Aramaya Dön

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/422
Karar No
K. 2024/18
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İZMİR

6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/422 Esas
KARAR NO: 2024/18
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 23/05/2023
KARAR TARİHİ: 15/01/2024

Mahkememizde görülen İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesiyle; davalı borçlu hakkında İzmir ....İcra Müdürlüğü ... Esas takip sayılı icra dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emri borçluya tebliğ edilmiş, borçlu yasal 7 günlük süre içerisinde itiraz ettiğini, vaki itiraz sebebiyle icra müdürlüğünce icra takibi durdurulmuş ve itiraz dilekçesi müvekkiline tebliğ edilmediğini, buna göre de yasal 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davası açılması gerektiğini, 4628 ve 6446 sayılı yasalar çerçevesinde, ...

Dağıtım A.Ş.'nin kısmi bölünme yöntemi bölünerek, İzmir ilinde perakende satış faaliyetini yürütmek amacıyla ... Perakende Satış A.Ş. 13.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kuruluş işlemleri tamamlanmış ve ... Dağıtım Anonim Şirketi ise dağıtım faaliyetlerini sürdürmek adına ... Dağıtım A.Ş. unvanı ile devam ettiğini, her iki Şirket birbirinden bağımsız ve ayrı iki tüzel kişilik olarak 01.01.2013 tarihinden itibaren faaliyetlerini sürdürmekte olup, görev ve sorumlulukları ile yetki kapsamları ilgili mevzuat uyarınca ayrıldığını, dağıtım ve perakende şirketlerinin sorumluluk alanları ile görev alanları, yapacakları iş ve işlemler, öncelikle EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği, daha sonra EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ile belirlendiğini, davalı borçlunun, müvekkili şirket yetki alanına dahil olan sayaç okuma görevini ifa ederken elektrik enerjisini Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesine aykırı kullanım yaptığı tespit edildiğini, bu kullanım müvekkili şirket ekipleri tarafından tespit edilmiş ve tutanak altına alındığını, nitekim, tespit tutanakları aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olan belgeler ve etkili deliller olduğunu, davalı borçluya Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesine aykırı elektrik kullanımına ilişkin kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirilmiş ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı borçlu hakkında İzmir ....İcra Müdürlüğü ... Esas takip sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılma zorunluluğu doğduğunu, icra takibine konu borç abonelikten kaynaklı değil haksız fiilden kaynaklı bir para borcu olduğundan ve para borçları da götürülecek borçlardan sayıldığından takibin müvekkili şirketin yerleşim yeri icra dairelerinde açılması ve aynı şekilde de işbu davanın müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İzmir'de ikame edilmesi yasaya uygun olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16.maddesi haksız fiilden kayaklı davalarda zarar görenin yerleşim yerini seçimlik yetki olarak belirlediğinden, müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İzmir mahkemeleri yetkili olacağını, alacak likit olduğundan davalının haksız borca itirazı nedeniyle takip toplamının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, İzmir ....İcra Müdürlüğü ... Esas takip sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet yönünden itirazlarının olduğunu, müvekkilinin davanın tarafı olmadığını, müvekkili ilgili şirketin abonesi olmayıp, ilgili abone ve işyeri sahibi müvekkilinin abisi olan dava dışı ... isimli kişi olduğunu, müvekkili ilgili işyerinde temizlik görevlisi olarak maaşlı olarak çalıştığını, SGK'ya sorulmak suretiyle 2022/01 döneminde ... adına çalıştığı rahatlıkla tespit edilebileceğini, müvekkilinin davacı şirketin kontrol esnasında işyerine geldiğinde abisinin bulunmaması nedeniyle, işçi olarak çalıştığı işletmede, yönetici veya herhangi bir temsilci sıfatı yokken, yalnızca müvekkilinin ismi sorulmak suretiyle, diğer bilgileri Gediz sisteminden çekilerek, kaçak tespit tutanağı tutulmuş, kendisine tutanak dahi imzalatılmadığını, dava dilekçesine ek yapılan tutanakta, müvekkilinin imzası, hatta kişisel bilgileri dahi bulunmadığını, dolayısıyla, davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin davacının üzerine bırakılmasını talep etmiş ve savunmuştur.

Dosyanın dava konusu hususunda ehil elektrik mühendisi bilirkişiye tevdi edildiği, dosya kapsamı, taraf beyanları, uyuşmazlık noktaları da nazara alınmak suretiyle değerlendirilerek ayrıntılı ve açıklayıcı bilirkişi raporu alınmıştır.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE & NETİCE VE KANAAT

Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir. Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.

Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.

TTK’nun 4. maddesine göre; tarafların tacir olup olmadıklarına ve dava konusu edilen işin ticarî nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ticarî dava olarak sayılan dava türleri mutlak ticarî davalar, tarafları tacir olan ve tarafların ticarî işletmesi ile ilgili olan uyuşmazlıklar nispi ticari davalardır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için; uyuşmazlığın her iki tarafının tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticarî işletmesi ile ilgili olması gerekli ve zorunludur. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6102 Sayılı TTK'nın 4. maddesi uyarınca, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava sayılır. Anılan Yasa'nın 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevlidir. Görev hususu yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilip incelenmelidir. Yargıtay 3. H.D. 2018/4288-2018/78854 E.-K. İlamına göre eğer işletme kaynaklı dava var ise davacının sıfatı ve işletme düzeyinin de bu manada tespiti ile esnaf ya da tacir oluşuna göre asliye hukuk yahut ticaret mahkemesinin görevli olacağına hükmetmiştir. "Mahkemece, davacı ... elektrik dağıtımı yapan davalı şirkete başvurarak, gerekli abonelik şartlarını yerine getirmiş ise davalı şirketin bu talebi reddetme hakkı bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, davalı kurumun davacıyla abonelik sözleşmesi yapma zorunluğu olduğundan davacıya elektrik abonesi verilmesine ve elektrik bağlanmasına karar verilmiş, hüküm süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1.Dava; abonelik tesisi istemine ilişkindir. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir.

28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 1.maddesinde kanunun amacı açıklandıktan sonra, “Kapsam” başlıklı 2.maddesinde; “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar..” hükmüne yer verilmiştir.

Kanunun 3.maddesinde; “Mal; Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi kapsar. Tüketici ise, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi ifade eder.” şeklinde tanımlanmıştır. Yine anılan kanunun 3/d maddesinde; “Hizmet; bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan mal sağlama dışındaki her türlü faaliyet” olarak tanımlanmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; kanunun amacı içerisinde, yukarıda tanımları verilen taraflar arasında, mal ve hizmet satışına ilişkin bir hukuki işlemin olması gerekir.

Bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde; tapu kaydında dava konusu abonelik istenen yerin tek katlı kargir işyeri olarak davacı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle taraflar arasındaki ilişkinin 6502 sayılı Kanun kapsamında kalmadığı, olayda 6502 sayılı kanun hükümlerinin uygulanamayacağı ve uyuşmazlığın çözümünün Tüketici Mahkemelerinin görevi içerisinde olmadığı açıktır. 6102 Sayılı TTK.nun 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu'na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.

Hal böyle olunca mahkemece; yukarıda ifade edilen yasa hükümleri ve açıklamalar da dikkate alınmak suretiyle davaya konu edilen uyuşmazlık yönünden genel mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi’nin mi yoksa Ticaret Mahkemesinin mi görevli olduğuna ilişkin araştırma yapılarak sonucuna göre görev konusunda bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile Tüketici Mahkemesi sıfatı ile yargılama yapılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş,bozmayı gerektirmiştir.

2.Bozma nedenine göre davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA," Bu bağlamda artık sadece işyerine ait ihtilafın ticari olduğu kabulü doğru olmayıp işyerinin ve işyeri sahibinini mahiyeti, hüviyeti ve ticari düzeyi itibari ile de esnaf işletmesi haddinde olup olmadığı ehemmiyet arz etmekte olup neticeye göre bir ayrıma gidileceği anlaşılmaktadir. Davalının tacir sıfatının tespiti bakımından Vergi Dairesine, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine, Ticaret Sicili Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereler yazılmış, yazı içeriklerinden Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğünce mükellefiyet kaydının olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğu, Esnaf ve Sanatlar Odası nezdinde kaydının olmadığı, Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde kaydının olmadığı ve davalının tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davacı tarafından açılan itirazın iptaline ilişkin davada, 6102 sayılı TTK nun 4/1 maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağının hüküm altına alındığı, buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerektiği anlaşılmakla, işbu davanın TTK 4/1 maddesi kapsamında nispi ticari bir dava da olmadığı, davanın çözümünde, genel görevli ve yetkili mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğu, mahkememizin görevli bulunmadığı kanaatine varıldığından, dava şartı yokluğundan, davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine gidilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda yazılı bulunan gerekçeye göre; Davaya bakmaya Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olması nedeni ile, davanın göreve ilişkin dava şartı bulunmadığından HMKnın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde taraflarca mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli ve yetkili İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine, yasal süre içerisinde başvuru yapılmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına, HMK 331/2 maddesi gereğince harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, Mahkememiz görevsizlik kararı sonrasında görevli ve yetkili mahkemede yargılamaya devam edilmemesi halinde bu husus belirtilerek mahkememize başvurulması halinde harç ve yargılama giderleri konusunda mahkememizce karar verilmesine, Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yokluğunda; Dair gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 6100 s. HMK'nın 341. v.d.maddeleri gereğince ( 2 ) hafta içerisinde, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi Başkanlığına sunulmak üzere Mahkememize verilecek dilekçe ile istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/01/2024 Katip...

(e-imzalıdır)

Hakim...

(e-imzalıdır)

Karar Etiketleri
REDDİNE YERELHUKUK DIGER Ticaret Hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu 6502 sayılı kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için; Kanunu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 6102 sayılı TTK.nun 12.maddesine "bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla hakla bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır. Anılan Yasanın 11.maddesinde "Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir." 15.maddesinde de " İster gezici olsun ister bir dükkanda veya sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedeni çalışmasına dayanan ve geliri 11.maddenin 2.fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." düzenlemesi bulunmaktadır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 6446 sayılı yasalar çerçevesinde, ... Dağıtım A.Ş.'nin kısmi bölünme yöntemi bölünerek, İzmir ilinde perakende satış faaliyetini yürütmek amacıyla ... Perakende Satış A.Ş. 13.12.2012 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek kuruluş işlemleri tamamlanmış ve ... Dağıtım Anonim Şirketi ise dağıtım faaliyetlerini sürdürmek adına ... Dağıtım A.Ş. unvanı ile devam ettiğini, her iki Şirket birbirinden bağımsız ve ayrı iki tüzel kişilik olarak 01.01.2013 tarihinden itibaren faaliyetlerini sürdürmekte olup, görev ve sorumlulukları ile yetki kapsamları ilgili mevzuat uyarınca ayrıldığını, dağıtım ve perakende şirketlerinin sorumluluk alanları ile görev alanları, yapacakları iş ve işlemler, öncelikle EPDK Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği, daha sonra EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği ile belirlendiğini, davalı borçlunun, müvekkili şirket yetki alanına dahil olan sayaç okuma görevini ifa ederken elektrik enerjisini Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesine aykırı kullanım yaptığı tespit edildiğini, bu kullanım müvekkili şirket ekipleri tarafından tespit edilmiş ve tutanak altına alındığını, nitekim, tespit tutanakları aksi ispatlanıncaya kadar geçerli olan belgeler ve etkili deliller olduğunu, davalı borçluya Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42. maddesine aykırı elektrik kullanımına ilişkin kaçak elektrik kullanım bedeli tahakkuk ettirilmiş ancak herhangi bir ödeme yapmadığını, davalı borçlu hakkında İzmir ....İcra Müdürlüğü ... Esas takip sayılı icra dosyası ile icra takibi başlatılma zorunluluğu doğduğunu, icra takibine konu borç abonelikten kaynaklı değil haksız fiilden kaynaklı bir para borcu olduğundan ve para borçları da götürülecek borçlardan sayıldığından takibin müvekkili şirketin yerleşim yeri icra dairelerinde açılması ve aynı şekilde de işbu davanın müvekkili şirketin yerleşim yeri olan İzmir'de ikame edilmesi yasaya uygun olduğunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu K6446 md.42 K6102 md.4/1 TTK md.4 TTK md.4/1 HMK md.341 HMK md.114/1 K6102 md.5 K6502 md.1 K6102 md.12 HMK md.331/2 K6102 md.4
© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.