5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2011/9964 E. , 2012/3329 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: Sanık hakkında 25/01/2007 tarihli mühür bozma eylemi hakkında 2007/1845 soruşturma no ile kamu davası açıldığından tebliğnamenin 2 numaralı bendinde açılmış bir dava olmadığına ilişkin görüşe iştirak edilmemiştir.
Zincirleme suçlarda iddianamenin tanzimi ile hukuki kesinti oluştuğu ve zincirleme eylemin sona erdiği, bundan önce işlenen eylemler arasında teselsül bulunabilir ise de, dava açıldıktan sonra işlenen suçların ayrı ve bağımsız suç niteliğinde olduğunun kabulü gerektiği, suça konu olayda, birleştirilen 3 ayrı dava bulunmasına rağmen, müşteki kurumca düzenlenen suç duyurusu yazılarında sanık hakkında aynı işyeri ile ilgili olarak ilk mühürlemenin yapıldığı 14/04/2004 tarihinden sonra 10 defa daha mühürleme ve mühür bozma tutanaklarının düzenlendiğinin belirtildiği dikkate alınıp açılan bu kamu davalarının akıbeti araştırılıp, derdest olanlarının birleştirilmesi, kesinleşenlerin de onaylı örneği alındıktan sonra eylemler arasındaki hukuki kesintinin oluşup oluşmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı saptandıktan sonra bir karara varılması gerektiğinin düşünülmemesi,
Kabule göre de;
Suça konu olayda, birleştirilen 3 ayrı dava bulunmakta ve bunlardan 24/07/2007 günlü iddianameden önce işlenen 10/03/2005, 15/04/2005, 16/05/2005, 20/11/2006 tarihli eylemlerin kendi aralarında zincirleme nitelikte tek suç olup, bu durumda sanığın 5237 sayılı TCK'nın 203/1, 43/1 maddeleri uyarınca, açılan birden fazla dava ve suç tarihleri gözetilerek, sanığın kastının yoğunluğuna göre, cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespiti ve zincirleme suç hükümleri uyarınca yapılacak artırımın, asgari oranın üstünde belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek, iki ayrı suç olduğun kabulü ile yazılı şekilde uygulama yapılması,
Sanık hakkında 10/03/2005, 15/04/2005, 16/05/2005 tarihlerinde işlediği iddia edilen mühür bozmalar ile ilgili olarak aynı mahkemenin 2007/456 Esas, 2007/68 Karar nolu dosyasının bulunduğu ve UYAP da yapılan sorgulamada Yargıtayca onanarak kesinleştiği anlaşılmakla bu dava dosyasının getirtilerek aynı suç tarihlerindeki eylem ile ilgili 2007/2185 soruşturma no ile açılan davanın mükerrer olup olmadığı hususunun tartışılmaması, Sanık hakkında 765 sayılı TCK'ya göre tekerrür hükümleri uygulandığı halde, 5237 sayılı TCK'dan uygulama yapılırken tekerrür hükümlerinin neden uygulanmadığı tartışılmadan ve tekerrüre esas alınan aynı mahkemeye ait ilamın kesinleşme ve infaz şerhli sureti getirtilmeden karar verilmesi,
TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca 1/4 oranında artırım yapılmasına rağmen hükümde 1/6 oranında artırım yapıldığının yazılması,
Sanık hakkında 765 sayılı TCK'nın uygulanması sırasında sanığın yeniden suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat olmadığından verilen cezanın 647 sayılı Kanunun 6. maddesi gereğince ertelenmesine yer olmadığına ve aynı gerekçe ile de hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesine karşın, 5237 sayılı TCK'nın uygulanması sırasında ise sanığın tekrar suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat olduğu gerekçesi ile verilen cezanın aynı Kanunun 51. maddesi gereği ertelenmesine karar verildiği halde bu sefer sanığın tekrar suç işlemeyeceğine dair olumlu kanaat olmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilerek çelişkili hükümler kurulması, Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, 05/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.