16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Mahkeme
- İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Daire
- 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Esas No
- 2021/257
- Karar No
- 2024/242
- Karar Tarihi
- 22.02.2024
- Dava Türü
- DIGER
- Hukuk Alanı
- Trafik Hukuku
- Karar Sonucu
- REDDİNE
T.C.
İSTANBUL BAM
8. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/257
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/09/2020
NUMARASI: 2018/806 Esas - 2020/345 Karar
DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Cismani Zarar Nedeniyle Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024
Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;
K A R A R Davacı vekili dava dilekçesi ile; 23.04.2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilinin ayak parmaklarına platin takıldığını, belinden sakatlandığını, davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile (belirsiz alacak) 1.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan ve 20.000,00-TL manevi tazminatın davalı ...'dan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama aşamasında sunduğu 03.03.2020 tarihli dilekçe ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile maddi tazminat taleplerini 4.809.36-TL'ye artırdıklarını bildirmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, istenilen manevi tazminatın fazla olduğunu, müvekkilinin davacının ayağının üzerinden geçmediğini aksine davacının aracın kaputuna tekme atarak hem kendi ayağına hem de aracın kaputuna zarar verdiğini savunmuştur. Davalı sigorta şirketi davaya karşı cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince; ATK raporuna göre davacının tüm vücut engellilik oranının bulunmadığı, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 3 ay olduğu, davalı araç sürücüsü ...'in kazanın meydana gelmesinde tamamen kusurlu olduğu, davacının geçici iş göremezlik zararının 4.809,36-TL olduğu ve SGK tarafından yapılan 1.420,65-TL geçici iş göremezlik ödeneğinin mahsubu ile davacının bakiye maddi zararının 3.388,71-TL olduğu, tarafların sosyo ekonomik durumu, davacının iyileşme süresi, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu göz önünde bulundurulduğunda manevi tazminat isteminin kısmen kabulü gerektiği kanaati ile; "Davacının maddi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile; 3.388,71 TL geçici iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın davalı ... yönünden olay tarihi olan 23/04/2018 tarihinden itibaren, diğer davalı ... Sigorta AŞ yönünden ise temerrüt tarihi olan 18/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Davacının manevi tazminat isteminin KISMEN KABULÜ ile; 5.000,00TL manevi tazminatın olay tarihi olan 23/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine," karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekilinin istinaf nedenleri; takdir edilen manevi tazminatın az olduğu, maddi tazminatın 4.809,36-TL üzerinden kabulü gerektiği, müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığı, maddi tazminatın 3.388,71-TL üzerinden kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu hususlarına ilişkindir. Dava, trafik kazasına bağlı cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. (1) Davacı vekilinin hükmedilen maddi tazminatın miktarına yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde;
Davacı vekili dava dilekçesi ile; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00-TL maddi tazminat isteminde bulunmuş, yargılama aşamasında maddi tazminat miktarını 4.809,36-TL'ye artırdıklarını bildirmiş, ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile 3.388,71-TL tazminatın tahsiline karar verilmiş, davacı vekilince reddedilen 1.420,65-TL için istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6773 sayılı Kanun'un 41.maddesi ile değişik HMK'nın 341/2.madde hükmü uyarınca, ilk derece mahkemelerinin miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalarda verdikleri kararlar kesin olup, hüküm tarihi olan 2020 yılı itibariyle kesinlik sınırı 5.390,00-TL'ye çıkartılmıştır. Bu durumda eldeki davada istinaf eden davacının istinaf istemine konu olan ve reddedilen geçici iş göremezlik tazminatı miktarı 1.420,65-TL olup ilk derece mahkemesinin kararı davacı yönünden kesinlik sınırı olan 5.390,00-TL'nin altında kalmaktadır.HMK'nın 346/1.maddesi hükmü uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının miktarı itibariyle kesin olduğu durumlarda usulden red kararının yerel mahkemesince verilmesi gerekli ise de, temyiz merciine de aynı yetkinin tanındığı 01/06/1990 gün ve 1989/03-1990/04 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı da gözetilmek suretiyle, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf isteminin;
HMK'nın 346/1 ve 352. maddeleri gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kesin olması nedeniyle usulden reddine karar verilmek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.(2) Davacı vekilinin hükmedilen manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre, kaza tarihi, kusur durumu (davacının kusursuz oluşu), somut olayın özellikleri, kaza tarihindeki paranın alım gücü ve tarafların sosyal ve ekonomik durumları, davacının yaralanmasının niteliği hep birlikte nazara alındığında; manevi tazminatın amacının, zarara uğrayan kişinin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatmak, bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmek, bir teselli, bir savunma ve ruhu tatmin etmek olduğu, Hakimin manevi tazminat miktarını tarafların kusur oranlarına, sosyal ve ekonomik durumlarına ve adalete uygun olarak takdir etmesi gerektiği, takdir edilecek miktarın, manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da göz önünde tutularak, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği gibi davacı lehine anılan ilkeler de dikkate alınarak manevi tazminatın takdir edilmesi gerekirken mahkemece somut olaya uygun düşmeyecek şekilde manevi tazminatın bir miktar az takdir edilmesi doğru değildir.
Davacı vekilinin bu hususa isabet eden istinaf istemi bu nedenle yerindedir. Ne var ki; Dairece tespit edilen hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-b/2 madde hükmü gereğince kaldırılmasına, davanın tam kabulüne hükmedilmesi suretiyle yeniden esas hakkında karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.