Esas No
E. 2020/2263
Karar No
K. 2024/318
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/2263 Esas

KARAR NO: 2024/318

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 07/03/2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin davalıya 2 ay boyunca emisyon ölçüm analiz hizmeti verdiğini, davalının toplam 6.404,76 TL borcunu ödememesi üzerine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının takipte icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiğini, müvekkili alacaklının yerleşim yeri icra dairesinde yaptıklarından icra dairesinin yetkisine itirazın haksız olduğunu, tarafların ticari defterlerinin incelenmesi halinde borca itirazın da haksız olduğunun görüleceğini ileri sürerek davalının takibe itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın % 20'sinden az olmamak üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP Davalı vekili cevabında; takipte ve davada müvekkilinin yerleşim yeri olan Küçükçekmece İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, ödeme emrinde cari hesap alacağına dayanarak takip başlatan davacının itirazın iptali davasında fatura alacağı bulunduğunu ileri sürdüğünü, müvekkilinin hizmet bedelini davalıya ödediğini ve borcu kalmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili icra takibinden önce temerrüde düşürmediğinden işlemiş faiz talep edilemeyeceğini, alacak bilinebilir ve likit olmadığından icra inkar tazminatı da talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötü niyetli takip nedeniyle alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmişir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; 6.159,60 TL tutarındaki faturanın her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiği ve tarafların defter ve kayıtlarına göre davacının takip tarihi itibarıyla davalıdan 6.159,60 TL alacağı bulunduğu, davalının yargılama sırasında asıl alacağı ödediği, yapılan ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bilgi ve belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 6.159,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faiz yönünden davanın reddine, yapılan 6.159,60 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına, asıl alacağın % 20'si tutarında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; bilirkişi raporunda, müvekkili şirketin davacıya borcu bulunmadığının belirtildiğini, hizmet bedelinin tümünün ödendiğini, davacının mal veya hizmet verdiğini ispatlaması gerektiğini, faturanın müvekkiline tebliğ edilip edilmediğinin araştırılmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamından, davacının 6.159,60 TL asıl alacak ve 245,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 6.404,76 TL alacağın tahsili için davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyasında takip başlattığı, davalının süresinde icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiği, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği, davacının bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali ve takibin devamı için bu davayı açtığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalının yargılama sırasında 6.159,60 TL asıl alacağı ödediği, bu ödemenin infaz aşamasında dikkate alınması gerektiği, işlemiş faiz talep edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile takibin 6.159,60 TL asıl alacak üzerinden devamına, işlemiş faiz yönünden davanın reddine, yapılan 6.159,60 TL ödemenin infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmiştir.Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İstinaf konusu edilen uyuşmazlık; davacının davalıya takip konusu alacağa dayanak hizmeti verip vermediği ve davadan sonra asıl alacak için yapılan ödeme ile borcun sona erip ermeyeceği hususlarında toplanmaktadır.İlk derece mahkemesinde alınan bilirkişi raporunda; tarafların defterlerinin usulüne uygun tutulduğunu ve sahipleri lehine delil vasfına haiz olduğunu, 6.159,60 TL bedelli faturanın her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiğini, davalının davadan sonra 6.159,60 TL'yi ödediğini, davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğüne dair bilgi ve belge bulunmadığını belirtmiştir.

1.Davalı takipte icra dairesinin yetkisine itiraz etmişse de, HMK'nın 10. ve TBK'nın 89. maddesi gereği davacı alacaklının kendi yerleşim yerinde takip başlatması mümkündür. Bu durumda yetkili icra dairesinde takip başlatılması nedeniyle, itirazın iptali davasında özel dava şartı eksikliği bulunmadığından, işin esasının incelenmesine geçilmesi uygun görülmüştür.

2.Davalı, davacının hizmet verdiğini ispatlaması gerektiğini savunmuştur. Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin 2017/1445 Esas, 2018/1438 Karar sayılı kararı) Somut olayda, alacağa dayanak 31/07/2017 tarihli 6.159,60 TL bedelli faturanın her iki tarafın defterlerine kaydedildiği, davalının söz konusu faturaya itiraz etmeyerek defterlerine işlediği anlaşılmaktadır. Anılan faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden davalının, bu fatura nedeniyle mal veya hizmet aldığının kabulü gerekeceğinden, davalının hizmet almadıkları yönündeki istinaf nedeni yerinde değildir.

3.Ayrıca davalının davadan sonra 6.159,60 TL asıl alacağı ödediği anlaşılmaktadır. Ancak yapılan ödeme sadece asıl alacağa ilişkin olup, icra dosyasındaki kapak hesabını kapsayacak şekilde, icra haç, faiz, masraf ve icra vekalet ücreti ödenmiş değildir. Davacı itirazın iptali talebinde, takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faiz, masraf ve vekalet ücreti yönünden de takibe itirazın iptalini talep etmektedir. Bu nedenle yapılan ödemenin infaz aşamasında nazara alınmasına karar verilmelidir. Bu husus Yargıtay 3. HD'nin 20/01/2022 tarih ve 2021/4899 Esas, 2022/228 Karar sayılı kararında; "İtirazın iptali davası devam ederken yapılan ödemelerin borcu tamamen sona erdirip erdirmeyeceğine göre karar değişkenlik arzedecektir. Şöyle ki, dava açıldıktan sonra icra dosyasındaki kapak hesabını da kapsayacak şekilde (icra harç, faiz, masraf, icra vekalet ücreti) borcun ödenmesi halinde “konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde hüküm kurulur. Dava açıldıktan sonra borcun kısmen ödenmesi halinde ise, bu tutar hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin “infaz aşamasında nazara alınmasına” şeklinde ibare düşülür. Dava açıldıktan sonra asıl alacağın tamamen ödenip, icra harç, faiz ve masrafların yatırılmaması halinde davacı tarafın dava dilekçesinde takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek yasal faiz masraf ve vekalet ücreti yönünden itirazın iptalini de istediği nazara alınarak; davalının bu kalemlere itirazı haksız ise, kapak hesabı yapılmaksızın ve miktar belirtilmeksizin yalnızca alacak kalemleri zikredilerek karar verilmelidir. Zira bu itirazların iptaline karar verilmediği sürece alacaklı takip tarihinden ödeme tarihine kadar işleyecek faizi, icra masrafları ve icra vekalet ücretini davalıdan alamaz" ifadeleri ile açıklanmıştır. Buna göre mahkemece yapılan ödemenin hükme bağlanan miktardan düşülmeksizin infaz aşamasında nazara alınmasına karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan nedenlerle ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1.İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/112 Esas, 2019/1025 Karar ve 05/11/2019 tarihli karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1b-1 bendi gereğince esastan REDDİNE, 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulanan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davalı tarafından peşin olarak yatırılan 105,19‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 322,41‬ TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 362/1a Maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.07/03/2024

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog