12. Ceza Dairesi
12. Ceza Dairesi 2022/265 E. , 2024/32 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edilebilir olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 142 nci maddesinin sekizinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Davacı 13.04.2016 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/253 esas 2010/135 karar sayılı dosyasından suç örgütüne üye olmak suçundan dolayı 05/11/2006 - 31/03/2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı, İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2004/253 esas 2010/135 karar sayılı dosyasından suç örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verildiği,diğer suçlar yönünden yargılamanın Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinde devam ettiği, bu olaydan dolayı 05/11/2006 - 31/03/2010 tarihleri arasında tutuklu kaldığı ve verilen 5 yıl hapis cezasınun bu haliyle kesinleşmiş olsa bile yatmış olduğum cezanın infazından fazla olduğu, haksız yere tutukta kaldığı günler için maddi ve manevi zarara uğradığından 164.000TL maddi, 100.00TL manevi tazminat, talep etmiştir.
2.Davalı vekili 01.06.2016 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın yasal süre içerisinde açılıp açılmadığının mahkemece re’sen incelenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminatın yüksek olduğunu ayrıca davacılarıın kendi kusurlu ve ihmali hareketleri sonucu tutuklanmasına sebebiyet verdiklerini, aynı konu ve haksız tutuklama nedenine dayalı olarak davacı hakkında birden fazla dava açılıp açılmadığının tespitinin gerektiğini, dava konusu tazminata faiz yürütülmesi isteminin hukuka ve hakkaniyet ilkesine uygun olmadığını savunarak davanın reddini, talep etmiştir.
3.Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.12.2017 tarihli ve 2016/101 Esas, 2017/426 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
4.Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 08.02.2018 tarihli ve 2018/220 Esas, 2018/420 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davacının istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
5.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 05.01.2022 tarihli tebliğnamesi ile davacının temyiz isteminin dava ehliyeti bulunmadığından reddini talep edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Davacının temyiz istemi; Karara itiraz ettiğini, dava dilekçesinde belli olan süreler yönünden sürelerin geçtiği gayet açıkken yargılamanın yapılması ve vekalet ücretinin tarafına yüklenmiş olmasının haksızlık olduğunu, kararın bozulması gerektiğini, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Davacının tazminata esas İzmir(kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/253 Esas – 2010/35 Karar sayılı ceza dosyasında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan 05.11.2006 - 31.03.2010 tarihleri arasında gözaltı ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda suç işlemek amacıyla örgüt kurmak beraatine karar verilip, hakkındaki diğer suçlar olan yağma, tehdit, hürriyeti tahdit, 6136 sayılı yasayı muhalefet suçlarından açılan kamu davalarında ise; bu davaların mahkemelerinin görevine girmediğinden görevsizlik kararı verilerek dosyanın Antalya Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine dair 12.05.2010 tarihinde sanık ... ve müdafilerinin yüzüne karşı karar verildiği, dosyanın görevsizlik kararı sonucunda Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/124 esasına kaydedildiği, mahkemece 15.12.2011 tarih ve 2011/124 esas - 2011/465 karar sayılı karşı görevsizlik kararı verildiği, bu kararında Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 10.07.2012 tarih 2012/8433 esas - 2012/8020 karar sayılı ilamı ile kaldırılması sonucunda Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/484 esasını aldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 15.12.2015 tarih 2012/484 esas 2015/480 karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında mağdur Kemal Onka'ya karşı birlikte tehdit suçunu işlediği sabit görülmekle 2 yıl 6 ay hapis cezası, sanık ... 'in mağdur Hüseyin Onka'ya karşı birlikte tehdit suçundan eylemine uyan 2 yıl 6 ay hapis cezası verildiği, ...'in mağdur Erdal Uydur'a karşı tehdit ve yağma suçlarını işlemediğinden ayrı ayrı bu suçlardan beraatine, ...'in mağdur Özgür Ceylan'a karşı tehdit ve hürriyetten yoksun kılma suçlarından delil bulunmadığından beraatine karar verildiği, kararın Sanık ... vekilince 15.12.2015 tarihine temyiz edildiği, dosyanın Yargıtay'da olduğu, davacının dava dilekçesine konu ettiği İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/253-2010/135 esas ve karar sayılı beraat kararının 12.05.2010 tarihinde veirldiği, beraat kararının kesinleşmesi ile görevsizlik ilamının Antalya 2. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilerek 2012/484 esas numarasını aldıktan sonra 08.11.2012 tarihli celsede sanık sıfatıyla davacının beyanına başvurulduğu, davacının davasını ise 11.04.2016 tarihli dilekçesi ile aynı tarihte cezaevi idaresine verdiği, bu haliyle 5271 sayılı Kanun 142 inci maddesinin birinci bendinde düzenlenen 1 yıllık süre geçtikten sonra açtığı anlaşılmakla yasal süresinde açılmayan davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince verilen kararla ilgili olarak, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE
Tazminat talebinin dayanağı olan İzmir(kapatılan) 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/253 Esas – 2010/35 Karar sayılı ceza dosyasında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan 05.11.2006 - 31.03.2010 tarihleri arasında 1242 gün tutuklu kaldığı iddia olduğu, yapılan yargılama sonunda davacı sanık ve müdafinin yüzüne karşı suç işlemek amacıyla örgüt kurmak suçundan 12.05.2010 tarihinde beraatine hükmedildiği ve davanın 5271 sayılı Kanuna tabi olduğu anlaşılmıştır.
Anayasa Mahkemesinin 22.03.2023 tarih 2022/105 Esas, 2023/54 Karar sayılı kararında ".. Kural ile özgürlüğü bağlayıcı bir ceza nedeniyle hükümlünün, özellikle şahsi ve mal varlığıyla ilgili bazı hukuki işlemleri yapamayacağından kendisine kanun gereğince mutlak olarak vasi atanmasıyla korunması amaçlanmaktadır. Ancak bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan kişilerin ayırt etme gücünü haiz ve herhangi bir vasi atanmaksızın kendi işlemlerini yürütebilecek durumda oldukları açıktır. Dolayısıyla hükümlü, kendi işlemlerini görebilecek durumda olup olmadığı değerlendirilmeksizin kendisine vasi atanmasıyla kural olarak vasinin rızası olmadıkça kendi işlemleriyle borç altına giremeyecek, özellikle mal varlığıyla ilgili kimi işlemlerde vesayet ve denetim makamlarının izni gerekecek, kişiye sıkı sıkıya bağlı nişanlanma ve evlenme gibi işlemler için dahi öncelikle vasinin rızası aranacak, kefalet, vakıf kurmak, önemli bağışlarda bulunmak için vasinin onayı olsa da herhangi bir işlem yapamayacaktır. Böylece hükümlünün şahsi gözetimi ve mal varlığının idaresi adına özel hayatın korunması ve mülkiyet haklarına büyük ölçüde sınırlama getirilmektedir. Bu bağlamda kuralla hükümlünün gerçekten korunmasını gerektiren durumların bulunup bulunmadığının araştırılıp ancak böyle bir durumun varlığı hâlinde vesayet kararı verilmesi hususunda mahkemeye takdir hakkı tanınmamakta ya da ihtiyaçları dikkate alınarak hükümlünün ergin ve ayırt etme gücünün bulunması nedeniyle vesayete göre kişinin ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar koruma sağlayan yasal danışmanlık ve kayyımlık atamasına imkân sağlanmamaktadır. Dolayısıyla kuralın ulaşılmak istenen amaç bakımından sınırlamanın zorunlu olmadığını, diğer bir ifadeyle aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olduğunu göstermektedir. Bu nedenle kuralla hükümlüye zorunlu olarak vasi atanmasının hükümlünün korunması amacı bakımından gerekli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır..." belirtildiği, bu karar ile davacının hükümlü olması nedeniyle dava ehliyeti bulunduğundan temyiz talebinin reddine gerektiğine yönelik tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir. Davacının temyiz talebi yönünden;
Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.03.2007 gün ve 2 Esas, 63 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davalarında, ancak davanın tamamen reddi halinde davalı lehine vekalet ücretine hükmedileceği, somut olayda da davalının davayı vekili aracılığıyla takip edip davanın reddi kararı verildiğinden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesinin, 08.02.2018 tarihli ve 2018/220 Esas, 2018/420 Karar sayılı kararında davacı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.01.2024 tarihinde karar verildi.