Aramaya Dön

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Esas No
E. 2023/552
Karar No
K. 2024/220
Karar Tarihi
Karar Sonucu
REDDİNE
Hukuk Alanı
Ticaret Hukuku

T.C. ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ

T.C.

ANKARA GEREKÇELİ KARAR

7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO: 2023/552 Esas
KARAR NO: 2024/220
DAVACI: ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ....
DAVALI: ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ... - ...

Av. ... - ....

DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/08/2023
KARAR TARİHİ: 25/03/2024
KARAR Y.TARİHİ: 26/03/2024

Mahkememizde görülmekte olan menfi tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda aşağıdaki şekilde karar tesis edilmiştir. I-İDDİALAR

1.Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında .... parselde kayıtlı bulunan inşaatın tüm pencere doğramalarının, tüm balkon ve teras kapılarının, camlarının imalatı ve montajı için davalı ile 10.10.2013 tarihinde sözleşme yapıldığını, sözleşme bedelinin KDV dahil 31.000,00 TL olarak belirlendiğini, yapılan iş karşılığı müvekkili tarafından bir takım bonolar verildiğini ancak davalı tarafın sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmediğini, eksik ve ayıplı işlerin tespiti için ....

D. İş sayılı dosyası ile delil tespiti yapıldığını, alınan bilirkişi raporunda inşaattaki meydana gelen hasarların onarılmasının ekonomik olarak uygun olmadığı ve bu haliyle sökülüp yeniden yapılması için gerekli bedelin cam dahil piyasa fiyatının 700.000,00 TL olacağının belirlendiğini, davalı yanın eksik ve ayıplı ifasından dolayı meydana gelen hasarları onarmak için yüksek tutarlar ödemek zorunda kaldıklarını, davalı tarafa banka kanalıyla 3.000,00 TL ve müşteri çekiyle 7.500,00 TL tutarında ödeme yapıldığını, davalı tarafından müvekkili aleyhine .... sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, takip konusu senetlerin taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı olarak davalı verildiğini ancak sözleşmenin davalı tarafça ifa edilmediğini ve zarara uğradığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin müvekkili yönünden iptaline, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II-SAVUNMALAR

2.

Davalı vekili süresinden sonra ibraz ettiği 10.10.2023 tarihli beyan dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, müvekkilinin tacir olmadığını, davacı tarafın takibe kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, müvekkili tarafından sözleşmenin gereklerinin yerine getirildiğini ancak davacı taraf yapması gereken ödemeleri yapmadığını, 2014 yılında takip başlatıldığını, davacının avukat olduğunu, 9 yıl sonra delil tespit raporu aldırılmasının da hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili tarafından pvc montajı yapılan taşınmazın 9 yıldır atıl durumda olduğunu, yapılan işlerin eskimesi ve takılan pvc malzemelerinin yapılanmasının doğal olduğunu, davacı tarafın üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirmediği gibi borcunu da inkar yoluna gittiğini, müvekkilinin bütün yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davacı tarafın ilk takipten 9 yıl sonra müvekkilinin zor durumundan faydalanarak borçtan kurtulmaya amaçladığını belirterek haksız ve kötü niyetli olarak açılan davanın tümüyle reddine, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III-TARAFLARIN ANLAŞTIKLARI ve ANLAŞAMADIKLARI HUSUSLAR

A. Taraflar Arasında Uyuşmazlık Bulunmayan Hususlar

3.Tarafların üzerinde anlaştıkları bir husus bulunmamaktadır.

B. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlık Konuları

4.Taraflar arasında; davalı tarafça davacı aleyhine girişilen .... sayılı takip dosyasına konu senetler nedeniyle, davacının davalı yana borçlu olup olmadığı, taraflarca varlığı inkar edilmeyen 10.10.2013 tarihli sözleşme konusu işin davalı tarafça süresinde ve gereği gibi yerine getirilip getirilmediği, davalının sözleşme konusu işi eksik veya ayıplı ifa ettiğinin varlığı halinde davacının borçlu olmadığı tutarın ne kadar olduğu noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır. IV-ÇEKİŞMELİ VAKILAR HAKKINDA TOPLANAN DELİLLER

5.Tarafların arabuluculuk görüşmelerinin sonuçsuz kaldığına dair arabuluculuk son tutanağı.

6..... sayılı takip dosyası.

7.... D. İş sayılı dosyasının uyap evrakları.

8.Taraflar arasında imzalanan 10.10.2013 tarihli sözleşme örneği.

9.... müzekkere cevabı.

10..... müzekkere cevabı.

11.... müzekkere cevabı. V- DELİLLERİN TARTIŞILMASI, YARGILAMA ve GEREKÇE

12.Dava, taraflar arasında akdedilen eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen ve takibe konua yapılan bonodan ötürü borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

13.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) yürürlüğe girdiği 01.11.2011 tarihinden sonra 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 5. maddesinde 6335 sayılı Kanun ile değişiklik yapılmış ve ticaret mahkemeleri ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki iş bölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olmasının yanında HMK'nın 114. maddesinde açıkça dava şartı olarak düzenlenmiş olduğundan, mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde, asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmez.

14.Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.

15.Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.

16.

TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup, bu maddeye göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medeni Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun mal varlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır.

17.Bu düzenlemeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.

18.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın sırf dava konusunun TTK'da düzenlenmesi nedeniyle ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra ve İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz.

TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.

19.Nispi ticari davalar ise, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır.

TTK'nın 4/1. maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez.

20.Öte yandan TTK'nın 4. maddesinin son cümlesindeki düzenleme nedeniyle yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale ve vedia gibi sözleşmelerden doğan davalarla fikri ve sınai haklara ilişkin davalar da ticari davadır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken, burada sayılan davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması yeterli görülmüştür.

21.Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Eser sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu'nda 470 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup,

TTK'nın 4. maddesinin son cümlesinde düzenlenen ticari davalardan olmadığı gibi eser sözleşmesinin TBK'da düzenlenmiş olması nedeniyle bu sözleşmeden kaynaklanan eldeki davanın mutlak ticari dava niteliği de bulunmamaktadır. Bu halde, eser sözleşmesinden kaynaklanan eldeki davanın ticari dava olarak kabulü için; uyuşmazlık konusunun her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve her iki tarafın da tacir olmasını gerekmektedir.

22.Davacı yan, davalı yan ile .... parsel adresinde bulunan inşaatın tüm pencere doğramalarının, balkon ve teras kapılarının, camlarının imalatı ve montajı için 10.10.2013 tarihli sözleşme imzalandığını, sözleşmesi kapsamında bono imzalayarak davalıya verdiğini, senedin davalı tarafından icra takibine konu edildiğini ileri sürerek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiş, davalı da takip dayanağı bononun 10.10.2013 tarihli sözleşme kapsamında düzenlendiğini kabul ederek, sözleşme konusu işi bitirip teslim ettiğini ve bedele hak kazandığını savunmuştur.

Yani; taraflar arasındaki uyuşmazlık temel borç ilişkisini oluşturan 10.10.2013 tarihli eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Takip ve dava konusu bono bu sözleşme kapsamında düzenlenmiş olup, sözleşmenin delili niteliğindedir.

23.Bu yönüyle eldeki dava;

TTK'nın 4'üncü maddesinde sayılan davalardan olmadığı gibi, mutlak ticari davalardan da değildir. Davalı yan, ticaret sicilinde gerçek kişi tacir olarak kayıtlı ise de, davacının ticaret sicilinde kaydının bulunmadığı,

TTK'nın 12'nci maddesinde sayılan tacir kişilerden olmadığı anlaşılmıştır. Bu halde, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleridir. Açıklanan nedenlerle davanın,

HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca usulden reddine, süresinde ve istek halinde dosyanın HMK'nın 1. ve 20. maddeleri uyarınca, görevli .... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. VI-HÜKÜM

1.Davanın, mahkemenin görevli olması dava şartı yokluğu nedeniyle HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin .... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine,

2.HMK 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde taraflarca müracaat edilmesi halinde dava dosyasının görevli ..... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,

3.HMK 331/2 maddesi uyarınca harç ve yargılama gideri hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,

Dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı yapılan inceleme sonucunda HMK 345. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren .... Mahkemesine ya da buraya gönderilmek üzere istinaf edenin bulunduğu yer İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yasa yolu açık olmak üzere 25.03.2024 tarihinde verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 25/03/2024 Katip ...

(e-imzalıdır)

Hakim ...

(e-imzalıdır)

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.

İçtihat Pro Blog