1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARARIN
Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Havale Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı .......'nın müvekkili şirketin eski yönetim kurulu üyesi, genel müdürü ve hali hazırda %10 hissedarı olduğunu, tarafların 22.02.2022 tarihinde bir araya gelerek aralarındaki iş sözleşmesinin sona erdirilmesine ilişkin ikale protokolü yaptıklarını, davacı müvekkilinin iş yerinde çalışmış olduğu 17.08.2015 tarihinden 21.02.2022 tarihine kadar geçen çalışma süresi içerisindeki bütün ücretlerini aldığını ve başkaca işçilik alacağının kalmadığını kabul ve beyan ettiğini, davalının ayrıca müvekkili şirkete göndermiş olduğu Bakırköy ...... Noterliğinin 23.02.2022 tarih ....... yevmiye numaralı istifanamesi ile müvekkili şirketteki yönetim kurulu üyeliğinden ve genel müdürlük görevinden gördüğü lüzum üzerine istifa ettiğini müvekkili şirkete bildirdiğini, bu protokolde davalının müvekkili şirkete olan borcunun 40.000,00-TL olduğu ve bu borcun davalının şirkette olan %10 hissesini satması durumunda ödeneceğini kabul edildiğini, Küçükçekmece ....... İcra müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyası ile davalının müvekkili şirketten borç olarak aldığını, ikale sözleşmesinde yazılı 40.000-TL ile birlikte 55.466,01-TL nin ödenmesinin talep edildiğini, davacı müvekkili şirketten istifa edip ayrılmış olmasına rağmen şirketin halen % 10 hissedarı olmasından kaynaklı, ....... Bankasından kullanmış olduğu krediyi ödememesinden ötürü, ödenmemiş kredi borcu olan 350-TL ve 16.100-TL için müvekkilinin aynı bankadaki hesapları üzerine bloke konulduğunu, bu durum müvekkilinin günlük işlerinin yürütülmesini engellemesi yanında, müvekkili şirketin ticari güvenilirliği ve bankalarla olan ilişkileri konusunda büyük sorunlar yaşanmasına sebebiyet olduğunu, müvekkili tarafından bu durumun davalıya bildirilmesine, kredi borcunu ödemesi gerektiği ihtar edilmesine rağmen, davalı tarafından ilgili kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından davalının ...... Bankasına olan kredi borcu 17.05.2022 tarihinde 350-TL 05.07.2022 tarihinde de 16.100-TL olarak müvekkili şirketin ticari ve hukuki yararı gözetilerek ödenerek kapatıldığını, Kadıköy ....... Noterliğinin 07.07.2022 tarih ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile durum davalıya bildirilerek, müvekkili şirketin ticari saygınlığı, kişi ve kurumlarla olan ilişkilerin sorunsuz şekilde ilerleyebilmesi için borçlandırıcı kişisel iş ve işlemlerinde gerekli hassasiyetin gösterilmesinin gerektiğinin ihtar edildiğini, davalının kredi borcu müvekkili şirket tarafından ......Bankasına ödenmiş olmasına rağmen davalı tarafından bu bedelin müvekkili şirkete ödenmediğini, bunun üzerine de taraflarınca Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında icra takibinde bulunulduğunu, davalı borçlunun itirazı üzerine Küçükçekmece Arabuluculuk bürosu ...... büro numaralı dosyası ile arabuluculuğa müracaat edildiğini, ...... arabuluculuk dosya numarası ile yapılan arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlanamadığını, bu hususun 07.09.2022 tarihli arabuluculuk son tutanağı ile kayıt altına alındığını, her ne kadar icra takibinde asıl alacak olarak bankaya ödenen 16.450-TL nin yanında daha önce davalıya borç olarak verilen ve geri ödenmesi ikale sözleşmesi ile davalının müvekkili şirketteki hisselerini satması halinde ödeneceği şartına bağlanan 40.000-TL nin de davalıdan tahsili talep edilmiş ise de, iş bu dava ile davalının icra takibinde borcun tümüne yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile sadece müvekkili şirket tarafından davalı işten ayrıldıktan sonra ...... Bankasına ödenen 16.450-TL lik borcuna ilişkin itirazının iptaline karar verilmesini talep ettiklerini, neticede Küçükçekmece ....... İcra Müdürlüğü ....... Esas sayılı dosyasına vaki haksız ve kötüniyetli itirazın kısmen iptali ile takibin 16.450-TL için devamına, icraya itirazında kötüniyetli olduğundan davalının icra inkâr tazminatına mahkûmiyetine, yargılama giderleri ile vekâleti ücretin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; Dava öncesinde açılmış bulunan İcra Takibinin %70 oranında mesnetsiz olduğunun dava dilekçesinde ikrar edildiğini, dava dilekçesinde davacının Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğü nezdinde açmış olduğu ......
E. Sayılı icra takininde alacak konusu yaptığı 55.000TLnin, 40.000TLlik kısmının taraflar arasındaki ikale sözleşmesinde düzenlenmiş olduğu ve vadesinin henüz gelmediğinin ikrar edildiğini, işbu itirazın iptali davasına konu edilmeyerek davacının aslında 40.000,00-TLnin ikale sözleşmesinde şarta bağlandığını belirttiğini, davaya konu alacağın davalının şahsi borcu olduğunu, 3. kişi ile arasında olduğunu, davacıyı ilgilendirmediğini, davalının, davacı şirketin yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldıktan sonra ticari kredibilitesini davacı ile ayırdığını, ne hukuken ne de mantıken sırf %10 ortak olmak ticari banka kredisi anlamında şirket ile ortağını ilişkilendirmeyeceğini, bankanın eskiden kalma davalının şirketin yöneticisi olduğu bilgisine sahip olduğu için şirket ile davalıyı kredibilite anlamında ilişkilendirmekte olduğunun gerçek dışı olduğunu, bankanın eksik bilgisine dayalı olabileceğini, banka ile yapılacak basit bir görüşme ile davacı, davalının şirket yönetiminde istifa ettiğini ispat ederek bu durumu çözebilecek iken yapmadığını, davalının istifa etmek suretiyle davacı şirket ile yönetim ve iş ilişkisini sona erdirdiğini, sırf hissedar olmak bir kişiyi hukuken o şirket ile ilişkilendirmeyeceğini, davacı şirket de bankaya bu durumu bilgilendirerek ticari kredibilite anlamında Davalı ile ilişkisini kesmesi gerekirken bunu yapmadığını, davalının ...... Bankasına olan şahsi borcunun ise düzenli şekilde açık duran KMH hesabı olduğunu, bu borcun vadesi belirli bir tarih olmadığını, adeta ihtiyaç halinde kullanılan kredi limiti vasfında olduğunu, bu borcun tamamen banka ile davalı arasında vadesi gelmemiş olan, ödenmesi için bir zaruret olmayan, davalının faizini ödemekte olduğu bir borç olduğunu, davacının eylemi kendi menfaatine ve davalının aleyhine olduğundan rücu şartlarının gerçekleşmediğini, neticede haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davacı üzerinde burakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 01/03/2023 havale tarihli raporda; "Davalı taraf ile cari hesap ilişkisinin 01.01.2020 tarihli 20.250,32 TL (A) tutarlı kayıt işlemi ile başladığı, 05.07.2022 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 55.466,01 TL alacaklı olduğu, 22.12.2022 tarihinde davacı tarafın davalı taraftan 55.666,01 TL alacaklı olduğu, Davalı tarafın ticari defter ve kayıtları, Dosya muhteviyatına sunulmadığı, davacı taraf ile ilgili herhangi bir cari hesap hareketinin, borç veya alacak bakiye durumunun olup olmadığının tespit edilemediği, Davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davalı taraftan 55.466,01 TL alacaklı olduğu, davacı tarafın dava dilekçesindeki talebinin 16.450,00 TL olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla davalı tarafından yapılan itirazın yerinde olmadığı kanaatindeyiz. Her ne kadar, davalı tarafından, bankaya karşı olan borcun şahsi bir borç olduğu, kendisi ile 3. kişi banka arasında olan bu borcun davacıyı ilgilendirmediği ileri sürülmüş ise de, bu borç nedeniyle davacının hesaplarına bloke konulması sonucu davacının bu borcu ödemek zorunda kalması, bir an için böyle bir zorunluluğun bulunmadığı kabul edilse dahi yapılan ödeme ile davalının ödeme oranında kredi borcundan kurtulması, bu nedenle davalının sebepsiz zenginleşmesi gibi hususlar dikkate alındığında davalının anılan savunmasının yerinde olmayacağı açıktır. Davacının diğer bir talebi de icra inkar tazminatına ilişkindir. İİK. m. 67/2 hükmünce, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan, alacağını mahkemede dava ederek, haklı çıkması yasal koşullardandır. Burada borçlunun kötü niyetli itiraz etmiş bulunması da yasal koşullardan değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhinde yapılan icra kovuşturmasına itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı olarak, alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli sabit veya belirlenmek için bütün unsurlar bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte böylece borçlu tarafından tahkik ve tayin edilmesi mümkün nitelikte olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tesbit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir (Y.
13.HD.’nin E. 2003/3743, K. 2003/8165 sayı ve 23.6.2003 tarihli kararı). Dava konusu alacak, banka ödeme dekontlarına dayandığından, alacağın likid, icra inkar tazminatı talebinin de, yerinde olduğunun kabul edilmesi gerekir. Yüksek Mahkeme vermiş olduğu bir kararında alacağın faturaya dayanmasını yeterli bulmuştur: “İİK.nun 67/II. maddesine göre icra inkar tazminatının karar altına alınması için borçlunun itirazında haksız olması gerekir. İcra takibi 28.7.1999 tarihli faturaya dayanılarak yapılmıştır. Davalı faturaya itiraz etmediği gibi, ayıp ihbarında da bulunmamıştır. İcra takibi faturaya dayanılarak yapıldığından ödenmeyen miktarda bilinebilecek durumdadır. Bu durumda icra inkar tazminatı verme şartlarının oluştuğunu kabul zorunludur” ifadelerine yer vererek bu hususu açıkça dile getirmiştir (Y.
15.HD.’nin E. 2002/1293, K. 2002/2703 sayı ve 21.5.2002 tarihli kararı). Dolayısıyla davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de gerekmektedir. Sonuç ve Kanaat: Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiği miz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz,a) Taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve davalının kredi borucunun ödenmesi nedeniyle davacının davalıdan 55.466,01 TL alacaklı olduğu, b) Davacı tarafın talebinin davalının kredi borucunun ödenmesi sonucu oluşan 16.450,00 TL’lik alacağa ilişkin olduğu, c) Bu alacak, banka ödeme dekontlarına dayandığından yapılan itirazın haksız olduğu, icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu, " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 20/12/2023 havale tarihli ek raporda; "Yukarıda ayrıntılarıyla arzettiğimiz nedenlerden dolayı bilirkişi kurulumuz, 1)Davalının şahsi kredi borcu ödünç sözleşmesi kapsamında davacı tarafından ilgili bankaya ödenmiş olması nedeniyle, sebepsiz zenginleşme koşulları tahtında ödenen bedelin davalıdan istirdaden istenilebileceği3)Sayın Mahkemece raporun benimsenmesi halinde, davada istenilen alacak miktarı nazara alınarak, TAKİP TARİHİNDEN itibaren asıl alacak tutarı 16.450,00 TL tamamen ödeninceye kadar yıllık %15,75 ve devamında değişen oranlarda basit usulde işleyecek nitelikli ticari AVANS faizi ile birlikte davalıdan istenilebileceği 4)Bu alacak, banka ödeme dekontlarına dayandığından yapılan itirazın haksız olduğu, icra inkar tazminatı talep etme şartlarının da oluştuğu, " sonuç ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraf beyanları, bilirkişi kök ve ek raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; Dava, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 67. maddesine dayalı itirazın iptali isteminden ibarettir.
Dava konusu; davalının, davacı şirkettin yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlüğünden ayrıldıktan sonra davacının ..... Bankasına davalının kredili mevduat hesabı borcu için ödediği miktarın tahsili istemine ilişkin başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür.
Dava konusu Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün (Kapatılan) ..... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine 55.466,01-TL alacağının yıllık % 15,75 ticari faiziyle tahsili talep edilmiştir. Davalıya ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu borca itiraz ettiğini belirtmiştir. İtiraz üzerine takibin durduğu ve süresinde iş bu davanın açıldığı görülmüştür. Dava konusu miktar 16.450,00-TL 'dir. Davacı tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından,
TTK'nun 83 ile 85 ve HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Davacının incelemeye konu ticari defterlerinin yasal şartları taşıdığı ve davacı lehine delil niteliğinin olduğu dosya kapsamı içeriğinden anlaşılmıştır.
Davacı şirketin ana sözleşmesinin 06.07.1983 tarihinde tescil edildiği; sermayesinin 11.750.00,00 TL olduğu, davalının sermayesinin 1.175.000,00 TL (%10) olduğu; davalının genel müdürlükten ve yönetim kurulu üyeliğinden 23 Şubat 2022 tarihinde noter kanalıyla gönderdiği istifanamesi ile istifa ettiği ve davalının görevlerinin sona erdiğine dair 31 Mart 2022 tarihinde şirket kararlarının tescil edildiği görülmüştür. Davalı, takip tarihi itibariyle sadece şirketin %10 hissesine sahip ortağı konumundadır.
Davalı adına dava dışı ....... bank bünyesinde ...... ve ...... nolu KHM - Kredili mevduat hesaplarının bulunduğu; davacının 17.05.2022 tarihinde davalıya ait ....... nolu hesaba 350,00 TL ve 05.07.2022 tarihinde davalıya ait ...... nolu hesaba 16.100,00 TL olmak üzere toplam 16.450,00 TL gönderdiği ve bu gönderilen miktarların davalının da kabulünde olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davacının gönderdiği miktarlar sonrasında, davalıya ait hesaplardaki kredi bakiyelerinin (+)' ya çıktığı görülmüştür.
Davacı ile davalı arasında herhangi bir kefalet ilişkisi bulunmamaktadır. Dosya içerisine sunulan mail yazışmalarından anlaşıldığı üzere; davalının, davacı şirketin %10 hissesine sahip olması ve davalının KMH borcuna ilişkin tahakkuk eden faizin gecikmede olması nedeniyle davacı şirkete ait ...... bank nezdindeki kredi kartının (şirket kartı) blokeye alındığının belirtildiği görülmüştür. Davacı şirket tarafından, bu bildirim üzerine ödeme yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı şirket tarafından, davalıya hitaben Kadıköy ...... Noterliğinin 07 Temmuz 2022 Tarih ve ...... yevmiye numaralı ihtarnamesi gönderilmiştir. İhtarnamenin incelenmesinde, özetle; davalının kredi borçlarından kaynaklı olarak davacı şirketin hesapları üzerine bloke koyulduğu, bloke sebebiyle günlük işlerinin yürütülmesinin engellendiği, davacı şirketin ticari güvenilirliğinin zedelendiği belirtilerek, yukarıda belirtilen miktarlarla birlikte başka miktarlarda olmak üzere davalının kredi borçlarının kapatıldığının belirtilerek, kişisel borçlandırıcı iş ve işlemlerde davalının gerekli hassasiyeti göstermesi ve davalının ortağı olduğu davacı şirketin ticari saygınlığına, kredi notuna zarar gelmemesinin talep edildiği ve bu sorumluluğa aykırı hareket edilmesi halinde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiği görülmüştür. Daha sonra davaya konu icra takibini başlattığı görülmüştür.
Yukarıda açıklanan hususlar kapsamında; davalının, davacı şirketin sermayesinin %10' luk kısmına ortak olması ve şahsi KMH kredi borcu ve ferilerinin gecikmiş olması karşısında, davacı şirketin istihbarat rantingi ve kredibilitesinin banka ve finans kurumları nezdinde olumsuz etkilendiği anlaşılmaktadır. Davacı şirket, istihbarat rantingi ve kredibilitesinin olumsuz etkilenmemesi, ticari hayatının sekteye uğramaması için sorumluluğu bulunmayan davalıya ait borçları ödemek zorunda kalmıştır. Bu haliyle davalının sebepsiz zenginleştiği mahkememizce kabul edilmiş ve davacının ödediği miktar olan 16.450,00 TL' den davalının sorumluluğu bulunduğu kabul edilerek, açılan davanın (taleple bağlı kalınarak) kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Yaptırılan bilirkişi incelemesine göre alacağın likit olmadığı, banka kayıtları ve mail yazışmalarından yargılamayı gerektirdiği anlaşıldığından, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
1.Davacının Davasının KABULÜ İLE;
-Küçükçekmece ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı icra dosyasına davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 16.450,00-TL üzerinden kaldığı yerden aynen DEVAMINA, -İcra inkar tazminatı talebinin REDDİNE,
-Takipteki asıl alacağa takip tarihinden itibaren işlemek üzere ve davacının talebini aşmamak kaydıyla 3095 Sayılı Kanunun 2/2 Md. uyarınca değişen oranlarda avans faizi UYGULANMASINA,
2.Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 1.123,70-TL harçtan davacı tarafça peşin yatırılan 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.043,00-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin; davalıdan tahsili ile hazineye irat KAYDINA, -Davacı tarafça sarf edilen toplam 172,90-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3.Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi, tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 9.601,75-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, -Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4.Davanın kabul miktarı dikkate alınarak karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 16.450,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, Dair; Miktar itibariyle kesin olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16/01/2024 Katip ......
(e-imzalıdır)
Hakim .......
(e-imzalıdır)