Danıştay 8. Daire Başkanlığı
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/2538 E. , 2023/3321 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
... ve ...
2.... Kaymakamlığı
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıların velisi bulunduğu ve Kadıköy Anadolu Lisesinde öğrenim görmekte olan ... 'ün, Kadıköy Anadolu Lisesi'nden alınarak Hayrullah Kefeoğlu Anadolu Lisesi'ne naklinin yapılmasına ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... , K:... sayılı kararıyla; Çocuk Haklarına Dair Sözleşme'nin 3. maddesinde bahsi geçen çocuğun yararı temel düşüncedir ilkesinden ve Anayasanın eğitim ve sağlık (fizyolojik ve psikolojik) haklarından hareketle; mesane rahatsızlığı sebebiyle evine en yakın konumda bulunan bir okulda eğitim görmesi gereken davacının, sınav puanının söz konusu okul için yeterli olmadığından bahisle yürüyerek ulaşması mümkün olmayan toplu taşımayla da ortalama bir saatte ulaşılan Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesi'ne naklinin yapılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararıyla; söz konusu nakil hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde dava konusu işlemle davacının Kadıköy Anadolu Lisesinden yine merkezi sınavla öğrenci alan ve davacının konutuna yakın olma şartı ile puan şartını birlikte sağlayan Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesine naklinin yapıldığı, davacının merkezi sınavla alım yapan bir okuldan geldiği, bu şekilde yine merkezi sınavla alım yapmakla birlikte taban puanının davacının puanına daha yakın olduğu ve aynı zamanda davacının evine yakın konumda bulunan Hayrullah Kefoğlu Anadolu Lisesi'ne naklinin yapılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüne, ... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:... , K:... sayılı kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, temyiz istemine konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idarelerce savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinde; "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. (...) Devlet, maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır. Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez." hükmüne yer almakta olup; "Danıştay" başlıklı 155. maddesinde ise; Danıştay'ın, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak baktığı kurala bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında: "İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde; "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemesinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir" hükmü yer almakta olup; aynı maddenin 2. fıkrasında ise temyize tabi konular tahdidi olarak belirlenmiştir.
Görüldüğü üzere; anılan Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak belirlenen konuların dışındaki uyuşmazlıkların temyizen incelenmesine imkan bulunmamakta olup; kanun koyucu tarafından, temyize açık olan konuların belirlenerek kapsam dışındaki tüm konuların istinaf kanun yolu başvurusu üzerine kesinleşmesi yolunda benimsenen uygulamayla; Anayasal norm ile korunan Danıştay'ın "içtihat makamı" kimliğinin ön plana çıkarılarak, idari yargı merciilerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olması hasebiyle derece mahkemelerine "yol gösterme misyonunun" geliştirilmesinin hedeflendiği ve bu hedefin gerçekleşebilmesi için iş yükünün belli oranlarda hafifletilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesince, temel hak ve hürriyetlere ilişkin bir müdahale söz konusu olduğunda; asıl olanın, hak ve özgürlüklere kamu otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun idari ve/veya yargısal olağan yollarla giderilmesi olduğu, bu nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebileceği değerlendirilmektedir. ( Bkz. Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 29; Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 30).
Uyuşmazlığa konu olayda; davacılar çocuğunun yaşadığı sağlık probleminin ciddiyeti ile öğrencinin ikametgahına en yakın adreste bulunan okula devam edememesinin sonuçlarının, öğrencinin eğitim hakkına ilişkin olduğu ve Danıştay'ın içtihat makamı oluşu ve idari yargı hiyerarşisi içerisindeki konumu ve yüklendiği misyonu dikkate alındığında; işin esası yönünden hüküm kurulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin davacıların duruşma istemi yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü: İLGİLİ MEVZUAT : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir...3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir...6) Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
Anılan Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemesinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir" hükmü; "Temyiz dilekçesi" başlıklı 48. maddesinin 6. fıkrasında, temyizin kesin bir karar hakkında olması hâlinde, kararı veren merciin, temyiz isteminin reddine karar vereceği; ilgili merciin bu kararına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği;
7.fıkrasında ise, temyizin kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşılması durumunda, 6. fıkrada sözü edilen kararın, dosyanın gönderildiği Danıştay'ın ilgili dairesince kesin olarak verileceği kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Uyuşmazlıkta; davacılar tarafından iptali istenen nakil işleminin, 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesi kapsamına girmeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın, Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle;
1.TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan ... TL yürütmenin durdurulması harcı ile artan posta avansının davacılara iadesine, kesin olarak, 21/06/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY: (X) 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi" başlıklı 42. maddesinde; "Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz. (...) Devlet, maddi imkanlardan yoksun başarılı öğrencilerin, öğrenimlerini sürdürebilmeleri amacı ile burslar ve başka yollarla gerekli yardımları yapar. Devlet, durumları sebebiyle özel eğitime ihtiyacı olanları topluma yararlı kılacak tedbirleri alır. Eğitim ve öğretim kurumlarında sadece eğitim, öğretim, araştırma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür. Bu faaliyetler her ne suretle olursa olsun engellenemez." hükmü yer almakta olup; "Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma" başlıklı 90. maddesinde; usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alacağı; "Danıştay" başlıklı 155. maddesinde ise; Danıştay'ın, idari mahkemelerce verilen ve kanunun başka bir idari yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercii olduğu, Kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak baktığı kurala bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Ek 1 Protokolün 'Eğitim hakkı' başlıklı 2. maddesinde; "Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir." hükmü bulunmaktadır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi (Çocuk Haklarına Dair Sözleşme)'nin 3. maddesinde; "Kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde, çocuğun yararı temel düşüncedir. Taraf Devletler, çocuğun ana–babasının, vasilerinin ya da kendisinden hukuken sorumlu olan diğer kişilerin hak ve ödevlerini de gözönünde tutarak, esenliği için gerekli bakım ve korumayı sağlamayı üstlenirler ve bu amaçla tüm uygun yasal ve idari önlemleri alırlar. Taraf Devletler, çocukların bakımı veya korunmasından sorumlu kurumların, hizmet ve faaliyetlerin özellikle güvenlik,sağlık, personel sayısı ve uygunluğu ve yönetimin yeterliliği açısından, yetkili makamlarca konulan ölçülere uymalarını taahhüt ederler." düzenlemesine yer verilmiştir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 1. fıkrasında: "İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir." hükmü "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde; "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemesinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir" hükmü yer almakta olup; aynı maddenin 2. fıkrasında ise temyize tabi konular tahdidi olarak belirlenmiştir.
Görüldüğü üzere; anılan Kanun'un 46. maddesinde tahdidi olarak belirlenen konuların dışındaki uyuşmazlıkların temyizen incelenmesine imkan bulunmamakta olup; kanun koyucu tarafından, temyize açık olan konuların belirlenerek kapsam dışındaki tüm konuların istinaf kanun yolu başvurusu üzerine kesinleşmesi yolunda benimsenen uygulamayla; Anayasal norm ile korunan Danıştay'ın "içtihat makamı" kimliğinin ön plana çıkarılarak, idari yargı merciilerince verilen karar ve hükümlerin son inceleme mercii olması hasebiyle derece mahkemelerine "yol gösterme misyonunun" geliştirilmesinin hedeflendiği ve bu hedefin gerçekleşebilmesine yönelik iş yükünün belli oranlarda hafifletilmesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Öte yandan; Anayasa Mahkemesince, temel hak ve hürriyetlere ilişkin bir müdahale söz konusu olduğunda; asıl olanın, hak ve özgürlüklere kamu otoritelerince saygı gösterilmesi ve olası bir ihlal durumunda bunun idari ve/veya yargısal olağan yollarla giderilmesi olduğu, bu nedenle bireysel başvuru yoluna ancak kanunda öngörülen olağan yollar tüketilmesine rağmen ihlalin ortadan kaldırılamadığı durumlarda gidilebileceği değerlendirilmektedir. (Bkz. Hamit Kaya, B. No: 2012/338, 2/7/2013, § 29; Kristal-İş Sendikası [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 30). Uyuşmazlığa konu olayda; davacılar çocuğunun yaşadığı sağlık probleminin ciddiyeti dikkate alındığında, öğrencinin ikametgahına en yakın adreste bulunan okula devam edememesinin sonuçlarının öğrencinin eğitim hakkına doğrudan müdahale oluşturduğu değerlendirilmektedir.
Yukarıda yer alan açıklamalar ve Anayasa Mahkemesi içtihadı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; uyuşmazlığa konu olayın öğrencinin eğitim hakkına ilişkin olduğu görüldüğünden, Anayasa'nın 90. maddesi ve taraf olduğumuz uluslararası sözleşme hükümleri de dikkate alınarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.