44. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/322
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 24/09/2020
NUMARASI: 2018/483 E. - 2020/619 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/02/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus icra yolu ile icra takibi başlatıldığını, müvekkiline icra dosyasında usule ve yasaya aykırı tebligat yapıldığını, borca, imzaya ve ödeme emrinin usulsüzlüğüne ilişkin yapmış oldukları itiraz ve şikayet üzerine ödeme emrinin iptal edildiğini, takibe itiraz edilmesine rağmen müvekkilinin üzerindeki haciz baskısının devam ettiğini, takibe konu 1.600.000,00 TL bedelli senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, senet alacaklısı görünen şahsın müvekkilinin davalık olduğu oğlu ...'ın kayınpederi olan ... olup müvekkili ile bu şahıs arasında herhangi bir ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenle müvekkilinin davalıya hiçbir şekilde borcunun bulunmadığını, senedin müvekkilinin oğlu tarafından babasının kasasından alınıp ... tarafından davalıya verildiğini, bu sahte senet ile ilgili olarak Çanakkale C.Başsavcılığı'nın 2018/5142 esas sayılı soruşturma dosyası ile şikayetçi olduklarını, ceza yargılamasının devam ettiğini, takip konusu senedin sahte yollarla tanzim edildiğini, müvekkilinin oğlu ... babasının mallarına el koymak için Bakırköy Aile Mahkemesine vasi tayini davası açtığını, ancak davanın reddolunduğunu, davaya konu senedin ne şekilde ele geçirildiği anlaşılamamakla birlikte müvekkilinin tüp dolum şirketi işlettiği sırada yanında çalışan oğlu ... tarafından kasadan çalınmış olduğuna kanaat getirildiğini ve Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulduğunu, sonrasında ... tarafından davaya konu senedin babası ile olan kişisel husumeti nedeniyle ...'a verilmiş olduğunu yaptıkları araştırımalar neticesinde tespit ettiklerini, takip konusu senet üzerinde YTL olarak yazılması ve müvekkili ile ... arasında hiçbir ticari ilişkinin olmamasının iddialarını destekler mahiyette olduğunu, 2009 yılından önce müvekkiline ait olan senedin davalının damadı tarafından her nasılsa ele geçirilerek senedin vadesi geçtiği halde üzerinde oynamalar yapılarak icra takibine konu edildiğini, senedin kim tarafından ne zaman neye istinaden verildiğinin belli olmadığını, takip konusu senet incelendiğinde senedin zamanaşımına uğradığı ve düzenleme yerinin belli olmadığının görüldüğünü, ayrıca senet üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile senet üzerindeki yazılar üzerinde oynama ve tahrifat yapıldığının anlaşılacağını ileri sürerek davaya konu senet hakkında açılacak takibin teminatsız olarak durdurulmasına, müvekkilinin takibe konu senetten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve % 20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından davacı aleyhine Bakırköy ... İcra müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takibi başlatıldığını, iş bu takibe davacı tarafından kötüniyetli olarak itiraz edildiğini, ancak İcra Hukuk Mahkemesi tarafından yalnızca ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, takibe konu senet bizzat davacının bilgisi dahilinde düzenlendiğini ve bizzat davacı tarafından imzalandığını, tarafların birbirlerinin dünürleri olup aralarında nakit alışverişi bulunduğunu, senedin davacının kasasından alınmadığını, takibe konu senedin sahte yollarla tanzim edilmediğini, ilgili senedin kırtasiyeden alınmış bir senet olup, senet üzerinde YTL yazmasının borcun gerçek olup olmamasına bir etkisinin olamayacağını, davacı aleyhinde bu takip dışında açılmış bir çok takip bulunduğunu, davacının yaklaşık 5-6 farklı icra takip dosyasından toplam olarak yaklaşık 3.500.000 TL (ÜçMilyonBeşYüzBin) civarında olduğunu, takibe konu senedin zaman aşımına uğramadığını, her ne kadar senet üzerinde düzenleme yeri yazılmamış olsa da düzenleme yerinin borçlunun ad ve soyadının yazılı olduğu yer kabul edilmekte olduğundan davacının bu iddiasının da asılsız olduğunu, öte yandan senet üzerinde oynama ve tahrifat yapılmış olmasının da söz konusu olmadığını, senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, yaptırılacak imza incelemesinde haklılıklarının ortaya çıkacağını, davacının borçlu olmadığını yazılı belge ile ispat etmesi gerektiğini, davacının talebi ile müvekkilinin döviz olarak geri ödenmek üzere davacıya toplamda 500.000,00 TL borç verdiğini, yine 2014 senesinde davacının teklifi üzerine müvekkilinin torunlarının da geleceğini düşünerek evini satıp parasını davacıya vermeyi kabul ettiğini, davacının bunun için müteahhitin yapacağı yeni evlerden sıfır 500.000 TL ye tekabul edecek daireyi müvekkiline vermeyi kabul ettiğini, sonuç olarak tarafların kur farkı ile birlikte 1.600.000 TL lik bir senet düzenlenmesi hususunda karşılıklı mutabakata vardıklarını ve bu şekilde davacının takibe konu senedi imzalayarak müvekkiline verdiğini, müvekkilinin de senedi aldıktan 2 ay sonra evinin satışını gerçekleştirerek parasını davacıya ödediğini, bu nedenlerle senedin ve para alışverişinin gerçek olduğunu, imzanın davacıya ait olduğunu, senette tahrifat bulunmadığını, davacının ailevi sorunları ve taşınmazları üzerindeki diğer hacizlerinden dolayı bir türlü müteahhit ile anlaşma sağlayamadığını, müvekkilinin dünürü olduğu için ve davacının sorunlarını da bildiğinden alacağını hiç problem etmediğini, ancak son gelinen noktada davacının yeniden tefecilere bulaştığını öğrenmesi üzerine icra takibini başlattığını, senet üzerindeki imzanın bizzat davacıya ait olup senet üzerindeki imzayı davacının müvekkilinin gözü önünde attığını belirterek davanın reddine, alacağın % 20'sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre; davanın reddine, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının 1.600.000,00.-TL borç verebilcek maddi imkanı, mal varlığı ve aktifi olmadığının araştırılmadığını, Davalı alacaklıya böyle bir senet verilmediğini, müvvekkilinin evinde bulunan işbu boş senedin davacı oğlu ... tarafından izinsiz alınarak işbu şahsın kayınpederi ve müvekkilinin de dünürü olan davalı-alacaklıya ismi yazılarak alacaklı kılındığını, şu haliyle senedin ellerinden izinsiz çıktığını ve karşı taraf-davalı ile hiç borç ilişkisi olmadığı halde senetle alacaklı kılındıklarını, bu iddiaların araştırılmadığını, Senedin tanzim tarihinin bir yılbaşı gecesi olduğunu, müvekkilinin 31.12.2016 tarihinde bir araya gelip böyle bir senet tanzim etmediğini, bu iddiaların da araştırılmadığını,Tanık dinletilmesi talebinin Mahkemece, karşı tarafın muvafakatı olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, oysaki davada karşı tarafın muvafakatını gerektirecek bir süre aşımı gibi teknik-usül kanuna aykırılık olmadığını, bildirdikleri dosyaların dahi hiç celbedilip incelenmediğini,Alacak senedinde var olan imzanın atılış tahmini yılı ile senet metninde geri kalan yazı ve rakamlarla aynı yaşta ve zamanda olup olmadığının (aradaki zaman farkı 10 yıldır) kriminolojik incelemesi iddiası dinlenmeden ve eskik araştırma ile karar oluşturulduğunu beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava kambiyo senedinden kaynaklanan ve icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı davalı ... tarafından borçlu davacı ... aleyhine 31.12.2014 düzenleme 31.12.2016 vade tarihli 1.600.000,00 TL bedelli bonodan dolayı kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür.Dava ve takip konusu senet incelendiğinde; keşidecinin davacı, lehtarının davalı olduğu, senette düzenleme yerinin bulunmadığı anlaşılmış olup,
TTK'nun 777/4.maddesi uyarınca, düzenlendiği yer gösterilmeyen bir bononun, düzenleyenin adının yanında yazılı olan yerde düzenlenmiş sayılacağı, bu nedenle davaya dayanak senedin keşideci adının yanında yazılı olan Ayvacık-Çanakkale'de düzenlendiğinin kabul edilmesi gerektiği, dolayısıyla senedin unsurlarının tam olduğu ve kambiyo vasfına haiz olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı; dava konusu senedin, bilgisi ve rızası dışında kendisinden alınarak, doldurulduğunu, senetteki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmiş, davalı ise; senedin borç para karşılığında düzenlendiğini savunmuştur. Takip dosyasının yetkisizlikle gönderildiği, Ayvacık İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/25 Esas sayılı dosyasına sunulan ve dava konusu senedin incelendiği Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesi tarafından tanzim edilen 19.08.2019 tarihli raporda; inceleme konusu senetteki basit tersimli imzalar ile davacı borçlu ...'ın mukayese edilen imzaları arasında, tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu basit tersimli imzaların isim yazısıyla birlikte değerlendirildiğinde kuvvetle muhtemel ...'ın eli ürünü olduğu hususlarının tespit edildiği, imzanın aidiyeti hususunda ispat yükü üzerinde olan davalının, bu savunmasını ispatladığı, kaldı ki senet üzerinde ''nakten'' kaydının yer aldığı, buna göre davalının ''senedin nakit karşılığında alındığı'' yönündeki savunmasının senedin talili niteliğinde olmadığı, senedin çalınmak suretiyle davalı tarafından doldurulduğu yönündeki iddiaların davacı tarafından ispatlanması gerektiği, ancak bu hususta Bakırköy C.Başsavcılığının 2018/54362 sayılı soruşturma dosyasında yürütülen soruşturma sonucunda iddialara yönelik olarak takipsizlik kararı verildiği-------- dolayısıyla davacının iddialarının ispatlanamadığı, Mahkemece menfi tespit talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.