Esas No
E. 2021/548
Karar No
K. 2024/382
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/548

KARAR NO: 2024/382

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 29/12/2020

NUMARASI: 2018/495 E. - 2020/658 K.

DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili banka tarafından dava dışı .... Tic. Ltd. Şti.ile genel kredi sözleşmesi ve teminat sözleşmesi imzalandığını, davalının da bu sözleşmeyi müteselsil kefil olarak imzaladığını, sözleşmeye istinaden dava dışı şirket lehine ... numaralı ticari kredi hesabı açılarak kredi kullandırıldığını, kredi borcunun vadelerinde ödememesi üzerine Gebze Noterliğinin 31.01.2017 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarı ile kredi hesabının kat edilerek borcun ödenmesinin istendiğini, ihtarın davalıya 06.02.2017 tarihinde tebliğ edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine kredi borçlusu ve müteselsil kefiller hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği sonrasında ... borca itiraz ederek hakkındaki takibi durdurduğunu, borçlu şirketteki hisselerin devredilmiş olmasının kefaleti sonlandırmayacağını, borca yönelik itirazının haksız olduğunu, faizin kredi sözleşmesi belirlendiğini, kredi yıllık azami faiz oranları bildirim tablosuna göre takip konusu alacağa denk gelen temerrüt faizi oranının sözleşme düzenlemesi uyarınca bu oranın %50 fazlasının tatbik edildiğini, talebin usu ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, savunmasında özetle; davalının borç alınırken sadece imza attığını, diğer ortak ...'nın borcu kabul ettiğini, yapılandırmaya gittiğini, davalının şirket ortağı ... ile yaptığı 18.01.2016 tarihli protokol ile şirketin tüm borçlarının bu ortak tarafından üstlenildiğini, müvekkilinin borçtan sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Toplanan tüm delillere ve dosya kapsamına göre; davacı tarafından Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklı asıl alacak, faiz, BSMV ve ihtarname masrafı olmak üzere toplam 37.404,27 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı ancak davalı tarafından borca itiraz edildiği, davacı tarafından mahkememizde iş bu itirazın iptali davası açıldığı ve mahkememiz tarafından yapılan yargıla sırasında alınan hükme dayanak teşkil etmeye elverişli 24.04.2020 tarihli bilirkişi raporunda davalının kefaletinin şirket ortaklığına bağlı bir kefalet olmayıp kendi adına kişisel kefalet olduğu, şirket ortaklığından ayrılmasının kefaletin sona ermesi sonucunu doğurmayacağı, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan alacağının toplam 37.239,05 TL olacağının tespit edildiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının 37.239,05 TL üzerinden iptali ile takibin 35.130,63 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %27 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMS uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın likid olması ... " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki itirazının 37.239,05 TL üzerinden iptali ile takibin 35.130,63 TL olan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %27 oranında temerrüt faizi ve faizin %5 BSMV uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, alacağın %20'si oranındaki 7.447,81 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkeme tarafından tüm itirazlarına rağmen ve üç defa yeni bilirkişi incelemesi yapılmasını talep etmelerine rağmen bunun reddedildiğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, bilirkişi raporunun tek bir bilirkişi tarafından düzenlendiğini, en az üç kişilik heyetten rapor alınması gerektiğini, asliye ticaret mahkemesinde görülen davada tek bir bilirkişiden rapor alınmadığını, bilirkişi heyeti oluşturulduğunu, heyet raporu alınması taleplerinin reddinin hatalı olduğunu, kredi kullanan söz konusu şirketin, müvekkili ve şirket başkanı ... ve bir de Alman ortak ile kurulduğunu, şirket müdürü ve en büyük hisse sahibinin ... olduğunu, davalının, kayın biraderi olan bu ortağa itimat ettiğini, şirkete hemen hemen hiç uğramadığını, davalının doktor olduğunu, yoğun bir şekilde hastanelerde çalıştığını, şirketi esas olarak idare edenin ... olduğunu, şirketin nakit ihtiyacını karşılamak için ... tarafından ... Bankası AŞ’ye müracaat edildiğini, dava konusu olan bir miktar kredi çekildiğini, davalının da kefil olarak söz konusu sözleşmeye imza attığını, daha sonra davalının şirket ortaklığından ayrılmak istediğini, noter sözleşmesi ile hisselerini ... devrettiğini, kendi aralarında yapılan anlaşma ile ... şirketin tüm borçlarını üstlendiğini, şirket mevzuatı gereği olarak müvekkilinin şirket ortaklığından çıkarılması için Alman ortaktan imza almak işini de ... üstlendiğini, ... müvekkiline olan alacağına karşılık olarak Amerikan Doları bazlı senet de verdiğini, ...'nın takibe itiraz etmediğini, yapılandırma talep ettiğini, yapılandırmaya rağmen borcu ödemediğini, bu şekilde .. müvekkilini de mağdur ettiğini, Alman ortaktan alması gereken imzayı da kasten almadığını, bu yolla da müvekkilinin şirket ortaklığından ayrılmasına engel olduğunu, müvekkilinin kefaletine ilişkin olarak yasa gereği alınması gereken eşinin muvafakatinin alınmadığını, mahkemece davanın ihbar olunduğu ... hakkında tüm taleplerine rağmen herhangi bir hüküm verilmemesinin davalının şahsi kefalet vermemesine rağmen yerel mahkemece müvekkilimin şahsi kefalet verdiği kabul edilerek sadece ve sadece müvekkili hakkında davanın kısmen kabulü yönünde karar verilmesinin kanuna, usule aykırı olduğunu, borcun tamamen şirketin borcu olduğunu, davalının şahsen kefalet vermediğini, bu hususlar dışında ... hakkında da diğer şirket ortağı olan Alman ortağın imzasının taklit edildiği iddiası ve şirket ile ilgili olarak alınan diğer kararlarda müvekkilinin imzasının taklit edildiği şüphesi ile müvekkili tarafından Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına da ayrıca suç duyurusunda bulunulduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, İİK'nın 67. maddesi uyarınca, ticari nitelikteki genel kredi ve teminat sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının davalı müteselsil kefilden tahsili için başlatılmış olan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkâr tazminatı istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Dosya kapsamında bulunan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasının incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu ile asıl borçlu .... Tic. Ltd. Şti ve diğer müteselsil kefil ... aleyhine 35.130,63 TL asıl alacak, 1.897,07 TL muacceliyetten takip tarihine kadar yıllık %27 temerrüt faizi, 94,85 TL gider vergisi ve 281,72 TL masraf olmak üzere toplam 37.404,27 TL alacak yönünden 14.04.2017 tarihinde icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı olarak kredi taahhütnamesi / sözleşmesi, ihtarname, hesap özetinin gösterildiği, ödeme emrinin davalı ... 24.04.2017 tarihinde, dava ihbar olunan ...'ya 25.04.2017 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından 24.07.2017 tarihinde, süresinde verilen itiraz dilekçesi ile borcun tamamına ve ferilerine itiraz edildiği, itiraz üzerine takibin durduğu ve davanın bir yıllık yasal hak düşürücü sürede açıldığı anlaşılmıştır. TBK'nın 583/1.maddesine göre kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Somut olayda davacı, genel kredi sözleşmesinden doğan borcun ödenmemesi üzerine asıl borçlu şirket ile müteselsil kefil olan davalı aleyhine başlattığı icra takibine itiraz edilmesi üzerine eldeki davayı açmış olup dosya kapsamına göre, davacı ile dava dışı asıl borçlu ... Tic. Ltd. Şti.arasında 31.03.2014 tarihinde 750.000,00 TL limitli genel kredi ve teminat sözleşmesi imzalandığı, davalının bu krediye müteselsil kefil olduğu, dava dışı ... da diğer müteselsil kefil olduğu, davalı müteselsil kefilin 750.000,00 TL limitle sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, sözleşmenin el yazısıyla, miktar belirtilerek imzalandığı, buna göre TBK'nın 583/1 maddesine göre davalının müteselsil kefaletinin geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Davalı, sözleşme tarihinde ticaret sicil kayıtlarına göre asıl borçlu .... Tic. Ltd. Şti şirketinin aynı zamanda ortağıdır. Bu durumda TBK'nın 584/3 maddesi uyarınca eş rızası aranmamakta olup bu nedenle davalı vekilinin eş rızası bulunmadığından kefaletin geçersiz olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davalı vekili üçlü bilirkişi heyet raporu alınması gerektiğini, tek kişiden rapor alınmasının doğru olmadığını istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Bilirkişi raporunun kaç kişilik bilirkişi heyetinden alınacağına dair yasada bir sınırlama bulunmamaktadır. HMK'nın 282. maddesi uyarınca hâkim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer deliller ile birlikte serbestçe değerlendirir. Bilirkişi raporları takdiri delil niteliğinde olup mahkemece sunulan deliller değerlendirilerek bir karar verilir. Raporun bir bilirkişiden mi yoksa üç kişilik bilirkişi heyetinden mi alınacağı hususu somut uyuşmazlığın niteliğine göre hakimin takdirinde olup davalı vekilinin somut bir itiraz da içermeyen bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Kaldı ki mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu, hüküm kurmaya ve denetime elverişlidir. Zira dava konusu genel kredi sözleşmesi kapsamında dava dışı asıl borçlu şirketin kullandığı ticari kredi taksitlerinin geri ödeme süresi içinde ödenmemesi üzerine davacı tarafından 31.01.2017 tarihi itibariyle kredi hesabı kat edilerek 35.134,44 TL nakdi alacak için Gebze ...Noterliğinin 02.02.2017 tarihli ve ... yevmiyeli ihtarnamesinin dava dışı asıl borçlu, diğer müteselsil kefil ile davalı müteselsil kefile gönderildiği, 07.02.2017'de davalıya tebliğ edildiği, temerrütün oluştuğu, davalının dava ve takip konusu borçtan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.İhbar olunan ... hakkında hüküm verilmediği hususu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, hüküm davanın tarafları hakkında verilecek olup ihbar olunan hakkında hüküm kurulması mümkün olmadığından bu istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Yargılama sırasında davacı bankanın alacağını 25.04.2019 tarihinde ... AŞ'ye temlik ettiği, temlik eden vekilince temlik evraklarının ve vekaletnamenin sunulduğu görülmüştür. Ancak buna rağmen mahkemece gerekçeli karar başlığında temlik alana yer verilmemesi hatalı olmuş ise de, bu husus mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğundan kaldırma sebebi yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir. Dairemiz karar başlığı ise temlik alana başlıkta yer verilerek düzenlenmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 1.907,80 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.07.03.2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog