5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2008/14953 E. , 2012/133 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Tayin olunan ceza miktarına göre, sanık ... yönünden ayrıca süresinden sonra olduğu anlaşılan, sanıklar ... ve ... ... müdafiilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Halk Bankası ... Şubesi'nde Müdür Yardımcısı olarak çalışan sanık ... ve aynı yerde amir olarak çalışan sanık ...'ın banka veznedarı ...'in 23/11/1997 tarihinde vefat etmesinden sonra kasada yapılan sayımda 9.500.000.000 TL açığın tespit edilmesi üzerine bu açığı kapatmak amacıyla banka müşterisi olan ... AŞ'nin kredi hesaplarından 24/11/1997 tarihli 8.000.000.000 TL ve 1.500.000.000 TL'lik ödeme fişlerini düzenledikleri, sanık ...'nin ayrıca banka müşterileri olan ... , ... , ..., ... ve ... adına düzenlediği kredi sözleşmelerine dayanarak 00/07/1999 ve 31/03/2000 tarihleri arasında toplam 22.297.500.000 TL'yi kullandığı, sanık ...'in ise ... firması ve ... Tic. Ltd. Şti. hesaplarından toplam 6.175.000.000 TL'yi çektiği ve yargılama aşamasında hükümden önce sanıklar tarafından banka zararının giderildiği hususlarının anlaşılması karşısında;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04/05/2010 gün ve 2009/7-223 Esas, 2010/104 Karar ve 08.02.2005 gün ve 2004/5-146 Esas, 2005/7 Karar sayılı Kararlarında vurgulandığı üzere;
25/11/2000 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4603 sayılı Yasa'nın 1. maddesinin 2 ve 5. fıkraları uyarınca, Türkiye Halk Bankası, T.C. Ziraat Bankası ve Türkiye Emlak Bankası ile birlikte özel hukuk statüsüne tabi tutularak anonim şirket haline dönüştürülmek suretiyle, personeli hakkında 233 ve 399 sayılı KHK'lerin uygulanması olanağı ortadan kaldırılmış, bu suretle de anılan banka personelinin memur gibi cezalandırılmaları olanaksız hale getirilerek, bu personelin zimmet ve nitelikli zimmet eylemleri nedeniyle 765 sayılı TCK'nın 202. maddesinin tatbik yeteneği ortadan kaldırılmış ise de, anılan değişiklikle banka mensuplarının bu tür eylemleri suç olmaktan çıkarılmamış, banka aleyhine gerçekleştirdikleri zimmet ya da nitelikli zimmet eylemleri 4389 sayılı Bankalar Yasası'nın 22. maddesinin 3. fıkrası ve 01/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Yasası'nın 160. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile yaptırım altına alınmış olması karşısında 25/11/2000 tarihinden itibaren Türkiye Halk Bankası personelinin zimmet suçlarında 4389 sayılı Yasa'nın 22 ve 5411 sayılı Yasanın 160. maddeleri, 25/11/2000 tarihinden önce işlenen zimmet suçlarında ise 4389 ve 5411 sayılı Yasaların anılan maddeleri ile 765 sayılı TCK'nın 202. maddesi uyarınca değerlendirme yapılıp, lehe olan yasa hükümleri uygulanarak hüküm kurulması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken uygulanma olanağı bulunmayan 5237 sayılı TCK uyarınca yazılı şekilde hüküm tesisi,
Kabule göre de;
Sanıkların lehine olduğu kabul edilen 5237 sayılı TCK'nın 212. maddesindeki “sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur” şeklindeki düzenleme uyarınca sanıkların eylemlerinde sahtecilik suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve sahteciliğin varlığının kabulü halinde bu suçtan da mahkümiyet hükmü kurularak, buna göre lehe yasanın belirlenmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
TCK'nın 53/3. maddesi uyarınca sanıkların sadece kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmalarına ilişkin hak yoksunluğunun koşullu salıverme tarihinden itibaren uygulanamayacağı gözetilmeksizin altsoyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesinde sayılan hakları kullanmaktan şartla tahliye tarihine kadar yoksun bırakılmalarına hükmedilmesi, Özel hukuk hükümlerine tabi tüzel kişi olan Halk Bankası A.Ş.'nin yöneticisi ve deneticisi olmayan sanıklar hakkında TCK'nın 53/5. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanıklar müdafiileri ve katılan vekiilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 19/01/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.