Aramaya Dön

2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2018/50358
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
İcra İflas Hukuku

T.C.

GAZİANTEP

2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA

GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO: ...
KARAR NO: ...
DAVACI: ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI: ...
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali)
DAVA TARİHİ: 06/04/2022
KARAR TARİHİ: 31/08/2023

GEREKÇELİ KARARIN

YAZILDIĞI TARİH: 04/09/2023

Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (İtirazın İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Dava dışı asıl borçlu ile davacı Banka arasında imzalanan Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi sözleşmesi gereğince kredilerin geri ödeme planları imzaladığı, davalının müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladığı, borcun ödenmemesi nedeni ile hesapların kat edildiği, Gaziantep 9. Noterliği'nin 05.03.20188 tarih ve 6593 yevmiye no. hesap kat ihtarnamesi keşide edildiği, borcun ödenmemesi üzerine Gaziantep İcra Müd.'nün 2019/ E. Sayılı takip dosyası ile icra takibine başlandığı, takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu, Sözleşmede Kefalet, Muacceliyet ve temerrüt halleri ile uygulanacak gecikme faiz oranı maddesinde sorumlulukların kabul edildiği, Yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile davalının Gaziantep İcra Müd.'nün 2019/50358 E. Sayılı takip dosyasına vaki itirazlarının iptaline ve takibin devamına, %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödenmesine, dava masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Dava dilekçesi ve tensip tutanağı davalı tarafa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş ancak davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmediği anlaşılmıştır.

DELİLLER

1.Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,

2.Gaziantep İcra Dairesinin 2018/50358 Esas Sayılı İcra Dosyası

3.İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,

4.Bilirkişi raporu

5.İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,

HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE : Dava Nevi İtibari İle Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan İtirazın İptali Davasına İlişkindir. Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme; İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;

i)İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.

Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.

Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse;

HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.

Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Asıl borçlu yönünden hesabın kat edilmesi, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın muacceliyeti için yeterlidir, ayrıca ihtarın tebliği şartı aranmaz.

Hesap kat tarihi itibari ile asıl alacak, kullanılan kredi tutarı ile bu krediye uygulanan akdi faiz toplamından oluşur. Kullanılan krediye hesap kat tarihine kadar akdi faiz uygulanması gerekir. Ayrıca kat tarihi itibari ile belirlenen asıl alacağa hesap kat tarihinden temerrüdün gerçekleştiği takip tarihine kadar akdi faiz istenebilir. Asıl alacağa temerrüt faizi istenebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmüş olması gerekir. Borçlu temerrüde düşürülmemiş ise asıl alacağa takip tarihine kadar ancak akdi faiz istenebilir. İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;

Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalıya 15/03/2019 arihinde tebliğ edildiği, davalının 22/05/2019 tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme; Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 08/08/2022 tarihli raporda özetle;

1.Davacı Banka ile dava dışı /asıl borçlu arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiği, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli kredi, borcu cari hesap kredisi ile çek kredisi borçlarının ödenmemesi nedeniyle, davacı Bankanın davalılar hakkında takip başlattığını,

2.Davalı kefilin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin 110.000,00 TL olup, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha yüksek seviyede olması nedeniyle, davalı kefilin kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduğunu,

3.Kat ihtarının tebliğ edilemediğinin kabulü halinde; Takip tarihi itibariyle toplam 110.000,00 TL borçtan sorumlu oldukları, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 110.000,00 TL'lik anaparaya (kefalet limiti) yıllık %58,00 temerrüt faizi ve 94 5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiği, Kat ihtarının tebliği Takip tarihi itibariyle toplam 182.014,25 TL borçtan sorumlu oldukları, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 110.000,00 TL'lik anaparaya (kefalet limiti) yıllık ve %58,00 temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemesi gerektiğini mahkememize bildirmiştir.

Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup, davacı vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz edilmiş olduğu ancak bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hüküm kurmaya uygun olduğu anlaşıldığından hükme esas alınmıştır. Davanın esası hakkında karar verilmemesine ilişkin olarak yapılan tespitler;

Yargılama devam ederken davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu 18/08/2023 tarihli beyan dilekçesi ile davalının icra takibine vaki itirazlarından feragat ettiklerini bildirmiştir. Davanın konusuz kaldığını vekalet ücreti taleplerinin bulunmadığını, ancak yargılama gideri taleplerinin bulunduklarını bildirmişlerdir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Esastan Sonuçlanmayan Davada Yargılama Gideri” başlıklı 331. maddesinin 1. fıkrasında; davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hâllerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmedeceği düzenlenmiştir. Bu durumda mahkemenin yargılamaya devam ederek dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu tespit etmesi ve tutumuyla dava açılmasına sebep olan tarafı yargılama gideri ile mahkum etmesi gerekmektedir.

Dosya tetkik edildiğinde davalının dava konusu borca ilişkin itirazlarından feragat ettiğini icra dosyasına bildirdiği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda da davalının davacıya karşı borçlu olduklarının tespit edildiği anlaşılmakla davacının işbu davayı açmakta haklı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle yargılama giderlerinin ve arabuluculuk ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmiştir. Dosya kapsamında davacı tarafın vekalet ücreti talebi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacı lehine vekalet ücreti yönünde hüküm tesis edilmemiştir. Harç ve yargılama gideri bakımından yapılan değerlendirme; 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (I) sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harcı başlıklı III. kısmının 1. fıkrasında, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden tarifede gösterilen oranda nispi karar ve ilam harcı;

2.a fıkrasında ise, 1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlar ve davanın reddi kararlarında maktu karar ve ilam harcı alınacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda; konusu belli bir değerle ilgili bulunan davada esas hakkında karar verilmesi halinde nispi harç alınacağı, usule ilişkin nihai kararlarla, davanın konusuz kalması halinde verilecek kararlarda maktu harç alınacağı kuşkusuzdur. Bu nedenle maktu harca hükmedilmiştir. Neticeten; Dosya kapsamındaki tüm deliller, yukarıda anılan mevzuat hükümleri hep birlikte değerlendirildiğinde, davalının yapmış olduğu borca itirazdan feragatin dava ikame edildikten gerçekleşmiş olduğu, davanın konusu kaldığına kanaat edinilmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;

1.Konusuz kalan dava hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

2.Harçlar Kanunu madde 22 uyarınca alınması gereken 269,85 TL karar ve ilam harcının, 1.328,53 TL peşin harçtan mahsubu ile fazladan alınan ‭‭‭‭‭‭‭‭1.058,68‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE,

3.Davacı tarafından yatırılan 2.082,05‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

4.Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

5.Davacı vekilince vekalet ücreti talebi bulunmadığından bu hususta hüküm kurmaya YER OLMADIĞINA,

6.Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,

7.Davanın niteliği itibariyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığından hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği uyarınca davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA Dair; tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 31/08/2023

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.