31. Hukuk Dairesi
T. C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31.
HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/711 - 2024/327 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/04/2023
NUMARASI : 2019/349 Esas - 2023/263 Karar
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan asıl dava eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali, birleşen Ankara 3. ATM'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı menfi tespit, birleşen Ankara 4. ATM'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin olup, mahkemece asıl dava yönünden davanın kabulüne, birleşen Ankara 3. ATM'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 4. ATM'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA
Davacı vekili; davalı ... A.Ş. ile dava dışı Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat Emlak Dairesi Başkanlığı arasında 08/09/2016 tarihli iki ayrı sözleşme imzalandığını, sözleşmeler uyarınca davalı şirketin, 3. ve 8. grup illerdeki eğitim kurumu binalarında deprem tahkikatını yaparak gerekmesi halinde güçlendirme projelerinin hazırlanması işinin danışmanlık hizmetini üstlendiğini, müvekkili... Ltd. Şti.’nin, 08/09/2016 tarihli danışmanlık alt sözleşmelerinin alt yüklenicisi sıfatıyla davalı şirket ile karşılıklı olarak 26/09/2016 tarihli teklif kabul şartlarını imzaladığını, bahse konu teklif kabul şartlarının 14.1. maddesinde; “İşveren tarafından madde 6 da tanımlanan hizmetler kapsamında teklif sahibine yapılacak ödemelerin madde 14 uyarınca idare tarafından söz konusu hizmetler için işverene yapılacak ödemeleri müteakip teklif sahibi tarafından kesilecek fatura karşılığında 10 gün içinde gerçekleştirileceği” ve 14.2 nci maddesinde de “ teklif sahibi tarafından işbu Teklif Kabul Şartları kapsamında yer alan hizmetlere ait ödemeler ile ilgili faturalar kesilmeden önce işveren oluru / onayı alınacaktır” hususlarının yer aldığını, buna göre; davacının davalıya karşı usulüne uygun olarak 20/06/2018 tarih / 032752 sıra nolu
537.094,53 TL bedelli ve 29.06.2018 tarih / 032755 sıra nolu 407.100,00 TL bedelli ve 29/06/2018 tarih / 032756 sıra nolu 277.300,00 TL bedelli faturaları düzenlediğini, davalı şirketin bu fatura tutarlarını müvekkiline düzenli olarak ödememesi sebebiyle müvekkiline yapılan cari ödemelerden dolayı davalının, davacı müvekkiline 31/07/2018 tarihi itibariyle 880.000,00 TL borcunun bulunduğunu, bu tarih itibariyle tarafların bu miktar üzerinden mutabakatlarının bulunduğunu, mutabakattan sonra davalının müvekkiline yapmış olduğu kısmi ödemeler nedeniyle tarafların yine görüştüğünü, 17/09/2018 tarihli mutabakat mektubunda tarafların 13/09/2018 tarihi itibariyle borç bakiyesinin 530.000,00 TL olduğu hususunda mutabakata vardıklarını, davalı şirketin, 29/06/2018 tarih / 032756 sıra no.lu 277.300,00 TL bedelli faturanın 125.000,00 TL’lık kısmını idareden tahsil etmesine rağmen bu bedeli 8 aydır müvekkiline ödememesi sebebiyle davalı aleyhine 22/02/2019 tarihinde Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/2413 E. Sayılı dosyası üzerinden icra takibinin başlatıldığını, davalının bu borca itiraz etmesi üzerine icra kovuşturmasının durduğunu, müvekkili şirketin 26.09.2019 tarihli teklif kabul şartları, idare ve işveren arasındaki 08/09/2016 tarihli ana sözleşmeler ve eklerine uygun olarak iş artışları ile birlikte tüm çalışmaları süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirip 29/06/2018 tarihli irsaliyeli fatura ile yükümlendiği işi eksiksiz olarak davalı şirkete teslim ettiğini, nitekim davalı şirketin, işin kesin kabulünün yapılması için dava dışı Bakanlığa dilekçeyle başvurduğunu ileri sürerek, Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2019/2413 E. Sayılı dosyasındaki icra takibine yapılan itirazın iptaline, davalının, % 20 oranından az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Asıl davada davalı vekili; müvekkili ... A.Ş. ile Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat Emlak Dairesi Başkanlığı arasında konusu; “ 2016/3 ile 2016/8 Grup İllerdeki Eğitim Kurum Binaları ve Eklentilerinin Deprem Tahkikinin Yapılması ve Gerekmesi Halinde Güçlendirme Projelerinin Hazırlanması olan ” 08.09.2016 tarihli sözleşmenin imzalandığını, bu kapsamdaki işlerin bir kısmının yapılması amacıyla davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ana sözleşme ile ilgili proje paketleri kapsamındaki tüm çalışmaların anahtar teslimi şeklinde yapılması için Teklif Kabul Şartları başlıklı sözleşmenin imzalandığını, bu sözleşmelere göre; davalı şirketin iki ayrı sorumluluğunun bulunduğunu, bunlardan birincisinin müvekkili ... ile davalı ... arasında imzalanan sözleşme, ikincisinin de müvekkili ile dava dışı MEB arasında imzalanan sözleşme olduğunu, davalı şirketin, değerlendirme raporunda belirtilen eksik işleri müvekkiline teslim etmediğini, davalı şirketin, teknik şartname gereğince orijinal dokümanları hem basılı hem de dijital ortamda müvekkiline teslim etme si gerekirken, kağıt ortamında teslim etmediğini, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu her aşamada müvekkili şirketten bilgi, belge ve yazılı evrak ve projeyi isteyebileceğini, davalı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, iş sahibi Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müvekkiline cezalar uygulandığını, davalı şirketin 22/04/2019 tarihli ihtarnameye karşı müvekkiline gönderdiği 30/04/2019 tarihli cevabi ihtarnamede 26/04/2019 tarihine kadar firmalarına bildirilmiş eksik işin olmadığını, idare tarafından yapılan incelemeler neticesinde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için idarenin yazılı emri olmadan dayanaksız ve haksız olarak iş kapsamı dışında firma nam ve hesabına yaptırılacak hiçbir çalışmanın kabul edilmeyeceği hususlarının yer aldığını, hizmet sözleşmelerinde ayrıca belirtilmediği durumlarda bedele Katma Değer Vergisinin de dahil olduğunu, hakedişlerin, hizmet alımları genel şartnamesi hükümleri gereğince düzenlendiğini, ara hakedişler geçici hakediş niteliğinde olduğundan, fazla ödeme yapılsa bile kazanılmış bir hak olmadığını, kesin hakkedişte, ara hakkedişlerdeki hataların düzeltilebileceğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak KDV dahil olan bedele ayrıca KDV ilave ederek, fazla ödeme yapılmasına neden olduğundan müvekkilinin de KDV bedeli kadar fazla yapılan ödemenin iadesini talep ettiğini, sözleşmenin 7. maddesinde, söz konusu işin metre kare birim fiyatının belirtildiği ve söz konusu fiyatlarda KDV hariç olduğuna dair bir ibarenin bulunmadığını, sözleşmenin 11 nci maddesinde, her türlü verginin teklif sahibine ait olacağının hüküm altına alındığını savunarak, davanın Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/348 E. sayılı dava ile birleştirilmesini ve akabinde davanın reddine karar verilmesi istemiştir. BİRLEŞEN ANKARA.
3.ATM'NİN 2020/372 E. SAYILI DOSYASINDA; İDDİA :
Davacı vekili; davalı ile yapılan asıl davaya konu sözleşme gereğince değerlendirme raporunda belirtilen eksik işleri müvekkiline teslim edilmediğini, davalı şirketin, teknik şartname gereğince orijinal dokümanları hem basılı hem de dijital ortamda müvekkiline teslim etmediğini, 14/02/2019 tarihinde müvekkili şirket tarafından davalı tarafa gönderilen ihtarnameyle sözleşmeden doğan yükümlülüklerinin tamamlanmasının istenilmesine rağmen davalı tarafın bu yükümlülüklerini yerine getirmediğinden işveren Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müvekkili şirkete cezaların uygulandığını, işveren Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu her aşamada müvekkili şirketten bilgi, belge ve yazılı evrak ve projeyi isteyebileceğini, bu nedenle bu tür bilgi ve belgelerin eksiksiz olarak müvekkiline teslim edilmesinin gerektiğini, hizmet sözleşmelerinde ayrıca belirtilmediği durumlarda bedele Katma Değer Vergisinin de dahil olduğunu, hakedişlerin, hizmet alımları genel şartnamesi hükümleri gereğince düzenlendiğini, ara hakedişler geçici hakediş niteliğinde olduğundan, fazla ödeme yapılsa bile kazanılmış bir hak olmadığını, kesin hakedişte, ara hakedişlerdeki hataların düzeltilebileceğini, davalı taşeron ... Ltd. Şti. tarafından müvekkili aleyhine, Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2020/5439 E. Sayılı dosyası üzerinden 257.650,23 TL tutarında icra takibinin başlatıldığını, ancak bu takip yerinde olmamakla beraber işbu icra takibinin kesinleşmesi sebebiyle müvekkili şirketin banka hesaplarına haciz konulduğunu ileri sürerek, Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2020/5439 E. Sayılı icra dosyasında vezneye giren paranın, alacaklıya ödenmemesine ve de icra takibinin durdurulmasına, davacının, davalı şirkete borcunun olmadığının tespitine ve davalı aleyhine, % 20 oranından az olmamak üzere inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili; davacı ile yapılan 26/09/2016 tarihli sözleşme gereğince işlerin tamamlandığını, davacının talebi üzerine sözleşme bedelinin % 5’i oranındaki kesin kabul kesintisine ait 15/04/2019 tarihli 140.593,88 TL ve 74.169,82 TL bedelli 2 adet faturanın düzenlenip kesin kabulden sonra ödenmek üzere, Ankara 59. Noterliğinin 15.04.2019 ve 10426 yevmiye sayılı ihtarnamesi ekinde davacıya gönderildiğini, bu faturalara davacının bir itirazının olmadığını, iş sahibi Milli Eğitim Bakanlığının 08.01.2020 tarihli tutanak ile işin kesin kabulünü yapıldığını, iş sahibi tarafından tespit edilip de yerine getirilmesi istenilen bir eksiklik bulunmamasına rağmen, davacının eksiklik olarak bildirdiği cüz’i değişiklikler de yapılarak, 13.02.2020 tarihli yazı ekinde davacıya eksiksiz teslim edildiğini, davacının zarara uğradığına dair iddiasını kanıtlayamadığını, sözleşmenin 7. maddesinde KDV’ye dair bir düzenlemenin yer almadığını, işin başından itibaren kesilen toplam 20 adet faturanın tamamında KDV’nin ayrıca hesaplandığı,nı davacının faturaları itirazsız olarak kabul ederek faturalardan 17'sinin bedelini müvekkiline ödediğini, yine 17/09/2018 tarihinde tanzim edilen 530.000,00 TL tutarlı mutabakat sözleşmesinde de birim fiyat üzerine KDV’nin eklenerek uzlaşıldığını, sözleşmenin 11. madde metninde belirtilen “her türlü vergi” ifadesi ile KDV’nin kastedildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. BİRLEŞEN ANKARA 4. ATM'NİN 2022/295 E. SAYILI DOSYASINDA;
İDDİA
Davacı vekili; davalı şirketin sözleşmeye göre edimini yerine getirmediğinden, müvekkili tarafından 14/09/2019 tarihinde davalı şirkete gönderilen ihtarnameyle davacıdan sözleşmeden doğan yükümlülüklerin tamamlanmasının istenilmesine rağmen, davalı tarafın bu edimini yerine getirmeyip kusurlu davrandığını, davalı şirketin, esas işveren idarenin talep ettiği bir kısım işleri yapmaması sebebiyle esas işveren Milli Eğitim Bakanlığı’nın yapılmasının talep etmiş olduğu bu işlerin, müvekkilince dava dışı ... Ltd. Şti.’ne yaptırılıp adı geçen firmaya müvekkilince
23.264,96 TL ödendiğini ileri sürerek, müvekkili tarafından dava dışı ... Ltd. Şti.’ne ödenen
23.264,96 TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte, davalıdan alınarak, davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili; davanın hukuki yarar yokluğu ve derdest bir dosya bulunması nedeniyle usulden reddi gerektiğini, davalı taraf ile Milli Eğitim Bakanlığı İnşaat ve Emlak Dairesi Başkanlığı arasında 08/09/2016 tarihli “2016/3. ve 2016/8. Grup İllerdeki Eğitim Kurumu Binaları ve Eklentilerinin Deprem Tahkikinin Yapılması ve Gerekmesi Halinde Güçlendirme Projesinin Hazırlanması İşi” sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme kapsamında, alt yüklenici sıfatıyla birleşen dosya davacısı ile müvekkili şirket arasında akdedilen 26/09/2016 tarihli “Teklif Kabul Şartları” başlıklı sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar nedeniyle birden fazla derdest dosya bulunmakta olduğunu, müvekkili şirketin yüklendiği işi eksiksiz ve kusursuz olarak tamamladığını, davacının huzurda görülmüş ve halen istinaf aşamasında olan 2020/48 Esas sayılı dosya ile tarafları, sebebi, konusu ve hatta talebi aynı olan birleşen davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı gözetilerek birleşen davanın usulden reddine, cevap dilekçeleri beklenmeden davacının talebi doğrultusunda fiili irtibat bulunduğu gerekçesi ile birleşen davanın mahkememiz Ankara 5. ATM 2019/349 esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesine dair verilen kararı kabul etmediklerini, esas hükümle birlikte istinaf kanun yoluna başvurma hakları saklı kalmak kaydıyla, birleşen davanın -asıl davadaki yargılamayı uzatma amacına matuf olduğu da dikkate alınmak suretiyle tefrik edilerek reddine, TBK hükümlerine göre zamanaşımı süresi geçtikten sonra açılan birleşen davanın reddine, müvekkili şirketin sözleşmeye aykırılığı ve eksik iş yapması söz konusu olmadığını, davacının iddialarını somutlaştırıp kanıtlayamadığını, müvekkilinin bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığı savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Asıl dosya yönünden yapılan incelemede; Takibe dayanak 29.06.2018 tarihli 32756 sıra nolu faturada davacı taşeronun, davalı şirkete “2016/3 gurup illerdeki Eğitim Kurumu Binaları ve Eklentilerinin Deprem Tahkikinin yapılması gerekmesi halinde güçlendirme projelerinin hazırlanması iş bedeli” açıklaması ile 235.000,01-TL ana para ve 42.300,00-TL 418 KDV olmak üzere toplam 277.300,01-TLtutarından fatura tanzim ettiği anlaşılmıştır. Yine bu faturadan sonra taraflar arasında 17.09.2018 tarihinde tanzim edilen takibe konu Mutabakat Metninde ise 13.09.2018 tarihi itibariyle davalı şirketin davacıya 530.000-TL borcu olduğu konusunda mutabakata varılmıştır.
Dosyaya kazandırılan Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020 / 372 E. Sayılı dosyasında bulunan 24.08.2021 tarihli (... tarafından hazırlanan) bilirkişi raporunda; Davacı taşeronun 2018 ve 2019 yılı, davalı ... şirketinin 2016- 2017 -2018 ve 2019 yılı ve yevmiye defterlerinin TTK'nın 64/TII maddesi uyarınca yapılaması gereken açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, davacı ve davalının ticari kayıtlarına 2018 yılında toplam 1.724.872,55-TL tutarında fatura düzenlediği, iş bu faturalara karşılık davalı ... A.Ş.'nin 2.061.402,02-TL'lik ödeme yaptığı ve 31.12.2017 tarihi itibariyle davacının, davalıdan bir önceki yıldan gelen 461.52947-TL alacağının da dikkate alınması ile ((461.529,47 + 1.724.872,55)- 2.061.402,02) 125.000,00-TL alacaklı olduğunun kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Bu haliyle davacı taşeron tarafından tanzim edilen takibe konu 29.06.2018 tarihli faturanın davacı ve davalı şirketin 2018 yılı ticari defterlerine kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde itiraz edilmemesi sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden içeriğinin kabul edildiği anlamına geldiği, faturada yazılı malınhizmetin alıcıya teslim edilmiş olduğu anlamına gelmeyeceği, faturaların alıcının ticari defterlerinde kayıtlı olmasının davalının bu fatura içeriği malları teslim aldığına dair karine oluşturduğu, karinenin aksinin ispat yükümlülüğünün alıcıya ait olduğu, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunması halinde ise sözleşme konusu işlerin bedelinin sözleşme hükümlerine göre belirlenebileceği,
TTK.nun 21/2 maddesi gereğince; faturayı alan kimsenin, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturata itiraz etmezse fatura kapsamını kabul etmiş sayılabilmesi için, faturanın, taraflar arasındaki yazılı sözleşme şartını değiştirecek içerikli olmaması gerektiği, çünkü, tarafların yazılı sözleşme mevcut ise taraflardan birinin tek yanlı olarak sözleşme hükümlerini değiştiremeyeceği kabul edilmektedir. Ancak sözleşmeye aykırı düzenlenen bu fatura itiraz edilmeyerek ticari defterlere işlenmiş ise, faturadaki miktar kadar iş bedeli bulunduğunu iş sahibi kabul etmiş sayılacağından ticari defterlere itibar edilerek iş bedeli miktarı belirlenir. Ticari defterlerin kesin delil olması da bu sonucu gerektirir. Fatura karşı tarafça ticari defterlerine kayıt edilmiş ise burada delil olan fatura değil ticari defterlerdir. Ticari defterler uyumlu olmadığı için lehe delil değeri bulunmasa dahi, karşı çıkılan faturanın ticari deftere kayıt edilmiş olması halinde ticari defter aleyhe delil oluşturacaktır.
Dava konusu olayda davalı yüklenici tarafından, davacı taşeronun uhdesi altındaki işi sözleşmeye aykırı olarak eksik teslim ettiğini, eksikliklerin ihtarnameye rağmen tamamlanmadığını, sözleşmeye aykırı olarak davalının KDV dahil bedele ayrıca KDV uyguladığını, dava dışı idareye karşı sorumluluğunun devam ettiği süre davacının da sorumlu olduğunu beyanla takibe ve davaya itiraz edilmiş ise de; takibe konu faturaya davalı şirket tarafından TTK'nın 21/2 maddesinde belirtilen süre içerisinde itiraz edilmediği ve tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmede işin m2 birim fiyatının 4,60-TL olduğu kabul edilmiş olup, takibe konu fatura içeriğinden 145.962,74 m2 işin 1.61- TL/m2 birim fiyat üzerinden fiyatlandırıldığı, dolayısıyla davacı taşeron tarafından fatura sözleşmede kabul edilen 4,60-TL birim fiyatın altında 1.61-TL'den düzenlendiği, bu haliyle takibe konu faturanın sözleşmeye uygun olarak düzenlendiği ve ticari defterlere kaydedildiğinden miktar ve fiyat yönünden kesinleştiği kanaatine varılmıştır. Yine her ne kadar işin eksik teslim edildiği iddia edilmiş ise de; dosya kapsamında bulunan “Hizmet İşleri Kabul Tutanaklarından ” yapılan işin sözleşme ve eklerine uygun olduğu ve kabule engel olabilecek eksik, kusur ve arızaların bulunmadığı” görülmüş olup, bu Tutanaklar 14.01.2020 tarihinde onaylanmıştır.
Bu kapsamda davalı ... A.Ş.'nin, dava dışı işveren Bakanlığa karşı hizmet alım sözleşmesi uyarınca yükümlülüklerini yerine getirdiği, bu nedenle de davacı taşeron ... şirketinin de taraflar arasında düzenlenen 26.09.2016 tarihli alt yüklenici (taşeron) sözleşmesinde yer alan hükümlere göre yapmayı yükümlendiği iş ve hizmetleri yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır. Sözleşme kapsamında yer alan tüm bilgi belgelere göre davalı ... A.Ş.'nin davaya konu proje ve çalışmaları, dava dışı esas işveren Milli Eğitim Bakanlığına sadece dijital ortamda sunup, ayrıca 2 nüsha halinde kağıt ortamında sunmadığı, dava dışı Bakanlık tarafında da dijital ortamda sunulan projelerin kağıt ortamında da sunulması için davalıdan herhangi bir talepte bulunulmadan 14.01.2020 tarihinde onaylanan Kesin Kabul Tutanakları ile işin kesin kabulü yapıldığı, davalı şirket tarafından da, davacı taşeronun bu çalışmaları kağıt ortamında sunmaması sebebiyle, bu işlerin taşeronun nam ve hesabına başkasına yaptırıldığına ilişkin herhangi bir iddiada bulunulmadığı gibi, buna ilişkin dosyaya herhangi bir belgede sunulmamıştır. Bu haliyle projenin kağıt ortamında sunulmadığının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir. Tüm bu sebeplerle asıl dosya yönünden davanın kabulü ile Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2413 Esas sayılı takibine davalının yaptığı itirazın iptaline, asıl alacak 125.00,00 TL üzerinden %20 tazminatın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine dair karar vermek gerekmiştir.
Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; birleşen dava dosyasında alınan 24.08.2021 tarihli (... tarafından hazırlanan) bilirkişi raporundan takibe konu 2019 yılında tanzim edilen toplam 214.673,70-TL tutarındaki faturanın davacı ... şirketinin ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davalı taşeron ... şirketin ise ticari defterlerinde kayıtlı olduğu bir önceki 2018 yılından devreden 125.000-TL bakiye dikkate alındığında davalı ...'un, davacı ...' dan toplam 399.673,70-TL alacaklı olduğunun tespit edildiği görülmüştür.
Davalı (asıl davada davacı) taşeron ... tarafından takibe konu bu faturalar davacı ...'a Ankara 59. Noterliğinin 15.04.2019 tarihli ihtarı ekinde gönderilmiş olup, ihtarname davacıya 17.04.2019 tarihinde tebliğ edildiği, davacı ... şirketinin 17.04.2019 tarihinde tebliğ edilen takibe konu bu faturalara itiraz ettiğine ve davalı taşerona iade ettiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı görülmüştür. Davacının 18.04.2019 tarihli ihtarnamesinde de “takibe konu bu faturalara herhangi bu itirazda bulunmadığı, sözleşmede belirlenen birim fiyata KDV dahil olduğunu, bu nedenle sözleşmeye aykırı fatura kesildiğini bildirerek davalı taşerona “fazla kesilen KDV iade bedeli” açıklaması ile tanzim ettiği 17.04.2019 tarihli 807.214,01-TL tutarında faturayı “gönderdiği görülmüştür. Noterliğin 18.04.2019 tarihli yazısında bu ihtarın davalı taşerona “UETS Sorgusu sonucunda e- tebligat yapılamadığı” bildirilmiş, ancak davalı taşeronun bu 17.04.2019 tarihli faturayı davacıya 26.04.2019 tarihinde davalıya tebliğ edilen ihtarname ekinde iade ettiği görülmüştür.
Takibe konu faturalardan 1 ve 2 aşamadan kalan işin “4,60/TL/m2+KDV birim fiyat” üzerinden faturalandırıldığı görülmüştür. Davacı Sözleşmeye göre 4,60-TL birim fiyata KDV dahil olduğundan ayrıca KDV uygulanamayacağını iddia etmiştir. Davalı taşeron ise sözleşmenin eki olan İdare ile yapılan ana sözleşmede sözleşme bedelinin KDV hariç olarak belirlendiğini, bu nedenle sözleşme bedelinin 4,60-TL/m2 +KDV birim fiyat olduğunu iddia etmiştir. Taraflar arasındaki alt yüklenici sözleşmesinde işin 4,60-TL/m2 birim fiyat üzerinden yapılacağı kabul edilmiştir. Sözleşmede bu belirlenen birim fiyata KDV dahil olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Yargıtay'ın yerleşik kararlarında eser sözleşmelerinde KDV'nin hariç veya dahil olduğuna dair açıklama bulunmuyorsa bu bedelin KDV'yi de içerdiği ve ayrıca KDV istenemeyeceği kabul edilmektedir.
Davalı (asıl davada davacı) taşeronun Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2. Maddesindeki karineden yaralanabilmesi için yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere takibe konu faturaların taraflar arasındaki yazılı sözleşmeye uygun olarak düzenlenmesi gerekmektedir. Takibe konu faturalar davalı taşeron tarafından davacıya tebliğ edilmişse de, davacı (asıl davada davalı) yüklenicinin ticari defterlerine kaydedilmemiştir. Bu haliyle taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirlenen 4,60-TL/m2 birim fiyatının KDV dahil olarak belirlendiği, davalı taşeronun davacıdan ayrıca KDV talep edemeyeceği, bu haliyle davacı (asıl davada davalı) ...'ın, davalı (asıl davada davacı) taşeron ...'a Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2020/5439 Esas sayılı takip dosyasında 32.760,56-TL ana para ve 6.747,69-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 39.508.25-TL borcu olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede; 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 5/A maddesi ile getirilen; “Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.” hükmü uyarınca ''konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda'' dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu hale gelmiş, eş söyleyişle arabuluculuğa başvurmak dava şartı haline getirilmiş bulunmaktadır.
Davacı (asıl davada davalı) ... A.Ş tarafından davalı(asıl davada davacı) ... Limited Şirketi tarafından yapılan başvuru sonucu düzenlenen arabuluculuk son toplantı tutanağının onaylı örneği sunulmuştur. Ne var ki, her dava bağımsızlığını koruduğundan, karşı tarafın müracaatı ile düzenlenmiş arabuluculuk tutanağı dava şartının giderilmesinde yeterli görülmemiştir.
HMK 114/2 maddesi yollaması TTK 5/A maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir." İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı - birleşen davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/372 esas sayılı dosyasında verilen kararın hatalı olduğunu, davanın derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı - birleşen davada davacı tarafın KDV bedelinin sehven ödendiğine ilişkin iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacı - birleşen davacının iddialarının Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/48 ESas sayılı dosyasında görülen davada dava konusu edildiğini, davalı - birleşen davacının iddialarının mükerrer ve haksız olduğunu, bilirkişi raporlarının kendi içerisinde çelişkili tespitler içerdiğini, eksik ve hatalı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ve denetleme sonucunda verilen kararın hatalı olduğunu, taraflar arasındaki iş ilişkisinin başından itibaren toplam 20 adet faturanın tamamının davalı - birleşen davacı tarafından hiçbir itiraz ileri sürülmeden kabul edildiğini, bu faturalardan 17 tanesinin de ödemesinin yapıldığını, buradan da anlaşılacağı üzere taraflar arasındaki iradenin KDV'nin ayrıca hesaplanacağı yönünde olduğunu, birleşen davada KDV'ye ilişkin yapılan değerlendirmelerin hatalı olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın kabulüne, birleşen davaların tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı - birleşen davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; asıl dava yönünden; sözleşme bedeline basım maliyetinin de dahil olduğunu, eksik işler bedelinin 125.000,00 TL'den mahsup edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri yok sayılarak, müvekkilinin MEB ile olan ifa ilişkisine öncelik verilmesinin taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olduğunu, taraflar arasında ilişki bakımından uygulanması gereken asıl sözleşmenin "Teklif Kabul Şartları" başlıklı sözleşme olduğunu, işbu sözleşmenin 20.10. maddesinde; teklif kabul şartları içeriğinde yer alan proje ve dökümanın teslimleri ve çoğaltılmaları kapsamında tüm çıktı masraflarının teklif sahibine ait olacağının hükme bağlandığını, mahkemece faiz başlangıç tarihi olarak fatura tarihinin esas alınmasının doğru olmadığını, temerrüt tarihi olmadan faiz işletilmesinin kabul edilemeyeceğini, yerel mahkemece İstanbul Yapının sözleşmemeye aykırı olarak + KDV şeklinde kestiği faturalar yönünden kesin hesapta yapılan düzeltmeye istinaden müvekkilinin İstanbul yapıya kestiği 17/04/2019 tarihli 807.214,01 TL fatura bedeli de dikkate alınarak, mahsup yapılması gerekirken, bu hususun dikkate alınmadan sırf davacının iddiaları dikkate alınarak, hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, birleşen Ankara 3. ATM'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası yönünden; davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak KDV dahil bedele ayrıca KDV ilave ederek fazla ödeme yapılmasına neden olduğunu, müvekkilinin KDV bedeli kadar fazla yapılan ödemenin iadesini talep ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı olarak kestiği faturanın müvekkili tarafından kabul edilmediğini, sırf fatura kesmenin davalı tarafa alacak hakkı tanımayacağını, müvekkilince + KDV fatura kesildiğinin kesin hakedişin son aşamasında fark edildiğini ve bu duruma itiraz edildiğini, önceki faturaların ödenmiş olmasının diğer faturalara itiraz edilmeyeceği anlamına gelmeyeceğini, sözleşmenin bir mal alım - satım sözleşmesi olmadığını, süreklilik arz eden bir hizmet sözleşmesi niteliğinde olduğunu, hal böyleyken, davalı tarafından sözleşmeye aykırı olarak hatalı bir şekilde düzenlenen faturalara itirazlarının dikkate alınarak, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, tümden kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca mahkemece hüküm altına 06/06/2023 tarihinde verdiği tashih şerhinin de kaldırılmasını, yine mahkemece ihtiyati tedbir kararının kaldırılması yönündeki taleplerinin reddine yönelik15/06/2023 tarihli ek kararın ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasına, birleşen Ankara 4. ATM'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası yönünden; mahkemece arabuluculuk tutanağının sunulması için kendilerine süre verildiğini, arabuluculuk süreci sonunda 2022/556 arabuluculuk numarası ile anlaşamama tutanağının düzenlendiğini, düzenlenen tutanağın aynı gün 01/06/2022 tarihli beyan dilekçesi ekinde mahkemeye sunulmasına rağmen, davanın arubuluculuk dava şartının yerine getirilmediği nedenle, usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, davalı şirketin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle ... ... Ltd. Şti ile anlaşıldığını, işin bu şirkete yaptırılarak 23.264,96 TL bedel ödendiğini, dava konusu faturaya ilişkin bu bedelin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve asıl davanın reddine, birleşen davaların tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali, birleşen Ankara 3. ATM'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı menfi tespit, birleşen Ankara 4. ATM'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Asıl dava davacısı alt yüklenici, asıl dava davalısı yüklenicidir. Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen Ankara 3. ATM'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen Ankara 4. ATM'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası yönünden davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Taraflar arasında imzalanan 26/09/2016 tarihli sözleşme eser sözleşmesidir. Bu sözleşme ile davacı, davalının dava dışı iş sahibi MEB ile imzaladığı sözleşme ile yüklendiği bir kısım okul binalarının deprem tahkiminin yapılması, güçlendirme projelerinin hazırlanması işini üstlenmiştir.
Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar).
1.Asıl dava incelendiğinde; davacı alt yüklenici hak edişlerinden kesilen 125.000,00 TL'nin tahsili amacıyla düzenlediği faturaya dayalı olarak icra takibi başlatmış, davalının takibe itiraz etmesi üzerine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemli iş bu davayı açmıştır.
Davalı taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının hazırladığı projelerin kâğıt ortamında sunulması gerektiğini, iş sahibi MEB'in kendilerine bu sebeple ceza uygulayabileceğini iddia ederek, davacı hakedişinden bu kesintiyi yapmıştır. Dosya kapsamında iş sahibi bakanlığın, davalıdan kağıt ortamında projeler istediğine dair veya davalının kağıt ortamında projeler hazırlayıp bakanlığa sunduğuna dair bir belge yoktur. Diğer yandan davacının bu konuya yönelik düzenlediği 125.000,00 TL bedelli faturanın davalı defterlerine de kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenlerle, asıl davada ilk derece mahkemesince, davalının takibe yönelik itirazı yersiz olup, itirazın iptaline karar verilmesinde bir hata yoktur. Davalı defterlerine kayıtlı alacak likit de olacağından davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de isabetli olmuştur.
Davalı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf itirazları yerinde değildir.
2.Birleştirilen Ankara 3 ATM'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacı her ne kadar Ankara 5 ATM'nin 2020/48 esas sayılı dosyasının iş bu dava açısından derdestlik oluşturacağını iddia etmekte ise de; bahse konu davada KDV hususu dışında, eksik işler bedeli ve manevi tazminat da talep edildiğinden ve dava konuları aynı olmadığından derdestlik dava şartı noktasında iş bu davada bir sorun görülmemiştir. Dava dayanağı takip konusu faturalardan 1. ve 2. aşamadan kalan işin “4,60/TL/m2+KDV birim fiyat” üzerinden faturalandırıldığı görülmüştür. Davacı sözleşmeye göre 4,60-TL birim fiyata KDV dahil olduğundan ayrıca KDV uygulanamayacağını iddia etmiştir. Davalı taşeron ise sözleşmenin eki olan İdare ile yapılan ana sözleşmede sözleşme bedelinin KDV hariç olarak belirlendiğini, bu nedenle sözleşme bedelinin 4,60-TL/m2 +KDV birim fiyat olduğunu iddia etmiştir. Taraflar arasındaki alt yüklenici sözleşmesinde işin 4,60-TL/m2 birim fiyat üzerinden yapılacağı kabul edilmiştir. Sözleşmede bu belirlenen birim fiyata KDV dahil olup olmadığı konusunda herhangi bir bilgi bulunmamaktadır. Yargıtay kapatılan 15. Hukuk ve halen faaliyette bulunan 6. Hukuk Dairelirinin yerleşik içtihatlarında eser sözleşmelerinde KDV'nin hariç veya dahil olduğuna dair açıklama bulunmuyorsa bu bedelin KDV'yi de içerdiği ve ayrıca KDV istenemeyeceği kabul edilmektedir. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda KDV eklenmeksizin davacının davalıya takibe konu faturalar nedeniyle olan borcu taraflar arasındaki sözleşmeye göre belirlenen 4,60-TL/m2 birim hesap edilmiştir. Ancak mahkemece davacının işlemiş faiz yönünden borçlu olmadığı miktar 6.747,69 TL olarak kabul edilmiştir. Takip öncesi davalı davacıyı temerrüde düşürmüş değildir. Sözleşmenin 14.1 maddesindeki faturaların tebliğ tarihinden itibaren 10 gün içinde borcun ödenmesi gerektiğine yönelik hüküm alacağın muaccel olacağı zamanı göstermekte olup, temerrüt başlangıcına esas teşkil etmez. Bu nedenle davacı takipteki 28.075,43 TL'lik işlemiş faiz yönünden de davalıya borçlu olmayacaktır. Dairemizce bu husus gözetilerek davacının Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2020/5439 esas sayılı takip dosyasında 32.760,56-TL ana para ve 6.747,69-TL + 28.075,43 TL = 42.886,53 işlemiş faiz olmak üzere toplamda 75.647,10 TL yönünden borçlu olmadığı değerlendirilmiştir. Mahkemece 06/06/2023 tarihli tashih kararı ile bu dosyaya konu icra dairesi numarasının düzeltildiği görülmektedir.
HMK 304 maddesi kapsamında maddi hatanın düzeltilmesi yolu ile yanlış yazılan icra dairesi numarasının düzeltilmesi mümkündür.
HMK 397/2 maddesi uyarınca kural olark ihtiyati tedbir karar kesinleşinceye kadar devam edeceğinden mahkemece ihtiyati tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine yönelik ek kararda da bir isabetsizlik yoktur.
Davalı vekilinin bu hususlara yönelik istinaf itirazı haklı bulunmamıştır.
3.Birleştirilen Ankara 4 ATM'nin 2022/295 esas sayılı dosyası incelendiğinde; mahkemece bu davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği görülmektedir. Bu davada davacı yüklenici, davalı alt yüklenicinin eksik ve kusurlu işleri sebebiyle üçüncü kişiye yaptırdığını iddia etiği iş bedelini talep etmektedir. Dava tarihi 22/04/2022 olup, mahkemece verilen süre üzerine, davacının 20/01/2022 tarihli "üçüncü kişiye yaptırılan işlerle ilgili zararın tazmin edilmesi" talepli arabuluculuk son tutanağı örneğini sunmuştur. Dava tarihi öncesinde iş bu davanın konusunu teşkil eden hususlarda arabuluculuk yoluna başvurulduğu anlaşlımaktadır. Bu nedenle mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Davacı yüklenici 23/09/2020 tarihli ve 23.264,96 TL bedelli sözleşmeyi sunarak, davalı alt yüklenicinin eksik ve kusurlu işlerinin üçüncü kişiye tamamlatıldığını iddia ederek alacak talep etmektedir. Adi yazılı ikmal sözleşmesinin her zaman düzenlenmesi mümkün olup, sadece üçüncü kişiyle yapılan bu sözleşme ile eksik ve kusurlu iş iddiasının ispatlanması mümkün değildir. Diğer yandan taraflar arasındaki sözleşme 26/09/2016 tarihli olup, davalı alt yüklenici sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte olan 2007 yılında çıkan deprem yönetmeliğine göre projeler hazırlamasını istemiştir. Üçüncü kişi ile yapıldığı iddia edilen sözleşmeye konu işlerin, 2018 yılında çıkan deprem yönetmeliği ile getirilen değişikler ile ilgili olduğu görülmektedir. Davacı, sonradan ortaya çıkan bu durum üzerine davalı alt yükleniciden hazırlanan projeleri revize etmesini istemektedir. Sözleşmede davalı alt yüklenicinin bu konuda bir yükümlülüğü olmadığı görülmektedir. Davacının eksik ve kusurlu işler iddiasıyla bu konuda davalıdan bir alacak talep etmesi hukuken mümkün değildir. Dairemizce iş bu davanın esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Birleşen Ankara 3. ATM'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası yönünden KABULÜNE, davalı/birleşen davacı... A.Ş.'nin asıl ve birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/295 Esas sayılı dosyaları için yapmış olduğu istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
-Davacı/birleşen davalı ... Tasarım Uygulama Ltd. Şti.'nin 06/06/2023 tarihli Tashih Şerhi ve 15/06/2023 tarihli Ek Karara ilişkin yapmış olduğu istinaf başvurusunun REDDİNE,
2.Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/349 Esas, 2023/263 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3.Asıl davanın KABULÜNE, Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2019/2413 Esas sayılı takibine davalının yaptığı itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına,
4.Asıl alacak miktarı 125.00,00 TL üzerinden hesaplanacak % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
5.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 8.538,75 TL harçtan peşin alınan 1.509,69 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.029,06 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
6.Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 20.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, 1.509,69 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.554,09 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8.Davacı tarafından yapılan 8.344,40 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
9.6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına , Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası yönünden;
10.Davanın KISMEN KABULÜNE, davacının Ankara 6. İcra Müdürlüğünün 2020/5439 sayılı icra takip dosyasında 32.760,56 TL asıl alacak ve 42.886,53 işlemiş faiz olmak üzere toplam 75.647,10 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 11 -Davacının koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine,
12.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 5.167,45 TL harçtan peşin alınan 4.400,03 TL peşin harcın mahsubu ile kalan 767,42 TL harcın bu dosya davalısından tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
13.Davacı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin bu dosya davalısından tahsili ile bu dosya davacısına verilmesine,
14.Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 29.120,50 TL vekalet ücretinin bu dosya davacısından tahsili ile bu dosya davalısına verilmesine,
15.Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 3.184,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 950,79 TL'nin bu dosya davalısından tahsili ile bu dosya davacısına verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
16.Davacı tarafından yatırılan 4.400,03 TL peşin harcın bu dosya davalısından tahsili ile davacıya verilmesine,
17.6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 387,55 TL'nin bu dosya davalısından 932,45 TL'nin bu dosya davacısından tahsili ile Hazineye irat kaydına ,
18.HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının bu dosya davacısına iadesine, Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası yönünden;
19.Davanın REDDİNE,
20.492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL harçtan peşin alınan 357,31 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 217,41 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
21.Davalı vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin bu dosya davacısından tahsili ile bu dosya davalısına verilmesine,
22.Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının davacı üzerinde bırakılmasına,
23.6325 Sayılı Kanunun 18/A-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına ,
24.HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının davacıya iadesine, İstinaf incelemesi yönünden;
25.Asıl dosya Davalısı... A.Ş tarafından asıl dosya için yatırılması gereken 8.538,75 TL harcından peşin yatırılan 2.135,00 (1.800,00+335,00) TL istinaf karar harcının mahsubu ile kalan 6.403,75 TL harcın; davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, -Birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası için yatırılması gereken 427,60 TL harçtan 179,90 TL harcın mahsubu ile kalan 247,70 TL harcın asıl dosya davalısı... A.Ş'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
26.Davalı/birleşen dosyalarda davacı... A.Ş tarafından Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası için yatırılan 179,90 TL harcın davacı/ birleşen dosyalarda davalı... Ltd. Şti.'nden alınarak davalı birleşen dosya davacısına verilmesine,
27.Davacı/ birleşen dosyalarda davalı ... Tasarım Uygulama Ltd. Şti.'nin Ek Karar için yatırmış olduğu 179,90 TL istinaf karar harcı ve 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
28.Davalı/birleşen dosyalarda davacı... A.Ş tarafından asıl ve birleşen Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/295 Esas sayılı dosyası için yatırılan 984,00 (492,00+492,00) TL harcın ve 142,00 TL istinafa dosya gönderme ücreti ile 70,00 TL tebligat ücreti olmak üzere toplam 1.196,00 TL yargılama giderinden istinaf taleplerinin kabul ve red oranları dikkate alınarak 799,00 TL'sinin davacı birleşen dosyalarda davalı ... Tas. Uyg Ltd. Şti.'nden alınarak davalı birleşen dosya davacısına verilmesine, bakiyesinin kendi üzerinde bırakılmasına, -Davalı/birleşen davacı... A.Ş tarafından Birleşen Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/372 Esas sayılı dosyası için yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davacı birleşen dosyalarda davalı... Ltd. Şti.'nden alınarak davalı birleşen dosya davacısına verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Üye
(e-imzalıdır)
Katip
(e-imzalıdır)