7. Hukuk Dairesi
7. Hukuk Dairesi 2022/3866 E. , 2023/4933 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
KARAR : İstinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisi ile sair hüküm bölümlerinin aynen muhafazasına
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 16. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki zilyetliğin tespiti ile tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ve diğerleri vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesisi ile sair hüküm bölümlerinin aynen muhafazasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı ... vekili ve davalı ... ve diğerleri vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA
Davacı vekili, müteveffa ... ... ve eşi davalı ...'in 1992 yılında davacıyı arayarak, dava konusu 275 ada 13 parsel ... taşınmazı, bedelinin yarısını gönderdiği takdirde ortak alabileceklerini söylemesi üzerine, davacının taşınmaz için o zamanın parasıyla 3 milyon 500 bin ETL gönderdiğini, davacının 21.08.1992 tarihinde Erzurum'daki bir taşınmazını satıp parasını da dava konusu taşınmazı alması için ... ...'e gönderdiğini, taşınmazın köy senediyle ... ... adına alındığını, ...'in aynı zamanda davacının kardeşi olup bir süre sonra davalı tarafça taşınmaz üzerine daire yapıldığını, davacının buraya taşınma isteğine ise ... göstermediklerini, ancak davacının davalıların üst katına ev yaparak 2006 yılında taşındığını, elektrik ve su aboneliklerinin davacı adına olduğunu, tarafların taşınmaz alınırken eşit para verdikleri halde ortak mülkiyetteki yapı konusunda anlaşamadıklarını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla dava konusu taşınmaza davacının ortak olduğunun tespiti ile davacının payı oranında tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.
Davalılar vekili: Muris ... ...'in 25.01.2012 tarihinde vefat ettiğini, davalıların mirasçı olduklarını, davacının iddialarının gerçek olmadığını, 275 ada 13 parsel (eski 7 ada 3 parsel) ... taşınmaz hakkında haksız çıkar elde etmek için dava açıldığını, davalı ... ve müteveffa eşi ... ...'in 1992 yılında taşınmazı alarak 1994 yılında bina yaptıklarını, o tarihten beri zilyet olduklarını, tüm vergilerin ödendiğini, davacının para gönderdiği ve birlikte alındığı iddialarının doğru olmadığını, sahte belgeyle taşınmazın davacıya satıldığına dair evrak düzenlendiğini öğrendiklerini, resmi evrakta sahtecilik ile tehdit suçundan dolayı 2015/90023 No.lu soruşturmanın devam ettiğini, murisleri hayatta iken zorla yapılan daire nedeniyle arsada hak iddia edildiğini, iddia, gerçek olmamakla birlikte zamanaşımının da dolduğunu, tanık dinletme taleplerinin ve davanın reddini savunmuştur.
2.Dahili davalı ... vekili: Belediye yönünden davanın husumetten reddi gerektiğini, zamanaşımının dolduğunu, davacının aktif husumeti olmadığını, tapulu taşınmazların zilyetlikle edinilemeyeceğini, ... ...'in 2000 yılında tapu müracaatı yaptığını, bir kısım ödemede bulunduğunu, diğer taraftan ...'nın ise 2013 yılında tapu müracaatında bulunduğunu belirterek; davanın reddini savunmuştur.
3.Dahili davalı ... katıldığı celsedeki beyanında; davacı tarafın iddiasını kabul etmediğini, taşınmazda 275,00 m² yerinin olduğunu, etrafını çevirdiğini, davacı tarafın tapusunun olmadığını, davacının bu yer ile ilgisinin bulunmadığını, taşınmazın bir kısmından ana yol geçtiğini, bu yolun diğer tarafında davacının yeri olduğunu, kendisi ile ilgisi bulunmadığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.10.2019 tarihli ve 2015/387 Esas, 2015/357 Karar ... kararıyla; "...Dava konusu taşınmazın, davacı ile davalıların murisi ... tarafından ortak olarak alındığının muris ...'in, ceza dosyasındaki mahkeme içi ikrarıyla anlaşıldığı, kesin delil teşkil edeceği, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmayacağı, dinlenen bir kısım tanıkların da taşınmazın ortak olarak alındığını beyan ettikleri, aboneliklerin davacı adına olması ve emlak vergisinin de davacı tarafından ödendiğinin gelen kayıtlardan anlaşıldığı, ancak dava konusu taşınmazın dahili davalı ... Belediyesine ait olması, tapulu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla tescil edilemeyeceğinden ve dava konusu olmayan diğer hissenin dahili davalı ...'ya ait olduğu..." gerekçesiyle; dahili davalı ...'ya açılan davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın kısmen kabulü ile, İstanbul ili, Sancaktepe ilçesi, ... Mahallesi, 275 ada 13 parselde davalı ... Belediyesi adına kayıtlı taşınmazın 06.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfiyle gösterilen 210/433 payında davacının da ½ oranında zilyedi olduğunun tespitine, tapu iptal ve tescile yönelik talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...
vekili ve davalı ... ve diğerleri vekili, istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
B. İstinaf Sebepleri
1.
Davacı vekili; davanın adli müzaharet talepli açıldığını, kararın aleyhe kısımlarını kabul etmediklerini, muris ... ... ve eşi ...'in davacıyı arayarak para istemeleriyle, 300 Gulden gönderildiğini, dava konusu yerin 1/2'sini bu şekilde ortak olarak aldıklarını, müteveffanın ve tanıkların beyanlarının mahkemece ikrar kabul edildiğini, ancak tapulu taşınmazın zamanaşımı nedeniyle tescil edilemeyeceğinden bahisle ve dahili davalı bakımından tescil talebinin reddedildiğini, gerek davacı gerek müteveffanın 1994 yılından beri dava konusu yerde oturduklarını, tapunun iptali ile 1/2'sinin tescili gerektiğini, ayrıca kısmen ret kararını kabul etmemekle birlikte davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili; yargılama sırasında ileri sürdükleri itirazların mahkemece gerekçelendirilmediğini, tescil talebinin reddi nedeniyle davalı ... lehine nisbi vekalet ücreti verilmesi gerektiğini, parselin 210/433 hissesinin Belediyeye ait olup tapulu taşınmazın zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği gibi davacı taleplerinin de zamanaşımına uğradığını, hak sahipliğinin tespiti hususunda Belediyenin ilgisi olmadığını, zilyetliğin tespiti talebinin eda içermediğini, 275 ada 13 parselin 233/433 hissesinin 29.12.2003 tarihinde satış suretiyle ... adına tescil edildiğini, devir senedinde satıcı ... ...'ın bilgi amaçlı 2015 yılında verdiği dilekçede sahtecilik yapıldığını, ... ...'in 2000 yılında tapu müracaatı olduğunu, bir kısım ödemelerde bulunduğunu, vefatıyla eşi ...'nin aynı taleplerini yinelediğini, 2013 yılında ise ...'nın satış talebinde bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir.
3.Davalı ... ve diğerleri vekili; Muris ... ...'in vefatıyla davalı-müvekkillerinin mirasçı olduklarını, ... ... tarafından 1992 yılında alınan arsaya 1994 yılında tek kat bina yapıldığını, davacının 1/2 paya ilişkin belgesi olmadığını, davacının sahte bir alım satım sözleşmesi düzenlediğini, bu devir senedinde satıcı olan ... ...'ın devir işlemi yapmadığını, imzanın kendisine ait olmadığını bildirdiğini, davacının iddia ettiği gibi taşınmazın alınması ve para ödenmiş olması halini doğrulayan yazılı belge bulunmadığını, tanıkların taşınmazın muris ... ... tarafından alındığı yönündeki beyanlarının mahkemece dikkate alınmadığını, muris ... ...'in ceza mahkemesindeki beyanlarının ikrar olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek; kararın kabule ilişkin kısmının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
"... Halen Sancaktepe Belediyesi adına kayıtlı taşınmaz bölümünün haricen davacı ve bir kısım davalılar murisi ... ... tarafından satın alındığı, üzerindeki ruhsatsız olduğu anlaşılan bodrum ve zemin kat dairenin ... ..., üst katın ise davacı ... tarafından inşaa edildiği, halen zemin katın ... ... mirasçıları, üst katın ise davacı zilyetliğinde olduğu, tapulu taşınmazların kural olarak zilyetlik yoluyla kazanılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, Sancaktepe Belediyesi'ne yöneltilen tapu iptali ve tescil davasının reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, ancak yargılama aşamasında adli yardımdan faydalandığı anlaşılan davacı tarafından harç ikmali yapılmadığından bahisle taşınmazın keşfen belirlenen zemin değeri üzerinden davalı ... lehine nispi vekalet ücreti takdir edilmemiş olmasının yerinde görülmediği; yine, davacı ile davalı ... ... mirasçıları arasında taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetlik ve hak sahipliği hususunda uyuşmazlık bulunduğu sabit olup, toplanan deliller ve ceza mahkemesinde görülen yargılama aşamasındaki beyanlar da dikkate alındığında, davacının iddiasının ispatlandığı, ne var ki belediye adına kayıtlı taşınmaz hissesi üzerinde sürdürüldüğü anlaşılan zilyetliğin 1/2 şer oranında davacı ve ... ... mirasçıları tarafından devam ettiğinin belirlenmiş olmasına karşın, idarece işleme tabi tutulması halinde, sair devir koşullarının varlığına ilişkin hususların idarenin takdirinde olduğu da gözetilerek, hak sahipliğinin tespitiyle sınırlı olmak üzere muarazanın giderilmesine karar verilmesi gerekirken, zilyetliğin tespiti kararı verilmesinin doğru olmadığı..." gerekçesiyle, tarafların istinaf nedenlerinin kısmen kabulüyle, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm tesisiyle, dahili davalı ...'ya yönelik açılan davanın reddine, diğer davalılara yönelik davanın kısmen kabulüne, İstanbul ili, Sancaktepe ilçesi, ... Mahallesi, 275 ada 13 parsel ... davalı ... Belediyesi adına kayıtlı taşınmazın 06.07.2018 tarihli bilirkişi raporunda "A" harfiyle gösterilen 210/433 payında davacının 1/2 oranında hak sahipliğinin tespiti suretiyle muarazanın giderilmesine, davalı Belediyeye yöneltilen tapu iptali ve tescile ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ...
vekili ve davalı ... ve diğerleri vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; müvekkilin 1/2 oranda hak sahipliğinin tespitine karar verilmiş iken tapunun da müvekkil adına 1/2 oranda tescili gerektiğini, dahili davalı ... lehine nispi vekalet ücreti hükmedilmesinin hatalı olup kabul anlamına gelmemek üzere harca esas değerin 75.000,00 TL olduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... vekili; istinaf başvurusunda esasa ilişkin ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
3.Davalı ... ve diğerleri vekili; istinaf başvurusunda esasa ilişkin ileri sürdüğü gerekçeleri tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, zilyetliğin tespiti ile tapu iptal ve tescil istemlerine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
1.6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 ... Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
2.4721 ... Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesi.
3.Değerlendirme
1.Hemen belirtilmelidir ki; mülkiyet ... gerek Anayasa ve Yasa'larla gerekse Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve ek protokolleri ile kabul edilmiş temel haklardandır.
2.Eşyaya bağlı ayni haklardan olan mülkiyet ... herkese karşı ileri sürülebileceği gibi, hakka yönelik bir müdahale durumunda ne zaman gerçekleştiğine bakılmaksızın, ileri sürüldüğü andaki hak sahibi tarafından her zaman koruma istenebileceği de kuşkusuzdur. Anılan korumanın istenmesi durumunda da hakkın kötüye kullanıldığından söz edilebilmesine hukuken olanak yoktur.
3.Diğer yandan; 4721 ... Türk Medeni Kanunu’nun 683 üncü maddesindeki; "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir.” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ile 737 ve 751 ile 761 inci maddeleri arasındaki düzenlemelerle taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir.
4.Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın 751 ila 761 inci maddelerinde, ayrıca "komşu ..." başlığı altında 737 ila 750 nci maddelerinde de yine malikin yapması, kaçınması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir.
5.Yukarıdaki açıklamalar ve yasal düzenlemeler çerçevesinde somut uyuşmazlık incelendiğinde; tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin, davalı ... ve diğerleri vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi, davalı ... vekilinin ise aşağıda gösterilen temyiz itirazları dışındaki tüm itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarına gelince; dava konusu taşınmazda, davacının mülkiyet hakkına dayalı bir payı bulunmamaktadır. Dolayısıyla, taşınmaz üzerindeki zilyetlik iddiasının mülkiyet ... sahibi Belediyeye karşı sürülmesi mümkün olmadığı gibi, 1/2 oranda hak sahipliğine yönelik tespit hükmü kurulması da mümkün değildir. Zilyetlik hakkının, şahsi bir hak olduğu kabul edilse dahi ayni hak üstün hak niteliğinde olduğundan davalı Belediyeye yönelik muarazanın giderilmesi yönünde hüküm kurulması da doğru olmamış, hükmün bu sebeplerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.