7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılardan ........'ın maliki olduğu ....... plakalı aracın 16.10.2022 tarihinde saat 15:28 sıralarında İSTANBUL ili AVCILAR ilçesinde Tahtakale Mahallesinde müvekkiline ait ......... plakalı araca çarptığını, ilgili kazada müvekkiline ait aracı kullanmakta olan sürücünün herhangi bir kusurunun olmadığını kolluk değerlendirmesi ve eksperlerin değerlendirmeleri ile netlik kazandığını, bu husustaki eksper raporlarını ve kusur durumuna ilişkin kaza tutanağı belgesini dilekçe ekinde sunduklarını, davalıların sürücüsü ve sahibi oldukları aracın kusurlu olduğunu, nitekim kazanın oluşuna ilişkin detaylı bilgiler kaza tutanağında yer aldığını, davalıların %100 sorumluluklarının bu suretle de anlaşılabileceğini, müvekkilin sahip olduğu aracın ....... servise çekildiğini ilgili servis tarafından hazırlanan raporun dilekçe ekinde sunduğunu, ilgili raporda müvekkilin aracındaki hasarın 229.255,42 TL olduğunun anlaşıldığını, müvekkilinin ....... serviste yaptırdığı ön ekspertiz işlemi ile de yetinmediğini bağımsız ekspertiz şirketi ....... Ekspertize başvurmuş ve ekspertizin ........'a dilekçe ekinde sunulan ekspertiz raporu ve faturasında görüldüğü üzere rapor tanzim ettirildiğini, ilgili raporda müvekkilinin aracındaki hasar tutarının 229.255,37 TL olduğu belirtildiğini ve ekspertiz ücreti olarak 1.180 TL ödendiğini müvekkilinin davalının ZMMS sigortacısının limitinin dolması sonrasında yine davalıların IMM klozu bulunan KASKO poliçesi kapsamında diğer davalı ........ Sigorta'ya başvunruğunu, davalı ........ Sigorta ........ nolu poliçedeki 1.000.000 TL IMM kombine limitine rağmen 20.02.2023 tarihinde 38.093,76 TL değer kaybı ve 04.05.2023 tarihinde 45.546,93 TL hasar bedeli olarak ödeme yaptığını, ZMMS kapsamında yapılan ödemeler ile beraber müvekkilinin kaza ile ilgili olarak toplamda 145.546,93 TL hasar bedeli ve 38.093,76 TL değer kaybı bedeli aldığını, müvekkilinin bakiye hasar bedeli ve değer kaybı bedeli talebini karşılamadığını Mahkemece bilirkişi ataması yapılarak hasar tazminatının, değer kaybı tazminatının ve araç mahrumiyet bedelinin tespiti ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ........ Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil Şirket genel müdürlük adresi Sarıyer/ İSTANBUL olduğunu bu nedenle yetki itirazının bulunduğu, görev itirazları bulunduğunu, davacı tarafın aracının ticari değil hususi bir araç olduğunu, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılması mümkün olmadığını, henüz muaccel olmayan bir borç için işbu davanın ikame edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, belgelerin eksik teslim edilmesinin hukuki sonucu müvekkili şirket açısından muacceliyet süresinin başlamaması olduğunu, davacının müvekkili şirkete başvurusu bulunmaması sebebiyle davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemekle müvekkilinin sorumluluğunun yalnızca poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının kaza tarihinden itibaren faiz işletme talebinin hukuka aykırı olduğunu, davacının taraf mahrumiyet bedeli talebinin poliçe kapsamı dışında olduğunu, poliçe teminatı kapsamında ekspertiz ücreti bulunmadığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ........ ve ........ vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı şirketin her iki müvekkili ile arabuluculuk şartını yerine getirmediğini bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, davacının tüm alacak kalemlerinin kesin bedellerini bildiğini ve dava dilekçesinde çeşitli kısımlarda bu bedelleri belirttiğini, buna karşı davayı belirsiz alacak davası olarak açtığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, kaza anında dönel kavşak içerisinde olan müvekkilinin öncelik hakkı olduğunu, bununla beraber tüm sürücülerin kavşaklara yaklaşırken hızını azaltması gerektiğini, buna karşın somut olayda, karşı taraf müvekkilinin öncelik hakkı ihlal ederek hızlanmak suretiyle müvekkilin aracını geçmeye çalıştığını bu nedenle karşı tarafın kusurlu olduğu konusunda herhangi bir şüphe bulunmadığını ve müvekkilinin herhangi bir şekilde sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklı hasar bedeli, değer kaybı, ekspertiz ücreti, mahrumiyet bedelinin tazmini talebine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018) 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı ve davalı gerçek kişilerin tacir olduklarına dair dosyada belge bulunmadığı bu yönde de iddia olmadığı, kazaya karışan araçların hususi araç olduğu, davalı sigorta şirketinin davalıların malik/sürücü olduğu aracın kasko sigorta şirketi olduğu anlaşıldığından, davanın usulden reddi ile mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
1.Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3.HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin ve davalı ........ ve ........ vekilinin yüzünde davalı ........ Sigorta AŞ vekilinin yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı. 11/12/2023 Katip .......
(e-imzalıdır)
Hakim ......
(e-imzalıdır)