Esas No
E. 2023/1393
Karar No
K. 2024/171
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

40. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

DOSYA NO: 2023/1393

KARAR NO: 2024/171

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ: 2/5/2023

NUMARASI: 2020/485 (E) - 2023/274 (K)

DAVANIN KONUSU: Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ: 6/2/2024

Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... AŞ'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesiyle sigortalı davalı ... ait davalı sürücü ... yönetimindeki ... plakalı araç sürücüsünün asli kusuruyla yolun karşısına geçmeye çalışan davacı ... çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde 1.000 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen; 100.000 TL manevi tazminatın ise davalı işleten ve sürücüden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 31/1/2023 günü sunduğu bedel arttırım dilekçesiyle talep ettiği maddi tazminat tutarının 124.635,53 TL'ye yükseltmiştir. Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle davanın reddini savunmuşlardır. İlk derece mahkemesince, maddi tazminat davasının kabulüne, 114.873,89 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.717,39 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.044,25 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 124.635,53 TL maddi tazminatı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, 25.000 TL manevi tazminatın davalılar ...'den müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya verilmesine karar verilmiştir. Bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvuran davalı ... AŞ vekili dilekçesinde özetle; %25 maluliyet oranı üzerinden karşılıklı olarak mutabık kalınarak kendisine 44.752 TL ödenen davacı lehine bakiye tazminat verilmemesi gerektiğini, zira davalı sigota şirketini ibra eden davacının ibranamenin geçerli olmadığını ileri sürmesinin 4721 sayılı Türk Medini Kanunu'nun 2'nci maddesine açıkça aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfedilen kusurun kabul edilemeyeceğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve buna bağlı geçici taleplerin trafik poliçesi teminatı dışında kaldığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı ...'ün asli kusurlu olduğuna ilişkin İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/28132 sayılı soruşturma dosyasında düzenlenen 30/9/2018 tarihli rapor dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı hüküm verildiğini; ilk derece mahkemesi tarafından kusur değerlendirilmesi yapılırken bir takım yanlışlıklara düşüldüğünü, hükme esas alınan kusur oranının dosya içeriği dikkate alındığında kabul edilebilir nitelikte olmadığını, bu nedenle müvekkili için hükmedilen toplam 124.635,53 TL maddi tazminatın yetersiz ve eksik olduğunu; hükmolunan manevi tazminatın hak ve nesafete aykırı olduğunu, kafa tasında kırıklar oluşan ve geçirdiği ağır operasyon sonucu yapay kafatası takılan, tüm bunların yanı sıra aylarca sırtüstü yatarak pipetle beslenip tedavi gören, kazayla birlikte görme ve işitme kaybı oluşan davacı lehine 25.000 TL'ye hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355'inci maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ve kamu düzenine ilişkin konularla sınırlı biçimde yapılan incelemede:Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Davalı sigorta şirketi tarafından gönderilen hasar dosyası içinde yer alan "Protokol, Sulh, Feragatname ve İbraname" başlıklı belgenin davacı vekili tarafından fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak koşuluyla imzalanması, hükme esas alınan aktüerya hesap uzmanı bilirkişi raporunda ise, davalı sigorta şirketi tarafından davacıya 5/2/2019 günü ödenen 44.752 TL'nin güncellenerek hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatından mahsup edilmesi ve ödeme tarihi itibarıyla davacının maddi zararının karşılanmadığının belirlenmesi karşısında, bu konulara yönelen istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İstanbul Anadolu 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesinde görülen 2019/288 (E) sayılı davada Adli Tıp Kurumu (ATK) trafik ihtisas dairesi tarafından düzenlenen raporda, yönetimindeki otomobil ile gündüz vakti yerleşim yeri için hız sınırının 50 km./sa. olarak belirtildiği, cadde üzerinde seyir halinde iken dikkatini yola vermesi, olay yerinde yolun karşısına geçmek üzere yolun ortasına kadar gelen yayaları gördüğün de sesli uyarıya ek olarak kazayı engelleyecek biçimde zamanında frenle birlikte etkin önlem alması gerekirken, bu konulara yeterince özen göstermeye, solundaki şerit çizgisi üzerinden seyir şeridine koşarak giren yayaya çarpan davacı sürücü ... alt düzeyde tali kusurlu; karşıdan karşıya geçiş yaptığı olay yerinde, taşıt yoluna girmeden önce yolu yeterince kontrol etmeyen, gelen araçların seyir durumlarını dikkate alması, geçiş hakkını taşıt yolu üzerinde seyir halinde olan araçlara vermesi gerekirken, bu hususlara uymadan kendi güvenliğini tehlikeye düşürecek biçimde sağından gelen ve ilk geçiş hakkına sahip davalı sürücü idaresindeki otomobilin seyir şeridine koşarak giren davacı yaya ... asli kusurlu olduğu belirtilmiş; hükme esas alınan aktüerya uzmanı ile kusur ve hasar bilirkişi tarafından birlikte düzenlenen raporda ise, kazanın oluş biçimi irdelenerek, araçların gelişini kontrol etmeyip kendisine yaklaşan aracın hızını ve yakınlığını göz önüne almadan güvenli geçiş yapmayan davalı ... %75, yayaların karşıdan karşıya geçiş yapabileceğini göz önüne alarak hızını yavaşlatması, yola giriş yapabilecek kişileri kontrol etmesi, hızını çarpmadan durabileceği seviyeye düşürmesi, sesli uyarıya ek olarak frenle birlikte etkili önlem alması gerekirken bu yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalı sürücü ... ise %25 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş, böylece davalı sürücü ... ile davacı yaya ... kaza sırasındaki konumları ve davacı ile davalı sürücünün davranışları irdelenerek, olayın meydana gelmesine neden olan kusur oranlarının, yasal dayanaklarıyla birlikte, eylemler ile sonuç arasında bulunan nedensellik bağını ortaya koyacak biçimde, dosya kapsamından anlaşılan oluşa, bilimsel ölçütlere, usul ve kanuna uygun olarak saptandığının anlaşılması karşısında, HMK'nin 279'uncu maddesine uygun düzenlenen ve dosya kapsamına uygun somut olgu ve ölçütlere dayanan, yeterli gerekçeyi de taşıyan bilirkişiler kurulu raporunun hükme esas alınmasında hukuka aykırılık bulunmadığı kabul edilmiştir.25/2/2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 13/2/2011 gün ve 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 59'uncu maddesiyle değiştirilen KTK 98'inci maddesinde trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın SGK tarafından karşılanacağı öngörülmüştür. Motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alan zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketleri ile işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülükleri 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla KTK'nin 98'inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk davalı SGK'ye geçmiştir. Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesi uyarınca, tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir.Diğer yandan; her ne kadar 1/6/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.b. maddesinde, tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da SGK'nin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de; 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi gideri tazminatı gibi belgesiz tedavi gideri sayılmamıştır. Bu durumda, SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemeyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma yeteneği bulunmamaktadır.Bu durumda belgeli olmayan tedavi giderleri ile geçici iş göremezlikten kaynaklanan zarardan SGK sorumlu olmayıp zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. [Aynı yönde Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2021/11627 (E) - 2022/6346 (K) sayılı kararı ve benzer nitelikteki diğer kararları] Dolayısıyla mahkemenin geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin kabulüne karar vermesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 56'ncı maddesinin 1'inci fıkrasına göre hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Bir kimsenin, hukuka aykırı bir fiil yüzünden çektiği, bedeni acılarla ruhsal üzüntüye manevi zarar denir. Manevi zarar, gerçek anlamda zarar değildir; zira malvarlığında bir azalmayı ifade etmez. Bir acının veya üzüntünün maddi zarar gibi parayla ölçülmesine olanak bulunmamaktadır. Paranın manevi zararları karşılamak üzere kullanılabilmesi, hiçbir zaman manevi kaygı geri getirip yerine koyduğu veya manevi varlığın bir bölümünün onunla değiştirilebildiği anlamını taşımaz. Paranın bu anlamda gördüğü iş, kişilik hakları ve yararları zedelenen kimsenin duyduğu manevi acıyı bir dereceye kadar yumuşatıp yatıştırmakta; bozulan manevi dengeyi onarıp düzeltmekte; bir avunma, bir ruhsal tatmin aracı olmaktan ibarettir.Hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı olan manevi tazminatın miktarı adalete uygun olmalıdır. Zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan ve özgün bir nitelik taşıyan hükmedilecek bu para, bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/6/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 23/6/2004 gün ve 13/291-370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 4'üncü maddesinde belirtildiği gibi, hukuka ve hakkaniyete uygun sonuca varılmalıdır.Somut olay yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ilkeler ışığında değerlendirildiğinde; davacı ile davalılar ... dosya kapsamından anlaşılan ekonomik ve sosyal durumlarına, olayın meydana geliş biçimine, Adli Tıp Kurumu (ATK) İstanbul 2'nci Adli Tıp İhtisas Kurulunun 19/1/2022 tarihli raporuna göre Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelik uyarınca tüm vücut engellilik oranının %24 olduğu anlaşılan davacının yaralanmasının ağırlığına, bilirkişilerin raporundan anlaşılan kusur oranına ve olayın meydana geldiği tarihe göre, davacı lehine hükmolunan manevi tazminat miktarında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davacı vekili ile davalı ... AŞ vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı ilk derece mahkemesinin hükmüne yönelik istinaf başvurularının, HMK'nin 353/1-b/1'inci maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 179,90 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 247,7‬0 TL istinaf karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 8.513,85 TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin yatırılan 2.129 TL istinaf karar ve ilam harcı mahsup edilerek, bakiye 6.384,85 TL istinaf karar ve ilam harcının ... AŞ'den tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı ile davalı ... AŞ'nin istinaf kanun yolu başvurusu nedeniyle harcadıkları yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından, vekâlet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 6-İstinaf kanun yolu incelemesi için yatırılan gider avansından artan tutarın, HMK'nin 333'üncü maddesinin, 1'inci fıkrası uyarınca ilk derece mahkemesince kendiliğinden yatıran tarafa geri verilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 6/2/2024

Karar Etiketleri
REDDİNE ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 28132 sayılı soruşturma dosyasında düzenlenen 30/9/2018 tarihli rapor dikkate alınmadan eksik incelemeye dayalı hüküm verildiğini; ilk derece mahkemesi tarafından kusur değerlendirilmesi yapılırken bir takım yanlışlıklara düşüldüğünü, hükme esas alınan kusur oranının dosya içeriği dikkate alındığında kabul edilebilir nitelikte olmadığını, bu nedenle müvekkili için hükmedilen toplam 124.635,53 TL maddi tazminatın yetersiz ve eksik olduğunu; hükmolunan manevi tazminatın hak ve nesafete aykırı olduğunu, kafa tasında kırıklar oluşan ve geçirdiği ağır operasyon sonucu yapay kafatası takılan, tüm bunların yanı sıra aylarca sırtüstü yatarak pipetle beslenip tedavi gören, kazayla birlikte görme ve işitme kaybı oluşan davacı lehine 25.000 TL'ye hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 370 sayılı kararında da vurgulandığı gibi, hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminatın miktarını takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkında hüküm kurulurken; olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı, bu nedenle tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş biçimi ve tarafların kusur durumları göz önünde tutularak, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla KTK'nin 98'inci maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluk davalı SGK'ye geçmiştir. Bununla birlikte hemen belirtmek gerekir ki, davalı Sosyal Güvenlik Kurumu, 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesi uyarınca, tüm tedavi giderlerinden değil, ancak söz konusu madde kapsamında kalan tedavi giderlerinden sorumludur. Belgeye dayanmayan tedavi giderleri (geçici iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi yol gideri vb.) 6111 sayılı Kanun kapsamında değildir.Diğer yandan; her ne kadar 1/6/2015 günü yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.5.b. maddesinde, tedavi süresine ilişkin geçici bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik zararının sağlık giderleri teminatı kapsamında olduğu ve bu teminatın da SGK'nin sorumluluğunda olduğu, bu nedenle sigorta şirketlerinin sorumluluğunun bulunmadığı açıklanmış ise de; 6111 sayılı Kanun ile değiştirilen KTK'nin 98'inci maddesinde SGK tarafından karşılanacak tedavi giderleri arasında, geçici iş göremezlik, bakıcı gideri ile belgesiz tedavi gideri tazminatı gibi belgesiz tedavi gideri sayılmamıştır. Bu durumda, SGK'nin sorumluluğu alt norm düzeyindeki genel şartlar ile genişletilemeyeceğinden, sözü geçen ilgili genel şart hükmünün uygulanma yeteneği bulunmamaktadır.Bu durumda belgeli olmayan tedavi giderleri ile geçici iş göremezlikten kaynaklanan zarardan SGK sorumlu olmayıp zorunlu mali sorumluluk sigortası poliçesini düzenleyen sigorta şirketi ile araç işleteni ve sürücüsünün sorumluluğu devam etmektedir. [Aynı yönde Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesinin 2021/11627 (E) - 2022/6346 (K) sayılı kararı ve benzer nitelikteki diğer kararları] Dolayısıyla mahkemenin geçici iş göremezlik zararına ilişkin talebin kabulüne karar vermesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 4721 sayılı Türk Medini Kanunu HMK md.353/1 HMK md.279 HMK md.333 HMK md.362/1
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.