6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sermaye borcunu ödemeyen ortaklardan bakiye sermaye taahhütlerini yerine getirmelerinin talep edilmemesi ve gerektiğinde ıskat ve cebri icra yaptırımlarının uygulanmamasını, alınan banka kredisinin şirketin işletme konusu için değil, şirket paylarının devrinin finansmanı için kullanılmasını, davalı müdürler, şirkete borçlanma yasağını ihlal ettiklerini, ödünç oldukları parayı ödemiş gibi gösterdiklerini, davalı müdürlerin muhasebe usulsüzlükleri yüzünden, şirkete ağır vergi cezaları kesildiğini, davalılar, şirkete bağlı olarak açılması planlanan ... Hastanesi için alınan ruhsatları, bu hastanenin açılmaması üzerine üçüncü kişilere sattıklarını ancak ruhsat bedellerini şirkete intikal ettirmediklerini, şirketin kurulduğu 2007 yılından bugüne kadar geçen 11 yıllık süre içinde, şirketin finansal tabloları, kar zarar durumu, yıllık rapor, şirketin faaliyetleri, karın kullanım şekli, kar dağıtımı yapılıp yapılmayacağı ve müdürlerin ibra edilip edilmeyecekleri konularını içeren kanuna uygun bir genel kurul toplantısı yapılmadığı ve bu konular karara bağlanmadığını, bu husus, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü kayıtları ile de sabit olduğunu, düzensiz aralıklarla bazı genel kurul toplantıları yapıldığı fakat bu toplantılarda, sadece hisse devirleri, şirkete müdür atanması, sermaye artışı, merkez değişikliği konuları ile sınırlı olarak kararlar alındığını, buna karşılık yukarıda belirtilen esaslı konularda hiçbir müzakere ve oylama yapılmadığını, pay sahiplerine şirketin faaliyetleri, kar zarar durumu, hesapları vs. hiçbir konuda bilgi verilmediğini ve ayrıca bugüne kadar hiçbir finansal tablo oylanmadığını, görev yapan hiçbir yöneticinin de ibra edilmediğini, Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren limited ortaklığın her faaliyet yılı için Olağan Genel Kurul düzenleme yükümlülüğü, beş yıldır yerine getirilmediğini, Pay sahiplerinin pay sahipliği haklarını kullanabileceklerini, şirketin faaliyetleri hakkında bilgi alabilecekleri tek organ ve ortam, şirketin her faaliyet dönemi yapılması gereken Genel Kurul Toplantıları olduğu için, Şirket Genel Kurulunun toplantıya ivedilikle davet edilmesini, Beyoğlu ... Noterliği'nin 16.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile şirketin yetkili müdürüne ihtar edildiğini, müvekkillerinin bu ihtarnamesine hiçbir cevap verilmediğini ve toplantı daveti yapılmadığını, 2007 yılında 100.000,00 TL sermaye ile kurulan şirketin sermayesi, 22.11.2014 tarihli genel kurul kararı ile 5.000.000,00 TL'ye artırıldığını, artırılan 4.900.000,00 TL'nin 4.557.000,00 TL'lik kısmı ortakların şirketten olan alacaklarından karşılandığını, bakiye 343.000,00 TL'nin ise nakden ödenmesi öngörüldüğünü, nakden artırılan sermayenin 85.750,00 TL'si şirketin banka hesabına yatırıldığını, en geç 30.06.2015 tarihine kadar ödenmesi gereken bakiye 257.250,00 TL'nin ödenip ödenmediğinin bilinmediğini, 2013 yılında şirketin çoğunluk payları el değiştirdiği ve buna bağlı olarak, 10.03.2013 tarihli genel kurul kararı ile davalılar ..., ... ve ...'ın 3 yıl süre ile müdür seçilmelerine karar verildiğini, 18.09.2014 tarihli genel kurul kararı ile ...'ın müdürlük görevine son verildiğini ve ...’nin şirkete müdür olarak atandığını, Bu kişiler, 2017 yılında şirketin çoğunluk hissesinin el değiştirmesine kadar görevde kaldıklarını ve hisse devirlerine bağlı olarak 20.04.2017 tarihli genel kurul kararı ile ...., şirkete yetkili müdür olarak atandığını, halihazırda şirketin yetkili müdürü bu kişi olduğunu, 10/03/2013-18/09/2014 tarihleri arası ..., 10/03/2013-20/04/2017 tarihleri arası ... , 10/03/2013 – 20/04/2017 arası ... , 18/09/2014-20/04/2017 tarihleri arası ..., 25/05/2015-20/04/2017 tarihleri arası ... bu tarihler arasında müdürlük yaptıklarını, 2013 yılında şirketin çoğunluk hissesinin el değiştirmesinden ve buna bağlı olarak da şirket yönetimine davalıların atanmasından sonra, o güne kadar karlı bir şirket olan ve kendi öz varlığı ile faaliyetini sağlıklı bir şekilde devam ettiren, hiçbir banka kredisi kullanmayan şirket, 2013 yılında bu hisse devri ile birlikte kuruluşundan itibaren ilk defa 4 Milyon TL'lik banka kredisi kullandığını, bu banka kredisi de şirketin faaliyetleri için değil, şirketin yeni hissedarları ve yöneticileri olan davalıların hisse devir bedellerine ilişkin borçlarının ödenmesinde kullanıldığını, Şirketin ihtiyacı olmamasına rağmen 4.000.000,00 TL kredi kullanmış olması ve bu kredi kullanımının faizlerin yüksek olduğu 2013 yılında gerçekleşmiş olması başlı başına davalı müdürlerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ve bu bağlamda özen borçlarını ihlal ettiklerini gösterdiğini, davalı müdürlerin, şirkete borçlanma yasağını ihlal ettiklerini, davalı müdürler TTK. m. 358'e aykırı olarak ortaklığa borçlandıklarını ve bu borç karşılığında şirkete faiz ödemesiyapmadıklarını, bu borçlar ilerleyen tarihlerde esasen şirkete ödenmemiş olmasına rağmen şirkete ödenmiş gibi gösterildiğini, Muhasebenin, finansal denetimin ve finansal planlamanın oluşturulması, şirket müdürleri için devredilemez ve vazgeçilemez bir görev olması, davalıların bu konuda gerekli özeni göstermediklerini ve görevleri yerine getirmediklerini, davalıların bu konudaki yükümlülüklerini yerine getirmemelerinin sonucu olarak, şirket defter ve kayıtlarındaki usulsüzlükler ile muhasebedeki kanuna ve usule aykırılıklar nedeniyle şirkete milyonlarca TL'lik vergi cezaları kesildiğini ve bu suretle şirket ve dolayısıyla müvekkillerinin de aralarında bulunduğu pay sahipleri ağır zararlara uğradıklarını, sağlık sektörü gibi karlı bir alanda faaliyet gösteren ve SGK ödemeleri ile nakit akışı yüksek olan ve sürekli kar ederek büyüyen şirket, davalıların göreve gelmesiyle birlikte özensiz bir yönetimin sonucunda zarar etmeye başladığını ve davalıların görev yaptığı yaklaşık 4 yıllık dönem sonunda 15 Milyon TL'ye yakın bir tutarda borçlu hale geldiğini, davalılar, 2016 yılının ekim ayında hali hazırdaki çoğunluk paysahipleri ile hisse devir görüşmeleri yaparken şirketin borç miktarı 12,5 Milyon TL olarak belirlendiğini, görüşmelerin çeşitli sebeplerle askıya alınmasından sonra 2017 yılının nisan ayında yeniden müzakerelere başlandığında yapılan incelemede şirket borç yükünün geçen 6 aylık süreçte 2,5 Milyon TL artarak 15 Milyon TL'ye yükseldiğini, buna göre şirket, davalıların yönetiminde bulunduğu süreçte her ay ortalama 500.000,00 TL eksiye gittiğini, borçluluk durumundaki 2,5 Milyon TL'lik bu fark nedeniyle davalılar, pay devri ile toplam 2,5 Milyon TL'lik borç senetlerini, her ay 100.000,00 TL olacak şekilde 25 ayrı senet olarak payı devralanlara teslim ettiklerini, davalılar şirkete bağlı olarak açılması planlanan ... Hastanesi için alınan ruhsatları, bu hastanenin açılmaması üzerine üçüncü kişilere sattıklarını ancak ruhsat bedellerini şirkete intikal ettirmediklerini, şirkete ve dolayısıyla pay sahibi olan müvekkillerinin zarara uğramasına yol açtıklarını, davalı müdürler, şirket genel kurul toplantılarına ilişkin davetleri gerçekleştirmeyerek pay sahiplerinin ortaklık haklarını kullanmalarına engel olduklarını,yukarıda açıklanan sebeplerle müvekkilleri, şirket genel kurullarının yapılmaması nedeniyle şirketin faaliyetleri hakkında bilgi ve inceleme haklarını kullanamamalarına rağmen, bu sınırlı bilgilere ulaştıklarını,davalıların ... Şirketi’ne verdikleri zararı müşterek ve müteselsil olarak tahsili ile zarar gören şirkete verilmesini dava ve talep etmiştir.
Davacı tarafça verilen 24.11.2022 tarihli Islah dilekçesisinde özetle; Dava dışı şirketin uğradığı zarar miktarını ıslah ederek 7.143.153,86 TL zararın ve haksız fiil tarihlerinden dava tarihine kadar işleyen avans faizi oranındaki toplam 2.594.352,58 TL temerrüt faizinin davalılardan müteselsilen tahsiline ve zarar gören şirkete verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesinde birden çok zararlandırıcı eylemin gösterilmesi halinde her bir eylemin sebep olduğu zarar miktarının dilekçede gösterilmesi gerektiği usul kuralına uyulmadığını,dava dilekçesinde belirtilen zararla şahsımın arasında illiyet bağı gösterilmediğini, davacıların dava açma süresi, zararlandırıcı eylemi öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl olduğu yasada belirtildiği halde, açılan dava yasal sürenin dolmasından çok sonra olduğunu ve dava açma hakkının düştüğünü, belirsiz alacak davalarında zararlandırıcı eylemlerin her biri için asgari miktarın gösterilmesi gerektiği usul kuralına uyulmadığını, sermaye artırımına ilişkin olarak, kendilerine gönderilen evrakların 3.sayfasındaki 4 maddesinde ifade edilen nakden ödenmesi gereken sermayenin ödenmeyen 257.250,00 TL tutarlı kısım paydaş ...'ın hissesine isabet eden kısım olduğunu, bu husus tüm ortaklar tarafından bilindiğini, ..., geçmişte şirketin kuruluş yıllarında şirketin sıkışık durumlarında şirkete herkesten fazla katkı sağladığı herkesçe bilinen ve kabul edilen bir ortağı olduğunu, daha sonra ekonomik durumunun bozulması nedeniyle ödeme güçlüğü yaşadığını, ortaklar arasında geçmişte şirkete yaptığı iyilikler ve katkılarından dolayı üzerine gidilmemesi yönünde karar alındığını, İkinci maddede belirtilen iddiadaki konu ise alınan kredilerin kullanımını şirketin alınan kredilerin tamamı işletmenin finansmanı için kullanıldığını, bu konuda ilgili dönem ortaklık yapısının kararlarında ve kayıtlarında da bu husus görüldüğünü, davacı ... ve ... kredilerin kullanıldığı dönemlerde şirketin hissedarı olmadığını, hisseleri aldıklarında ise kullanılan kredilerle ilgili bilgi sahibi olduklarını, hisse devir sözleşmelerinde görüldüğü gibi aktif ve pasifiyle hisse aldıklarını ve bu konuda bilgi sahibi olduklarını, ... olarak kayıtlarda görüldüğü üzere 17/01/2017 tarihinde şirket müdürlüğünden istifa ettiğini ve şirket ile yöneticilik ve müdürlük olarak bir bağının kalmadığını, İkinci sayfada 3. maddede iddia edilen konuda ise şirketten borç ödünç para alındığı iddiasının asılsız olduğunu, ortağı ve hissedarı olduğu şirketten şahsım olarak hiçbir zaman ödünç para almadığını, hatta zaman zaman ödünç para verdiğini, 4. maddede iddia edilen ağır cezalar bakımından ilgili olduğu dönemde müdürlüğü ile ilgili aldıkları kararlar sonucu hiçbir zaman ağır vergi cezaları ile muhatap olmadıklarını, şirket müdürlüğünden istifa ettikten sonraki dönem ile ilgili bilgi sahibi olmadığını, dava dilekçesinde belirtilen tarihler, hisse aldıkları tarihler, iddia edilen eylem tarihleri, yine iddia edilen bazı eylemlerde imzaları ve açık kabulleri olması nedeniyle, şahsının yönetim görevinde olduğu dönemlere ilişkin alınan karar ve kararlarda kusurunun bulunmadığını, masrafların davacıya yüklenerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; davanın süresinde açılmadığını ve zamanaşımından reddinin gerektiğini, somut olarak şirketin zararı ortaya konulmadığından dava şartının eksik olduğıunu, şirket iflas etmeyip faal olduğundan ve somut zarar olmadığından davanın reddinin gerektiğini, müvekkilin yöneticilik yaptığı dönemde şirket adına mühim olan tüm olaylarda genel kurul kararı alınmış olup bu karardan davacılarında haberinin olduğunu ve bu kararı onayladıklarını, müvekkilinin yöneticilik yaptığı dönem itibariyle zarar ve kusuru arasında illiyet bağı açıkça ortay konulamadığından ve bu zararlar ile şirketi zarar uğrattığımız açıkça ispat edilemediğinden davanın esastan reddine , yargılama giderleriyle ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; iş bu davanın süresinde açılmaması sebebiyle usulden reddinin gerektiği, müvekkili iş bu davanın tarafı olmadığını, davacı ... dava dilekçesini somut belgeler ve iddialar ışığında düzenlemediğini, dava dilekçesinde müvekkilinin karla bitirilen bir mali yılda neyle suçlandığı anlaşılmadığını, müvekkil kötü gidişin başlamasıyla beraber davalılardan ...’ü Beyoğlu .... Noterliği aracılığıyla uyarmış ve genel kurulu toplamaya çağırdığını, dava dilekçesinde belirtilen olayların hiç birinin müvekkille alakasının olmaması ve müvekkilin hiçbir kusurlu davranışının bulunmadığı gibi, müdürlük yaptığı dönemde şirkketin kar etmesi ve zamanaşımı sürelerinin de göz önünde bulundurularak dava masrafları ve ücreti vekaletin davacı yana yükletilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde ÖZETLE; Sermaye artırımına ilişkin olarak, kendilerine gönderilen evrakın 3. Sayfanın 4. Maddesinde ifade edilen nakden ödenmesi gereken sermayenin ödenmeyen 257.250 TL tutarlı kısım paydaş...'ın hissesine isabet eden kısım olup bu husus tüm ortaklar tarafından bilindiğini, ikinci maddede belirtilen iddiadaki konu ise alınan kredilerin kullanımını şirket için alınan kredilerin tamamı işletmenin finansmanı için kullanıldığını, ikinci sayfanın 3.maddede iddia edilen konuda ise şirketten borç ödünç para alındığı iddiasının tamamen asılsız olduğunu, ağır cezalar bakımından ilgili olduğum dönemde müdürlüğü ile ilgili aldıkları kararlar sonucu hiç bir zaman ağır vergi cezaları ile muhatap olmadığını, 5.maddede bahsedilen iddia ettikleri konu ise tamamen kendileri dışında ayrı bir tüzel kişiliği olan şirket ile ilgili olduğunu, davanın esastan reddini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesindeki noksanlıkların giderilmesi gerektiğini, dilekçede belirtilen idare ve yönetim eylem ve karar tarihlerine göre haklarında dava açma zaman aşımı süresi doğduğundan davanın reddini, davacıların dava konusu kararların alınması ile eylemlerin gerçekleşmesinde imzaları ve açık kabulleri olması sebebiyle dava haklarının bulunmadığı sebepleri ile davanın reddini, davalı müvekkilin yönetim görevi sırasında alınan karar ve eylemlerde kusurlu olmadığı, zarar varsa zararla müvekkil eylemleri arasında illiyet bağının bulunmadığı v.s gibi sebeplerle davanın reddini, masrafların davacıya yüklenerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Mahkememizce alınan; Mali Müşavir ..., T.T.K.Borçlar Hukuku Öğretim Üyesi ..., Bağımsız denetçi ... tarafından hazırlanan 19/11/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu, Mali Müşavir ..., T.T.K.Borçlar Hukuku Öğretim Üyesi ..., Bağımsız denetçi ... Hastane Müdürü... tarafından hazırlanan 26/01/2021 tarihli ek bilirkişi raporu, Mali Müşavir ..., Prof.Dr.... ve ... tarafından hazırlanmış 27/10/2021 tarihli bilirkişi raporu, Mali Müşavir ..., Prof.Dr...., Hastane Yönetimi ... tarafından hazırlanan 20/11/2023 tarihli ve 08/08/2022 tarihli ek ve kök bilirkişi raporları, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nden gelen hastane kayıtları, ...'nin tüm ticaret sicil kayıtları, ıslah dilekçesi ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İş bu dava, TTK md. 644 atfına istinaden TTK 553 uyarınca şirket yöneticisinin sorumluluğunun tespiti ve tazminat talebine ilişkindir.
Somut olayda dava dışı ... İnş. ve Turz. Sanayi Ticaret Limited Şirketinin şirket müdürlüğünü yapan davalıların, şirket adına yapmış olduğu işlemlerden dolayı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, bundan dolayı davalıların sorumlu tutulup tutulmayacağı, davalıların sorumlu tutulması halinde şirketin uğradığı tüm zararların belirlenerek davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talebinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla huzurdaki davada uyuşmazlık konusunun, dava dışı şirketin ortakları itibariyle davalıların görev yaptığı dönemde, şirkete zararlandırıcı işlem ve eylem yapıp yapmadıkları, yaptıkları işlem ve eylemlerden dolayı oluşan zararın bulunup bulunmadığı, varsa miktarının belirlenmesi ve zararlandırıcı işlemlerin zamanaşımına uğrayıp uğramadıklarının tespiti hususunda toplandığı anlaşılmaktadır.
Limited şirketlerde müdürlerin sorumluluğu TTK md. 644 atfına istinaden TTK md. 553 vd. Düzenlenmektedir. TTK m. 553 uyarınca yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu davası açma yetkisi şirkete ve her bir pay sahibine verilmiştir. Somut olayda davacılar, zarar gördüğü iddia edilen şirketin ortağı oldukları için davacı sıfatları mevcuttur.
TTK yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna tabi olacak kimseleri belirlediği 553. maddesinde "kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları" ifadesini kullanmıştır. Limited şirketlerde şirket müdürleri şirketin idare ve temsile yetkili organı sıfatıyla sorumluluk hükümlerine tabidirler. Dava dışı şirketin dosyada mübrez sicil kayıtları uyarınca; iddia konusu şirketin zararına yol açan fiktif işlemlerin gerçekleştirildiği 2013 ve 2014 yıllarında davalıların müdür olarak görev yaptığı sabittir. Dolayısıyla dava dışı şirketin müdürü olan davalılara husumet yöneltilmesi ve sorumluluk davası açılması mümkündür.
Anonim şirketlerde yönetim kurulu, limited şirketlerde ise müdürler şirketin, ortakların veya alacaklıların malvarlığını korumaya yönelik bir şirketler hukuku normunu veya diğer bir hukuk normunu ihlal etmek suretiyle bu kimselerin mal varlığında bir azalmaya sebep olabilir. Yönetim kurulu üyelerinin veya müdürlerin davranışları nedeniyle doğrudan zarar gören kimse, aslında çoğunlukla şirketin kendisidir. Yönetim kurulu üyelerinin veya kurucuların kanun veya esas sözleşmeye aykırı davranışları kural olarak en başta şirketin doğrudan zararına sebebiyet verir. Şirketin doğrudan zararı çoğunlukla ortaklar ve alacaklıların dolayısıyla zararı neden olur. Şirket uğradığı zararı kendisi talep edebileceği gibi ortaklar ve alacaklılar da uğradıkları dolayısıyla zarara istinaden dava hakkına sahiptirler ((6102 s. TTK md. 555, 556) Akdağ Güney, Necla Anonim Şirket Yönetim Kurulu, İstanbul 2016, 2. Bası, s. 295 vd).
Yönetim kurulu üyelerinin veya limited şirketlerde müdürlerin sorumluluğu ile amaçlanan, zarar verene isnat edilebilecek ve onun hukuk düzenince onaylanmayan bir davranışından kaynaklanan zararın giderilmesidir. Sorumluluğu düzenleyen TTK’nın 553. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Bu açıdan bakıldığında gerek anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin gerekse limited şirket müdürlerinin sorumluluğu esas itibarıyla tazminat hakkı doğuran diğer hukuki düzenlemelerden bir farklılık göstermemektedir. Zira burada da mantık aynıdır. Zarar veren kimse, zarar görene belirli bir miktar ödemek veya bir kısım mal varlığı haklarını devretmek suretiyle zararı denkleştirmelidir. Hukuk düzeni anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu halinde de her türlü zarara tazminat sonucu bağlamamaktadır. Aksine burada da bir tazminatın söz konusu olabilmesi yasada öngörülen bazı koşullarının gerçekleşmesine bağlıdır.
Bu genel hükümler çerçevesinde TBK md. 49 ve 114/2 maddeleri uyarınca davalı yöneticinin hukuki sorumluluğunun doğması için dört şartın gerçekleşmesi gerekir. Bunlar, zarar, hukuka aykırılık, kusur ve illiyet bağıdır. Yönetim kurulu üyelerinin veya limited şirketlerde müdürlerin sorumluluğu ile amaçlanan, zarar verene isnat edilebilecek ve onun hukuk düzenince onaylanmayan bir davranışından kaynaklanan zararın giderilmesidir. Sorumluluğu düzenleyen TTK'mn 553. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. Bu hüküm uyarınca yönetim kurulu üyelerinin TTK'na istinaden hukuki sorumluluklarına hükmedilebilmesi için zarar, kanuna veya esas sözleşmeye aykırılık, kusur ve illiyet bağı koşullannın gerçekleşmiş olması gerekir. İş bu sorumluluk davalarında zararı ispat yükü genel hükümler uyarınca davacıdadır. Bu tespitler ışığında somut olayda davalıların sorumluluğunun tespiti şirket kayıt ve belgeleri üzerinde teknik incelemeyi gerektirdiğinden bilirkişiler eliyle incelemeler yaptırılarak, sunulan 08.08.2022 tarihli kök ve 20.11.2023 tarihli ek rapor denetime elverişli ve hüküm kurmaya yeterli bulunmuştur. Buna göre hükme esas alınan kök ve ek raporlarda özetle; davalıların görev yaptıkları dönemde kusurlu olarak şirketi zarara uğrattıkları, fiktif işlemlerden, kanunen kabul edilmeyen ve açıklanamayan giderlerden ve de kredi harcamalarından doğan eylemleri dolayısıyla şirketin toplam 7.143.153,86.- TL zarara uğratıldığı, bu zarar dolayısıyla şirketin 2.575.910,68-TL faiz alacağının hesaplandığı, tazminat ve faiz alacağından oluşan bu zarara ilişkin olarak davalıların sorumluluk koşullarının oluştuğu ve davalıların müştereken ve müteselsilen bu zarardan sorumlu oldukları tespit ve kanaati bildirilmiştir.
Tarafların sunduğu deliller ile mahkemece celp edilen kayıtlar ve dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; şirketin kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde 2013 Yılında şirketin ihtiyacı olmayan .... Kredisinin kullanılmak suretiyle ortaklara borçların ödendiği, dolayısı ile şirketin finansmanına katkı sağlamak yerine şirketin ortaklara olan borçlarına ödeme yapılarak özkaynaklara katkı sağlanmadığı gibi ortaklar cari hesabı ile kasa hesapları arasında dayanaksız para aktarımları ile fiktif yolla şirketin ortaklarına borçlandırıldığı görülmüştür. Şirketin hesapları üzerinden yapılan incelemelerde şirketin banka hesaplarından dayanak gösterilmeden nakden para çekildiği ve akıbetlerinin izlenemediği görülmüştür. Ortakların sermaye taahhütlerinin karşılanması gayesi ile şirkete borçlandırıldıkları, 2015 yılına kadar borçlara ilişkin yasal zorunluluk olan adat faizlerinin hesaplanmadığı ve borçlanma kalemlerinde ağırlıklı kasa ve nakit gibi açıklamalar mukabilinde kayıtların yapıldığı ve şirketin zarara uğratıldığı tespit edilmiştir.
Bu çerçevede dava dışı şirkette 2017 yılında gerçekleşen ticari zararın çevredeki hastanelerden kaynaklanmadığı tümüyle yönetim hatası olduğu kanaatine varılmıştır.
Bu tespitler uyarınca sorumluluk davası bakımından kanuna aykırılık unsurunun gerçeklemiş olduğu, müdürlerin iş bu eylemleri ile şirket zararı arasında uygun illiyet bağının gerçekleştiği anlaşılmıştır. Davalı müdürler şirketin zararına yol açan fiktif işlemlerin gerçekleştirildiği 2013 ve 2014 yıllarında görevli olup dava dışı şirketin zararına sebebiyet vermişlerdir. Defterlerin tutulması ve Bilançonun hazırlanması görev ve yetkisi münhasıran müdürlerde olup başkaca bir organa devredilemez. Davalı müdürlerin söz konusu fiktif işlemlerden haberdar olmamaları da düşünülemez. Zira banka hesaplarına bakıldığında şirketin borçlandırıldığı kimseler arasında davalı müdürlerin de yer aldığı görülmektedir. Bu durumda davalı müdürlerin zararın meydana gelmesinden sorumlu oldukları kanuna aykırı davranmak suretiyle zarara yol açtıkları, davalılardan 2014 yılında görev süresi dolan iki müdürün bireysel indirim sebeplerinin fiktif işlemlerin kendi dönemlerini de kapsadığı dikkate alındığında teselsülde farklılaştırmaya gidilemeyeceği, davalıların oluşan şirket zararından müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında davacı tarafın ıslah dilekçesi de göz önünde bulundurularak; davalıların şirket müdürü olarak görev yaptıkları dönemde sorumlu oldukları zarar miktarının toplam 7.143.153,86 TL, işlemiş faiz tutarının ise 2.575.910,68 TL olduğu, bu zararın müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsili ile dava dışı şirkete ödenmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
1.Davanın KISMEN KABULÜ İLE,
a- 7.143.153,86-TL zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ...Eğitim İnşaat Turizm Sanayi Tİcaret Ltd. Şti 'ye verilmesine, b-2.575.910,68-TL faiz alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ... Eğitim İnşaat Turizm Sanayi Tİcaret Ltd. Şti 'ye verilmesine, c-Fazlaya ilişkin faiz talebin reddine,
2.492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 663.909,29-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 258.023,50-TL harçtan mahsubu ile eksik kalan 405.885,79-TL karar harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3.Davacılar tarafından yatırılan 258.023,50-TL peşin harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4.Davacı tarafından yapılan 16.193,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 16.100,00.-TL'sının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5.Davalılar tarafından yapılan 10.950,00TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 100,00TL'sının davacıılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davalılar üzerinde bırakılmasına,
6.Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 395.790,65-TL vekalet ücretinin davalılardan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7.Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 18.441,90-TL vekalet ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine,
8.Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine, Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/01/2024 Başkan ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Üye ...
(e-imzalıdır)
Katip ...
(e-imzalıdır)