4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili 12.06.2019 tarihli dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile muhatap arasında 04.09.2018 tarihinde “Kiralık Stand Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşme ile 17-19 Ekim 2018 tarihinde ... şehrinde düzenlenecek ... içi muhatap tarafından 2 adet standın hazırlanması ve fuar bitiminde söküm işi 15.000,00 Euro karşılığında yapılmış olacağını, muhatap şirketin, müvekkilin kendisine teslim ettiği görsellerin hazırlanması ve fuar standlarına montajları ile grafik çalışmalarında açık teknik hatalar yaptığını, müvekkil şirket yetkilileri tarafından sürenin dar olması nedeniyle ve işin ...'da teslimi kararlaştırıldığından başka türlü ihtar etme imkanı olmadığını, bu nedenle derhal whatsapp üzerinden durumun muhatap şirket yetkilisine bildirildiğini ve acil düzeltme istendiğini, arıcak muhatap tarafından yapılan hatalı işlerin düzeltilmediği, meydana gelen bu olumsuz durumun yüzlerce firma ile müşteriler karşısında Dünya ve Türkiye'de işitme cihazları sektörünün öncülerinden ve Türkiye'nin tek işitme cihazı üreten firması olan müvekkilin imajına önemli ölçüde zarar verdiğini, montajlanmış ve insan fatoları baş üzerinden kesilmiş gibi görüntüler ortaya çıktığını, bu durumun müvekkilin profesyonel olmadığı gibi bir algıya yol açtığını, müvekkilin tamamıyla ayıplı bu mal ve hizmet için 15.000,00 Euro karşılığı 115.683,00 TL karşılığında Kasım, Aralık 2018 ve Ocak 2019 olmak üzerc üç adet çeki keşide ederek sözleşme imzalandığında teslim ettiğini, müvekkilin ticari itibarının zedelenmemesi ve çeklerin karşılıksız şeklinde işlem görmemesi adına çek karşılıklarını ödemek zorunda kaldığını, zarar ziyan ve ayıplı ifa nedeniyle davalıya 12.11.2018 tarihinde ihlarname gönderildiğini, ... tarih ve ... numaralı 25.097,50 TL'lik kur farkı faturası kesildiğini, bu faturanın davalı tarafça iade edildiğini, anlaşmazlığın ortadan kaldırılması için yapılan girişimlere rağmen davalıdan olumlu bir yaklaşım gelmediğini, ticari piyasalarda üstlenilen işin özenli yapılması ve ifanın kabul edilebilir düzeyde olması gerektiğini, basiretli tacirden beklenen eserin imalatında ve montajında eksik ve hatalı işlere meydan vermemek veya ortaya çıkan zararı gidermek olduğunu ancak davalı şirketin özenli davranmadığı ve zarara yol açtığının açıkça görüldüğünü, çözüm bulunamadığı için taraflarından dava şartı olarak 05.04,2019 günü Arabuluculuk süreci başlatıldığını, yapılan görüşmelerden sonuç çıkmadığını ve 21.05.2019 tarihinde anlaşamama son tutanağı tanzim ve imza edildiğini, sözleşmeye ve ticari teamüllere aykırı olarak ayıplı ifa sonucunda oluşan zarar için davalının kendisine ihbar edildiği göz önüne alınarak fazla haklar saklı kalmak üzere şimdilik 27.841,50 TL zarar ziyan bedeli ile kurlarda sözleşme ve ödeme dönemleri arasında fark oluştuğundan 25.097,50 TE'lik kur farkının davalıdan ayıp bildirim tarihinden itibaren olarak ticari faiziyle birlikte tahsilini arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili 16.07.2019 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki maddi vakıa ile davacı tarafın olayları öne sürüş tarzı incelendiğinde,davadaki taleplerinden birinin "ayıplı ifa" iddiası ile ayıp hukuki nedenine dayalı olarak tazminat talebi olduğunun görüldüğünü, dava dilekçesinde ayıbın varlığı,ayıp nedeniyle oluşan zarar , ayıbın ve zararın ispatı konusunda soyut iddialar dışında somut bir delil olmadığını, ayıplı ifa iddiasını kabul etmediklerini, dava dilekçesinin 2. numaralı sırasında "açık teknik hatalar"dan bahsedilirken 3.sırada bunlar somutlaştırılmaya çalışıldığını, ayıp örneği olarak "görsellerin ebatları panolarda uyumlu olmadığı gibi kimi görsellerin yanlış yerlere montajlanmış ve insan fotoları baş üzerinden kesilmiş gibi görüntüler ortaya çıkmıştır" denildiğini ancak iddia edilen bu ayıplarla ilgili olarak ne bir tespit ne de teknik bulgu olduğunu ayrıca imal edilen emtianın elde olmadığı da anlaşıldığını, davacı tarafın, kendince tek taraflı olarak,neye göre hesap ve tespit edildiği belli olmayan bir zarar hesabı yaparak 12.03.2019 tarihli,25.097,50 TL.bir fatura tanzim ettiğini, davalı müvekkil şirketin bu faturayı kabul etmediğini, fatura öncesi ...
40.Noterliği'nden keşide ettiği,... tarih,... yevmiye nolu keşide edilen ihtarnamede de zararın neye göre hesap edildiği konusunda soyut beyanlar dışında tevsik mahiyetinde bir belge ve bilgi olmadığını, sadece İmaj kaybından söz edildiğini, var olduğu iddia edilen imaj kaybının nasıl bir maddi zarara sebep olduğu konusunda somut bir tespit ve belge olmadığını, kaldı ki davacı tarafın beyanlarından kabul anlamına gelmemek üzere önemli ve ciddi bir ayıp olgusu da olmadığının ortada olduğunu beyan ederek, işbu davanın reddini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER
Bilirkişi kök ve ek raporları, Islah Dilekçesi, Faturalar, Arabuluculuk son tutanağı, tanık beyanları, İhtarname, taraf beyanları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ
17.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dosya mevcudu, davacı ve davalı yanın 2018-2019 yılı ticari defterleri, Dava Dosyası ile yine bu kayıtların dayanağı belgelerin muhasebesel yönden tetkiki sonucunda ve raporumuz içinde açıklanan nedenlerle;
1.Davalı ile davacı arasında yer alan sözleşmenin satış sözleşmesi niteliğine sahip olmadığı, bu nedenle taraflar arasındaki uyuşmazlıkta satış sözleşmesi ve satış sözleşmesine bağlı ayıp hükümlerinin uygulama alanı bulamayacağı,
2.Tarafların stand kurulumunu atmaçlayan iş görme sözleşmesinin eser sözleşmesi şeklinde nitelendirilmesi gerektiği, buna bağlı olarak da taraflar arasındaki uyuşmazlığa eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı,
3.Taraflar arasındaki whatsapp görüşmelerinden davalı tarafın atölyeye bildirim yapmaması nedeniyle işin gereği gibi ifa edilmediğinin anlaşıldığı, gereği gibi ifa edememe durumunun eser sözleşmesinde ayıp şeklinde şeklinîe sorumluluk doğuracağı,
4.İmaj kaybı nedeniyle hangi zararların oluştuğunun somut bir şekilde açıklanmadığı, oluştuğu idda edilen zarara yönelik dava dosyasında herhangi bir bilgi veya belge rastlanılamadığı, takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacının bedel indirimi talebinde bulunamayacağı,
5.Tarafların Türk parası Üzerinden çek düzenlenmesi hususunda anlaşması nedeniyle yabancı para üzerinden olan borcun Türk Lirası şeklinde ödeneceğinin anlaşıldığı, çekin bir ödeme aracı olduğu, ifanın çek düzenlenerek gerçekleştirilmesi nedeniyle 04.09.2018 tarihinde borcun ifa edildiği sonucuna ulaşıldığı,
6.Çekin düzenlendiği tarihin ödeme günü olarak kabul edilmesi ve o gün geçerli olan rayiç Üzerinden Türk Lirası şeklinde çek düzenlenmesi ve bu bedelin de 15.000 Euroya karşılık gelmesi nedeniyle takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacının kur farkı talebinin yerinde olmadığı,
7.Sayın Mahkeme aksi kanaate ulaşması halinde, yabancı para cinsinden yapılan sözleşme kapsamındaki ödemelerin vadeli olması halinde her bir çekin ödendiği tarih itibari ile ödeme tutarının yabancı para cinsinden karşılığının tespit edilmesi, var ise olumlu veya olumsuz kur farkının muhatabınca fatura edilmesi gerektiği, bu durumda takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak Üzere; davacı yanın düzenlediği kur farkı faturasının haklı olarak düzenlendiği ve davalı yandan fatura tutarı olan 25.097,50 TL alacaklı olduğu,
8.Davacı Ticari Defterlerinin “Usulüne Uygunluk Yönünden” tetkik edilmesi; incelenen davacı şirkete ait 2018-2019 yılı ticari elektronik defterlerine ait beratların yasal sürelerinde alımdığı, envanter defterinin açılış tasdikinin yasal süresinde yapıldığı, bu anlamda davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu tarafımızdan görülmüştür.
9.Davalı Ticari Defterlerinin “Usulüne Uygunluk Yönünden” tetkik edilmesi; davalı şirket tarafından incelemeye sunulan 2018- 2019 yılına ait ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yapıldığı, davalı yana ait 2018-2019 yılına ait ticari defterlerinin TTK. nun ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tasdik edildiği," sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
04.02.2022 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Yukarıda yapılan açıklamalar muvacehesinde, verilen görev nedeniyle, tarafların beyan ve delilleri ışığında, takdirin tamamen Sayın Mahkeme'nizin görev v yetki alanına ait olduğu işaret edilmek suretiyle;
1.Bedel indirimi bakımından takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, ayıplı ifaya bağlı olarak indirilecek bedelin tespiti bakımından alanında uzman bir bilirkişi tayin edilmesinin uygun olacağı, indirilecek tutarın hesaplanmasında, atış sözleşmesinde satış bedelin indirilecek tutarlı hesaplanmasında olduğu gibi nisbi metodu savunan görüşe göre hesaplama yapılabileceği, ancak ayıplı ifanın değerinin tespiti bakımından uzmanlık alanımızda yer almaması nedeniyle değerlendirme yapma imkanımızın olmadığını,
2.Davacının uğradığı zararın talep edilebilmesi bakımından yüklenicinin kusurlu olması gerektiği, zararın oluştuğunu ispat yükünün davacı iş sahibine ait olduğu, davalının ise meydana gelen zarardan dolayı herhangi bir kusurunun olmadığını ispat ederek sorumluluktan kurtulabileceği, işsahibi sıfatkına sahip olan davacının zararını ispatlayamadığı için imaj kaybı, kusurlu stand için oluşan zarar bakımından talepte bulunamayacağı,
3.Türk Ticaret Kanunu istikrarlı bir biçimde çekte vade olmayacağı esasından hareket etmiş olmasına karşın, önce 3167 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeyle daha sonra da 5941 sayılı Çek Kanunu'nun taraflar arasındaki vade anlaşmasına itibar etmekte olduğu,
4.Taraflar arasında yapılan sözleşmenin madde 6.2 bendinden anlaşılacağı üzere anlaşmanın yabancı para cinsi (EUR) üzerinden yapıldığı, yabancı para cinsinden yapılan sözleşme kapsamındaki ödemelerin vadeli olması halinde her bir çekin ödendiği tarih itibari ile ödeme tutarının yabancı para cinsinden karşılığının tespit edilmesi, var ise olumlu veya olumsuz kur farkının muhatabınca fatura edilmesi gerektiği, bu durumda takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; davacı yanın düzenlediği kur farkı faturasının haklı olarak düzenlendiği ve davalı yandan fatura tutarı olan 25.097,50 TL alacaklı olduğu,
5.Sayın Mahkemenin aksi kanaate ulaşarak çeki bir ödeme aracı olarak kabul etmesi halinde, ifanın çek düzenlenerek gerçekleştirilmesi nedeniyle 04/09/2018 tarihinde borcun ifa edildiği, çekin düzenlendiği tarihin ödeme günü olarak kabul edilmesi ve o gün geçerli olan rayiç üzerinden Türk Lirası şeklinde çek düzenlenmesi ve bu bedelin de 15.000 Euroya karşılık gelmesi nedeniyle borcun ifa edildiği sonucuna ulaşılabileceği," sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.
11.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dava dosyası kapsamında yapılan incelemede; Davalı ve Davacı arasında yapılan İş Sözleşmesinin Kongrenin başlamasından bir gün önce saat 16:00'da teslim edilmiş olması için aralarında yapılan yazılı anlaşmada kısıtlı zaman bırakılmıştır. Olası problemlerin çözümü konusunda kısıtlı zaman kalması yönünden olası sorunların çıkması konusunda her iki tarafın da risk aldığı ancak Davalının söz konusu düzeltmeleri yapacağını bildirmesine rağmen yerine getirmemiş olması yönünden Davalının verdiği sözü yerine getirmediği görülmüştür.
Davalı tarafından Davacıya sunulan üç boyutlu görsellerdeki oran ve mizanpajdan farklı olarak yanlış ölçü vermiş Olup, bu farklı ölçü konusunda atölyeyi uyarmayı unuttuğunu bildirmiştir. Yanlış imalatlar açısından; tarafların aralarındaki üç boyutlu çalışmaya uygun uygulama yapılmadığı yönünden ve Davacının Davalıdan düzeltme yönünde talebi konusunda düzelteceğini bildirmesine rağmen Davalının söz konusu düzeltmeleri yapmak konusunda sözünde durmadığı görülmüştür. Whatsapp konuşmalarından anlaşıldığına göre; grafik ölçüleri 1,8 m olması gerekirken Davalı tarafından 1,5m olarak Davacı tarafa yanlış ölçü verilmesinden kaynaklı görsellerde 30cm beyaz şerit oluştuğu anlaşılmaktadır. Ayıp konusunda Davacı tarafından 16.10.2018 tarihinde grafik uygulamaların yanlış olduğu bildirilmiştir. Stand arkası mekanın gerek duvar kaplaması ve elektrik kablolarının açıktan geçmesi gibi hususlar, stand arkasında kalanlar yönünden gizli kusur sayılmaktadır. Ancak fuar alanı içinde sunta kaplamaların kenarlarının görünür olması ve elektrik kablolarının ziyaretçilerin de göreceği şekilde açıktan ve sarkarak geçmesi açık ayıp olarak değerlendirilmiştir. Uluslararası fuarların önem arz etmesi özellikle, ... etkinliğinin (kongre ve Fuar - ...'sünün düzenlenmesi, etkinliğin önemini daha da arttırmaktadır. Yapılan yanlışlıkların, prestij ve imaj kaybına yol açabileceği kanaati oluşmuş olup, takdiri sayın mahkemenize ait olmak üzere yapılan işlemlerin %70 oranında tamamlandığı bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen işbu bilirkişi raporunu, sayın Sayın Mahkeme'nizin takdirine saygılarımla arz ederim." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
09.10.2023 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "Kök raporumuzda da belirtildiği üzere, yapılması gereken işlerin çok az bir zaman kalarak teslim edilmesi nedeniyle kısıtlı zamanda davalının söz konusu eksikleri yapacağını bildirmesine rağmen yapmaması, davalının yanlış ölçüden dolayı atölyeyi uyarmayı unutması, düzenlenen fuarın uluslararası ve köklü bir fuar olması, bu tür fuarların yılda bir kez yapıldığı da göz önüne alındığında stantta meydana gelebilecek hataların önemini tüketici ve ziyaretçiler nezdinde daha da arttırmaktadır. Yapılan yanlışlıkların, fuar esnasında prestij ve imaj kaybına yol açabileceği kanaati oluşturduğu noktasında devam etmekte olup, takdiri ve miktarı belirleme sayın mahkemenize ait olmak üzere yapılan işlemlerin *6 70 oranında tamamlandığı kanaatimiz devam etmektedir." sonuç ve kanaatine varılmıştır.
16.07.2020 tarihli celsede Davacı Tanığı ... özetle; "2011 şubat ayından ... şirketinde çalışmaktayım, grafiker olarak çalışıyorum, kurumsal kimlik sorumlusu ve promosyonlardan da sorumluyum, aynı ambalajlandırma ve grafiye dair tüm işlemleri ben yapmaktayım, yurtiçi ve yurtdışı fuarlara distribütörlerimizin bayilerimizinde fuarlarında stantların kurulmasını ve görsellerin hazırlanmasını ben organize etmekte ve hazırlamaktayım, 2018 yılında ...'daki dava konusu fuar gerçekleşmiştir, ancak ben buradaydım oraya gitmedim, fuar ekim ayında 3 gün sürmüştür, fuarın gerçekleşmesinden önce ağustos ayında ...'ın genel müdürü ... beyle görüştük, projesini sundu, ancak projesindeki görseller 170 cm yüksekliğindeydi onun 150 cm'e indirilmesini istedim, logoları ben kendim hazırladım, marka logolarını kendi reklamcımıza filex hazırladık koli içine yerleştirerek şoförümüze verdik, ben görsellerin hepsini numaralandırmıştım, stantta da yerleri plan olarak belliydi, onu aradım, tanklar ahşap olarak 170 cm oyuşmuşsa görselleri de ben 170 cm olarak çalışabilirim dedim, o bana 150 cm olarak çalışabilirsiniz konuştuğumuz gibi dedi, bu konuşmalar yaklaşık 1 ay önce olmaktaydı, ben görselleri 150 cm olarak hazırlayıp internetten kurulum şeması ile birlikte kendisine gönderdim, internetten wetransfer den görsellerin indirildiği bilgisi bana geldi, ... beyle konuştuk, anlaştık, ancak ...'daki fuarın başlangıcından bir gün önce bana fotoğraflar yollandı, stantlar ahşap ve 170 cm olarak oyulmuş, 150 cm lik fotoğraflar olduğu için oyuk yerlerde boşluklar göze çarpıyordu, kontrol ettiğimde 2 görselin yanlış yere montajlandığını ve yanlış şekilde kesildiğini gördüm, ayrıca ışıklandırmalarda dalgalandırma ve çizikler oluştuğunu gördüm, girişteki görselde eğrilik vardı, 2 görselin yeri farklıydı, ben bu fotoğrafları aldıktan sonra ... beye telefon ile görüştüm, ancak sesi kesildiği için watsaptan yazışmaya başladık, ... beye gördüğüm hataları yanlışları söylediğimde kendisi hata yoktur dedi, ancak ilk başta siz yanlış çalışmışsınız dedikten sonra ben sizin bana söylediğiniz görsellerin 150 cm olacağına dair atölyeyi bilgilendirmeyi unutmuşum dedi, konuştuğumuz gün fuardan önceki son gündü, ... bey daha sonra bizim şirketin yönetim kurulu başkanına ben gidip düzelteceğim diye söz vermiş ancak fuarda hiçbir düzeltme olmadı, stantta distribütör ve müşteriler ile yapılacak toplantı salonu çevresi suntalama olup iç duvarların kapatılması gerekiyordu, kabloların görünmemesi gerekiyordu, ancak suntalama olmamış, kablolar dışarıda sarkmakta ve görülmekteydi, biz de fuar boyunda fuara gelenlere rezil olduk, ciddi bir imaj kaybımız oldu, biz dünyadaki 7 işitme cihazı üreticisinden biriyiz o da biziz Türkiye yerleşik olarak biziz, biz tüm dünyaya kırk ülkeye ihracat yapmaktayız, dünyadaki diğer işitme cihazı üretici firmaları ile rekabet halindeyiz, bu fuar ... da her sene yapılan işitme cihazı ile ilgili çok önemli bir fuardır, orada bizim müşterilerimiz, distribütörler bayileri ve doktorlarda bu fuara katılmaktadır, böyle bir teknoloji firması olarak insanları kendimize tanıtırken böyle rezil bir şekilde stant oluşturulup insanların karşısına çıkmamız bize imaj kaybına sebep verdi, biz istedik ki bu işten kazanç Türkiye içinde kalsın ve bir Türk firmasına verdik, ... beye geçen daha önceki yılda kurulumu vermiştik, yine bir kaç sorun olmuştu ama en imaj kaybettiren fuarımız bu fuar oldu" şeklinde beyansa bulunduğu görüldü.
16.07.2020 tarihli celsede Davacı tanığı ... özetle; "Ben işitme cihazları alanında 20 yıldır bulunmaktayım, ben her yıl ...'da yapılan ve sektörün en önemli fuarı olan bu fuara her yıl katılmaktayım, stantımız fuar alanında görünen bir yerdeydi, ancak stanttaki hatalar ve eksiklikler bariz görülmekteydi, benim şirketimizin stantı orada yoktu bu fuarda sadece üretici firmaların stantları olur, tasarım ile uygulanan görseller arasında ciddi boşluklar farklılıklar vardı, sloganlar ve resimler arasında biraz farklılıklar vardı, bu farlılıklar bariz olarak görünüyordu, sadece biz değil fuara gelen herkes bu farklılıkları gördü, teslim almadan önce yani fuardan önceki son gün ... bey karşı taraf ile görüştü, karşı taraftan stantın düzeltileceğine dair söz alındı, normal cep telefonu ile görüşüldü, ancak fuarın ilk günü akşam üstü stanta uğradığımda stantta bir değişiklik olmadığını gördüm, ...bey ile karşı tarafın firma sahibi ile telefonda görüştüler, ancak herhalde tartışma geçti ki... beyin yüzü düşmüştü, dolayısıyla fuarda düşük motivasyonda devam etti, bu fuar yılda bir gerçekletiği için şirket daha iyi tanınsın diye yüksek ücret vererek fuarda iyi bir alan kiralamıştı, ... ayrıca Türk firmalarının kazanmasını istediğinden 2018 den önceki stant kurulum işini de ...'daki Türk şirketlerine vermişti, 2018 yılında ... şirketi ... ile temasa geçtiğinden Türk firması kazansın diye bu firmaya bu iş verildi, sonuç olarak bu şekilde stantla bu sektörde insanların karşısına çıktığımız için ciddi bir imaj kaybı yaşandı," şeklinde beyanda bulunduğu görüldü.
Davacı vekili 26/12/2022 tarihli dilekçesi ile dosyadan alınmış olan 11/11/2022 tarihli Bilirkişi raporunda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere davalı şirketin sözleşme ile üstlenmiş olduğu edimlerden sadece % 70'ni yerine getirdiği tespiti yapıldığını, buna göre davacıya ödenen sözleşme ( 15.000 Euro =115.683,00 TL ) bedelinden % 30 oranında bedel indirim yapılarak (115.683,00 x %30 =) 34.704,90 TL ayıp oranında bedel indirimi talep doğduğunu, Dava dilekçesi ile 27.541,50 TL olarak talep edilen ayıp oranında bedel indirimi taleplerini 6.863,40 TL artırarak 34.704,90 TL'ye yükselterek ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
GEREKÇE
Dava, ayıplı ifadan kaynaklı ve kur farkından kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Davacı vekili taraflar arasındaki sözleşme kapsamında hatalı imalattan ve kur farkından kaynaklı alacaklarının olduğu iddiasında bulunmuş, davalı yan ise satımdan kaynaklı ayıp ihbarının süresine yapılmadığı ve kur farkından kaynaklı alacağın olmadığı savunmasında bulunmuştur.
Uyuşmazlık; tacir olan taraflardan davacının sözleşme gereği hizmeti gereği gibi verip vermediği ile davacının ayıplı ifa ile ilgili olarak süresinde ve usulüne uygun olarak ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı ve kur farkı alacağının talep edilip edilmeyeceği noktasında toplanmaktadır. Tarafların tacir olduğu, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklandığı ve sözleşme gereği fuar stantlarının ve logolarının teslim edildiği hususu tartışmasızdır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde; "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." olarak düzenlenmiştir.
Tacirler arasında satışa konu malın ayıplı çıkması halinde, alıcının yasal haklarını kullanabilmesi için 6102 sayılı TTK. mad. 18/1-c maddesindeki süreler içerisinde ayıp ihbarında bulunması zorunludur. Bu süreler, satılan malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise iki gün, açıkça belli değilse sekiz gündür. Somut olayın incelenmesinde, tacir olan yanlar arasında dava konusu ürünlerin gerektiği gibi olmadığı hususunda whatsapp konuşmaları olduğu, taraflar fuarda bulunduğundan davacı yanca ihtarnamenin fuar dönüşü ...
40.Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarını keşide ettiği görülmektedir.
Taraflar tacir olup, uyuşmazlığın ise ticari nitelikteki satım sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle olaya dava tarihi itibariyle 6098 sayılı Borçlar Kanunu (TBK) ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Bununla birlikte satım sözleşmesinde malın ayıplı olması halinde özel hükümler öngörülmüştür (TTK mad. 23/1-c). Dolayısıyla tacirler arası satım sözleşmelerine Borçlar Kanunu hükümleri ile birlikte TTK m. 23/1 hükmü de uygulanacaktır.
Bu noktada uyuşmazlığın temelini oluşturan "ayıp ve ayıba karışı tekeffül" kavramları üzerinde durmakta yarar vardır: Ayıba ilişkin hukuki düzenleme, dava konusu uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken 6098 sayılı Borçlar Kanununun 219. maddesinde yer almaktadır. Düzenlemede "Satıcı alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." denilmektedir.
Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır.
Ayıba ilişkin diğer sınıflandırma, ayıbın açık ve gizli olup olmamasına göre yapılmaktadır. Açık ayıp hemen ilk bakışta ya da yüzeysel bir muayene ile tespit edilebilen ayıptır. Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değilse de ayıp meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Domaniç, H.: Türk Ticaret Kanunu Şerhi, C.I, İstanbul 1988, s.155; Yavuz, N.: Ayıplı İfa, 2.b., Ankara 2010, s. 107; Karakaş, C.F.: Ticari Satımda Ayıp İhbarının Süresi ve Şekli, XXII. Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu, Ankar 2006, s.172). Derhal kavramı, halin icabına uygun fazla vakit geçirmeden bildirim olarak anlamak gerekir. Ancak TTK madde 23'de malın muayene ve ihbar yükümlülüğü düzenlenmiştir. Eğer alıcı iğfal edilmiş ise yani maldaki ayıp ondan bilerek saklanmış ise Kanunun öngördüğü çözüm satıcı bakımından ağırlaştırılmış bir sorumluluğu gerektirmektedir. Nitekim 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225. maddesine göre alıcıyı iğfal etmiş olan satıcı, ayıbın kendisine vaktinde ihbar edilmemiş olduğunu ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.
TTK ve TBK'daki düzenlemelerin birbirlerine paralel düzenlemeyi içerdiği gözetildiğinde: Ayıba ilişkin bu genel açıklamadan sonra belirtmek gerekir ki satıcının ayıptan sorumluluğuna da "ayıba karşı tekeffül" denmektedir. Ayıba karşı tekeffül şartlarının gerçekleşmesi durumunda alıcının kendisine tanınan hakları kullanabilmesi için Kanun tarafından kendisine yükletilmiş olan külfetleri yerine getirmelidir. Külfet, alıcının satın aldığı malı muayene etmesi ve bir ayıbın ortaya çıkması halinde bunu satıcıya süresinde ihbar etmesidir. Alıcı külfetleri yerine getirmediği takdirde ayıba karşı tekeffül hükümlerinden yararlanamaz.
Külfet teknik anlamda bir yükümlülük veya borç değildir. Külfet, mülkiyetten farklı olarak herhangi bir borç yaratmayan, yerine getirilmediği takdirde o konuda sağlanmış olan hakların kaybedilmesi sonucunu doğuran bir davranış olarak tanımlanabilir. Burada muayene ve ihbar külfetini yerine getirilmemesi halinde alıcının satılanı kabul etmiş sayılacağına dair yasal bir karine söz konusudur. Dolayısıyla külfetlerin yerine getirilmemesi seçimlik hakların kullanılmasına engel olur, alıcı malı o haliyle kabul etmiş sayılır.
Ticari satımlarda muayene ve ihbar külfeti TTK 23/c maddesinde düzenlenmiştir. Bu hükme göre; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmeye mecburdur. Açıkça belli değilse alıcı emtiayı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde muayene etmeye veya ettirmeye ve bu muayene neticesinde emtianın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür." Ancak ayıp ihbarının bu süre içinde satıcıya ulaşması şart değildir. Bu süre içinde satıcıya ulaşmasa bile alıcı haklarını korumuş olur.
TTK 23/c maddesinde gizli ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde TBK 223 maddesinin uygulanacağı belirtilmiştir. Borçlar Kanunun 223/2 maddesinde ayıbın sonradan ortaya çıkması halinde bildirimin derhal yapılması aksi halde alıcı malı ayıp ile beraber kabul edilmiş sayılacaktır.
TBK'nın 474. Maddesinde göre; gerek açık ayıp ve gizli ayıplarda iş sahibinin ihbar zorunluluğu bulunmakta ise de yüklenici eserdeki işçilik, malzeme ve yapımla ilgili açık ve gizli ayıplardan dolayı sorumluluğu garanti ettiği süre için bunu önceden kabul ettiğinden yüklenici lehine olan iş sahibinin ihbar zorunluluğunu aramaktan vazgeçtiği ve garanti süresi içinde ortaya çıkan bu ayıpları ücretsiz olarak gidermeyi sözleşme tarihinde peşinen kabul ve taahhüt ettiği kabul edilir. İş sahibi ihbar zorunluluğu olmaksızın garanti süresi içinde ortaya çıkan açık ve gizli ayıplarla ilgili zamanaşımı süresi içinde seçimlik haklarını kullanarak yükleniciden ayıpların giderilmesini talep edebileceği gibi, aleyhine dava açabilecek ve iş bedelini ayıp giderim bedeli miktarınca ödemekten kaçınabilecektir (Yargıtay 15. H.D. 19.06.2014 tarih, 2013/4976 E. 2014/4282 K. sayılı ilamı ile benzer uygulama ve içtihatları).
Eksik iş ise sözleşme ve eklerine göre yapılması gerektiği halde yapılmayan (noksan bırakılan) işleri ifade eder. Eksik işlerin bedeli, teslim tarihine bu işlerin ikmâl edilebileceği sürenin ilavesiyle bulunan tarihteki rayiç bedellerle talep edilebilir. Eksik işler bedelinin istenebilmesi için teslim sırasında ihtirazi kayıt konulmasına ya da ihtar çekilmesine gerek yoktur. Eksik işler yönünden TBK 474-478. maddelerindeki hükümler uygulanmaz (Yargıtay 6. H.D. 20.04.2022 tarih, 2021/4013 E. 2022/2265 K. sayılı ilamı).
Dolayısıyla TBK 474-478. maddelerine göre yüklenicinin ayıp nedeniyle sorumlu tutulabilmesi için eserin teslim edilmiş olması ve teslim edilen eserin ayıplı olması, ayıbın iş sahibinden kaynaklanmamış olması, iş sahibinin eseri muayene ve ayıbı ihbar yükümlülüğünü yerine getirerek eseri açık ya da zımnen kabul etmemiş olması gerekmektedir.
TBK 474/1. maddesi gereğince iş sahibinin varsa açık ayıpları tespit etmesi ve bu ayıpların neler olduğunu tek tek açıklamak suretiyle gecikmeksizin sözlü veya yazılı olarak yükleniciye bildirmesi gerekir.
Bu kapsamda ayıp ihbarının zorunlu bir şekil şartına bağlanmadığını da görmekteyiz.
Ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması ispat kolaylığı sağlar. Ancak ayıp ihbarı hukukî işlem olmayıp, hukukî işlem benzeri maddî vakıa olduğundan, Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarında eser sözleşmelerinde, aksi sözleşmede veya eki şartnamelerde kararlaştırılmadıkça taraflar tacir dâhi olsa ayıp ihbarının her türlü delille ve bu arada tanık beyanı ile de ispatlanabileceği kabul edilmektedir (Hukuk Genel Kurulunun 31.05.2022 Tarih, 2019/(15)6-6 E. ve 2022/775 K. sayılı kararı).
Bu ilkeler gereğince her kim, alıcının sözleşme yapılırken ayıpları henüz bilmeyeceği ve yalnız bu nedenden onun için zarar verici olan tekeffül görevinin kaldırılmasına razı olacağı üzerine spekülasyon yaparsa, hileli davranıyor demektir. Satıcının hilesi durumunda, tekeffül borcunu sınırlayan ya da kaldıran sözleşme kayıtları sonuç doğurmaz.
Durumun gerekli kıldığı, muayene ile anlaşılamayan ayıplar, gizli ayıptır. Alıcı gizli ayıpları araştırmakla yükümlü değildir. Fakat onları meydana çıkar çıkmaz hemen ihbar etmelidir (Yavuz, N.: s. 106-107) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16/11/2016 tarih, 2014/13-1401 Esas ve 2016/1060 Karar sayılı ilamı). Nitekim davacı yanca açık ayıp durumunda bulunan fuar stantlarının teslim aşamasında ihbarın yapıldığı anlaşılmaktadır.
Alıcı olan davalı eğer ihbar külfetini yerine getirmiş olsaydı zamanaşımı süresi içinde TBK 227 maddesinin kendisine tanınan hakları dava yoluyla talep edebileceği düzenlenmiştir. Ayıp ihbarının yasal sürede yapılıp yapılmadığını kimin kanıtlaması gerektiğini bulabilmek için hukukumuzda "ispat yükü"nün nasıl düzenlendiğine bakmak gerekmektedir.
Somut olayda davacı kendisine teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna dair davalıya bildirimde bulunduğunu iddia etmiştir. Bu durumda, ayıp ihbarının yapıldığını ispat yükü davacı taraftadır. Davacı yan, davalıya anılan sürelerde ve teslim aşamasında whatsapp uygulaması üzerinden ihbarda bulunmamış, ayıp ihbarının fuar süresince giderilememesinden kaynaklı olarak Bakırköy 40.Noterliğinin 12/11/2018 tarih ve 32281 yevmiye numaralı ihtarı ile yapmıştır.
TBK'nun 231/2 maddesine göre, satıcının alıcıyı iğfal etmiş olduğu söz konusu olmadığı gibi, bu husus ayrıca incelenmemiştir.
Davaya konu stantların sözleşme süresinde (fuarda teslim aşamasına kadar) tesliminin yapıldığı, ayıp ihbarının noter kanalıyla yapıldığı, taraflar arasında ürünlerin ayıplı olduğu ve düzeltilmesi gerektiği hususunda görüşmelerin yapıldığı, davalı tarafından ayıbın düzeltilebileceğinin belirtildiği ve bir kısım işlemlerin yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla teslim süresi içinde taraflar arasında müzakerelerin devam ettiği, ayıp ihbarının whtasapp uygulaması üzerinden teslimden önce ve sonra yapıldığı, ayıbın davalı yanca giderilmediği, ücret iadesinin de yapılmadığının anlaşıldığı aşamada noter ihtarının çekildiği görülmekle, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere bedelden %30 tenzil yapılması gerektiği, ancak davacının ıslahında bu husus yapıldığı anlaşılmakla ayıplı işten ötürü açılan davanın kabulüne, 34.704,90 TL alacağın temerrüt tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiştir.
Davacı uyuşmazlık kapsamında kur farkı alacağı da talep etmiştir. Kur farkı alacağının talep edilebilmesi için yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında yabancı para üzerinden devam eden ticari ilişkinin bulunması gerekir (Yargıtay 19.HD. 2008/6163 Esas ve 2008/7544 K sayılı karar ile Yargıtay 19. HD.nin 2017/3549 Esas, 2018/4033 Karar ve 11/09/2018 tarihli kararı).
Uyuşmazlık konusu faturaların incelenmesinde, davacı tarafından yapılan işler karşılığı hak edişlerin euro üzerinden belirlenerek sözleşme gereğince fatura tarihindeki kur üzerinden TL karşılığı talep edilmiştir.
Dosya kapsamında yer alan kayıtlardan taraflar arasında imzalanan sözleşmede yabancı para birimi üzerinden belirlenen alacağın hangi şekilde ödeneceğinin belirlendiği ve dolayısıyla sözleşmede kur farkı uygulamasına ilişkin hükmün düzenlendiği görülmektedir. Dolayısıyla taraflar arasında kabul edilen sözleşme gereği davacının, kur farkı nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği anlaşılmaktadır.
Bu kapsamda davanın bilirkişi tarafından hesaplanan miktar üzerinden kabulü gerekmekle birlikte, 25.097,50 TL kur farkı alacağın temerrüt tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının kur farkı alacağının KABULÜNE,
25.097,50 TL alacağın temerrüt tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2.Davacının ayıplı ifadan kaynaklı alacağının KABULÜNE,
34.704,90 TL alacağın temerrüt tarihi olan 22/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3.Alınması gereken 4.085,10 TL nispi karar harcından peşin yatırılan toplam 1.022,07 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 3.063,03 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Davacı vekili lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesi gereğince hükmolunan kısım üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
4.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13 ve 14. Maddeleri ile Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5.Davacı tarafından yapılan 1.022,07 TL peşin harç, 44,40 TL başvuru harcı, 6,40 TL vekalet harcı, 6.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 351,70 TL posta gideri olmak üzere toplam 7.424,57 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
6.Taraflarca yatırılan, kullanılmayarak artan gider avansının kararın kesinleşmesi halinde yatıran tarafa iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karara karşı, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek istinaf dilekçesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/12/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)