5. Ceza Dairesi
5. Ceza Dairesi 2009/12018 E. , 2012/8171 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelendi;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 12/02/2008 gün ve 2007/9-230 Esas, 2008/23 sayılı Kararı ve hükmolunan ceza miktarı gereğince sanık ve müdafiin yasal süresinden sonra vaki duruşmalı inceleme isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verildikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 92. maddesindeki “Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşlerine Ait Yönetmeliğin, bu Yönetmeliğe aykırı olmayan hükümleri adli yargı ilk derece ceza mahkemeleri yazı işlerinde de uygulanır.” şeklindeki düzenleme gözetilerek, zabıt katiplerinin parasal konulara ilişkin hukuki statülerini düzenleyen Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşleri Yönetmeliğinin 16/1. maddesindeki “Tutanak yazıcıları, mübaşirler bir muamelenin yapılması için ödenmesi gerekli harç ve masrafları iş sahiplerinden alamazlar”, aynı Yönetmeliğin 17. maddesinde ise “Harç ve yargılama masraflarının tahsili işi kendisine verilmiş olan kalem şefi (yazı işleri müdürü) veya muavini vazife sebebiyle yerlerinden ayrıldıkları zaman iş sahiplerinin beklememesi için tedbir alırlar, bu tedbirleri reis veya hakimin tasvibine arz ederler.” hükmü karşısında zabıt katiplerinin mahkeme hakimince görevlendirilmedikleri sürece harç ve masraf alma yetkilerinin bulunmadığı, zimmet suçunun faile görevi nedeniyle tevdi olunan veya koruma ve gözetim sorumluluğu altında bulunan para, mal ve sair kıymetleri kendisi veya başkası yararına mal edinmesiyle oluştuğu, dava konusu olayda ise sanığın, 2802 sayılı Yasanın 114. maddesi gereğince Osmaniye Adli Yargı Adalet Komisyonu tarafından mutemet olarak görevlendirilmediği anlaşıldığından, soruşturma evresinde alınan ve samimi görülen savunmasıyla, herhangi bir itirazda bulunmadığı 14/02/2007 tarihli bilirkişi raporunda uhdesinde bulunduğu belirtilen ve hakkında dava konusu edilen 15.743,96 TL tutarındaki para görevi nedeniyle kendisine tevdi edilmiş sayılamayacağından, muhafaza ve denetim görevi bulunmadığı bu paraları mal edinmesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin zincirleme biçimde hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğu gözetilmeden hatalı nitelendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; Yasal koşulları bulunduğu halde sanık hakkında TCK'nın 43. maddesinin uygulanmaması, 19/12/2010 tarihinde yürürlüğe giren 6086 sayılı Yasanın 1. maddesi ile TCK'nın 257/1-2. madde-fıkralarında yer alan “kazanç” sözcüğünün “menfaat” olarak değiştirilmesi, bu fıkralarda öngörülen cezaların alt ve üst sınırlarının indirilmesi karşısında TCK'nın 7/2. madde-fıkrasındaki “suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur” hükmü gözetilerek, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu, Kanuna aykırı, C.Savcısı, katılan vekili ve sanık ile sanık müdafiilerin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/07/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.