2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C. ADANA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/219 Esas - 2022/317
TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
ADANA
ASLİYE TİCARET 2. MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
GEREKÇELİ KARARIN
DAVANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... nolu tesisatın ticari amaçlı kullanıcısı olduğunu, davalının müvekkili şirket bilgisi dışında gerekli yükümlülükleri yerine getirmeden 12.07.2018 tarihli mühürleme tutanağı ve 10.08.2018-17.09.2018 tarihli ''yapılan kontrolde Perakende Satış Sözleşmesiz Kullanım Yapıldığı'' tespit edildiğinden davalı/borçlu hakkında EPDK Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42. Maddesİ gereği kaçak/usulsüz elektrik kullanımı nedeni ile cezalandrılmaya tabi tutulduğunu, davacı borçlu hakkında icra takibi yapıldığını, İlk mühürleme tutanağı ile son kaçak tutunağında kayıtlı endeksler dikkate alınarak bu endekler arasındaki fark üzerinden yönetmelik hükümlerine göre hesaplanan tutar cezai olarak faturalandırıldığını, davalı/borçlunun icra dosyasına yapmış olduğu itirazların tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava; perakende satış sözleşmesi olmadan kullanılan elektrik nedeniyle düzenlenen tutanağa dayalı olarak başlatılan icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığı, Adana 1. İcra Dairesinin 2020/-... esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve %20 oranında icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı talebine ilişkindir.
Adana İcra 1. Müdürlüğünün 2020/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklının ... A.Ş, borçlunun ... olduğu, takibin 4.146,36-TL asıl alacak, 1.707,32-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.853,68-TL ve 3.052,79-TL asıl alacak, 1.337,43-TL işlemiş faz olmak üzere toplam 4.938,28-TL alacak olduğu, borçlunun takibe itirazı ile takibin durdurulduğu görüldü.
Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle taraf ve dava ehliyeti ile sıfat kavramlarının hukukî mahiyetine değinilmesi faydalı olacaktır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukukî ilişkinin sujesi olabilme yeteneğidir. Medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekil olan taraf ehliyetini haiz olup olunmadığı hususu 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre belirlenir. Buna göre medeni haklardan istifade ehliyeti bulunan her gerçek (TMK, m.
8.ve tüzel (TMK, m.
46.kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir (HMK, m. 50). Her gerçek kişi sağ doğmakla, yaşadığı sürece taraf ehliyetine sahip olur. Tüzel kişiliğin ve buna bağlı olarak taraf ehliyetinin ne zaman kazanılacağı ise maddi hukuk normlarıyla belirlenir. Gerçek veya tüzel kişiliği olmayan kuruluş yahut toplulukların taraf ehliyeti de bulunmamaktadır.
Dava ehliyeti;
HMK’nın 51. maddesinde açıkça düzenlenmiş olup; kişinin kendisi veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyetini ifade eder. Dava ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi dava ehliyetine sahip kabul edilmelidir.
HMK’nın 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemede husumet ya da başka bir deyişle taraf sıfatı dava şartları arasında sayılmamıştır. Dava şartının özelliği tıpkı taraf sıfatı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için, varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır.
Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti ise dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir.
Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Zira bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı ancak davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir ve bu durumda dava ret veya kabul ile sonuçlanır. Başka bir anlatımla dava şartların işin esasının incelenmesine engel teşkil eder mahiyetteyken, bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet ehliyetinin) olmadığı belirlenirse, artık taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümüne girilmeden, davanın sıfat yokluğundan reddi gerekir. Sıfat, ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi, davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def’î de teşkil etmediğinden davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re’sen nazara alınması gerekli hukukî bir durumdur (KURU, B.: Hukuk Muhakemeleri Usulü, C.I., İstanbul 2001, s. 1157 vd.).
Hukuk davalarında olduğu gibi icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Eldeki dava ilamsız icra yoluyla gönderilen ödeme emrine vak'i itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 vd. maddelerinde düzenlenen itirazın iptali davalarının müddeabihi, takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacaktır. Bir eda davası mahiyeti taşıyan bu davalar “itirazın hükümden düşürülmesi” ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türüdür.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından takip talebinde ... şeklinde takip başlatıldığı, düzenlenen kaçak tespit tutanaklarından ...'nın ... ismindeki gerçek kişinin kullanmış olduğu bir unvan olduğu, bu unvanın tüzel kişiliğe haiz olunmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde ... tüzel kişiliği varmış gibi bu seferde ... yetkilisi olarak ... gösterilerek itirazın iptali davası açıldığı, davacının husumet yönettiği ... ile takipte borçlu görünen ...'nın farklı kişilikler olduğu, davacının gerek takip talebinde gerekse itirazın iptali davasında husumet olarak ...'a davacıyı yönlendirmesi gerekirken her hangi bir gerçek ya da tüzel kişiliği bulunmayan ... aleyhine takip başlatıldığı, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere öncelikle dava şartlarının değerlendirilmesi gerektiği,
HMK 114-d maddesinde taraf ehliyetinin dava şartı olarak düzenlendiği, her ne kadar itirazın iptali davasında öncelikle usulüne uygun bir icra takibinin bulunması da bir dava şartı ise de bu şartın HMK 114-2.maddesinde düzenlenen diğer kanunlardaki dava şartlarına ilişkin hükümler kapsamında kaldığı, öncelikle HMK 114-1 kapsamındaki dava şartlarının değerlendirilmesi gerektiği, ... yetkilisi ...'ın pasif husumetinin bulunmadığı anlaşılmakla davanın dava şartı yokluğundan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
1.Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine,
2.Karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 80,70-TL den peşin alınan 130,34-TL harcın mahsubu ile bakiye 49,64-TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3.Davalı taraf kendisini bir vekille temsil ettirmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4.Davacının yapmış olduğu masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
5.Fazla yatan avans var ise Adalet Bakanlığı HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesine göre, karar kesinleştikten sonra talep sahibine elektronik ortamda hesap numarası var ise bu numara üzerinden, yok ise PTT aracılığı ile adreste ödemeli gönderilmesine, (gönderme masrafının avanstan karşılanmasına ),
6.Ara buluculuk Bürosu tarafından Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenmesine karar verilen 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin, 6183 sayılı kanuna göre davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe veya zabıt katibine yapılacak beyanla Adana İstinaf Mahkemesi’nin ilgili dairesine gönderilmek üzere Mahkememize yapılacak olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 22/03/2022 Katip ... Hakim ... e- imzalıdır e- imzalıdır