26. Hukuk Dairesi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/195 - 2024/328
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/02/2023
NUMARASI : 2022/808 Esas 2023/83 Karar
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 29/03/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 25.11.2018 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı aracın, dava dışı sürücünün idaresindeki olup davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını ve vücudunda kemik kırıkları meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olup davacının maluliyet oranının belirlenmesi için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda davacının özür oranının % 11 olduğu ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğu, iyileşme süresinin 4 ay olduğunun belirlendiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatının kaza tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davalı sigorta şirketinin merkezinin İstanbul ilinde olduğunu ve davanın yetkisiz mahkemede açıldığı, davacının dava ehliyeti bulunmadığını, annenin tek başına velayet yetkisini kullanmasının mümkün olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, sigortalı araç sürücüsü ile uzlaşma sağlandığından davanın esastan reddini talep ettiklerini, ceza soruşturmasında uzlaşma nedeniyle kavuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davacı tarafça dava şartı yerine getirilmediğini ve eksik evrak ile başvuru yapıldığını, davacı tarafından sunulan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, tazminat hesabının Genel Şartlar'a göre yapılması gerektiğini, bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığını, sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesinin doğru olmadığını, davacının müterafik kusuru bulunduğundan tazminat tutarından indirim yapılması gerektiğini, faize ilişkin taleplerin reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece,Keskin T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü yazı cevabının incelenmesinde, davacının babası ...'in kazanın meydana geldiği tarih itibari ile kesinleşen cezalarının infazı amacıyla ceza infaz kurumunda bulunduğu, davacıya ait anne ve babasını da gösterir nüfus kaydının incelenmesinde, davacının babası ...'in Ankara 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/766 esas, 2015/929 karar sayılı kararı ile hüküm nedeniyle kısıtlanmasına karar verildiği, Ankara 7. Aile Mahkemesinin 2022/181 esas sayılı dosyasına ait duruşma tutanağının incelenmesinde, 04/11/2022 tarihinden geçerli olmak üzere davacının geçici velayetinin annesi ...'e verildiği, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/8056 soruşturma sayılı dosyası kapsamında düzenlenen uzlaştırma tutanağı kapsamında fazlaya ilişkin hakkı ya da sigorta şirketine başvuru hakkı saklı tutulmaksızın maddi tazminat taleplerinin olmadığına ilişkin beyan ile birlikte davacı adına ... tarafından imzalandığı, soruşturma dosyasında 5271 sayılı CMK'nin 253. maddesi kapsamında usulüne uygun uzlaştırmanın gerçekleştiği ve suç nedeniyle kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar verildiği, uzlaşma tutanağının ilam mahiyetinde bulunduğu, uzlaşmanın sağlandığı tutanağın aksinin aynı kuvvetteki delillerle ispat edilmesinin gerektiği, dosya kapsamına uzlaştırma tutanağının aksini ispat eder nitelikte herhangi bir belgenin sunulmadığı gibi buna yönelik bir iddianın da olmadığı, usulüne uygun şekilde yapılan uzlaştırma nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 253/19. maddesi uyarınca dava açılmasının mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 25.11.2018 tarihinde meydana gelen kazada yaralanan davacı için sigorta şirketine karşı sürekli iş göremezlik ve bakıcı gideri talebiyle dava açıldığını, uzlaşma sağlanması halinde tazminat davası açılamayacağını düzenleyen Ceza Muhakemesi Kanununu’nun 253/19. maddesinin 18.10.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı ile Anayasa’ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edildiğini, kararın gerekçesinde mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğunun belirtildiğini, açılan davanın reddedilme gerekçesi olan Kanun hükmünün mülga olduğunu, davacı çocuğun annesi, kaza sebebiyle başlatılan soruşturma kapsamında uzlaşmayı kabul ederek uzlaştırma tutanağını velayeten imzaladığını, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının ardından tazminat davası açılmasının önünde engel kalmadığını, kesinleşmemiş hukuki durumların bu karardan etkilenmesi esas olduğundan kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 25.11.2018 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı aracın davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talebinde bulunmuş, mahkemece Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253/19 maddesi gereğince soruşturma aşamasında uzlaşma sağlandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dosyada mevcut kaza tespit tutanağına göre 25.11.2018 tarihinde meydana gelen yaralamalı trafik kazası nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/8056 sayılı hazırlık soruşturması yapıldığı, 28.05.2019 tarihli uzlaştırma raporu tanzim edildiği ve soruşturma sırasında taraflar arasında uzlaşma sağlanmış olması nedeniyle şüpheliler hakkında atılı suçtan kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmaktadır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde kanunda belirtilen suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulacağı, 253/19. maddesinde de “Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli, 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı ile "4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Bu durumda Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 Tarih 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı iptal kararı uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan iptal edildiği anlaşılmakla somut uyuşmazlıkta uygulama olanağı kalmadığı, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemli davada Anayasa Mahkemesinin iptal kararı değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmek üzere hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2.Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3.İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4.Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 08.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.