2. Ceza Dairesi
2. Ceza Dairesi 2021/12257 E. , 2023/8306 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
kasten yaralama, hakaret
Katılan sıfatını alabilecek surette kasten yaralama, hakaret ve mala zarar verme suçlarından zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu belirlenen şikâyetçi sanık ...'ın ve müdafiinin duruşmalara katıldığı, ...'ın şikayetinin devam ettiğini beyan ettiği ve şikâyetçi sanık müdafiinin kararı temyiz ederek katılma iradesini ortaya koyduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca şikâyetçi ...'ın davaya katılmasına karar verilerek yapılan temyiz incelemesinde; I- Katılan sanık ... müdafiinin, sanık ... hakkında ...'a karşı kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarı gözetildiğinde 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26. maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddesi uyarınca hükmün kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz isteğinin karar tarihi itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 317. maddesi gereği REDDİNE,
II- Katılan sanık ... müdafiinin, sanık ... hakkında ...'a karşı hakaret, sanık ... hakkında ...'a karşı hakaret ve kasten yaralama, sanık ... hakkında ...'a karşı mala zarar verme suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde; Sanık ... hakkında, ...'a karşı işlediği iddia olunan hakaret suçundan beraat kararı verilirken atılı suçun "müşteki ...'e karşı" işlendiği şeklinde yazılması mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir. Katılan sanık ve müdafiinin yüzüne karşı verilen 26.04.2016 tarihli hükmü, 1412 sayılı Kanun'un 310/1-2. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 04.05.2016 tarihinde temyiz eden katılan sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince istem gibi REDDİNE,
III- O yer Cumhuriyet savcısının, sanık ... hakkında mala zarar verme suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde; Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz talebi yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
IV- O yer Cumhuriyet Savcısının, sanık ... hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz talebinin incelenmesine gelince;
1.5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 1,00 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği, kaldı ki; olaydan önce, 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 19. maddesi ile değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “1,00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır.” şeklindeki 48/6. maddesine göre 1,00 promilin üzerinde alkol veya uyuşturucu madde alınması sonrası araç kullanılmasının atılı suçun oluşması için yeterli olduğu anlaşılmakla;
İncelenen dosyada; olayın ihbarı üzerine adli rapor alınmak üzere hastaneye sevk edilen sanık ...'nın 1,48 promil alkollü olduğunun tespit edildiği, sanığın 06 AT 8381 plakalı aracı ile ikameti önüne geldiği ve dolayısıyla alkollü şekilde araç kullandığı anlaşıldığından, yukarıda açıklanan nedenlerle sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğinin kabulü ile atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yasal olmayan gerekçelerle yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
2.(1) Nolu bozma nedenine göre;
a)Anayasa Mahkemesinin, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile; 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun'un 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddenin (d) bendinde yer ... "... kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış..." ibaresinin "... Seri muhakeme usulü..." yönünden Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması ve yargılama konusu 6136 sayılı Kanun'un 13/1 ve 5237 sayılı Kanun'un 179/3. maddelerinde tanımlanan suçların seri muhakeme usûlüne tabi olması karşısında, sanık hakkında 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesinde düzenlenen seri muhakeme usûlünün uygulanabilmesi için yerel mahkemece dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Sanık hakkında trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu yönünden, 24.10.2019 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun'un 251. maddesindeki "Basit Yargılama Usulü"nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle 5271 sayılı Kanun'un eklenen geçici 5/1-d maddesi ile "01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 19.08.2020 tarihli ve 31218 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 25.06.2020 tarihli ve 2020/16 Esas, 2020/33 Karar sayılı iptal kararı ile yukarıda anılan geçici madde 5/1-d'de yer ... "Kovuşturma evresine geçilmiş" ibaresinin, bilahare 16.03.2021 tarihli ve 31425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı iptal kararı ile de yukarıda anılan geçici madde 5/1-d’de yer ... “Hükme bağlanmış” ibaresinin aynı bentte yer ..., “Basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38. maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 251/3. maddesinde “Basit yargılama usulü uygulanan dosyalarda sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir” şeklindeki düzenleme gereği maddi ceza hukuku anlamında sanık lehine sonuç doğurmaya elverişli olması nedeniyle, temyize konu ve aynı Kanun'un 251/1. maddesi kapsamına giren, 5237 sayılı Kanun'un 179/3. maddesindeki suç yönünden, aynı Kanun’un 7. ve 5271 sayılı Kanun'un 251. maddeleri uyarınca yeniden değerlendirilme yapılmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.