Aramaya Dön

1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/1083
Karar No
K. 2023/1158
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/1083 Esas
KARAR NO: 2023/1158
DAVA: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/11/2023
KARAR TARİHİ: 15/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 05/01/2024

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin 4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliğindeki doğrudan yabancı yatırımlara ilişkin işlemlerin elektronik ortamda yürütülmesine ilişkin olarak davalıyı 23/08/2022 tarihinde ... Taahhütnamesiyle şirketi temsile yetkilendirdiğini, davalı tarafın müvekkili şirkete devletin sağlamış olduğu teşvik kanunlarındaki imkan ve kolaylığı ifade ettiğini, buna bağlı olarak müvekkili şirketin makina ( Koordinat Ölçüm Tezgahı ve Aksesurları) satın almak istediğini, müvekkili şirketin devlet destekli makina almaya hak kazandıktan sonra davalıya emeğinin karşılığı ücretin ödeneceğini, müvekkili şirketin iyi niyetli olarak davalının ücretini iş bitiminden önce yaptığını, davalı tarafın ödemeyi aldıktan sonra iş takibatına özen göstermediğini, müvekkili şirketin telefonlarına cevap vermemeye başladığını, teşvik için bankanın istemiş olduğu evrakları teslim etmediğini, bankadan gelen aramaları da yanıtsız bıraktığını, ... uygulaması üzerinden müvekkili şirketin sahibi ...'a nezaket sınırlarını aşan sözler sarfettiğini, belli bir noktadan sonra davalı tarafla iletişim kurmanın zorlaştığını, davalı tarafın teşvik işleminin Ticaret Bakanlığında onayda kaldığını söyleyerek müvekkili şirketi aylarca oyaladığını, müvekkili şirketin, ücrete hak kazanmayan davalı taraftan ücretin iadesini tahsil gayesiyle İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlattığını, ancak davalı tarafın 16/08/2023 tarihinde haksız bir şekilde takibe itiraz edip icra takibini durdurduğunu, müvekkili şirketin Euro kurundaki artış sebebiyle kendi imkanlarıyla devlet desteği olmadan makinayı 62.000,00 Euro + KDV'ye satın aldığını, davalı tarafın bu süreçte halihazırda Ticaret Bakanlığında işlemin onayda kaldığını söyleyerek şirketi geçiştirdiğini, gelinen son noktada icra takibine borçlu/davalının itiraz dilekçesinde teşvik başvurusunun reddedildiğini öğrendiklerini, davalı tarafın müvekkilinin iradesini sakatlayarak toplamda 17.500 TL ödeme aldığını, ETUYS Taahütnamesi'nin gerekleri yerine getirilmediğinden olaya uygulanacak hukuki normun belirlenmesinin gerekmekte olduğunu, temel uyuşmazlığın davalının ücrete hak kazanıp kazanmadığı noktasında olduğunu, burada iç içe geçmiş sözleşmelerin olduğunu, hem eser sözleşmesinin hem de simsarlık sözleşmesinin spesifik olarak iç içe geçtiği bir uyuşmazlığın söz konusu olduğunu, davalı tarafın teşvik kanunu uyarınca gerekli kolaylıkların yapılıp KDV muafiyetinden müvekkili şirketin yararlanacağını yani sonuç garanti ederek işi üstlendiğini, gerek eser sözleşmesi gerekse de simsarlık sözleşmesi kapsamında olsun davalının ücrete hak kazanması için yaptığı işin olumlu sonuçlanması gerektiğini, bu aşamada müvekkili şirketin işi olumsuz sonuçlanmış olup davalı taraftan bunun açıklamasının müvekkili şirkete ne yazılı ne de sözlü olarak bildirilmediğini, davalıya güvene dayalı olarak yapılan ücretin işin istenildiği gibi sonuç garanti edilerek sonuçlanmamasından dolayı yapılan ücret ödemesinin müvekkili şirkete iadesi gerektiğini, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı zorunlu arabuluculuğa başvurulmasına rağmen davalı tarafın ödeme noktasındaki kayıtsızlığından dolayı huzurdaki davayı açmak zorunda kaldıklarını iddia ederek; davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %40’ından aşağı olmamak üzere, davalı taraf aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, simsarlık ve danışmanlık sözleşmelerini içeren karma sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.

İstanbul Ticaret Sicili ve İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüklerine müzekkere yazılarak; davalının gerçek kişi ya da şahıs firması olarak tacir kaydının bulunup bulunmadığı, vergi mükellefi olup olmadığı, hangi defterleri tuttuğu, işletme hesabına göre mi bilanço usulüne göre mi defter tuttuğu, Vergi Usul Kanunu'nun 176-177.maddeleri kapsamında esnaf mı yoksa tacir mi olduğu hususlarının araştırılarak mahkememize bu hususla ilgili bilgi verilmesi istenmiş, cevabi yazılar ve ekleri dosyaya kazandırılmıştır.

İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davalının gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür.

İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğüne yazılan müzekkereye verilen cevapta; davalının 22.09.2020 tarihi itibariyle Serbest Meslek Kazancı (İşletme ve Diğer İdari Danışmanlık Faaliyetleri) yönünden mükellefiyet tesis ettirmiş olup, mükellefiyetinin devam ettiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 176. Ve 177. Maddeleri kapsamında olmadığından, aynı kanunun 210. Maddesiyle düzenlenen Serbest Meslek Kazanç Defteri tuttuğu hususlarının tespit edildiği görülmüştür.

Danışmanlık sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen atipik/isimsiz bir sözleşmedir ve danışmanın belli bir ücret karşılığında, danışmanlığının talep edildiği konularda gerekli bilgiyi sağlayarak bunları yorumlamayı, danışanın karşılaştığı sorunları teşhis ederek amaca en iyi ve en uygun çözüm önerilerini hazırlamayı, sunduğu çözüm önerilerinin uygulanmasını, bazen denetimini veya uzmanlığının gerektirdiği çeşitli hizmet edimlerinde bulunmayı üstlendiği sözleşmeler olarak tarif edilebilir.

Simsarlık sözleşmesi ise Türk Borçlar Kanunu'nun 520 vd maddelerinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 520.maddesine göre simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması halinde ücrete hak kazandığı sözleşmeler olarak tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1.maddesinde; "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmüne yer verilmiş ve TTK'nın 5/1. maddesinde ticari davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğu belirtilmiştir.

Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.

Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup TTK'nın 4/1.maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır.

Nispi ticari davalar ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.

Buna göre bir uyuşmazlığın ticari dava niteliğinde olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir. Yine Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden,

TTK'nın 19/II.maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir.

Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, Davanın, simsarlık ve danışmanlık sözleşmelerini içeren karma sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi gereğince iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatı istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği,

Mahkememizce davalının tacir olup olmadığı hususunda İkitelli Vergi Dairesi'ne yazı yazıldığı, İkitelli Vergi Dairesine yazılan müzekkereye verilen cevapta; davalının 22.09.2020 tarihi itibariyle Serbest Meslek Kazancı (İşletme ve Diğer İdari Danışmanlık Faaliyetleri) yönünden mükellefiyet tesis ettirmiş olup, mükellefiyetinin devam ettiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 176. Ve 177. Maddeleri kapsamında olmadığından, aynı kanunun 210. Maddesiyle düzenlenen Serbest Meslek Kazanç Defteri tuttuğu, dolayısıyla davalının dosyada mübrez bilgi ve belgelerden tacir sıfatını haiz olmadığı, simsarlık sözleşmesinin TBK 520.vd maddelerinde düzenlenmiş ve TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması yine danışmanlık sözleşmesinin ise TBK'da yada TTK'da özel olarak düzenlenmemiş hizmet niteliğinde bir sözleşme olup TTK'nın 4.maddesi kapsamında mutlak ticari davalar arasında sayılmamış olması nedeniyle davaya konu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Görevin Belirlenmesi ve Niteliği" başlıklı 1. maddesinde, mahkemelerin görevinin ancak kanunla düzenleneceği ve göreve ilişkin kuralların kamu düzeninden olduğu belirlendiğinden bu hususun mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği dikkate alınarak mahkememizin görevsizliğine, dava dilekçesinin HMK 114/1-c maddesine istinaden 115/1-2 gereğince görev yönünden usulden reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,

2.6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

3.6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine,

4.6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)

5.6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemede değerlendirilmesine,

6.Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi.15/12/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.