Esas No
E. 2021/7132
Karar No
K. 2024/7
Karar Tarihi
Karar Sonucu
ONANMASINA
Hukuk Alanı
Ceza Hukuku

12. Ceza Dairesi         2021/7132 E.  ,  2024/7 K.

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

DAVA: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
DAVA TARİHİ: 13.01.2017
HÜKÜM: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret

İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.

Davacı vekili 13.01.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Ankara 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2016/589 sorgu sayılı kararıyla 20/07/2016 tarihinde tutuklandığını ve halen Sincan Cezaevinde olduğunu, müvekkilinin tutuklanmadan önce KKK Personel İşleri Dairesinde kayıt kabul subayı olarak görev yaptığını, müvekkilnin 15 Temmuz 2016 tarihli darbe teşebbüsüne evinde ailesiyle otururken saat 22:30 sıralarında telefonla çağrılarak zorla dahil edildiğini, olay sırasında kimseye ateş etmediğini, kimseye zarar vermediğini, Anayasa'nın 19. maddesi gereği tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılması isteme hakları bulunduğunu,

CMK'nın 141/d maddesinin, adli tedbir kapsamında tutuklu olan kimse hakkında bekletmeksizin kovuşturma aşamasına geçilmesini zorunlu kıldığını, müvekkilinin 5 aydır tutuklu olduğunu ve halen yargılama mercii önüne çıkarılmadığını, tutuklama kararı vermeye yetecek delilin iddianame hazırlamak için de yeterli olduğunu, tutuklu kişilerin uzun süre yargılamalarının yapılacağı mahkeme önüne çıkarılmamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin adil yargılanma başlıklı 6. maddesinin ihlali anlamına geldiğini, müvekkili hakkında verilen aylık inceleme kararlarının gerekçesiz olarak hazırlandığını belirterek her bir hak ihlali için 100.000,00 TL olmak üzere toplamn 300.000,00 TL manevi tazminatın hak ediş tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesine karar verilmesini, Anayasaya aykırılık iddialarının ciddiye alınarak somut norm denetimi yoluyla Sulh Ceza Hakimliklerinin kurulmaları ile ilgili kanun maddelerinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.

2.

Davalı vekili 14.02.2017 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacının halen tutuklu olduğunundan, savcılıkça verilmiş takipsizlik kararı veya açılan olan bir kamu davası neticesinde beraatine ilişkin herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığından usul ve yasaya aykırı olarak açılan davanın reddini, talep edilen tazminat miktarının çok fahiş olup usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

3.Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin, 02.03.2017 tarihli ve 2017/40 Esas, 2017/51 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

4.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/4329 Esas, 2019/2204 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

5.Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 06.10.2021 tarihli, temyiz isteminin esastan reddi görüşünü içerir Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Davacının temyiz sebepleri Davanın kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir. III. DAVA KONUSU Temyizin kapsamına göre;

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü

Cumhuriyet Başsavcılığının soruşturma esnasında sanıkların sayısı, olayın boyutu, toplanacak evrakların ve delillerin yerleri, elde edilme süreleri ile doğru orantılı olarak dava açılmasında sürenin uzadığının malum olduğu, aksi düşünüldüğünde hiç bir zaman bu çeşit soruşturmaların yapılamayacağı, davaların açılamayacağı ve bu nedenle adaletin tecelli edemeyeceği, toplumun kaosa sürükleneceğinin şüphesiz olduğu belirtilmiştir.

Somut olayın ise ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde vuku bulan darbe teşebbüsüne ilişkin olduğu, davacının söz konusu tarihte KKK da görevli subay olduğu, kendi beyanına göre de gece telefon ile çağrılması üzerine karargaha gittiği, daha sonra davacının sübut bulduğu tesbit edilecek eylemlerinin neler olduğu, bu eylemlerindeki kastının neler olduğu, kastının darbe teşebbüsünde bulunanlarla aynı yönde mi olduğu, karşı yönde mi olduğu, aynı yönde ise eylemlerinde suç oluşup oluşmadığının araştırılması gereken durum olduğu, bu araştırmaların ise gizli yapılmasından daha doğal bir durumun söz konusu olmadığı, Cumhuriyet Başsavcılığının bu soruşturmada şüpheli sayısının 266 kişi olduğunun bildirildiği tespit edilmiştir.

Somut olayın değerlendirilmesinde henüz soruşturmanın tamamlanamamış olmasının makul olduğu, sebebinin yukarıda izah edilen sebepler olduğu kanaatine varılmıştır.

Davacı vekili, mevcut şartlarda sulh ceza hakimliklerinin işlevlerini yerine getiremediğini, bunu düzenleyen yasanın anayasaya aykırı olduğunu, bu konunun Anayasa Mahkemesine taşınmasını istediği, ne var ki bu konuda daha önce başvuru yapılmış ve talebin reddine karar verilmiştir.

Artık on sene süre ile aynı konuda anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine müracaat etme imkanı bulunmamaktadır. Ayrıca, söz konusu davacının iddiası iş çokluğu karşısında sulh ceza hakimliklerinin sayısının yetersiz kalmış olmasına dayanmakta olup bu hususu anayasa aykırılık teşkil etmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE

Tazminat talebinin esasını oluşturan Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 20.07.2016 tarih 2016/589 sayılı kararı ile davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan tutuklandığı, davacının 5271 sayılı Kanun'un 141 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde düzenlenen “Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen," hükmü uyarınca tazminat talebinde bulunduğu, tutuklama tarihi itibariyle davanın yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'a tabi olduğu anlaşılmıştır. UYAP üzerinden yapılan incelemede davacı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 17.04.2017 tarih, 2016/103582 soruşturma, 2017/11989 Esas numaralı iddianame düzenlendiği tespit edilmiştir.

Davacının temyiz sebepleri yönünden;

Davacının Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan 20.07.2016 tarihinde tutuklandığı, soruşturma dosyasında 267 şüphelinin bulunduğu, soruşturma dosyasında şüpheli sayısının fazla olması, yürütülen soruşturmanın terör soruşturması olması, olayın niteliği ve karmaşıklık düzeyi göz önünde bulundurulduğunda davacı hakkında makul sürede iddianame düzenlenerek yine makul sürede hakim önüne çıkarıldığı, yasal tutukluluk süresinin aşılmadığı, mahkemece dava dosyası getirtilerek tahliye taleplerinin ve tutululuk değerlendirmelerinin usulüne uygun yapıldığının tespit edildiği, bu haliyle tazminat koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davacının temyiz istemi yerinde görülmemiştir.

V. KARAR

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2019/4329 Esas, 2019/2204 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.01.2024 tarihinde karar verildi.

© 2026 İçtihat Pro — ictihatpro.com  |  Bu belge bilgilendirme amaçlıdır. Resmi belge niteliği taşımaz.