Esas No
E. 2023/11652
Karar No
K. 2024/109
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

10. Hukuk Dairesi         2023/11652 E.  ,  2024/109 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

SAYISI: 2022/509 E., 2023/210 K.
KARAR: Kısmen kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen aylık miktarının yanlış hesaplandığı iddiası ile eksik ödenen aylıkların davalı Kurumdan tahsili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde ;davacının Almanya'da geçen hizmet süreleri için davalı Kurum nezdinde yurt dışı borçlanma talebinde bulunduğunu, talebe istinaden işlem yapan kurumun davacının 01.09.1984 tarihinden borçlanma yaptığı tarihe kadar geçen sürede aralıksız olarak yurt dışı çalışmaları mevcut olmasına karşın, 01.01.1993-31.12.1999 tarihleri arasındaki dönemin tescilini yapmaksızın 01.09.1984-31.12.1992 ve 01.01.2000-31.12.2005 tarihleri arasında geçen hizmetlerin tescilini yaparak davacıya yaşlılık aylığı bağlandığını, bu doğrultuda davacının yaşlılık aylığının hesaplanmasında hata yapıldığını, zira davalı kurumca 01.01.2000 tarihi ve sonrasındaki dönem yerine 01.01.1993-31.12.1999 tarihleri arasındaki döneme ilişkin yurtdışı hizmet borçlanması kabul edilerek tescili gerçekleştirilmiş olsa idi, müvekkile şu anda almakta olduğu maaşından daha fazla yaşlılık aylığı bağlanacağını, 2000 yılı öncesi için gösterge yöntemine göre aylık hesap edildiğini, 2000 yılından önce en az 10 yıl prim ödenmişse son 10 yılın ortalaması 10 yıldan az prim ödenmişse ödenen primlerin yıllık ortalaması bulunduğunu, bulunan ortalama yıllık kazanca karşılık gelen üst gösterge rakamı aylık bağlama oranı ve memur maaş katsayısı ile çarpılarak ortalama yıllık kazanç tutarı üst göstergede yer almıyorsa bu kez prim ödenen son 5 senenin ortalaması bulunarak bu kez gösterge rakamı tespit edildiğini, her durumda hesaplanan aylık 1999 Aralık ayındaki memur maaş katsayısı olan 12.000,00 TL nin en düşük gösterge olan 9475 rakamı çarpımının %70 inden yani 79,59 TL den az olamadığını ve hesaplanan aylık günümüze kadar enflasyon oran ve büyüme hızı dikkate alınarak taşındığını, oysa ki Ocak 2000- Eylül 2008 arası için ödenen primler her yıl için enflasyon ve büyüme hızı dikkate alınarak 2008 yılına taşınmakta olduğunu, sonrasında güncellenmiş bu kazançlar dikkate alınarak ortalama yıllık kazancın 12 de biri ile aylık bağlama oranı çarpılarak emekli aylığı tespit edildiğini, davacının mağduriyetine yol açan işlemin düzeltilmesi adına davalı kuruma 23.07.2018 tarihli talep dilekçesi ile başvurulmuş ise de; 07.08.2018 tarihli cevabi yazısı ile davacının talebinin reddedildiğini, kurumca davacıya gönderilen cevap yazısında yaşlılık aylığının hesaplanmasına ilişkin yönetmelikten bahsedildiğini, davacıya alt tescili yapılmayan döneme ilişkin hiç bir değerlendirmeye yer verilmediğini, kuruma yapılan başvuru neticesinde de davacıya ait yurt dışı hizmetlerinin hatalı dönem için tescilinin yapılması nedeniyle davacının yaşlılık aylığındaki farktan dolayı mağduriyeti söz konusu olduğunu ve bu mağduriyetin halen devam ettiğini belirterek 07.08.2018 tarihli davalı kurum ret işleminin iptali ile yurt dışı hizmet borçlanması ile 01.01.2000 ve sonrasındaki döneme ilişkin yapılan tescilin 01.01.1993-31.12.1999 yıllarına öncelik verilecek şekilde düzeltilerek tescil sonrası hesaplanacak yaşlılık aylığının müvekkile ödenmesine, iki maaş arasındaki farkın vade tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 23.03.2006 tarih 16099 sayılı dilekçe ile davalı kuruma müracaat ederek 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışında geçen 01.09.1984 ile 31.12.1992 tarihlerini borçlandığını ve 02.06.2006 tarihinde ödediğini, 07.11.2006 tarih ve 57646 sayılı dilekçe ile de 01.01.2000 ile 31.12.2005 tarihlerinin borçlanarak 03.07.2008 tarihinde ödediğinin tespit edildiğini, yeni aylık hesaplama sisteminin ilk defa 2000 yılı başından sonra sigortalı bir işte çalışmaya başlayıp emekli olanlara uygulandığından anılan kanunda 506 sayılı Kanun'a eklenen geçici 82 nci madde gereğince bu tarihten önce çalışmaya başlayan ve 2000 ile izleyen yıllarda çalışmaları olup tahsis talebinde bulunanların aylıkları eski ve yeni sistemin birleşiminden oluşan karma bir sisteme göre belirlendiğini, davacının 01/09/1984-31/12/1992 ve 01.01.2000-31.12.2005 tarihleri arasında yurt dışı borçlanmaları bulunduğunu, aylık belirlemesinde karma sistem esas alındığını, karma sistemde sigortalıların 2000 yılı öncesi aylığının 2000 yılından önceki prim ödenmiş son 5/10 yıllık prime esas kazanç ortalaması karşılığı gösterge Bakanlak Kurulunca belirlenen memur maaş katsayısı ve aylık bağlama oranının çarpımıyla hesaplandığını bu aylığın 01.01.2000 tarihine kadar geçen gün sayısı ile orantılı bölümünden eski aylığa ilişkin kısmi aylık hesaplanarak talep yılı Ocak ayına TÜFE ve GH ile taşındığını, 01.01.2000 sonrası aylığı ise, 2000 ve sonrası her takvim yılına ait prime esas kazanç tahsis talep tarihine kadar geçen takvim yıllarının TÜFE ve GH oranında ayrı ayrı artılarak güncellenen miktarların ortalaması, toplam gün sayısı üzerinden tespit edilen aylık bağlama oranının on ikide biri üzerinden hesaplandığını, bulunan aylık üzerinden bu defa 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak iki kısmi aylık toplandığını, bulunan aylık üzerinden bu defa 2000 sonrası gün sayısına orantılı bölümü alınarak iki kısmi aylık toplandığını, bu aylığın gösterge sisteminde bağlanan aylığın talep yılına TÜFE oranları ile taşınmış miktarının altında kalması halinde gösterge sistemindeki aylık sigortalıya ödendiğini, bu şekilde belirlenen aylıkların 506 sayılı Kanun'un ek 38 inci maddesine göre 2000 Ocak 2002 Aralık ödeme dönemlerinde her ay bir önceki aya göre TÜFE oranında ek 38 inci madde gereği TÜFE oranında yapılan artış yanında 17.01.2003 tarih 2003/5146 sayılı kararname gereği 01.01.2003-31.12.2003 süresinde sigortalıların 2003 Ocak ayından itibaren almakta oldukları aylıklarını 75.000.000 liraya tamamlayacak şekilde sosyal destek ödemesi yapıldığını, sosyal destek ödemeli aylık ek 38. Maddeye göre TÜFE oranında arttırılan aylığın altında kalması halinde artışlar yeniden TÜFE ödenmeye devam edildiğini, 28.01.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5073 sayılı Kanun ile 2003 Aralık ödeme döneminde sigortalıların aylığı ve bakiye sosyal destek ödemesi toplamı aylıklara kalan sosyal destek ödemesi ilave edilerek 2004 Ocak ödeme döneminde %10 2004 Temmuz ödeme döneminde %10 oranında arttırılmasının öngörüldüğünü, 506 sayılı Kanun'un geçici 81/B-B maddesine göre davacıya 42100716611 tahsis numarası ile yaşlılık aylığı bağlandığını ve olup en son 31.07.2018 tarihi itibariyle 1.473,16 TL aylık ve 58,93 TL ek ödeme olmak üzere toplam 1.532,09 TL ödendiğini, ödenmekte olan yaşlılık aylığının hesaplanmasında herhangi bir hata bulunmadığını, belirterek davacının haksız ve yersiz davasının reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesi, 5510 sayılı Kanun'un 41/5 inci maddesinde, "...Davacıya bağlanan aylık tutarının yeniden hesabı için nitelikli hesap bilirkişisi..... tarafından hazırlanan 12.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda; davacın aylık hesabına ilişkin olarak gösterge tespit tablolarında 12. Derece 1. Kademe gösterge rakamı 9475 olarak, 2000 yılı öncesi Aylık Bağlama Oranı(ABO1) 64,00, A kısmi aylığı:519,14Tl (A1: 395,66TL+ A2: 123,48TL) olarak bulunmuş, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 19.10.2015 tarih 2014/27440 Esas 2015/17109 Karar ilamı dikkate alınarak hesaplama yapıldığı belirtilmiş, A kısmi aylığının 575,26 TL olarak bulunduğu, belirlenen A kısmi aylığının 2008 yılı dahil olmak üzere tahsis talep tarihine kadar geçen yıllar için her yıl gerçekleşen 5510 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi gereğince güncelleme katsayısı ile çarpılarak tahsis talep yılının Ocak ayına taşındığı, bu şekilde belirlenen aylığın, tahsis talep veya ölüm yılından önceki yılın Aralık Ayı itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 1/A bendi kapsamında sigortalılara ödenen en düşük aylıktan az olamayacağı, sigortalının tahsis talep yılının Ocak ayı itibariyle bulunan tutarın, aylık başlangıç tarihi yılın ikinci altı aylık döneminde ise Ocak ve Temmuz ödeme dönemlerindeki uygulanan artış oranları kadar artırılmak suretiyle, aylık başlangıç tarihindeki aylığın bulunacağı, buna göre Ocak 2017 itibariyle 1.370,86 TL olarak hesap edildiği buna göre, davacının yaşlılık aylığının tahsis tarihi olan 29.09.2017 tarihi itibariyle 1.451,61 TL olması gerektiği, dava tarihi olan 20.09.2018 tarihi itibariyle 1.667,22 TL olması gerektiği davacıya 29.09.2017-20.09.2018 tarihleri arası eksik ödenen aylık tutarının 15.722,05 TL, 21.12.2017-20.09.2018 tarihleri arası gecikme faizi 335,80 TL olmak üzere 16.057,85 TL olduğu bildirilmiştir. Bilirkişi raporunda yer alan tespitler dikkate alınarak davacının aylığının eksik hesap edildiği kanaatiyle, eksik ödenen aylıklar yönünden davacının talebi kabul edilerek, davanın kısmen kabul kısmen reddine dair..." hüküm kurulmuşur.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri

1.İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin kararının hatalı olduğunu, kurum işlemlerinin de mevzuata aykırı olduğunu beyan ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.

2.İstinaf başvurusunda bulunan davalı Kurum vekili ise, Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olduğunu davacıya bağlanan aylığın hatasız olduğunu buna göre davanın reddine dair karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin, kararı ile, "...Dosya kapsamı, delil durumu itibariyle, Denizli 4. İş Mahkemesi 2017/112 Esas 2020/246 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Mahkemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,.." dair karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A

Bozma Kararı

1.Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur.

2.Dairemizin, bozma kararı ile; "...Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının A1 ve A2 aylıklarının hesaplanmasında 2006 ve 2008 yılında yapılan ödemelere göre davacının yurtdışı borçlanmalarına göre her iki borçlanmasının da ödeme tarihlerine göre “borçlanılan döviz kuru x günlük borçlanılan döviz miktarı x 100:20 x 30” formülü ile borçlanma karşılığı elde edilen prime esas kazançların belirlenerek, borçlanma tutarının ödendiği tarihteki prime esas asgari kazanca oranlanarak, söz konusu oran borçlanma tahakkukuna göre belirlenen dönemin asgari prime esas kazancı ile çarpılarak bulunan tutarın, tahakkuk dönemi içerisinde geçen süredeki prime esas kazanç olarak kabul edilmesi ve hesaplanan prime esas kazancın hiçbir suretle o ayın prime esas asgari kazancının altına inmeyeceği gibi azami kazancını da geçemeyeceği hususlarının dikkate alınması gerekirken, bu ilkelere uyulmadığı ve bu şekilde aylık hesabında esas alınması gereken kazançların farklı olarak belirlendiğinin anlaşılması karşısında, anılan rapor hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.

Hal böyle olunca, öncelikle, davalı Kurumdan davacının aylığının hesabına esas verilerin bu kapsamdan olarak, aylık hesap tablosunun ve aylıkta esas alınan prime esas kazançların dosya arasına getirtilerek, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda alanında uzman bilirkişi ya da bilirkişi heyetinden aylık hesabı yönünden denetime elverişli rapor alınıp irdelenerek, varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. ..." denilerek karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Bunun sonucunda, davalı Kurum'un SPEK hesaplaması ile bilirkişinin yaptığı SPEK hesaplaması arasında bir kısım farklılıklar olduğu saptanmakla, hem Kurum'un hesapladığı SPEK tutarına, hem bilirkişinin hesapladığı SPEK tutarına göre karşılaştırmalı aylık hesabı yapılmıştır.

Raporda ayrıntıları gösterilen aylık hesabı sonucuna göre, davalı Kurum'un hesapladığı aylık tutarı ile bilirkişinin hesapladığı aylık tutarı arasındaki farklılığın, davacının A2 dönemi aylık tutarı ile ilgili olduğu saptanmıştır. Zira Kurum tarafından A2 aylığına esas 2000-2005 yılları arası SPEK tutarı belirlenirken taban tutarın dahi altına düşülmüştür. Kurumun bu şekilde A2 aylığına esas günlük kazancı 19,07 TL hesaplaması sonrası A1+A2 aylığı toplamı, mülga 506 sayılı Kanun'un geçici 89 uncu maddesinde öngörülen alt sınır aylığı olan 521,81 TL'nin altında kaldığından bu tutar (alt sınır 521,81 TL) ile hesaplama yapılmış, bilirkişinin hesapladığı A2 aylığı günlük ortalama kazancı 23,81 TL ile yapılan hesaplama sonrası ise A1+A2 toplamı 522,10 TL olmakla, Kurum tarafından esas aldığı 521,81 TL esas alınmış iken, bilirkişi tarafından 522,10 TL'nin esas alınması nedeniyle sonuçta 0,72 TL eksik ödeme sebebiyle fark aylık tutarı belirlenmiştir. Bu tespitler çerçevesinde yapılan hesaplama ile birlikte sonuç olarak, davacının 01.10.2017 tarihinden geçerli 30 günlük ek ödeme hariç aylığının 1.277,49 TL, Ağustos 2008 dahil aylık fark tutarlarının toplam 9,22 TL olduğu tespit edilmiştir.

Bilirkişi raporuna ilişkin olarak taraflarca yeniden hesaplama yapılmasını gerektirecek nitelikte somut maddi veya hukuki bir olgu ileri sürülmemiştir. Bu husus nazara alınarak Mahkememizce resen yapılan inceleme sonucu, raporda yapılan tespit ve hesaplamaların dosya kapsamına, yasaya ve Yargıtay'ın bozma kararında açıklanan hususlara uygun olduğu anlaşılmış, raporda bir isabetsizlik saptanmamıştır.

Belirtilen tespitler karşısında, bilirkişi raporunun hükme esas almaya yeterli ve elverişli olduğu anlaşılmakla, raporda yapılan tespitler doğrultusunda, davacıya aylık başlangıç tarihi itibarıyla ödenmesi gereken aylık tutarının tespitine ve eksik hesaplama sebebiyle ödenmesi gereken fark aylıklarının davalı Kurum'dan tahsiline, davacının fark aylık tutarlarının tahsili yönünden fazlaya ilişkin talebinin ve Mahkememizin bozulmasına karar verilen önceki hükmünde açıklanan kabule göre, davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile, davacının yaşlılık aylığı başlangıç tarihi olan 01.10.2017 tarihi itibarıyla ek ödeme hariç aylığının 1.277,49 TL olduğunun ve buna bağlı olarak eksik hesaplama sebebiyle davacıya ödenmesi gereken 01.10.2017 tarihinde 0,51 TL, 20.10.2017 tarihinde 0,75 TL, 20.11.2017 tarihinde 0,75 TL, 20.12.2017 tarihinde 0,75 TL, 20.01.2018 tarihinde 0,79 TL, 20.02.2018 tarihinde 0,79 TL, 20.03.2018 tarihinde 0,79 TL, 20.04.2018 tarihinde 0,79 TL, 20.05.2018 tarihinde 0,79 TL, 20.06.2018 tarihinde 0,79 TL, 20.07.2018 tarihinde 0,86 TL ve 20.08.2018 tarihinde 0,86 TL olmak üzere toplam 9,22 TL aylık farkının ayrı ayrı her bir tutara ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı Kurum'dan alınarak davacıya ödenmesine..." dair karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı temyiz dilekçesinde; kendisi hakkında Kurumca yapılan işlemlerde hatanın mevcut olduğunun anlaşıldığını, buna göre esasen kurumun eksik hesaplama yaptığı gerekçesi ile verilen kararın bozulmasını, istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili ise davacı hakkında yapılan aylık bağlama ve diğer işlemlerinin yerinde olduğunu, buna göre davanın reddine dair karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı hakkında bağlanan aylığın eksik hesaplanıp hesaplanmadığı ile farklarının varlığı ile kurumca bağlanan aylıkta hata olup olmadığının buna göre eksik ödemelerin davacıya verilmesi gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri hükümleridir.

3.Değerlendirme

1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen ilk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; tarafların temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle; Davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Karar Etiketleri
ONANMASINA YARGITAYKARARI HUKUK İcra İflas Hukuku 16099 sayılı dilekçe ile davalı kuruma müracaat ederek 3201 sayılı Kanun kapsamında yurtdışında geçen 01.09.1984 ile 31.12.1992 tarihlerini borçlandığını ve 02.06.2006 tarihinde ödediğini, 07.11.2006 tarih ve 57646 sayılı dilekçe ile de 01.01.2000 ile 31.12.2005 tarihlerinin borçlanarak 03.07.2008 tarihinde ödediğinin tespit edildiğini, yeni aylık hesaplama sisteminin ilk defa 2000 yılı başından sonra sigortalı bir işte çalışmaya başlayıp emekli olanlara uygulandığından anılan kanunda 506 sayılı Kanunu 5510 sayılı Kanun 5146 sayılı kararname gereği 01.01.2003-31.12.2003 süresinde sigortalıların 2003 Ocak ayından itibaren almakta oldukları aylıklarını 75.000.000 liraya tamamlayacak şekilde sosyal destek ödemesi yapıldığını, sosyal destek ödemeli aylık ek 38. Maddeye göre TÜFE oranında arttırılan aylığın altında kalması halinde artışlar yeniden TÜFE ödenmeye devam edildiğini, 28.01.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5073 sayılı Kanun ile 2003 Aralık ödeme döneminde sigortalıların aylığı ve bakiye sosyal destek ödemesi toplamı aylıklara kalan sosyal destek ödemesi ilave edilerek 2004 Ocak ödeme döneminde %10 2004 Temmuz ödeme döneminde %10 oranında arttırılmasının öngörüldüğünü, 506 sayılı Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 506 sayılı Kanun 6100 sayılı Kanun K16099 md.38
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog