1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda, tüm dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile borçlu şirket arasında yapılan... işlerini kapsayan ve ticari iş niteliğinde olan sözleşmeye ilişkin olarak, işin tamamlanmasını müteakip müvekkil şirket tarafından tanzim edilen ve mail ile alınan onay neticesinde kesilen 19.06.2019 tarihli, 5.192,00 TL tutarlı, ...Numaralı Fatura borçluya gönderilmiş olup borçlu şirket ilgili faturaya ilişkin herhangi bir itirazda bulunmadığı, bahsi geçen ve dava konusu alacağın temelini oluşturan faturaya yönelik davalı şirket borcunu ödemediği, müvekkil şirket tarafından davalı şirket aleyhinde fatura alacağına dayalı icra takibi başlatıldığı, İzmir... İcra Müdürlüğünün...Sayılı dosyası ile fatura alacağından kaynaklı 5.192,00 TL tutarlı asıl alacak için başlatılan icra takibine borçlu tarafından haksız biçimde itiraz edildiğini beyan ederek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil aleyhine başlatılacak takip ve davalarda Ankara adliyeleri yetkili olduğu, bu hususta icra takibine de itiraz edilmişse de dava mahkemenizde ikame edilmiş olup yetki itirazında bulunma gereği hasıl olduğu, davanın mahkemece tanzim olan tensip zaptında HMK md. 318 ve 195. Maddesi uyarınca uyarınca delillerini mahkemeye sunması yönünde karar kurulmuşsa da basit yargılama usulüne tabi olan bu davada davacı dava dilekçesi ile birlikte tüm bu hususları yerine getirmesi gerekirken sonradan sunduğu delil ve belgeler HMK md.319 kapsamında olduğu, iş bu davada iddianın genişletilmesine muvafakatlerinin bulunmadığı, sonradan sunulan delil ve beyanlara göre değerlendirme yapılması mümkün olmadığı, davacı 19.06.2019 tarihli 5.192,00 TL fatura alacağı talepte bulunmadığı, dava dilekçesinde faturanın gönderildiği ve herhangi bir itirazda bulunulmadığı belirtilmişse de bu hususa ilişkin herhangi bir kayıt dosyaya sunulmadığı, anılı fatura müvekkile tebliğ edilmediği gibi bu sebeple davacının talepte bulunması mümkün olmadığı, Firmanın faaliyet kapsamının geniş olduğunu ve bir çok işletme ile ticari faaliyet içerisinde olduğunu bilen davacı haksız olarak fatura tanzim etmek sureti ile kötü niyetli olarak tahsilat yoluna gitmek istediğini beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mali Müşavir ...'in 23/05/2022 Tarihli Bilirkişi Kök Raporunda;Dosya içerisinde mevcut belgeler arasında icraya konu 19.06.2019 tarihli ve ... sıra nolu davacı şirket tarafından davalı şirket adına tanzim edilmiş wat hizmet bedeli içerikli 4.400,00 TL artı 792,00 TL KDV olmak üzere toplamda 5.192,00 TL lik açık Fatura tespit edilmiştir.
SMMM ...'ın 05/01/2023 Tarihli Bilirkişi Kök Raporunda; Davacının 2019 yılına ait ticari defterlerinin 213 sayılı VUK.
221.ve 222. Maddeleri uyarınca ve 6102 sayılı TTK'nun 64/3. maddesi uyarınca noter açılış onaylarının süresinde yaptırıldığı, 6102 sayılı T.T.K 64/3. maddesi uyarınca yevmiye defterlerine yapılması gereken kapanış tasdikinin 2019 yılı yevmiye defteri için süresinde yaptırıldığı, ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu ve birbirini doğruladığı, dosyada bulunan davalı ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda takibe konu faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlara alınmadığı, faturanın davalıya tebliğ edildiğine dair dosya kapsamında bir belgenin bulunmadığı, dosyada bulunan mail yazışmalarının incelenmesinde; 08.04.2019 tarihli....com hesabından ... hesabına “ilgili fiyat teklifinde ekip-ekipman ve yol kısmında gerekli düzeltmeler yapılmış olup ekte bilgilerinize sunulmuştur” içerikli mail gönderildiği ve mail ekinde “...inşaat hakediş raporu revizyon.xlsx” isimli bir dosyanın bulunduğu, 19.06.2019 tarihli a.karabinaDartesenergy.com hesabından Ege Teknik kalite hesabına “Hakediş uygundur. Buna göre faturayı keserek bana mail atmanızı rica ediyorum, acil ödeme listesine koyalım.” içerikli mailin gönderildiği, mailin tarihi olan 19.06.2019 tarihi ile takibe konu fatura tarihinin aynı olduğu, Davacıya ait ticari defter kayıtlarında; takibe konu 19.06.2019 tarih ... nolu 5.192,00 TL tutarlı “Ndt hizmet bedeli” açıklamalı faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu faturaya ilişkin bir ödeme kaydının olmadığı, davacı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan takibe konu faturadan kaynaklı 5.192,00 TL alacaklı olduğu, takibin asıl alacağının da bu tutar üzerinden başlatıldığı, İşlemiş faize ilişkin yapılan incelemede dosya kapsamında davalıya gönderilmiş bir ihtarname bulunmadığı tespit edilmiştir.
SMMM ...'ın 05/01/2023 Tarihli Bilirkişi Ek Raporunda; Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu (Form Bs) ile bildirme yükümlülüklerinin bulunduğu, takibe konu 19.06.2019 tarihli, 5.192,00 TL tutarlı,... Numaralı faturanın KDV Hariç tutarının 4.400,00 TL olduğu, bu faturanın BA/BS formu ile beyan edilme yükümlülüğünün bulunmadığı, dolayısıyla davacı ve davalı tarafların dosyaya gönderilen BA/BS formlarında bu faturaya ait bir beyan da olmadığı tespit edilmiştir. 2004 sayılı yasanın 67. Maddesinde itirazın iptali aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. İtirazın iptali Madde 67 – (Değişik: 18/2/1965-538/37 md.) (Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/15 md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik: 9/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga dördüncü fıkra: 17/7/2003-4949/103 md.) Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra: 2/7/2012-6352/11 md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır. 6100 sayılı yasanın 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir. Hukuki dinlenilme hakkı MADDE 27- Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak;
a)Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b)Açıklama ve ispat hakkını,
c)Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini, içerir. 6100 sayılı yasanın ispat hakkı ve ispat yüküne ilişkin hükümleri aşağıdaki gibidir. İspat hakkı MADDE 189- Taraflar, kanunda belirtilen süre ve usule uygun olarak ispat hakkına sahiptir. Hukuka aykırı olarak elde edilmiş olan deliller, mahkeme tarafından bir vakıanın ispatında dikkate alınamaz. Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz. Bir vakıanın ispatı için gösterilen delilin caiz olup olmadığına mahkemece karar verilir. İspat yükü MADDE 190- İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.
Hukuki dinlenilme hakkı, çekişmeli veya çekişmesiz bütün yargılama işlemleri ve icra ve iflas takipleri, tahkim , geçici hukuki korumalar, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ve benzeri bütün iş ve işlemler bakımından geçerli bir ilkedir. 6100 sayılı yasada adil yargılanma hakkının ve hukuki dinlenilme hakkının bir gereği olarak ispat hakkı sınırlarıyla birlikte düzenlenmiştir. İspat hakkı, iddia ve savunmanın delillendirilmesini ve mahkemenin, yasal engel bulunmadıkça bu delilleri inceleyerek değerlendirmesi zorunluluğunu içerir. İspatın konusu vakıalardır. Vakıalar dışındaki hususlar ispatın konusu olamaz. Delilin, o vakıa hakkında dinlenebilir delil olup olmadığına Hakim karar verir. İspatın konusunu oluşturan vakıalar, uyuşmazlığı çözümünde etkili olabilecek, tarafların üzerinde anlaşamadıkları, çekişmeli vakıalar olmalıdır. Herkesçe bilinen vakıalar ile ikrar edilmiş vakıalar çekişmeli sayılmaz. Çekişmeli sayılmadıkları için de ispata konu edilemezler. Her davada olduğu gibi, itirazın iptali davalarında da ispat yükü büyük önem taşır. Kendisine ispat yükü düşen taraf bunu yerine getirmezse, açtığı ya da aleyhine açılan davayı kaybeder. 4721 sayılı yasanın 6. Maddesine göre; ”kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davalarında, davacının davalı ile aralarında mevcut olduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi ve buna dayanarak borcun varlığını ispat etmesi bu yönde delil göstererek ispat hakkını kullanması gerekir. Bu davalarda davalı ise borcunun olmadığını yahut ödediğini, borcu bulunmakla birlikte maddi hukuka ilişkin ya da usul hukukuna ilişkin sebeplerden dolayı borcu ödeme zorunluluğunun bulunmadığını, kendisinin, davacının iddia ettiği ilgili hukuki ilişkinin tarafı olmadığı gibi hususları ispat etmek bu yönde savunmalarını delillendirmek zorundadır. 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereğince itirazın mahkemede iptali için alacaklının adi(ilamsız genel) haciz yoluyla takibe veya kambiyo senetlerine dayanan haciz yoluyla takibe ya da taşınır yahut taşınmaz rehninin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takibe girişmiş olması gerekir. İtirazın iptali davası ancak para alacağına ilişkin ilamsız takiplerde açılabilir.
İtirazın iptali davası, borçlunun itiraz etmiş olduğu takip konusu alacağın tahsiline yönelik bir eda davasıdır. Mahkemenin dava sonucunda vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder. Bundan dolayı davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi, davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır. Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmediği, itiraz sebeplerini de itirazın iptali davasında ileri sürebilir. İtirazın iptali davasının açılacağı; itirazın alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren 1 yıllık süre, dava şartlarından ve hak düşürücü süre niteliğinde olup, resen dikkate alınması ve 2004 sayılı yasanın 19. Maddesi hükmüne göre hesaplanması gerekir.
İtirazın iptali davasında davalı borçlu dava dilekçesini tebellüğ ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde vereceği cevap dilekçesinde evvelce ödeme emrine itiraz ederken ileri sürdüğü itiraz sebepleri ile bağlı değildir. Davalı, ödeme emrine itiraz ederken mevcut olduğu halde ileri sürmediği itiraz sebeplerini de ilk defa itirazın iptali davasında verdiği cevap dilekçesinde ileri sürebilir.
İtirazın iptali davasında, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, davacı alacaklı, davalı borçlu tarafından itiraz edilen takip konusu alacağının varlığını ve miktarını genel hükümlere göre ispatla yükümlüdür. İtirazın iptali davasında; takip talebinde gösterilen borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıl olup, takip dayanağı belgelerden başka belgelere dayanılamaz. Diğer bir deyişle takip dayanağı yapılabilecek güçte olup da takipte dayanılamayan belge, itirazın iptali davasında ispat vasıtası olarak kullanılamaz. Takibe etkili olan itirazın iptali davasında ispat davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu olan alacak olduğu, bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının itirazın iptali davası için bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır. İtirazın iptali davasında yapılan yargılama sonunda: takip tarihindeki duruma göre karar verilir. İtirazın iptali davasında alacak, icra takip tarihi itibarıyla belirlenir. Ancak dava tarihine kadar bir ödeme yapılmış ise, yapılan ödeme düşüldükten sonra kalan alacak yönünden itirazın iptali davası açılmalıdır. Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler ise icra müdürlüğünce dikkate alınır.
İtirazın iptali sonunda, dava konusu alacağın varlığı ve miktarı sabit olursa mahkeme davayı kabul ve itirazı iptal eder. Ayrıca mahkeme, davacının dava dilekçesinde tazminat da talep etmiş olması halinde, davalı borçluyu hüküm altına alınan alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere bir tazminata mahkum eder. İcra inkar tazminatı, anapara üzerinden hesaplanır. Davalı borçlunun, ödeme emrinin tebliği üzerine evvelce itiraz ettiği alacağı, ilk duruşmada kabul etmiş olması, icra inkar tazminatına mahkumiyetten kurtulmasını gerektirmez.
Dava sonunda hükmedilen alacağın %20’si oranındaki tazminata karar verilebilmesi için davacı alacaklının zararının varlığı ve miktarını ispat etmesi gerekmez. Kanun koyucu, davalı borçlunun itirazının iptali halinde, itiraz sebebiyle davacı alacaklının zarara uğramış olduğunu kabul ederek, davacının dava dilekçesinde sadece talep etmiş olmasını davalı borçlunun hükmedilen meblağın en az %20’ si oranında bir tazminata mahkum edilebilmesi için yeterli görmüştür.
Davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun usulüne uygun bir şekilde borca itiraz etmek suretiyle takibin durmuş olması yeterli olup, borcu itiraz sebebi önemli değildir. Yine davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için 2004 sayılı yasanın 67. Maddesi gereği süresinde itirazın iptali davası açılmış olması, davacı alacaklının dava dilekçesinde talep sonucunda icra inkar tazminatını istemiş olması, davanın alacaklı lehine kabulüne karar verilmiş olması, davalı borçlunun takip tarihi itibarıyla itirazında haksız olması gerekir. İtirazın iptal edilmiş olması, itirazın haksız olduğunu göstermez. İtiraz iptal edilmiş olmasına rağmen davalı borçlu haklı ise tazminata mahkum edilmez. Hem itiraz iptal edilmiş ve hem de itirazın haksız olduğu sonucuna varılmışsa, diğer yukarıda anılı şartlarında varlığı halinde icra inkar tazminatına hükmedilir. İtirazın haksız sayılabilmesi için, takip konusu alacağın doğduğu anda varlığı ve miktarı itibarıyla taraflar arasında likit olması gerekir. Takip konusu alacağın varlığı, miktarının belirlenmesi hakim kararını gerektirmemeli muhtacı muhakeme olmamalıdır. Takip konusu alacak yapılacak basit bir hesaplama ile belirli bir hale gelebilecek ise bu alacak da likit sayılır. Dava açıldıktan sonra takibe konu edilen borcun ödenmiş olması hali, borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine engel değildir. Son olarak davacı alacaklı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için davalı borçlunun kötü niyetli olması gerekmez.
İtirazın iptali davasının reddi halinde ise, davalı lehine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, davalının cevap dilekçesinin talep sonucunda icra inkar tazminatı talep etmeli, davacının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğunun sabit olması gerekir. Davacının haksız ve kötü niyetli olmasından kasıt ise bir alacağı olmadığını bildiği halde, icra takibine girişmiş olmasıdır. Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması MADDE 222 - Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır. Dava dosyası, icra belgeleri, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda; Davacının yasal defterlerinin kanuni süresi içinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil niteliğinin bulunduğunun,
Davalının ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla Ankara 5.Asliye ticaret mahkemesine yazılan talimatla yapılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişinin davalı defterlerinin incelenmesi amacıyla davalı tarafın adres ve irtibat için verdiği telefonda ilgili kişi ile görüşme yapıldığı ancak defterlerin kendisine ibraz edilmediği, bu haliyle davalı tarafın defter ibrazından kaçınmış sayıldığı, mahkemece talep edilmemesine rağmen Ankara ...Asliye Ticaret Mahkemesi talimatlıyla kök raporu sunan bilirkişi ... tarafından kendisine defter ibrazında bulunulduğu gerekçesiyle ek rapor düzenlediği, ancak mahkememizin böyle bir talebi olmadığı gibi ilk rapor ile defterlerin ibraz edilmiş olmamasıyla davalının defter ibrazından kaçınmış sayılması hususunun davacı açısından usuli kazanılmış hak teşkil ettiği, davacı ticari defterlerine göre dava dilekçesinde talep edilen alacak miktarı kadar davacının faturadan kaynaklı olarak alacağı ve dayanağı faturanın davacı defterlerinde yer aldığı, bu haliyle 6100 sayılı yasanın 222/3 maddesi gereğince davacı defterindeki alacak kaydının davacı açısından delil vasfını haiz olduğu, davacının alacağının defter kayıtları ile ispat ettiği anlaşılmakla davanın kabulüne, alacak likit olduğundan icra inkar tazminatına ilişkin hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜNE,
2.İzmir...İcra Dairesi... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan İTİRAZIN KISMEN İPTALİ İLE TAKİBİN 5.192,00 TL ASIL ALACAK ÜZERİNDEN DEVAMINA,
3.Davalı tarafça icra dairesine yapılan yetki itirazının REDDİNE,
4.Hüküm altına alınan alacak miktarı olan 5.192,00 TL 'nin %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5.Alınması gerekli olan 354,66 TL karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 273,96 TL nin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
6.Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç, 80,70 TL başvurma harcı, 1.350,00 TL bilirkişi ücreti ve 148,50 TL posta-tebligat gideri olmak üzere toplamda 1.659,90 TL yargılama giderinin kısmen kabul kısmen red oranına göre 1.560,30 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, bakiye kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7.Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi maddesine göre 5.192,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8.Davalı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi maddesine göre 285,70 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
9.1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
10.Karar kesinleştiğinde yatırılan gider avansından artan kısmın talep halinde yatırana İADESİNE,
Dair, miktar bakımından kesin olmak üzere davacı-davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 13/04/2023 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)