Aramaya Dön

2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/945
Karar No
K. 2023/1248
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/945 Esas
KARAR NO: 2023/1248
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/10/2023
KARAR TARİHİ: 08/12/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 13/12/2023

Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;

İSTEM

Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Bakırköy ... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyasına konu alacak için arabuluculuk görüşmeleri yapılmışsa da sonuç alınamadığını, davalının müvekkiline olan borcundan dolayı Bakırköy .... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası üzerinden davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, akabinde davalı borçlunun iş bu icra dosyasına haksız ve kötü niyetli bir şekilde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalı şirket tarafından yapılan itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin Türkiye genelinde 100’ün üzerinde yetkili servisi ve satış sonrası bakım hizmetleri ile çözümler sunduğunu, davalı firmanın 11.05.2022 fatura tarihli ... fatura numaralı fatura ve 11.05.2022 fatura tarihli ... fatura numaralı fatura ile kompresör ve ekipmanları müvekkilinden satın aldığını, ne var ki davalı şirketin fatura bedellerini tam ve eksiksiz şekilde ödemediğini, icra dosyasına haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, açıklanan nedenlerle davalı borçlu tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli İtirazın iptali ile takibin devamını, itirazında haksız ve kötü niyetli olan davalı borçlunun, müvekkiline ödemek üzere takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT:

Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; her ne kadar davacı tarafça söz konusu icra dosyasına yaptıkları itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu iddia edilmişse de itiraz dilekçesinde de belirttikleri üzere müvekkili şirketin alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili şirketin nakliye işi yaptığını, dava konusu olayda da nakliye hizmeti verdiğini, ancak söz konusu alım satım işlemi ihracat kayıtlı yapılacağı için müvekkili şirket üzerinden yapılmak zorunda kaldığını, davacı tarafça da bu hususun bilindiğini, buna rağmen müvekkili şirkete karşı başlatılan takip ve akabinde açılan huzurda görülmekte olan davanın haksız ve kötü niyetli olduğunu, kaldı ki davacı şirket ile müvekkili şirket yetkilileri arasında yapılan ... konuşmalarına bakıldığında da davacı tarafça bu hususun bilindiğinin kolayca anlaşılabileceğini, dilekçe ekinde yer alan ekran görüntüleri incelendiğinde; ... isimli şirketin çalışanlarından birinin müvekkili şirket çalışanlarından biri ile ... uygulaması üstünden konuştuğunun anlaşıldığını, ilgili konuşmaların içeriğinde davacı şirkette çalışanın kişinin ... isimli bir şahsın ödeme yapmadığını, birçok kez iletişime geçtiklerini ancak sonuç alamadıklarını müvekkil şirket çalışanına ilettiğini, bunun üzerine müvekkili şirket çalışanının ''keşke ödeme almadan malı teslim etmeseydiniz'' , ''birçok müşterimiz ödeme almadan asla malı vermez'', ''... Hanım daha öncede söyledim biz nakliye firmasıyız, Siz bize fatura edersiniz bir ihracatını gerçekleştiririz müşteriye ırakta adresine teslim ederiz'' gibi mesajlar atarak davacı şirket çalışanına durumu izah ettiğini, davacı şirket çalışanının bu mesajları görmüş ve tamamına cevap vermiş olduğunu, aynı zamanda davacı şirket çalışanının ''...'' ismiyle kaydettiği şahıs ile yaptıkları ... konuşmalarının ekran görüntüsünü müvekkil şirket çalışanına iletildiğini, hal böyleyken söz konusu olayda müvekkili şirketin davacı tarafa herhangi bir borcu olmadığının sabit olduğunu, müvekkilinin söz konusu ticari işin tarafı olmadığını, açıklanan nedenlerle müvekkili hakkında açılmış bulunan işbu itirazın iptali davasının reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklının takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava davacı tarafından davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası ve vergi dairesi kayıtları celp edilerek dosya içerisine alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. -Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 33.100,00 USD asıl alacak ve 954,00 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.054,00 USD üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap dökümü ve faturalar" olduğu, davalı tarafından süresi içerisinde takibe ve yetkiye itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu, takip talebi ile ödeme emrinde yabancı para alacaklarının harca esas TL karşılıklarının gösterilmediği görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. - İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı) -İtirazın iptali davası açılabilmesinin koşullarından birisi de ortada geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunmasıdır. Geçerli bir ilamsız icra takibinin mevcut olmaması halinde itirazın iptali davası açılamaz. Bu husus dava şartı olup, mahkemece re’sen gözetilmelidir. -Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesinin 3. fıkrasında; "Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesine yer verilmiştir. -Yine 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde ve ödeme emrinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. -Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12/05/1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K.sayılı kararı). -Bu doğrultuda Mahkememizce yapılan incelemede; davacı tarafından cari hesap ve faturaya dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibinde takip çıkış miktarlarının USD üzerinden gösterildiği, davalı tarafın takibe itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, davacı alacaklının takibe konu takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacak miktarını döviz cinsinden gösterdiği görülmektedir. -Buna göre; davacının, Türk Borçlar Kanunu'nun 99. Maddesinin uyarınca seçimlik hakkını, yabancı para alacağının fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı olarak tahsil edilmesi yönünde kullandığı, ancak harç yönünden İİK'nın 58/3 maddesi uyarınca alacağın takip tarihindeki karşılığının gösterilmeyerek kanunun açık hükmünün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. -Bu kapsamda usulüne uygun geçerli bir takip bulunmadığı sabit olduğundan davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/2 ve 115/2 maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,

2.Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından peşin olarak yatırılan 12.766,56 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.496,71-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,

3.Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,

4.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince takdir edilen 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

5.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine,

6.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Çatalca Arabuluculuk bürosunun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.08/12/2023 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.