Esas No
E. 2020/1285
Karar No
K. 2024/470
Karar Tarihi
Karar Sonucu
KALDIRILMASINA
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2020/1285

KARAR NO: 2024/470
KARAR TARİHİ: 28/02/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/06/2020

NUMARASI : 2018/1215 Esas 2020/311 Karar

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

BAM KARAR TARİHİ : 28/02/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 28/02/2024

Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ... San Ve Tic.A.Ş. ile davalı şirket ... TİC.LTD.ŞTİ. arasında, kuru üzüm alım-satım aktine dayalı bir ticari alım satım ilişkisi olduğunu, bu ticari ilişkide müvekkili şirketin satıcı, davalı şirketin ise alıcı konumunda olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 12/04/2018 tarih ve 2018/526 Sipariş No su ile 150.000.kg. TYPE 8 cinsinde kuru üzümün alım-satımı hususunda anlaşmaya varıldığını, bu anlaşma aktinde 21.500.kg ürünün 04.05.2018 tarihinde tesliminin talep edildiğini, geri halan malın hangi tarihlerde teslim alınacağının müvekkili şirkete ayrıca bildirildiğini, müvekkili şirketin kontrat ve çağrı belgelerine istinaden 153.000.kg. ürünü davalı şirkete teslim ettiğini, sonuç olarak müvekkilinin tüm malı eksiksiz olarak davalı şirkete teslim ettiğini, mal teslimine ilişkin 7 adet fatura kesildiğini, malların eksiksiz tesliminden sonra davalı şirket tarafından müvekkili şirket banka hesabına yapılan ödeme tutarları düştükten sonra bakiye kalan 137.319,61-$ tutarındaki alacağın ödenmesi hususunda davalı şirkete ihtarname gönderildiğini, davalı şirketin fatura tarihinden itibaren 35-45 gün içinde ödemenin yapılacağı, vadenin fatura tarihinden itibaren 35-45 gün sonra dolacağı iddiaları ile ihtara cevap verdiğini, ancak bu iddiaların asılsız olduğunu, müvekkili şirket bakiye kalan 41.006,03$ alacağının tahsili amacı başlatılan takipte davalı vekilinin 07.09.2018 tarihli fiyat farkı faturası ile cari hesap bakiyesinin kapatıldığının ve hiçbir borçlarının kalmadığına yönelik itirazda bulunduğunu, itraza konu faturanın davalı şirkete iade edildiğini, davalı şirketin fiyat farkı faturasına dayanak teşkil eden davalı şirketin iddia ettiği 2018/648 sayılı bir kontratın yapılmadığını, davalı şirketin kötüniyetli hareket ettiğini takibe konu borca tekabül edecek şekilde fatura düzelediğini, müvekkil şirket tarafından malların süresinde teslim edilmemesi iddiasına dayalı olarak başka bir satıcıdan ürünü tedarik etmesi sebebi ile fiyat farkının müvekkiline yansıttığını, davalının itirazının haksız, kötü niyetli ve dayanaktan yoksun olduğunu beyan ile fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı katmak kaydı ile davalı(borçlu) şirketin Kemalpaşa İcra Müdürlüğü 'nün 2018/2240 E. sayılı icra dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, haksız ve kötü niyetli itirazı nedeni ile davalı(borçlu) şirket aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücretinin ve mahkeme masraflarının davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanan 2018/526 ve 2018/648 numaralı kontratlar incelendiğinde müvekkili şirketin ticari defter ve kayıtlarının sözleşmeden kaynaklı uyuşmazlıklarda münhasır delil niteliği bulunduğunu, bu sebeple davacı yanın sunduğu delillere itiraz ettiklerini ve uyuşmazlığın çözümünde müvekkili şirket ticari defter ve kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini, uyuşmazlığın konusunun taraflar arasındaki 2018/526 sayılı sözleşmeye konu ödemelerden 41.006 USDlik kısmın, davacı şirketçe 2018/648 nolu sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı bu miktardaki zararın takas mahsubundan kaynaklandığını, taraflar arasındaki mal alım satımına ilişkin sözleşme gereğince davacı yanın yüklemelerini yaptığını, faturalar kestiğini, kesilen faturalara riayet edilerek müvekkili şirket tarafından ödemeler yapıldığını, her ne kadar davacı tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmeye konu ödemelerin geciktiği belirtilmiş ise de ödemelerin vadelerinden önce keşide ettikleri ihtarnamenin hükümsüz olduğunu, davacı tarafın 2018/526 no'lu sözleşmesinden bakiye ödemenin yapılmadığını , yapılmayan 41.006-USD.'lik ödemenin ise davacı şirketçe yapılmayan yüklemeler nedeniyle müvekkili şirketin aldığı ikame ürünler için ödediği 41.006-USD zarar için davacı alacaklarından takas-mahsup edildiğini, çünkü davacının 2018/648 nolu sözleşmeye konu yükleme edimlerini yerine getirmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, davacı taraf ile 2018/648 no'lu sözleşme ve teyit maillerindeki yükleme edimlerini yerine getimediğini, 24.04.2018 tarihli mailde yükleme için teyit istendiğini, 25.04.2018 tarihli mail de yüklemenin teyit edildiğini, süresinde herhangi bir teslimat taraflar arasında yapılan kontratlar incelendiğinde zamanında teslim olmayan ya da spek dışı olduğu için ret olan ürünler için davalının ihtiyacı olan ürünü başka bir firmadan alabiliceğini, aradaki fiyat farkı ve bekleme süresi tutarını tedarikçi firma davacıya fatura edeceğinin düzenlendiğinin, fiyat farkı faturasına zamanında itiraz edilmediğini, müvekkili şirketin uğradığı zararların davacı hak edişlerinden takas mahsup yoluna gidileceğinin bildirildiği ihtarnamenin davacı şirkete 28/08/2018 tarihinde tebliğ edildiğini, davacı firma tarafından 02.10.2018 tarihinde başlatılan Kemalpaşa İcra Müdürlüğü' nün 2018/2240 E. Sayılı dosyasına konu icra takibine itiraz edildiğini ve haklı itirazları üzerine takibin durduğunu, açılan takibin ve huzurdaki davanın haksız ve kötüniyetli olduğunu beyan ile davanın reddine, davacı aleyhine dava değerinin %20sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEMECE: "...Dava; davacı-alacaklı tarafından davalı-borçlu aleyhine Kemalpaşa İcra Dairesinin 2018/2240 Esas sayılı takip dosyası ile başlatılan icra takibine davalı-borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı borçlunun alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemine ilişkin itirazın iptali davasıdır.

Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı, davalı ile aralarında imzalanan 12/04//2018 tarihli ve 19/04/2018 tarihli sipariş formunda belirtilen ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen sipariş formunda kararlaştırılan bakiye 41.006,03 USD bedelin tahsili amacı ile davalı aleyhine takip başlatmıştır. Esasen taraflar arasında davacının belirttiği sözleşmelere konu malların teslim edildiği ve davacının bakiye 41.006,03 USD alacağı kaldığı hususunda bir uyuşmazlık yoktur.

Uyuşmazlık taraflar arasında davalı tarafın iddia ettiği 2018/648 No'lu sözleşmenin yapılıp yapılmadığı, sözleşme yapıldı ise sözleşmenin yerine getirilmemesinden kaynaklı zararın, takas mahsuba konu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır. Davalının iddiasına göre davacının 2018/648 no'lu sözleşmede kararlaştırılan malların zamanında teslim edilmemesi üzerine davalı şirketin sözleşmeye konu malları başka bir firmadan satın aldığı ve toplam 40.600 USD fiyat farkı ödediği, davalı şirketin KDV dahil 41.006 USD fiyat farkı faturasını davacı şirkete fatura ettiği anlaşılmıştır.

Davacı vekili, fiyat farkı faturasına dayanak 2018/648 no'lu sözleşme hakkında sahte olduğu iddiasında bulunduğu, mahkememizce sahtelik iddiası ön sorun olarak değerlendirilmesi sebebi ile bu konuda inceleme yapılacağından davalı vekiline sözleşme aslını ibraz etmek için iki haftalık kesin süre verilmiş, verilen kesin süreye rağmen davalı vekili sözleşme aslını ibraz etmemiş, mahkememizce bu yönde herhangi bir inceleme yapılamadığından HMK'nın 209/2 maddesine göre'' Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz .'' düzenlemesi nazara alınarak sözleşme iş bu davada esas alınmamıştır. Her ne kadar davalı vekili 2018/648 Sayılı sözleşmenin imzalandığı ve sözleşme koşullarında tanığını dinletmek istemiş ise de esasen tanık dinletmek istediği hususun sahteliği iddia edilen sözleşmeye ilişkin olması karşısında davalı vekilinin tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir.

Davalı tarafından, davacı tarafa gönderilen fiyat farkı faturasına TTK'nun21/2 maddesine göre sekiz gün içinde davacı tarafça itiraz edilmemesi sebebi ile fatura içeriğini kabul etmiş sayılacağı ve bu yönde takas mahsup talebinin usulüne uygun olduğunu belirtmiştir.

TTK'nun 21/2. Maddesinde '' Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.'' düzenlenmiştir.

Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas-2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara dair olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki sebebiyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına dair olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 Sayılı TTK'nın 21.maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir.

2.fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Kanun'un 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına dair ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Geniş bilgi için Bkz: Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Konya; Sh 111 vd.). Tüm bu açıklamalar çerçevesinde davacı tarafından fiyat farkı faturasına dayanak sözleşmenin sahteliği iddia edildiği, davalı tarafından sözleşmenin aslının ibraz edilmemesi sebebi ile inceleme yapılamadığı bu anlamda hükme esas teşkil etmeyeceği anlaşıldığından davalının takas mahsup iddiası yerinde görülmemiş, davacın davalıdan 41.006,03 USD alacağı olduğu kanaatine varılmış, davalının itirazında haksız ve alacağın likit olması sebebi iledavalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

Takip çıkışı üzerinden harcının yatırılması sebebi ile takibe konu işlemiş faiz talebine yönelik itirazlar yönünden tüm dosya değerlendirilmiş, her ne kadar davacı vekili ödeme tarihinin faturanın düzenlenmesinden itibaren otuz gün olduğunu belirtmiş ise de davacı vekilinin dava dilekçesinin ekinde ibraz ettiği ,12/04/2018 tarihli sözleşmenin eki mahiyetinde olduğunu belirttiği ve 12.04/2018 tarihli belgede kararlaştırılan bakiye 128,500 kg üzümün teslim tarihlerini belirleyen 19/04/2018 tarihli belgede ödeme tarihinin fatura tarihinden itibaren 35-45 gün olarak belirlenmesi ve 12/04/2018 tarihli belgede ise ödeme gününü belirleyen 35-45 ibaresinin üzerinin çizilerek 30 gün yazıldığı, bu hususun davalı tarafından paraflanmadığı anlaşıldığından mahkememizce benimsenen 14.11.2019 tarihli ek raporda belirlenen ''ödemenin fatura tarihinden itibaren 45 gün içinde yapılması gerektiğine ilişkin hesaplama'' nazara alınarak davalının toplam 125,87 USD işlemiş faiz talep edebileceği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile, davanın kısmen kabulü ile davalının Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2018/2240 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile; takibin 41.006,03-USD asıl alacak ve 125,87-USD işlemiş faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacağın %20sine tekabül eden 49.651,96-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,"şeklinde karar verilmiştir, Mahkeme kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından yapılan yargılamada taraflarınca yapılan savunmalar incelenmeksizin karar verildiğini, davacının sözleşmesel taahhütlerini yerine getirmemesi sebebiyle 2018/648 sayılı kontrat kaynaklı uğradıkları zarar sebebiyle davacı yana fiyat farkı faturası kesildiği, davacının işbu faturaya itiraz etmediği dosyadaki kayıtlar incelendiğinde açıkça ortada olduğunu, ayrıca 2018/648 sayılı kontrat yüklemelerini birebir teyit eden mail çıktılarının mahkemeye sunulduğunu, işbu delillerin dosya içerisinde alınmış olmasına rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, niçin dikkate alınmadığının da gerekçeli kararda dile getirilmediğini, taraflar arasındaki uygulama dikkate alındığında, müvekkili şirketin sipariş edeceği miktar ve birim fiyatlı ürünün yer aldığı sözleşmeyi imzalayarak göndermesi, arkasından davacının sözleşmeyi imzalayarak fotokopisini müvekkiline mail atması ve akabinde sipariş çağrıları ile yükleme programına ilişkin teyitlerin söz konusu olduğunun görüldüğünü, dosya içerisinde mail içerikleri ve kesinleşmiş fiyat farkı faturası olması rağmen mahkemenin ısrarla taraflarından sözleşme aslını talep ettiğini, davacı yanın alacak talebine konu ettiği 2018/526 sayılı kontrat aslının da davacı yanda olup bu yönde ikrarlarının mevcut olduğunu, tanıklarının ticari ilişkinin başından sonuna sürecin içerisinde yer aldığını, bu nedenle dinlenmesinin uyuşmazlığın çözümünde son derece elzem olduğunu, buna rağmen mahkemenin hukuka aykırı olarak tanıklarını dinlemediğini, davanın eksik harç ile karara çıkmış olup, bu hususun mahkemeye iletilmesine rağmen mahkemece dikkate alınmadığını, tevzi formu ve dava dilekçesi incelendiğinde davacı yanın itirazın tümden iptalini istemesine rağmen harca esas değeri 41.006,03-USD(250.633,11-TL olarak belirtmiş ve harç ödemesini bu rakam üzerinden yaptığını, dosyada eksik harç bulunduğunu, müvekkilinin, davacı yana takip ve dava tarihi itibariyle herhangi bir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında yer alan ve davacı tarafça sunulan 2018/526 sayılı kontrat başarı ile gerçekleşmiş, davacı yan yüklemelerini yapmış, faturalarını kesmiş ve kesilen faturalar için kontratta yer alan 35-45 günlük vadelere riayet edilerek müvekkili şirket tarafından ödemelerin yapıldığını, süresinde yüklemeleri yapmayan ve temerrüde düşen davacı tarafın taraflarına yönelik Bornova 4. Noterliği’nin 31059 yevmiye numaralı 15.08.2018 tarihli ihtarnamesini keşide ettiğini, ihtarname ile müvekkili firma ile alakalı olmayan, sorumluluk hukukunda tarifi bulunmayan şekilde tarafı ... Ltd. ve davacı olan 27.03.2017 tarihli kontrattan doğan 125.000-USD ‘ nin taraflarınca ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnameye karşı akabinde taraflarınca İzmir 15. Noterliği’ nin 13514 yevmiye numaralı 20.08.2018 ihtarnamesi ile cevap verildiğini, cevabi ihtarnamede; tarafları ... Ltd. ve davacı olan 27.03.2017 tarihli kontrattan doğan 125.000-USD ‘ nin tarafımızdan talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığının bildirildiğini, işbu ihtarnamelerine davacı yan tarafından herhangi bir cevap verilmediğini ve itiraz edilmediğini, kural olarak faturayı kabul etmeyen mükellefler süresi içerisinde TTK/18-3 usulü ile faturayı ilgisine iade edebileceklerini, ancak davacı yan süresinden epey sonra bu işlemi yapma iradesini gösterdiklerini, iade işleminin kabulünün mümkün olmadığını, keza süresi içerisinde faturaya itiraz edilmediğini, müvekkilinin ödemede temerrüde düştüğü bir borcu bulunmadığı için faiz tahakkukunun hukuka aykırı olduğunu, müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle, hukuka ve emsal kararlara aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve savunmalarına uygun olarak yeniden bir hüküm tesisine, haksız ve kötüniyetli davanın reddine, davacı aleyhine alacağın %20’ sinden aşağıya olmayan bir kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Dava, satım sözleşmesinden kaynaklı bakiye alacak yönünden icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.

TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir. “Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ; “(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.

28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.

Yemin delili,

HMK'nın 225. ve devamındaki maddelerde düzenlenmiş olup yemin kesin delil niteliğindedir. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf, o vakıayı başka delillerle ispat edemezse, diğer tarafa yemin teklifinde bulunabilir. Yemin, iddianın ispatı yönünden başvurulacak son bir ispat vasıtasıdır. Yemin deliline dayanan taraf, iddia veya savunmasının diğer delillerle ispatlanmamış olması nedeniyle bu delile sıra gelmiş olduğunu başka türlü bilemeyeceğinden; Hakim, ispat yükü üzerine düşen tarafın, iddiasını yazılı delillerle ispat edemediği kanaatine vardığı takdirde, ispat yükü üzerine düşen tarafa, dava ya da cevap dilekçesinde dayandığı yemin delilini de resen hatırlatmalıdır. Aksi halde, ispat yükü üzerine düşen tarafın tüm delilleri toplanıp, değerlendirilmemiş olacağından, yemin teklifi hakkı kullandırılmadan karar verilemez. Bununla birlikte iddia veya savunmasını ispat edemeyen tarafa yemin teklif etme hakkının hatırlatılabilmesi için yemin deliline açıkça dayanılmış olması zorunludur.

Davacı taraf kontrat ve çağrı belgelerine istinaden 153.000.kg. ürünü davalı şirkete teslim ettiğini, mal teslimine ilişkin 7 adet fatura kesildiğini, müvekkili şirket bakiye kalan 41.006,03$ alacağının tahsili amacı başlatılan takipte davalı vekilinin 07.09.2018 tarihli fiyat farkı faturası ile cari hesap bakiyesinin kapatıldığının ve hiçbir borçlarının kalmadığına yönelik itirazda bulunduğunu, itraza konu faturanın davalı şirkete iade edildiğini, davalı şirketin fiyat farkı faturasına dayanak teşkil eden davalı şirketin iddia ettiği 2018/648 sayılı bir kontratın yapılmadığını, malların süresinde teslim edilmemesi iddiasına dayalı olarak başka bir satıcıdan ürünü tedarik etmesi sebebi ile fiyat farkının müvekkiline yansıttığını, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı katmak kaydı ile davalı şirketin Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2018/2240 esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali talebiyle dava açmış, davalı taraf uyuşmazlığın konusunun taraflar arasındaki 2018/526 sayılı sözleşmeye konu ödemelerden 41.006 USDlik kısmın, davacı şirketçe 2018/648 nolu sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı bu miktardaki zararın takas mahsubundan kaynaklandığını, yapılmayan 41.006-USD'lik ödemenin ise davacı şirketçe yapılmayan yüklemeler nedeniyle müvekkili şirketin aldığı ikame ürünler için ödediği 41.006-USD zarar için davacı alacaklarından takas-mahsup edildiğini, çünkü davacının 2018/648 nolu sözleşmeye konu yükleme edimlerini yerine getirmeyerek müvekkili şirketi zarara uğrattığını, fiyat farkı faturasına zamanında itiraz edilmediğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

Davalının düzenlediği fiyat farkı faturasının davacı kayıtlarında bulunmadığı, sunulan deliller, kendi defter ve kayıtları alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli nitelikte olmadığından davalının savunmasını kanıtlayamadığı anlaşılmıştır.

Bu açıklamalar uyarınca mahkemece; davalı vekilince cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanıldığı, ispat yükü kendisinde olan davalının savunmasını yazılı delille ispat edemediği gözetilerek, davalıya yemin teklif etme hakkı hatırlatılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken aksi uygulama ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Ayrıca kabul ve uygulamaya göre; davacı tarafça dava açılırken dava değeri 250.633,11 TL (41.006,03 USD) olarak gösterilmiş, talep sonucu bölümünde ise fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davalının Kemalpaşa 24. İcra Müdürlüğünün 2018/2240 esas sayılı takip dosyasına itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep edilmiş olup, mahkemece davacıya hangi miktar üzerinden itirazın iptalini talep ettiği açıklatılarak şayet talepte belirtilen icra dosyasındaki 41.006,03-USD asıl alacak ve 519,08-USD faiz olmak üzere toplam 41.525,11 USD üzerinden itirazın iptali talep ediliyor ise bu miktar üzerinden eksik harç tamamlatılmadan davaya devam edilmesi de Harçlar Kanunun 30. maddesine aykırılık teşkil edeceği; 250.633,11 TL (41.006,03 USD) üzerinden itirazın iptali talep ediliyor ise, bu durumda mahkemece talepten fazlasına hükmolunmuş olacağı anlaşılmakla mahkemece bu hususda dava dilekçesi açıklatılmadan karar verilmesi isabetli değildir.

Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 355, 353/a-6 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine kesin olarak karar verilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,

2.İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/06/2020 tarih, 2018/1215 Esas ve 2020/311 Karar sayılı hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3.Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,

4.İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

5.İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 4.239,00 TL istinaf nispi karar harcının istek halinde İADESİNE,

6.İstinaf yoluna başvuran davalıdan alınan 148,60 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,

7.İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 28/02/2024

Karar Etiketleri
KALDIRILMASINA ISTINAFHUKUK HUKUK Ticaret Hukuku 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara dair olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki sebebiyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına dair olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 Sayılı TTK'nın 21.maddesinin 2. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu 7251 sayılı Kanun HMK md.353/1 HMK md.209/2 HMK md.222 K7251 md.23 K6100 md.6 TTK md.21 HMK md.355 HMK md.190 TTK md.21/2 K6102 md.21 K6100 md.352 HMK md.353 K6100 md.355 HMK md.225
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.