Esas No
E. 2022/122
Karar No
K. 2022/122
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Borçlar Hukuku

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/122 - 2024/235

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 16/11/2021

NUMARASI : 2020/86 Esas 2021/902 Karar

DAVACILAR :

KARAR TARİHİ: 16/02/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 29/02/2024

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI:

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 25.03.2019 tarihinde, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, yaya geçidinden geçmekte olan davacılara çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğunu belirterek fazlaya dair her türlü dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL maddi tazminatın temerrüt (kaza) tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, taleplerine ilişkin açıklama dilekçesinde, taleplerinin davacı ... için, 10,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 15,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 25,00 TL bakıcı gideri, davacı ... ... için de, 10,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 15,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 25,00 TL bakıcı gideri olduğunu bildirmiştir.

Davacılar vekili, ıslah dilekçesi ile davacı ... ... için sürekli iş göremezlik talebini 49.637,14TL'ye, bakıcı gideri talebini 4.041,74 TL'ye; davacı ... için geçici iş göremezlik talebini 10.974,12 TL'ye, sürekli iş göremezlik talebini 36.444,05 TL'ye, bakıcı gideri talebini 2.020,87 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinden sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak kaydıyla bedeni zararlarda azami poliçe tarihinde belirtilen meblağ ile sınırlı olduğunu, tarafların kusur oranları ile davacının gerçek zararının belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi gideri talepleri açısından sorumluluğun bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan rapora göre, davacı ...'nın, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre sürekli işgöremezlik oranının %5 olduğu, 6 ay süreyle geçici işgöremez kaldığı ve 1 ay bakıcı ihtiyacının bulunduğu, davacı ...'nin ise Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik ve ekindeki cetvellere göre sürekli işgöremezlik oranının %5 olduğu, 9 ay süreyle geçici işgöremez kaldığı ve 2 ay bakıcı ihtiyacının bulunduğu, alınan kusur raporuna göre kazanın oluşumunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacıların işgöremezlik zararlarının ve bakıcı giderinin hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, dosya kapsamında iki kez maluliyet raporu alındığından yönetmelik farklılığına göre tespit edilen maluliyet oranları ile Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı üzerine tazminat hesaplamalarında TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınarak progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiği yönündeki Yargıtay 17. Hukuk dairesinin güncel içtihatları uyarınca hesaplama yapılmak üzere hesap bilirkişisinden kök ve ek rapor olmak üzere iki kez rapor alındığı, ek raporda TRH 2010 yaşam tablosuna göre progresif rant yöntemiyle hesaplama yapıldığından ek raporundaki tespit edilen tutarların hükme esas alındığı ancak sürekli işgöremezlik tazminatı doğru yönetmeliğe göre tespit edilen maluliyet oranlarına göre hesaplanmadığından doğru yönetmeliğe göre tespit edilen maluliyet oranlarına göre usul ekonomisi gözetilerek yeniden ek rapor alınmaksızın basit dört işlem hesabıyla hesaplama yapılarak hüküm kurulduğu, taleple bağlı kalındığı gerekçesi ile davacı ... yönünden açılan maddi tazminat talepli davanın kabulüne, taleple bağlı kalınarak 36.444,05TL sürekli işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 20.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, 10.974,12TL geçici işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 20.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... (...) Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, taleple bağlı kalınarak 2.020,87TL bakıcı giderinin temerrüt tarihi olan 20.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... (...) Sigorta A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, davacı ... ... yönünden açılan maddi tazminat talepli davanın kısmen kabul kısmen reddine, taleple bağlı kalınarak 49.637,14TL sürekli işgöremezlik tazminatının temerrüt tarihi olan 20.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... (...) Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, davacının geçici işgöremezlik tazminatı talebinin reddine, taleple bağlı kalınarak 4.041,74TL bakıcı giderinin temerrüt tarihi olan 20.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... (...) Sigorta AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı tutulmasına, davacının fazlaya ilişkin hakkının saklı tutulmasına, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; sürekli işgöremezlik tazminatı hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz oranına göre hesaplama yapılması gerektiğini, maluliyet oranları yönünden itirazları doğrultusunda adli tıp kurumundan rapor alınmadığını, geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinden Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.

Davacılar vekili, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın, yaya geçidinden geçmekte olan davacılara çarparak yaralanmasına neden olduğunu, davacıların malul kaldığını belirterek davalıdan geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tazminini talep etmiştir.

1.Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik (ÇÖZGER) hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Ancak Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik incelendiğinde Yönetmeliğin amacının terör, kaza ve yaralanmaya bağlı olarak çocuklar ile ilgili özel gereksinim alanlarının belirlenmesine yönelik raporun hazırlanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu anlaşılmaktadır. Yönetmeliğin 4. maddesinin (n) fıkrasında ise “Özel Gereksinim”in çocuğun toplumsal yaşama eşit katılabilmesi için bedensel ya da gelişimsel işlev kısıtlılığı olmayan bireylerden farklı sağlık, eğitim, rehabilitasyon, cihaz, ortez, protez, çevresel düzenlemeler ve diğer sosyal ve ekonomik haklara ve hizmetlere gereksiniminin olmasını ifade ettiği belirtilmiştir.

Aynı Yönetmeliğin 8. maddesinin (f) fıkrasında açıkça raporda engel oranının yazılmayacağının ifade edilmesi ile EK 2 ve EK.3 de bulunan Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) Mevzuatla Uyum Arandığında Kullanılacak Tablo incelendiğinde engel oranı olarak %20 nin altındaki oranların gösterilmediği, Yönetmeliğin amacının engellilik oranları arasında çocukların özel gereksiniminin olup olmadığı ile ilgili olduğu, oysa TBK 54. maddesi gereği kişinin bedensel zararının belirlenmesi için “Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar” ile sürekli iş gücü kaybı oranının belirlenerek buna bağlı olarak bedensel zararların tespit edilmesi gerektiği, çocukların trafik kazası sonucu sürekli sakatlık oranlarının tespitinde Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin uygulanma imkanın olmadığı ve Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosya içindeki bilirkişi raporunda, Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 14. maddesinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe atıf yaptığı gerekçesi ile çocuğun sürekli iş göremezlik oranının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre belirlendiği belirtilmiş ise de bu yönetmelik Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğin 18. maddesi ile 20.02.2019 tarihinde yürürlükten kaldırıldığı için bu tarihten sonraki kazalarda bu Yönetmeliğin uygulanma imkanı kalmamıştır. Bu nedenle Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre maluliyet oranının belirlenerek karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/2529 E- 2023/8229 K.sayılı ilamı)

Somut olayda, davacı ... ...’nın kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının belirlenmesi için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı; raporda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri esas alınarak davacıda %5 oranında daimi maluliyet belirlendiğinin mütalaa edildiği, anılan rapor hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Oysa, kaza günü olan 25.03.2019 tarihi ve davacının yaşı da gözetildiğinde yukarıda yapılan açıklamalar ve yargıtay uygulamalarına göre Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve eklerine göre maluliyet oranının belirlenmesi için ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun olmayan ve olay tarihinde yürürlükte bulunmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen raporun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

2.6100 sayılı HMK'nın 266/1. maddesinde, mahkeme çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir denilmektedir.

HMK'nın 281/2 ve 3. madde ve fıkralarında, mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik veya belirsizliğin açıklığa kavuşturulması bakımından ek rapor alabileceği gibi, gerçeğin ortaya çıkması için yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığı ile tekrar inceleme yaptırır düzenlemesi mevcuttur. 6100 sayılı Kanun'un “Hukuki dinlenilme hakkı” kenar başlıklı 27. maddesinde; (1) Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. (2) Bu hak;

a)Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,

b)Açıklama ve ispat hakkını

c)Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir.

İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Kanun'un hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur. Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukukî dinlenilme hakkı tanıyarak hükmünü vermelidir. Anayasa'nın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın hâkime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukukî dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak mümkün değildir.

Açıklanan yasal düzenlemeler karşısında mahkeme hakimi çözümü hukuk dışında yani hakim olarak kendisinin bilmediği veya bilemeyeceği hukuki olarak bir sonuca varamayacağı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, ancak, bilirkişiye başvurur ve bilirkişi raporunda tereddütler olursa bilirkişiden ek rapor alır veya gerçeğin ortaya çıkması bakımından yeniden bilirkişi incelemesi yaptırabilir.

Mahkemece, karar gerekçesinde hükme esas alındığı belirtilen ek aktüer bilirkişi raporunda davacı ...'nın Çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü tespit işlemleri yönetmeliğine göre belirlenen %7.1 maluliyet oranı, davacı ...'nin ise Çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü tespit işlemleri yönetmeliğine göre belirlenen %6 maluliyet oranına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmış, karar gerekçesinde ise aktüer bilirkişi tarafından yapılan hesaplama yönteminin kabul edildiği belirtilmekle birlikte davacıların maluliyet oranlarının belirlenmesi yönünden, kaza tarihi dikkate alındığında Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarihli 2019/40 Esas 2020/40 Karar sayılı kararı ve Yargıtay içtihatları gereğince davacı ... yönünden Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin, davacı ... yönünden Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanması gerektiği, buna göre davacıların her ikisinin de maluliyet oranının %5 olduğu, buna göre yeni bir bilirkişi raporu alınmadan hesaplamanın yapıldığı belirtilerek davacıların sürekli işgöremezlik zararının mahkeme hakimince hesaplandığı ve taleple bağlı kalındığı belirtilerek fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak yazılı şekilde hüküm kurulduğu görülmüş olup hakim tarafından gerekçeli karar ile yapılan bu hesaplamayı tarafların denetleme imkanı bulunmadığı gibi itiraz etme imkanları da yoktur. Mahkeme hakimi tarafından gerekçeli kararda bu şekilde hesaplama yapılarak tazminat belirlenmesi halinde hata yapılmış ise karar vermekle dosyadan elini çeken hakimin bu yanlışlığı veya hatayı düzeltme olanağı da bulunmamaktadır. Hakimin hükme yeterli görmediği rapor ya da raporlar karşısında, bilirkişi raporunda hatalı gördüğü hususları belirterek yeniden bilirkişiden görüş almasına engel olmadığı gibi gerekirse başka bir bilirkişiden de rapor alabileceği halde tarafların denetleme ve itiraz hakkı tanınmadan gerekçeli karar ile yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Mahkemece bilirkişi raporundaki eksik veya hatalı hususlar belirtilerek bilirkişiden ek rapor alınıp taraflara itiraz ve denetim hakkı verilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

2.Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

3.Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,

4.Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,

5.Kullanılmayan istinaf gider avansının davalıya iadesine,

6.Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

7.Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2021/16808 esasına yatırılan 180.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog