3. Hukuk Dairesi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI: 2018/1107 Esas - 2023/324 Karar
TARİHİ: 19/04/2023
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahke- mesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ...'ın 2011 Ocak tarihinde davalı ...'a ... marka ... ve ... plakalı iki aracı sattığını, satış sözleşmesinin yapıldığı sırada araçların üzerinde rehin şerhi bulunduğundan ... adına resmi devir işlemi yapılamadığını, söz konusu araçların satış bedeli olarak davalının davacıya 46.000,00 TL tutarında çek verdiğini, davacının aracın resmi devirinin gerçekleşmesi hususundaki taleplerine rağmen davalının devir almamakta ısrar ettiğini, bilahare satış konusu araçların üzerine sair hacizlerin eklenmesi nedeniyle, davalının 05.02.2015 tarihinde mezkur araçları davacıya geri vermek istediğini, kendisinin verdiği 46.000,00 TL'lik çek karşılığında davacıdan 5 adet her biri 10.000,00TL olan senet aldığını, ancak araçları davacıya teslim etmediğini, araçların haksız bir şekilde davalı tarafından işletildiğini, diğer kurum ve kuruluşlara karşı kiralandığını, araçlar kendisine teslim edilmediğinden davacının ticari faaliyetlerini yerine getiremediğini ve davalıya karşı vermiş olduğu 5 adet senedi ödemekte güçlük çektiğini, elinden geldiğinde ödeme yaptığını, ödeme yapılan senetlerin iadesini talep ettiğinde ise davalı tarafça "biz akrabayız, biz de yanlışlık olmaz. Borcun tamamının ödediği takdirde senetlerin hepsini birden alırsın" şeklinde cevap verildiğini, davalının baskın karaktere sahip olması ve akraba çevresinde ileri gelen bir kişi olması sebebiyle daha güçsüz pozisyonda olan davacının bu durumu kabullenmek zorunda kaldığını, bilahare davalı tarafın davacıya telefon ederek "davacının 20.000,00 TL getirmesi karşılığında kendisinde bulunan 50.000,00 TL değerindeki senetleri ve satış konusu araçların ruhsatlarını teslim edeceğini" söylediğini, davacının bu teklifi kabul ettiğini, davalı ile 07.03.2018 tarihinde ... Caddesi üzerinde bulunan Amasyalılar Derneği'nde buluşmayı kararlaştırdıklarını, ancak davalının parayı almak için müvekkilini İstanbul'da yerleşim yeri olarak kullandığı evine çağırdığını ve burada kapıyı kilitleyerek hanımının getirdiği silahla davacıyı darp ettiğini, davacının yanında getirdiği 10.000,00 TL ve 2100 Euro paraya el koyarak ve davacıyı evinden gönderdiğini, aracın ruhsatlarını ve 50.000,00 TL değerindeki senetleri davacıya teslim etmediğini, olay ile ilgili olarak polis merkezine başvurup davalı hakkında şikayetçi olduklarını, ... hakkında Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Savcılığı'nın 2018/9243 nolu dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığını, Cumhuriyet Baş savcılığı tarafından silahlı yağma suçundan "Ek kovuşturmaya Yer Olmadığına" dair karar verildiğini, ancak bu kararın İstanbul 10. Sulh Ceza Mahkemesi'nce verilen "Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılmasına ve iddianame düzenlenmesine" karar verildiğini, ayrıca davalı tarafça müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas numaralı dosyası üzerinden takip başlatılarak yeniden tahsilata girişildiğini, ancak davacının davalı ...'a yaptığı 15.000,00 TL peşin ödeme ve kendisinden zorla alınan 10.000,00 TL ve 2100 Euro ile takibe konu 50.000,00 TL değerindeki senetlerin 35.000,00 TL'lik kısmını ödediğini, kalan 15.000,00 TL'lik kısmın ise davalının araçları haksız kullanım bedelleri ile karşılandığını, hatta davacının davalıdan alacaklı duruma geçtiğini beyanla, öncelikle takibin teminatsız olarak durdurulmasını, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Baş savcılığınca yapılan soruşturma akıbetinin ve açılacak ceza davasının bekletici mesele yapılmasını, yargılama sonunda davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına konu alacak nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, araçları haksız kullanım bedeline karşılık ...nun 107.maddesi gereğince şimdilik 1.000,00 TL tazminatın davalı tarafa senetlerin verildiği tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili 13.05.2019 tarihli cevap dilekçesinde; Taraflar arasında “proto- koldür” başlıklı adi harici sözleşme ile davacı ... adına kayıtlı ... ve ... plakalı iki adet aracın davalıya satıldığını ve araç bedeli olan toplam 44.500,00 TL'nin çek olarak tahsil edildiğini, aynı sözleşmede çeklerin nakde dönmesi ile araçların satışının verileceğinin kararlaştırıldığını, davacı çek bedellerini tahsil ettiği halde araçların devrine ilişkin noter işlemini gerçekleştirmediğini, davacının 3. kişilerdeki borçları yüzünden araçların cebri icra yolu ile trafikten men edildiğini, bu süreçte davacı tarafın araçlar üzerindeki takyidatları kaldırıp her türlü rehin, haciz ve sair takyidattan ari olarak araçların satışını veremeyeceği ortaya çıkınca tarafların tekrar bir araya geldiğini, ödenen araç bedellerine karşılık davacının kambiyo senedi tanzim ederek davalıya verdiğini, bu senetler ödenmeyince davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlık ve maddi vakıa bu mahiyette iken davacı tarafın, borcunu ödememek için esasen bir hukuki uyuşmazlık olan bu durumu kriminalize ederek savcılıklar nezdinde şikayet dilekçeleri verdiğini, davalı müvekkil ve eşi aleyhinde İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde 2018/446 Esas sayılı dosya ile kamu davası açıldığını, yargılamada müvekkili ve eşinin yağma suçundan beraat ettiğini, her ne kadar davacı taraf, İİK.72.maddesine göre menfi tespit ve ...107.maddesine göre belirsiz alacak davasını birlikte ikame etmiş ise de, her iki davanın yargılama usullerinin farklı olduğunu, davacı tarafın tazminata yönelik talebinin Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesinin gerektiğini beyanla davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi'nce: "Davanın KISMEN KABULÜ ile;
1.Davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında; 11.000,00 TL asıl alacak ve 1.151,20 TL işlemiş faiz yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya dair istemin reddine, 2-İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına ilişkin 1 numaralı bentte kalan kısım dışındaki tutarın davacı tarafından davalıya ödenmesi halinde ... plakalı aracın davalıdan alınarak davacıya teslimine ve davacının müdahalesinin men'ine, 3-Davacının tazminat isteminin reddine, 4-İhtiyati tedbir kararı infaz edilmediğinden davalının tazminat isteminin reddine" karar verilmiştir. İstinaf Başvurusu: Hüküm davacı tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde: Davacının davalıya 50.000,00 TL tutarında senet verdiğini, davacının 15.000,00 TL tutarındaki ödemesi ve davalının yağma suçu yoluyla elde ettiği 10.000,00 TL ve 2.100 Euro, kalan kısmın ise araçların 12 yıldır davalı tarafça işletilmesi ile elde edilen gelir ile karşılandığını, yani takip konusu borcun tamamen ödendiğini, davalı tarafça haksız şekilde takibe girişildiğini, davalının TCK kapsamında suç teşkil eden hukuka aykırı davranışları nedeniyle davacının büyük mağduriyetinin oluştuğunu, olay ile ilgili olarak İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen 2018/446 Esas sayılı davada davalı yönünden sadece kasten yaralama suçundan hüküm kurulduğunu, yağma suçuna ilişkin bir hüküm bulunmadığını, her iki sanık yönünden istinaf ve temyiz yoluna başvurulduğunu, ceza davasının bekletici mesele yapılmasının gerektiğini, davalının söz konusu araçları haksız olarak uhdesinde tuttuğunu, araçların vergi ve bandrol ödemelerinin, muayenesinin, diğer işlem ve ödemeleri yapılmadığından müvek- kilini borçlu duruma soktuğunu, araç üzerine çok sayıda haciz konulduğunu, mahkemece kısmen kabul hükmü kurulduğunu, borcun ödenmesi halinde aracın davacıya iadesine karar verildiğini, aracın müvekkiline iade edilmesinin gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava; menfi tespit, araç teslimi ve haksız kullanım bedeline (tazminata) ilişkin olup talepler HMK 110.maddesinde düzenlenen "davaların yığılması" şeklinde ileri sürülmüştür.Dosyaya ibraz edilen protokolde "... adına kayıtlı ... ve ... plakalı araçların 30.03.2011 tarihli 0301301 nolu 6.000,00 TL, 21.04.2011 tarihli ... nolu 20.000,00 TL ve 21.04.2011 tarihli ... nolu 18.500,00 TL bedelli ... Bankası'na ait çeklerle toplam 44.500,00 TL'ye ... Turizmi temsilen 05.11.2011 tarihinde ... tarafından satın alınmış olup karşılıkları söz konusu çeklerle ödenmiştir. Aracın bir tanesinin satışı 1 ay içerisinde, bir diğeri ise son çekin ödendiği tarih itibariyle verilecekken 26.09.2011 tarihi itibariyle her iki aracın da satışları henüz verilmemiştir." denilmektedir.Dosya kapsamına göre; söz konusu iki aracın davacı tarafından davalının temsilcisi olduğu ... Turizm şirketine 46.000,00 TL'ye satıldığı, satış bedelinin 1.500,00 TL'lik kıs- mının nakden 44.500,00 TL'lik kısım karşılığında çek verildiği, söz konusu çeklerin davacı tara- fından tahsil edildiği ancak araçların devrine ilişkin resmi işlemin gerçekleşmediği tartışmasızdır. Dava konusu araç satış sözleşmesinin resmi şekilde düzenlenmemiş olması nedeniyle, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi uyarınca geçersiz olduğu anlaşılmakta olup, bu tür geçersiz sözleşmelerde taraflar sözleşme uyarınca birbirlerine verdiklerini sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca geri isteme hakkına sahiptirler. Geçersiz sözleşmeler taraflarca hak ve borç tahmil etmeyeceği için, taraflar ancak verdiklerini karşılıklı olarak haksız iktisap hükümleri uyarınca geri alabilirler. Bu bağlamda alıcı taraf satıcıdan ancak ödediği bedelin iadesini isteyebilir. Aracın alıcıda kaldığı dönem için kullanma bedeli kira, ecrimisil adı altında talepte bulunulamaz. Satıcı taraf ise sadece aracın iadesini isteyebilir. Satış bedelinin satıcıda kaldığı süre için faiz istenemez. Yukarıda yapılan izahatlar doğrultusunda davacının söz konusu araçların davalı tarafça haksız olarak kullanılmasından kaynaklanan tazminat alacağının reddi yönünde verilen kararda isabetsizlik yoktur.Bakiye borcun davacı tarafça ödenmesi halinde ,aracın iadesi hususunda verilen karar da yerindedir. Davacının menfi tespit talebine gelince ,Davacının tahsil ettiği araç bedeli toplam 46.000,00 TL olup satışın gerçek- leşmemesi üzerine satış bedelinin iadesi için davacı tarafından davalı emrine 10.000,00 TL'er bedelli 05.02.2015, 05.03.2015, 05.04.2015,05.05.2015 ve 05.06.2015 ödeme tarihli toplam 50.000,00 TL bedelli senetlerin düzenlendiği anlaşılmaktadır.Davalı taraf bu senetlere dayalı olarak davacı aleyhine 50.000,00 TL asıl alacak + 5.232,74 TL işlemiş faizden ibaret toplam 55.232,74 TL alacağın tahsili talebiyle kambiyo senetlerine mahsus takibe girişmiş ve takip kesinleşmiş, davacının mal varlığı üzerine haciz işlemi yapılmıştır. Davacı takip konusu toplam 50.000,00 TL tutarındaki senetler karşılığında davalıya 15.000,00 TL ödeme yaptığını, 10.000,00 TL ve 2100 Euro paranın davalı tarafça silahlı yağma yoluyla zorla alındığını, araçların haksız şekilde davalı tarafça kullanılmasından doğan alacağı da mahsup edildiğinde söz konusu senetler nedeniyle davalıya borçlu olmadığını iddia etmektedir. Davacı 15.000,00 TL tutarındaki ödeme iddiasına ilişkin makbuz, fatura vs suna- mamıştır. Ancak davalı İstanbul 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nce yapılan yargılama sırasında 14.03.2019 tarihli duruşmada, "araçlardan birinin haciz nedeniyle kendisinden alınması nedeniyle davacının tahsil ettiği araç bedelinin 11.000,00 TL'sini kendisine geri ödediğini" kabul ve ikrar etmiştir. Davacının silahlı yağma yoluyla 10.000,00 TL ve 2100 Euro aldığı iddiasına gelince, davacının şikayeti üzerine bu iddia ile ilgili olarak davalı ... ve (eşi) ... hakkında silahlı yağma, yaralama suçunu işlediğinden bahisle İstanbul 3. Ağır CM'de açılan 2018/446 E. Sayılı dava sonunda tesis edilen kararın gerekçe kısmında "her ne kadar müşteki parasının sanıklar tarafından zorla alındığını beyan etmiş ise de buna ilişkin her hangi bir delil elde edilemediği gibi sanık Esin'in de olaya karıştığına dair delil elde edilemediği, ...'ın müştekiyi kasten yaraladığı" gerekçesiyle ... hakkında yağma suçundan "beraat" ... hakkında kasten yaralama suçundan "mahkumiyet" hükmü kurulduğu, İstanbul BAM CD'nin 2019/1760 E., 2020/617 K. Nolu 02.03.2020 tarihli ilamı ile hüküm hakkındaki istinaf başurusunun esastan reddedildiği, Yargıtay 6. CD'nce yapılan temyiz incelemesi sonunda da BAM kararı onanmakla hükmün kesinleştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine, Davacıdan alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75 TL'nin istinaf eden davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 26/03/2024