9. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
9.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN DOSYANIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 21/12/2016 tarihinde sürücüsü ... olan ... plaka sayılı araç ile sürücüsü ... olan ... plakalı aracın çarpışması sonucu meydana gelen kazada, ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan müvekkillerinin desteği ...'ın vefat ettiğini, ...'ın 21/06/1967 doğumlu olduğunu ve kaza tarihinde benzin istasyonunda müdür olarak çalıştığını, davacılardan ...'ün vefat edenin imam nikahlı eşi diğerlerinin ise çocukları olduklarını belirterek fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydı ile her bir davacı için 500,00 TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacılar vekili 08/03/2021 havale tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini davacı ... için 109.492,71 TL, ...için 3.715,58 TL, ... için 1.633,83 TL arttırdıklarını, sonuç olarak toplam 116.842,12 TL'nin kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ettiklerini beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin sorumluluğunun kusur oranı ve poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmasının mümkün olmadığını, davacıların ölenin hak sahipleri olduklarının tespiti ve proporsiyon hesabı yapılması gerektiğini, kaza ile ilgili olarak ...'a 44.348,15 TL ödeme yapıldığını ve teminat limitinden 265.651,85 TL kaldığını, ölenin müterafik kusurunun hesaplanması ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, faiz talebinin temerrüt hükümlerine aykırı olduğunu, SGK tarafından yapılan ödemenin davacıların maddi zararından mahsubu gerektiğini beyan ile davanın reddi talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davacı ...'ün davasının kabulüne 109.992,71 TL'nin 08/06/2018 tarihinden itibaren, davacı ...'ın davasının kabulüne 4.215,58 TL'nin 08/06/2018 tarihinden itibaren, davacı ...'ın davasının kabülüne 2.133,83 TL'nin 08/06/2018 tarihinden itibaren itibaren işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsili ile davacılara ödenmesine, davacı ...'ın davasının kısmen kabulüne, 483,32 TL'nin 08/06/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/11 Esas sayılı dosyasından verilen kararda kazaya karışan iki aracın hangisinin kırmızı ışıkta geçtiğine ilişkin somut delil elde edilemediğini, bu sebeple her iki sürücünün eşit kusurlu kabul edilerek hüküm kurulduğunu, söz konusu ceza mahkemesi hükmünün şüpheden öte, sigortalı araç sürücüsünün suçu işlediğine dair kesin ve kuvvetli herhangi bir delil bulunmamasına rağmen eşit kusurlu kabul edilerek hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, davalı dava öncesi usulüne uygun olarak temerrüde düşürülmediğinden faiz başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, başvuru sırasında vukuatlı nüfus kayıt örneği sunulmaksızın davalı tarafından hak sahiplerinin belirlenemeyeceğini, davalı aleyhine tazminata hükmedilmesi halinde hatır taşıması indirimi ile müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacı ...'ün müteveffanın imam nikahlı eşi olduğu yönündeki beyanların ispat edilmemiş ve destek unsurunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşayan nikahsız eşin; desteğin ölümü ile nikahlı eş gibi, yaşamının sonuna kadar ve özellikle yaşı, sosyal durumu, yaşadığı ortam ve aile bağları gibi nedenlerle, kocasının evinde yaşamını sürdüremeyeceği, güçlü olmayan aile bağı nedeniyle müşterek haneyi terk edeceği, kendisine yeni bir yaşam tercih edeceği varsayımı göz önünde tutularak; Borçlar Kanununun 43. maddesi geregince belirlenen tazminattan indirim yapılması gerekmekte iken yerleşik içtihatlara aykırı olarak mahkeme tarafından imam nikahlı olduğu iddia edilen eş ... lehine hükmedilen tazminattan indirim yapılmamasının hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından, müteveffanın resmi nikahlı eşi ... ve kızı ... için 44.348,15 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin poliçeden kaynaklanan sorumluluğunun poliçe limiti olan 310.000,00TL ile sınırlı olup, ödeme yapılan ... ve ... tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/882 Esas sayılı dosyasıyla yetersiz ödeme sebebiyle dava açıldığını, söz konusu dosyanın celbi talebinin değerlendirilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu'nun 96/1 maddesi gereğince, zarar görenin çokluğu halinde, zarar görenlerin tazminat talebinin, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta tutarından fazla ise, sigorta tutarının, tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulması, proporsiyon hesabı yapılması gerektiğini, aktüer raporunda bu husus dikkate alınmadan hesaplama yapılması sebebiyle, hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, müteveffanın anne ve babasının hayatta olup olmadığı tespit edilmeksizin sadece eş ve çocuklar için hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafından yapılan ödemenin güncel değeri hesaplanarak hüküm kurulması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Trafik Kazası Tespit Tutanağı; "Sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile döşemealtı istikametinden gelerek km 18 - ... Kavşağını direk geçmek istediği esnada, Antalya'dan Burdur istikametine seyreden sürücü ... idaresindeki ... plakalı otomobille kavşak içerisinde çarpışmaları sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana gelmiştir. Bu kazanın oluşumunda sürücü ... 2918 sayılı KTK'da yer alan sürücü kusurlarından 57/1-a (kavşaklara yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamak - geçiş hakkı olan araçlara ilk geçiş hakkını vermek) kuralını ihlal ettiği, diğer sürücü ...'ın ise aynı kanunda yer alan sürücü kusurlarından 52/1-a (aracın hızını kavşaklara yaklaşırken azaltmak) kuralını ihlal ettiği görüş ve kanaatine varılmıştır." şeklinde düzenlenmiştir. Mahkemece alınan kusur ve aktüer raporda; kusur yönünden, davalı sigorta şirketine KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun; 52/a, 57/a madde kurallarını ihlal ettiği, kavşağa yaklaştığı halde kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamadığı, diğer kavşak kollarından yaklaşmakta olan araçları dikkatlice kontrol etmesi, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorunda olmasına rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermediği, dikkatsizce ve tedbirsizce davrandığı, olayı önleyebilmek amacıyla gerekli fren tedbirine başvurmadığı, dava konusu öngörülebilir ve önlenebilir kazanın oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'ın içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 52/a, 57/a madde kurallarını ihlal ettiği, kavşağa yaklaştığı halde kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlamadığı, diğer kavşak kollarından yaklaşmakta olan araçları dikkatlice kontrol etmesi, geçiş hakkı olan araçların önce geçmesine imkan vermek zorunda olmasına rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermediği, dikkatsizce ve tedbirsizce davrandığı, olayı önleyebilmek amacıyla gerekli fren tedbirine başvurmadığı, dava konusu öngörülebilir ve önlenebilir kazanın oluşumunda %50 oranında kusurlu olduğu değerlendirilmiş, aktüer hesap yönünden; davalı sigorta şirketine Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %50 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile davacıların davalı sigorta şirketinden talep edecekleri destekten yoksun kalma tazminatının davacı müteveffanın eşi ... için 109.992,71 TL, kızı ...için 4.215,58 TL,| oğlu ... için 2.133,83 TL, oğlu ... için 483,32 TL olduğunu görüş olarak bildirmişlerdir. Taraf vekillerinin itirazları üzerine bilirkişi heyetine trafik uzmanı bir bilirkişinin dahil edilmesi suretiyle alınan 25/02/2021 tarihli ek raporda; Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından alınmış ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 22/05/2017 tarihli raporunun terditli olarak düzenlendiğini, kırmızı ışık ihlali yapan sürücünün asli, diğer sürücünün kusursuz olacağının belirtildiğini, Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesine yazılan talimat üzerine Karayolları Genel Müdürlüğü Makine Mühendislerince düzenlenmiş 30/10/2017 tarihli heyet raporunda, ışık ihlalinin tespitinin mümkün olmadığı durumlara ilişkin Yargıtay 17. HD 2015/9513 E., 2016/667 K. sayılı kararı işaret edilerek, olayda sürücülere eş değer oranda kusur paylaşımı yapılması gerektiği kanaatinin belirtildiğini, Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İstanbul Ağır Ceza Mahkemesine yazılan talimat dosyası üzerinden alınan, İTÜ Ulaştırma bölümü öğretim üyelerinden oluşan heyetçe düzenlenmiş 22/01/2018 tarihli raporda, Karayolları Genel Müdürlüğü görevlilerinin verdiği raporun benimsendiğini, sürücülere eş değer oranda kusur paylaşımı yapılması gerektiğinin belirtildiğini, sürücü beyanlarının oluşla ve olay yerindeki bulgularla bağdaşmadığı gibi, olay yerindeki bulguların hangi aracın kırmızı ışık ihlali yaptığının tespitine yeterli olmadığını, buna göre; 21/12/2016 tarihinde meydana gelen ve ölümle sonuçlanan olayda sürücü ...’ın %50, sürücü ...’in %50 oranında kusurlu olduklarını, müteveffa ...’ın kendi ölümünde kusursuz olduğunu görüş olarak belirtmişlerdir. Mahkemece alınan kusur raporları ile ceza yargılaması sırasında alınan kusur raporlarının birbiriyle örtüştüğü, kaza tespit tutanağı ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında davalı vekilinin kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Somut uyuşmazlıkta, dava tarihi itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup, davacılar vekilinin dava tarihinden önce 24/05/2018 tarihinde dilekçe ile davalıdan tazminat isteminde bulunduğu, ancak eksik belge verildiğinden işlem yapılamadığı belirtilmektedir. Eksik belge ile müraacat yapılmış olsa dahi başvuru koşulunun yerine getirildiğinin kabulü gerekir. Ancak davacılar vekilinin eksik belge ile müracaatı nedeni ile davalı sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemeyeceğinden destekten yoksun kalma tazminatı yönünden faiz başlangıcının dava tarihi olarak kabulü yerine yazılı şekilde belirlenmesi doğru olmamıştır. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır. Davacıların desteği müteveffa, sürücü ...'in kullandığı araç ile hava alanına gitmekte iken dava konusu kaza meydana gelmiştir. Taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı soruşturma ve ceza dosyasındaki evraklardan da anlaşılamadığından davalı vekilinin hatır indirimi uygulanması gerektiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir. Müterafik kusur ise; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Y.
2015.S.
582.Davaya konu trafik kazasına ilişkin trafik kaza tutanağında, müteveffanın emniyet kemerinin takılı olup olmadığı belirsiz olarak belirtilmişse de, müteveffanın araçtan dışarıya fırlayarak vefat ettiği yönünde tespitler bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece trafik kaza tutanağında belirsiz olsa da müteveffanın emniyet kemerinin takılı olup olmadığı, vefatında müterafik kusuru bulunup bulunmadığı araştırılarak tartışılmaksızın eksik inceleme ile müterafik kusur indirimi uygulanmamış olması doğru olmamıştır. Davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazı yerindedir. Aktüer raporda, müteveffanın anne ve babasının hayatta olup olmadığı tespit edilmeksizin sadece eş ve çocuklar için hesaplama yapılmıştır. Uyap üzerinden alınan nüfus kaydına göre müteveffanın babası 1999 tarihinde vefat etmiştir. Ancak annesinin nüfus kaydı çıkarılamamış, sağ olup olmadığı anlaşılamamıştır. Mahkemece müteveffanın annesinin nüfus kaydının araştırılarak sağ olup olmadığının belirlenmesi, sağ olduğunun tespiti halinde anneye pay ayrılarak hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınması gerekmektedir. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinafı yerindedir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/17568 Esas-2022/9666 Karar sayılı ilamı ile "Tarafların hayatlarını ömür boyu birleştirme niyetiyle gerçekleştirdikleri hukuki nitelikli evlilik sözleşmesi olmaksızın evlenme vaadiyle yaşadıkları birliktelik evlilik dışı birliktelik olarak adlandırılmaktadır. Evlilik sözleşmesi olmaksızın birlikte yaşayan nikahsız eşin, desteğin ölümü ile nikahlı eş gibi, yaşama yaşının sonuna kadar ve özellikle yaşı, sosyal durumu, yaşadığı ortam ve aile bağları gibi nedenlerle, desteğin evinde yaşamını sürdüremeyeceği hususunun kabulü gerekmektedir. Nikahsız eşin, güçlü olmayan aile bağı nedeniyle müşterek haneyi terk edeceği, kendisine yeni bir yaşamı tercih edeceği üstün olasılık içinde olmakla, bakım ihtiyacının nikahlı eşte olduğu gibi bakiye ömrün sonuna kadar devam etmesi ihtimalinin zayıf olması varsayımının göz önünde tutulması gerekmektedir. Şu halde, İtiraz Hakem Heyetince, yukarıdaki açıklamalar ışığında Türk Borçlar Kanununun 51-52. maddeleri gereğince belirlenen tazminattan, hak ve adalete uygun bir miktar indirim yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru görülmemiştir." yönünde karar verilmiştir. Dava dilekçesinde, davacı ...'ün kazada vefat eden destek ...'ın nikahsız eşi olduğu belirtilmiştir. Mahkemece desteğin nikahsız eşi olan davacı ... lehine destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olması doğru ise de, yukarıda açıklandığı şekilde Türk Borçlar Kanununun 51-52 maddeleri gereğince belirlenen tazminattan, hak ve adalete uygun bir miktar indirim yapılması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması doğru olmamıştır. Davalı vekilinin bu hususa değinen istinaf itirazı yerindedir. Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından müteveffanın resmi nikahlı eşi ... ve kızı ... için 44.348,15 TL ödeme yapıldığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti olan 310.000,00TL ile sınırlı olup, ödeme yapılan ... ve ... tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/882 Esas sayılı dosyasıyla yetersiz ödeme sebebiyle dava açıldığını, bu dosyanın incelenmesi gerektiğini, taleplerinin değerlendirilmediğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur. Dava dışı kişilere yapılan ödeme poliçe limitinin belirlenmesi bakımından önemlidir. Bu bakımdan ödeme yapılan ... ve ... tarafından Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde yetersiz ödeme nedeniyle açılan 2017/882 Esas sayılı dava dosyasının akıbetinin araştırılması, karar verilmişse, kesinleşme şerhli bir karar örneğinin getirtilerek, ne kadar ödeme yapıldığının ve davalı sigorta şirketinin kalan poliçe limitinin miktarının belirlenmesi ve eldeki dava dosyasındaki hesaplamanın poliçe limitine göre garameten yapılması gerekir. Dosyadaki davacılara, davalı sigorta şirketi tarafından davadan önce herhangi bir ödeme yapılmadığından, dava dışı kişilere yapılan ödemelerin güncellenmesi gerekmez. Dava dışı kişilere yapılan ödeme poliçe limitinin belirlenmesi bakımından önemlidir. Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf talebi yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere :1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 06/02/2024