7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ve davalı ...(eski hissedar), ... ve ..., ....Ticaret ve Sanayi A.Ş'nın hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olduğunu, ancak eski hissedar davalı ...'ın şirkette kendisine ait bulunan hisselerini diğer davalılara farklı dönemlerde farklı paylar oranında devrettiğini, .... Ticaret ve Sanayi A.Ş, davalı ...'ın sahibi bulunduğu dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti.'nin halk finansal kiralama A.Ş ile İstanbul ili ... İlçesi ... Ada ... parselde bulunan arsa finansal kiralama sözleşmesi al sat yöntemi ile 21.03.2016 tarihinde kredi çektiğini, çekilen bu kredi sözleşmesine müvekkilininde hissedarı olduğu ... Ticaret Ve Sanayi A.ş, kefil sıfatıyla imza attığını, ancak davalı ...'ın sahibi olduğu dava dışı ... Ticaret Ltd. Şti. nin kredi geri ödemelerini gerçekleştirmediğini, bunun üzerine kefillik sıfatı ile ödeme talep edildiğini, bankadan gelen ihtar sonrası hem ticari itibarını hem de mevcut ipotekli gayrimenkulü korumak için müvekkili şirket kefilliği gereği ilgili bankaya 11.733.000,00 TL ödeme yaptığını, yapılan ödeme sonrası ... Yapı ile davalı ...'ın sahibi olduğu .... Ticaret Ltd. Şti.'den rücu hakkına dayanarak 23.07.2017 tarihinde 69 Adet 154.000,00 TL bedelli senetler alarak alacaklı hale geldiğini, daha sonra yaşadığı maddi sıkıntılar sebebiyle ...Ticaret Ltd. Şti. senetlerin büyük bir kısmını ödeyemediğini, ...'ın .... Yapı A.Ş nezdinde bulunan hisselerini diğer davalılara devrettiğini, sahibi bulunduğu dava dışı .... Tic. Ltd. Şti. için kredi kullanması ve kullandığı krediler neticesinde bahsedilen senet ve cari hesap alacaklarına ilişkin herhangi bir ödemede bulunmadığı gibi borçtan kurtulmak adına hisselerini diğer davalılara devretmiş olup davacı müvekkilin hissedarı olduğu .... A.Ş'deki kar payına zarar verdiğini, davalılardan ...'ın bahsi geçen krediye ve borcun ödenmesine ilişkin düzenlenen protokol ile borcun şahsına ait olduğunu, borcun devrettiği hisselerin kar payından karşılanacağını kabul etmiş olmasına rağmen borç halihazırda .... A.Ş tarafından ödenmeye devam ettiğini, şirketin tek gelir kaynağı olan kira gelirlerinden müvekkilinin hissedar borç olması sebebiyle kar payına halel geldiğini, davalılardan ...'ın şahsına ait olmasına rağmen .... A.Ş tarafından ödenmekte olup işbu durum hisse devirlerinin muvazaalı olduğunu gösterdiğini bu nedenlerle davalılardan ...'ın, müvekkilinin hisse payı sahibi olduğu .... Yapı Malz. Tic. Ve San. A.Ş 'de bulunan hisse devirlerinin muvazaa nedeni ile borç miktarınca iptali ve şirket kasasına devrine, bu taleplerinin mümkün olmaması halinde şirketin alacağının tespiti ile hissedarların payları oranında alacaklarının tahsiline, davalıların muvazaalı işlemle, kötü niyetli olarak birlikte hareket etmeleri ve müvekkilin içinde bulunduğu hukuki durum dikkate alınarak davalıların menkul ve gayrimenkul malvarlıklarının tespiti ile tespit edilmesine müteakip kayıtlarına teminatsız olarak İİK md. 281 gereğince ihtiyati haciz ve HMK md. 389 gereğince ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkiline yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, davacının dilekçesindeki ifadesinden de anlaşılacağı üzere işbu davanın İcra ve İflas Kanunu'nun 280. Maddesine dayanan tasarrufun iptali davası olduğunu, mahkemenin görevsiz olduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu davacının davasını hak düşürücü süre sonrasında açtığını, bu bakımdan hak düşürücü süre itirazlarının bulunduğunu, davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararı olmadığını, iş bu iptal davasının "alacaklı" sıfatını haiz olanların açabilmesi mümkünken davacının böyle bir sıfatı bulunmadığını, davacının taleplerinin belirlenebilir olduğu davanın belirsiz alacak olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının iddia ettiğinin aksine bu şekilde imzalanmış hukuki ve şekli olarak geçerli niteliğe sahip bir protokol mevcut bulunmadığını, bununla birlikte borcun üstlenilmesi için alacaklının rızası gerekmektedir. Alacaklı şirketin de ne yazılı ne de sözlü olarak böyle bir borç üstlenmeye ilişkin açık ve hukuka uygun bir rızası da bulunmadığını, kan bağı bulunan hissedarların hisse devri söz konusu şirkette sürekli yaşanmakta olup salt kan bağından mütevellit bu devirlerin iyi niyetli sayılamayacağının kabulünün mümkün olmadığnı, nitekim yine belirttiğimiz üzere muhtelif tarihlerde yapılan devirlerin bazılarında "devralan" sıfatını haiz bulunan davacının; tarafı olduğu işlemleri görmezden gelip diğer davalı ...'ın müvekkile devrettiği payların sırf kan bağı sebebiyle iyi niyetle devredilmediğini iddia etmesinin dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın görevli mahkemede ikame edilmediğini, görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının huzurdaki davayı hak düşürücü süre sonrasında açtığını, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının huzurdaki davayı açmada hukuki yararı olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin hissedarı bulunduğu şirket son iki dönemdir diğer davalı ...'ın temsilcilerden herhangi biriyle müştereken temsil yetkisi ile yönetildiğini, şirketin hukuki işlemlerinde diğer davalı temsilci ...'ın mutlaka imzası bulunması gerektiğini, davacının iddia ettiğinin aksine bu şekilde imzalanmış hukuki ve şekli olarak geçerli niteliğe sahip bir protokol mevcut bulunmadığını, bununla birlikte borcun üstlenilmesi için alacaklının rızası gerektiğini, alacaklı şirketin de ne yazılı ne de sözlü olarak böyle bir borç üstlenmeye ilişkin açık ve hukuka uygun bir rızası da bulunmadığını, kan bağı bulunan hissedarların hisse devri söz konusu şirkette sürekli yaşandığını, salt kan bağından mütevellit bu devirlerin iyi niyetli sayılamayacağının kabulünün mümkün olmadığını, muhtelif tarihlerde yapılan devirlerin bazılarında "devralan" sıfatını haiz bulunan davacının; tarafı olduğu işlemleri görmezden gelip diğer davalı ...'ın müvekkiline devrettiği payların sırf kan bağı sebebiyle iyi niyetle devredilmediğini iddia etmesinin dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın görevli mahkemede ikame edilmediğini, görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davanın 5 yıllık süre sonunda gerekse de davacının alacaklı sıfatı bulunmamasına rağmen açıldığını, davacının iddia ve beyanlarının soyut ve ispata muhtaç olduğunu, Müvekkilim ...'ın ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu ... Ticaret ve Sanayi A.Ş. (".... Yapı") Müşterek imza ile temsil ve ilzam edilmekte olup; Müvekkilin tek başına dava dışı şirketi sevk ve idare etme hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Müvekkilim tarafından Davacı'nın beyan ve iddia etmiş olduğu "Protokol" ile ilgili herhangi bir bilgisi bulunmamaktadır. Müvekkilinin hissedarı olduğu ... Yapı'nın hissedarlık yapısında devirlere bağlı muhtelif tarihlerde değişiklikler olmuşsa da hukuka aykırı bir biçimde yapılmış herhangi muvazaalı bir devir söz konusu olmadığını, davacının da benzer şekilde diğer hissedarlardan hisse devraldığını, bu devrilere bağlı alınan kararlar ile yapılan genel kurullarda tarafların hissedarlık oranını gösterir hazirun cetvellerinde imzası bulunduğunu, salt aile şirketi olduğundan bahisle .... Yapı hissedarlık yapısında gerçekleşen değişimlerin (hisse devirlerinin) muvazaa ihtiva ettiğinin ileri sürülmesi dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağını beyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın görevli mahkemede ikame edilmediğini, görev itirazında bulunduklarını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davacının huzurdaki davayı hak düşürücü süre sonrasında açtığını, hak düşürücü süre itirazında bulunduklarını, davacının huzurdaki davayı açmada hukuki yararı olmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasının hukuka aykırı olduğunu, müvekkilin daha önce hissedarı bulunduğu şirket son iki dönemdir diğer davalı ...'ın temsilcilerden herhangi biriyle müştereken temsil yetkisi ile yönetildiğini, şirketin hukuki işlemlerinde diğer davalı temsilci ...'ın mutlaka imzası bulunması gerektiğini, temsilcilerden birinin daha imzasının bulunması gerektiğini, davacının iddia ettiğinin aksine bu şekilde imzalanmış hukuki ve şekli olarak geçerli niteliğe sahip bir protokol mevcut bulunmadığını, borcun üstlenilmesi için alacaklının rızası gerektiğini, alacaklı şirketin de ne yazılı ne de sözlü olarak böyle bir borç üstlenmeye ilişkin açık ve hukuka uygun bir rızası da bulunmadığını, kan bağından devirlerin iyi niyetli sayılamayacağının kabulünün mümkün olmadığını, muhtelif tarihlerde yapılan devirlerin bazılarında "devralan" sıfatını haiz bulunan davacının; tarafı olduğu işlemleri görmezden gelip diğer müvekkilimiz ...'ın diğer davalılara devrettiği payların sırf kan bağı sebebiyle iyi niyetle devredilmediğini iddia etmesinin dürüstlük kuralı ile de bağdaşmayacağınıbeyanla davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, davalılardan ...'ın, davacıda hisse payı sahibi olduğu .... Tic. Ve San. A.Ş 'de bulunan hisse devirlerinin muvazaa nedeni ile borç miktarınca iptalini ve şirket kasasına devrini, mümkün olmaması halinde şirketin alacağının tespiti ile hissedarların payları oranında alacaklarının tahsili istemine ilişkindir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunu'un 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatını haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. (Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E. 2018/2531 K. 2018/11280 T. 19.06.2018
Somut uyuşmazlıkta dava, muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak davalılardan ...'ın ... Yapı Malz. Tic. Ve San. A.Ş 'de bulunan hissenin diğer ortaklara devri nedeniyle, devirlerinin muvazaa nedeni ile borç miktarınca iptali ve şirket kasasına devrinin, bu talebin kabul edilmemesi halinde şirketin alacağının tespiti ile hissedarların payları oranında alacaklarının tahsili, davalıların muvazaalı işlem yapmaları dikkate alınarak menkul ve gayrimenkul malvarlıklarının tespiti ile tespit edilmesi istemiyle açılmış olduğu, muvazaalı olarak devredildiği öne sürülen malvarlığı haklarının (ticari şirket hisseleri) 6102 sayılı TTK'da tanımlanmış olması, davayı ticari dava kılmayacağı, davanın (iddianın) temelinin muvazaası olduğu, genel bir ilke olarak görevli mahkemenin belirlenmesinde temel ölçüt, muvazaaya konu malvarlığı haklarını oluşturan unsurların niteliği olmayıp, protokolün taraflarının hukukunu zedeleyen malvarlığı haklarına yönelik muvazaalı bir işlemi olup olmadığı, bunu değerlendirme görevinin de 6100 sayılı HMK'nın 2. Maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla, uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği sonucuna ulaşılmakla, Mahkememizin görevsizliğine, dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2.Görevli Mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi OLDUĞUNA,
3.HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına,
4.Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5.Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... ve ... vekilinin ve ... vekilinin yüzünde açıkça okunup, usulen anlatıldı. 22/01/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)