Esas No
E. 2021/749
Karar No
K. 2024/305
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Genel Hukuk

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

20. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2021/749

KARAR NO: 2024/305

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/07/2019 (Dava) - 25/03/2021 (Karar)

NUMARASI : 2019/318 Esas - 2021/336 Karar

DAVA: Menfi Tespit (Alım Satım)
BAM KARAR TARİHİ: 21/02/2024
KARAR YAZIM TARİHİ: 21/02/2024

İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/03/2021 tarih ve 2019/318 Esas - 2021/336 Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının Avusturya vatandaşı olup, Avusturya'da ikamet ettiğini, davacı ve davalının ... AŞ.'nin hissedarları olduğunu, davalının mali müşavir olması nedeniyle şirketin muhasebecisi, mali müşaviri ve muhasebe ve para işlerinden sorumlu yetkili müdürü olduğunu, şirketin tüm mali kayıtlarını davalının tuttuğun, şirkete ilişkin ödemelerin davalı tarafından yapıldığını, davacının davalıya şirket adına iş ve işlem yapması için vekalet verdiğini, davacının ayrıca davalıya güvenmesi sebebiyle şahsi iş ve işlemlerini yürütmesi için de vekaletname verdiğini, şirketi temsil ve ilzam eden davacının yurt dışında bulunduğu zamanlarda şirket ödemelerinde kullanılmak üzere her zaman işlerin aksamaması için boş senetleri şirket kasasına imzalayarak bıraktığını, rakam ve yazılı bölümün davalı tarafından tamamlandığını, davacının ... Bankası ... Şubesinden şirket adına çıkartılan kredi kartının şifreleri ile birlikte şirket ortağı ve mali müşaviri olması sıfatıyla davalıya teslim edilmesi için 11/01/2018 günü bankaya talimat vermekte sakınca görmediğini, davalının davaya konu şirket ödemeleri için kasaya koymak üzere aldığı boş senedi kendi el yazısı ile sahte olarak doldurarak bu adi belgeyi davacının aleyhine hukuki sonuç doğuracak hale getirip İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2018/13286 sayılı dosyasıyla 30 Ekim 2018 tarihinde takibe koyduğunu, pasaport kayıtlarından tespit edileceği üzere davacının bu tarihte Avusturya'da olduğunu, davalının bu hususu bildiği ve takip talebine Çeşme adresini yazdığını, icra dosyasından çıkartılan tebligatın usulsüz olarak davacının Avusturya'da olduğu sırada yapılmasının sağlandığını, davalının icra takibini davacının gıyabında kesinleştirdiğini, davalının davacıya mal satarak ve sattığı mallar karşılığı davacının davalıya 130.000,00 EURO borçlanmış gibi senet düzenlediğini, davalının satımdan kaynaklanan alacağı olduğu iddiası ile icra takibi yaptığı için davalının bu satımı ve malların teslimini ispat etmek zorunda olduğunu, ispat külfetinin davalıya ait olduğunu, senet üzerindeki yazı ve rakamların davacı tarafından yazılmadığını, davalının sahte yazı ve rakamlarla senedi hukuki sonuç doğuracak hale getirip icraya koymak suretiyle haksız kazanç sağlamayı amaçladığını, sahte belge düzenlediğini,

HMK 208 - 209 maddesi gereği sahteliği iddia edilen belgenin hiçbir işleme esas alınamayacağını,

HMK 211. Maddesine göre yazı ve rakamlar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini,

HMK 209. Maddesi gereğince icra takibinin tedbiren durdurulmasına karar verilmesini, davalının davacının evinin satımı tehdidi ile davacıdan icra baskısı altında 493.840,00 TL tahsil ettiğini, haksız yapılan bu tahsilatın faizleri ile birlikte davalıdan geri alınması istirdatın imkansız hale gelmesi ihtimali kuvvetle muhtemel olduğundan davalının banka hesapları üzerine tedbir konulmasını talep ettiklerini, davalının sahte olarak ürettiği senet yabancı para ile ticaret yapıldığı iddiası ile yabancı para ile icra takibi yaptığı halde ayrıca % 19,5 faiz talep ettiğini, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, davacının davalıya hiçbir borcunun olmadığının tespitine, sahte olarak düzenlenmiş senede istinaden yapılmış kanunsuz icra takibi ile bu takibin dayanağı olan sahte senedin iptaline, davalının cebri icra yoluyla yaptığı 493.840,00 TL'nin davalıdan ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak en yüksek banka reeskont faizi ya da yasal faizleri ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının bankalardaki hesaplarına tedbir konulmasına, sahtecilik incelemesi sonuçlanana kadar sahte belge ile yapılan icra takibinin durdurulmasına, icra dosyasında alınan ve davalıya ödenen 493.840,00 TL'nin dışında kalan bakiye dosya miktarının davalıya ödenmemesi için davalıya yapılacak ödemenin tedbiren durdurulmasına, %20 tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı ile davacının ... AŞ. ünvanlı 23/10/2014 tarihli 29957 yevmiye nolu ve İzmir 25. Noterliğinden onaylı kuruluş sözleşmeli ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil nolu ve 30/10/2014 tescil tarihli ... Mahallesi ... Cad. No ... ... ... adresinde kurulu şirketin kurucu ortakları olduğunu, şirketin temsilcisi ve yetkilisinin davacı ... olduğunu, davalının şirketteki payının kuruluşta 20 hisse iken ilerleyen dönemde 28 hisseye yükseldiğini, davacı tarafın şirketin faaliyetlerini tek başına yürütebilmek ve şirketin tek ortağı olabilmek için davalının hissesini satın almak isteğini belirttiğini, davalının 130.000,00 Euro bedel karşılığında şirketteki hisselerini devir etmeyi kabul ettiğini, şirket karar defterinde 20/04/2018 tarihinde ve 2008/1 sayı ile şirket olağan/ olağanüstü genel kurulunun 24/04/2018 tarihinde yapılmasına ve gündem başlıklı 5. Maddede hisse devrinin yapılmasına karar verildiğini, davacının 24/04/2018 günü hisse devri karşılığı kararlaştırılan 130.000,00 Euro 'yu peşin ödeyemeyeceğini, bu miktarlı bir senet düzenlenmesini talep ettiğini, davalının davacının talebini kabul ettiğini, dava konusunu teşkil eden malen kaydı taşıyan 24/04/2018 tanzim 18/10/2018 vade tarihli senedin davacı tarafça imzalanarak davalıya verildiğini, senedin verilmesinden sonra 24/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında ve genel kurul toplantı ve müzakere defterinin 5. Maddesinde davalının şirkette sahip olduğu hissenin davacıya devir edildiğini, senet bedelinin ödenmemesi üzerine İzmir 11. İM'nin 2018/13286 sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davacı tarafın icra takibinin gıyabında Avusturya'da olmasına rağmen bilinçli olarak Çeşme'deki adresine tebliğ edilerek kesinleştirildiğini beyan ettiğini oysa davacının Merniste ve Ticaret Sicil Müdürlüğünde yer alan Çeşme'deki adresine ilk olarak tebligatın yapıldığını, tebligatın bila gelmesi üzerine şirket adresi olan ... Mahallesi ... Cad. No ... ... ... adresine tebligat yapıldığını, davacı beyanının gerçek dışı olduğunu, davacı tarafça benzer nitelikteki beyanlarla İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/702 sayılı dosyasında da itirazda bulunulduğunu, davacının dava dilekçesinde senedin sahte olduğu, taraflar arasında ticari ilişki olmadığı, davacıya davalı tarafından mal satılmadığı ve mal teslim edilmediği ve davalının mali müşavir olması nedeniyle şirket ortağı olamayacağı şeklinde iddialarda bulunduğu, senette malen kaydı bulunduğundan davalının mal verdiğini ispat etmesi gerektiği, HMK gereğince ispat yükünün davalıda olduğunu iddia ettiğini, senedin şirketteki davalının mevcut hissesinin devri karşılığında alındığını, bu durumda davacı tarafın davalıya ait şirket hissesini devir almadığını kanıtlamasının icab ettiğini, davacının borcun başka bir sebepten doğduğunu veya senetten dolayı borcu bulunmadığı ile ilgili senet gücünde yazılı belge niteliğinde kanıtlar sunması gerektiğini, yazılı belge sunulmadığından davanın reddinin gerektiğini, şirketin 24/04/2018 günlü genel kurul toplantısında ve genel kurul toplantı ve müzakere defterinin 5. Maddesinde hissenin devir edildiğinin davacının divan başkanı sıfatıyla imzasıyla kanıtlandığını, davacının kendi imzası ile de senedin düzenlendiği tarihte Türkiye'de bulunmadığı şeklindeki iddiasının 24/04/2018 günlü genel kurul toplantısında ve genel kurul toplantı ve müzakere defterinin 5. Maddesinde hissenin devir edildiği davacının divan başkanı sıfatıyla imzası ile çürümüş bulunduğunu, Yargıtay kararları gözetilerek ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davalının şirket hissesinin devri karşılığında malen kaydı bulunan senedi davacı taraftan aldığını, davacının senetten dolayı borçlu olduğunu kabul ettiğinin davalı ile Whatsapp yazışmalarından da ortaya çıktığını savunarak, davanın reddine, icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesince; "...davacı tarafça İzmir 11. İcra Müdürlüğü'nün 2018/13886 Esas sayılı dosyasında takip konusu edilen 24.04.2018 keşide , 16.10.2018 ödeme tarihli 130.000,00 Euro bedelli bono dolayısıyla davalı tarafa borçlu olunmadığının tespitine yönelik olarak Mahkememize menfi tespit davası açıldığı, davacı tarafça davacı ve davalının bir dönem dava dışı ... Tic. A.Ş'nin ortakları olduğu , davalının aynı zamanda dava dışı şirketin mali müşaviri ve muhasebecisi olduğu , davalının dava dışı şirketin mali müşaviri ve muhasebecisi olduğu dönemde davalıya olan güvenden kaynaklı şirket işlerinde kullanılmak üzere davalıya boş belgenin yalnızca imzalı olarak teslim edildiği ancak bu belgenin daha sonra davalı tarafça doldurularak hukuki sonuç doğuracak kambiyo senedi haline getirilerek icra takibine konu edildiği ve sahte senet düzenlediğinin iddia edildiği , dava dilekçesinde de belirtildiği üzere icra takibine konu edilen belgenin imzalı olarak davacı tarafından davalıya verildiği, senetteki imzanın inkar edilmediği, ayrıca senetteki imzanın inkarına yönelik İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesinde açılan davadan feragat edildiği ve icra takibine konu senetteki imzanın davalıya ait olduğu hususunun ihtilafsız olduğu , davacı tarafça senedin sahte olarak doldurulduğu hususunun iddia edildiği, bu hususta ve senedin sahteliğine yönelik olarak davacı tarafından davalı hakkında CBS'ye başvuruda bulunulduğu, CBS tarafından davalı şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair müştekinin soyut iddiası dışında hakkında kamu davası açılmasını gerektirecek nitelikte delil bulunmadığından bahisle davalı şüpheli hakkında kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, verilen kararın kesinleştiği, davacının söz konusu iddialarını da ispat edemediği, davacının geçerli imzasını taşıyan belgenin sonradan doldurulmasının mümkün olduğu, senedin aradaki anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının senede karşı senetle ispat kuralı gereği yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacı tarafça senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiasının usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, davacı tarafça iddianın ispatına ve takip konusu edilen senet dolayısıyla davacının davalıya borçlu olmadığına ilişkin yemin deliline de dayanılmadığı, davacı tarafça dava açıldıktan sonra davacı talebi üzerine Mahkememizce 27/09/2019 tarihli ara kararıyla davacının ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile icra takibinin davadan önce başlaması da dikkate alınarak gerekli teminat yatırıldığında İzmir 11. İcra Müdürlüğünün 2018/13286 E. sayılı takip dosyasında İİK’ nun 72/3 maddesine göre icra veznesine girecek paranın dava sonuçlanıncaya kadar alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir konulmasına karar verildiği , daha sonra kararın İstinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 17. Hukuk Dairesi Başkanlığı 'nın 31.12.2019 tarih, 2019/2896 Esas, 2019/2487 Karar sayılı kararı ile İzmir 1. ATM'nin 11.11.2019 tarih, 2019/318 Esas sayılı ara kararının kaldırılmasına, ihtiyati tedbir isteminin kabulü ile İzmir 11. İcra Dairesi'nin 2018/13286 Esas sayılı dosyasında yapılan icra takibinin HMK 209. Maddesi gereğince tedbiren ve teminatsız olarak durdurulmasına karar verildiği ve kararın uygulandığı, takibin durdurulmasına karar verilmiş olması sebebiyle alacaklının alacağının geç alınmasına sebebiyet verildiği,

İİK 72/4 maddesinde düzenlenen tazminatın hüküm altına alınmasına ilişkin yasal koşulların davalı lehine oluştuğu, davacı tarafça takip esnasında icra dosyasına yapılan kısmi ödemeden sonra geriye kalan bölüm olan 485.736,05 TL üzerinden hesaplanacak tazminatın hüküm altına alınmasının gerektiği.." gerekçesiyle davanın reddine, icra takibinin teminatsız olarak durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına,

İİK 72/4 md gereğince kalan borç miktarı olan 485.736,05 TL üzerinden hesaplanan 97.147,21 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, açılan davada ispat külfetinin kime ait olduğu konusunda hataya düşülerek,

HMK 208, 209 ve 2011 maddesine aykırı yargılama yapıldığını ve sahteliği iddia olunan yazılar üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmadığını, davacı ile davalı arasında hiç bir surette alım satım ya da başka bir sebepten kaynaklı borç ilişkisi olmadığını, davalı tarafından davacıya hiç bir mal satışı yapılmadığını, yerel mahkemenin ispat külfetinin kimin üzerinde olduğu konusunda hataya düşmek suretiyle verdiği kararının da ayrıcı kendi içinde çelişkili olduğunu, davalıya gerçekten senet metninde ifade edildiği gibi bir hukuki ilişki, bir mal satışı olmadığını, 24/04/2018 tarihli olağan genel kurul toplantısı ile tanzim olunan tutanağın 5. Maddesi gereği senedin hisse satışı sonucu, hisse satış bedeli olarak 130.000 Euro kararlaştırılarak senedin verildiğine dair davalı tarafın iddiasının, mahkemece şirket sicil dosyası celp olunarak davalının hisse devrine ilişkin bu iddiasının, sicilden gelen resmi belge, kesin delillere göre, davalı ...'in 56.000 TL'si karşılığının 28 pay hissenin davacı ...'a sattığını açık olarak tespit etmesine rağmen, resmi belgelere göre,

HMK 208 ve 209 maddeleri gereği sahteliği ileri sürülen yazılı belge üzerinde davalı tarafından kendi el yazıları ile 28 hisselik pay satış bedeli "56.000 TL'si" olduğu halde bu satış bedeli yerine sahte olarak, arada yapılan 28 pay satış bedelinin 56.000 TL olmasına rağmen sahte ve gerçek dışı olarak 56.000 TL yerine "130.000 Euro" yazıldığının noter tasdikli resmi yazılı belge ile davanın sabit olmasına rağmen, yerel mahkemece eksik inceleme yapılarak davanın reddine karar verildiğini belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, senet sebebiyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece; davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf incelemesi HMK.nun 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.

Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının söz konusu senedin hisse satışı karşılığında verildiği şeklindeki savunmasının malen kaydında talile yol açmayacağı, davacı her ne kadar hisselerin 56.000,00 TL karşılığında satılmış olduğunun toplantı tutanağı ile ispatlanmış olduğunu belirtmiş ise de, söz konusu tutanakta 56.000,00 TL bedelle satıldığının belirtilmediği, aksine 200.000.000 TL sermayesi olan davaya konu anonim şirketten davalının 56.000,00 TL'ye tekabül eden 28 pay hissesinin devrolunduğunun belirtildiği, kaldı ki davacının 56.000,00 TL'yi dahi ödediğini gösterir herhangi bir bilgi, belge de sunmadığı, senetteki imzanın davacıya ait olduğunun uyuşmazlık dışı olduğu, bu konuda davacının da herhangi bir itirazının olmadığı, davacının açıkça yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1.Davacı vekilinin İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/318 Esas - 2021/336 Karar sayılı kararına yönelik istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

2.İSTİNAF AŞAMASINDA; alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından peşin yatan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3.Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

4.HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde varsa taraflarca yatırılan gider avansından kalan bakiyenin yerel mahkemece hesaplanarak ilgili olduğu tarafa iadesine,

5.İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,

6.Kararın, temyize tabi bulunması nedeniyle Dairemizce taraflara tebliğine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesine TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 21/02/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog