olmaması nedeniyle ortada banka zimmet suçunu oluşturacak bir eylem de bulunmadığından her iki sanığın atılı suçtan beraatlerine karar verilmesi gerektiği görüş ve kanaati ile sayın çoğunluğun Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2022/169 Esas, 2023/48 Karar sayılı direnme kararı yerinde görülmediğinden, Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 30.05.2022 tarihli ve 2021/27010 Esas, 2022/10269 Karar sayılı bozma kararının, oy çokluğuyla Düzeltilmesine Yer Olmadığına görüşüne katılmıyorum. 20/11/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.