5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İZMİR
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte bulunan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılamasının sonunda;
İDDİA:
Davacı vekili mahkememize verdiği 26.01.2022 tevzi tarihli dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin, hafif beton ürünleri üretip satışını yaptığı, davalı firmanın taşımacılık işi yaptığını, davaya konu ...04.2021 tarihli taşımanın, taşınan ürünlerin kullanılamayacak hale geldiğini, mevcut zararın talep edildiğini, zarara ilişkin olarak İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin, davacı şirketin hafif beton ürünlerini taşıma yükümlülüğü altına girdiğini, 215 adet muhtelif ebatlarda taş saksıların taşındığını, söz konusu saksıların teslimi aşamasında köşe kısımlarında darbe alması ve hasarlı hale gelmesi sebebiyle müvekkili hakkında icra takibi yapıldığını, zararın oluşmasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, icra dairesinin vermiş olduğu yazıya göre masraf yapılmadığından davalı borçluya ödeme emri tebliği yapılmadığının bildirilmiş olduğu, itiraz şartı gerçekleşmediğinden davanın usulden reddinin gerektiğini, esasa ilişkin olarak hasarın ürünlerin hatalı ambalajından kaynaklandığını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, bu hususun ekspertiz raporunda belirtildiğini, yükün boşaltılması aşamasında hasar oluşmadığını, yetersiz ambalajlamada müvekkilinin sorumlu olmadığını, talep edilen alacak tutarının ve faiz talebinin fahiş olduğunu, davanın ... Sigorta AŞ'ne ihbarının gerektiğini belirterek davanın reddini talep etmiş olduğu görüldü.
DELİLLER
Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı takip dosyası, faturalar, irsaliye, arabuluculuk anlaşamama tutanağı, tanık, cari hesap ekstreleri, bilirkişi incelemesi ve sair hususları delil olarak bildirmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; İzmir ... İcra Dairesinin ... Esas numaralı dosyası, İstanbul Anadolu ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası, 15.10.2021 tarihli ekspertiz raporu ve ekleri, ... Sigorta ... hasar dosyası, müvekkile ait sigorta poliçesi, tanık, bilirkişi incelemesi, keşif, taraflara ait ticari defterler, fatura ve irsaliyeler, keşif, yemin ve sair hususları delil olarak bildirmiştir. İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosya sureti celp edilmiş, incelenmesinde dosyamızla ilgili olduğu görülmüştür.
İNCELEME VE GEREKÇE
Delillerin toplanmasından sonra mahkememizin 03.03.2023 tarihli ara kararı ile bilirkişi incelemesine karar verilmiş, 14.07.2023 havale tarihli raporunda, davaya konu taşıma işi bakımından davalı ... Taşımacılık firmasının taşıyıcı, ... firmasının gönderen ve ... Mimarlık İnşaat Tur. Tek. Çiç. Ltd. Şti. firmasının ise alıcı olduğu, taşımaya konu emtianın davalı taşımacıya teslim edildiği konusunda bir ihtilaf bulunmadığı, dolayısıyla yapılan yüklemenin (aktarım) davalıya bırakıldığı, bu durumda yükleme işinin taşıma sözleşmesine dahil edildiği ve taşıma esnasında meydana gelen hasardan taşıyıcı davalı ... firmasının sorumlu olduğu, bu sorumluluktan ancak 876. maddedeki genel ve/veya 878. maddede belirtilen özel sorumluluktan kurtulma gerekçelerinden herhangi birinin ispatlanması halinde sorumluluktan kurtulabileceği, dava konusu olayda beton saksıların üst üste konulması suretiyle yaklaşık ikişer metrelik bloklar halinde istiflendiği ve her 2 metrelik bloğun bütün olarak ambalaja sarıldığı, davalının aktarım merkezinde yapılan forklift yüklemesi esnasında yüksekliğin etkisiyle devrilerek hasar gördüğü, hasarın saksıların devrilebilme koşullarını gözetmeden üstüste dizilerek istiflenmesi ve bu şekilde ambalajlanması sonucunda meydana geldiği, bu durumda davalı, emtianın kendisine davacı gönderen tarafından 2 metrelik bloklar halinde istif edilmiş ve bu halde ambalajlanmış şekilde teslim edildiğini, kendisinin ambalajlı saksılara hiçbir müdahalede bulunmadan yükün aktarımı gerçekleştirdiğini, yüklemenin uygun bir şekilde yapıldığını ve forklift operatörünün aktarmadaki yükleme esnasında herhangi bir yükleme kusurunun olmadığını kanıtladığı takdirde 878. Madde kapsamında sorumluluktan kurtulmasının mümkün olacağı, dava dosyasında, bu minvalde herhangi bir kanıtın mevcut olmadığı, zira, emtianın ilk yükleme yerinden, davalı taşıyıcının aktarım merkezine nakliyesi ve teslimine ilişkin herhangi bir delil bulunmadığı, diğer taraftan, davalı taşıyıcı tarafından emtianın kendisinin yüksek istif halinde yapılmış ambalajlar halinde halde teslim edildiğini, kendisinin ambalaj ve istife bir müdahalesinin olmadığını, yaptığı yüklemenin hasara hiçbir katkısının olmadığını ve forklift operatörünün hatasının bulunmadığını kanıtlasa dahi, yerleşik Yargıtay içtihatlarında yola ve yüke uygun istif ve ambalaj yapma sorumluluğu gönderene ait olsa bile (ki bu davada yükleme bizzat davalı tarafından yapılmıştır) nakliyeyi yapan taşıyıcıların yol şartları, iklim şartları, ulaşım süresini en iyi bilen kişi konumunda olduğu ve emtiayı yerine sağlam olarak ulaştırma mükellefiyeti nedeniyle ambalaj ve istifin doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etme, gözetme, yolun şartlarına aykırı yükleme olması halinde bunu göndericiye bildirmekle yükümlü olduğu, bu bildirimi yapmasına rağmen gönderici aksine davranıyor ise, sevk evrakına şerh düşmek suretiyle ancak sorumluluktan kurtulabileceği, taşıyıcının yüklemeyi- istifi kontrol ve nezaret yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığı takdirde yanlış ambalaj ve istif sonucu oluşan hasardan gönderenle birlikte müterafik kusurlu sayılması gerektiği şeklindeki görüşün istikrar kazandığı ve taşıyıcıların kusur oranlarının %25 ila %50 arasında belirlendiği (Bkz: Örneğin Yargıtay 11. H.D; Esas:2015/5326 Karar:2016/2409, Esas:2014/12388 Karar:2014/18690, Esas:2015/10599 Karar:2016/5173, Esas:2014/19167 Karar:2015/1264, Esas:2020/1869 Karar:2021/1757, Esas:2019/4882 Karar: 2019/8088,Esas:2014/13668 Karar:20084, Esas:2022/3467 Karar:2022/6446), özellikle bu dava bakımından ambalaj içindeki istifin davacı tarafından yapıldığı ve aktarım merkezinde davalının bu hususta hiçbir hatasının bulunmadığı kanıtlansa dahi dorseye yapılan yüklemenin davalı tarafça yapıldığı, dolayısıyla ambalaj ve istif şeklinin davacı tarafça açıkça bilindiği hususunun kusur oranı tespitinde dikkate alınması gerektiği, dava konusu olayda 215 adet beton saksıdan, fatura bedeli 11.700,00 TL (KDV dahil) olan 44 adet beton saksının zarar gördüğü, hasar gören saksıların hasarlı değerinin eksper tarafından 0 olarak belirlendiği, dolayısıyla, TTK. 880.(3) uyarınca tazminat tutarında esas alınacak tutar hasar gören 44 adet beton saksının fatura satış bedelinden, 44 adet saksıya isabet eden taşıma bedelinin düşülmesi ile bulunacağı, 215 saksı için ödenen navlun tutarı 1400 TL olduğu, bu durumda 44 saksıya isabet eden navlun tutarı 286,5 TL olacağı, dolayısıyla Tazminata Esas Bedelin 11.700 TL (Hasar Gören 44 Beton Saksının Satış Bedeli – 286,5 TL (44 saksıya isabet eden navlun bedeli) = 11.413,5 TL olacağı, diğer taraftan, davaya konu hasarın davalı taşıyıcının kastı ya da kasta eşdeğer kusuruyla (TTK.
886.Maddenin gerekçesinde tanımladığı şekilde) meydana geldiğine ilişkin herhangi bir kanıtın mevcut olmadığı, dolayısıyla davalının sorumluluğunun TTK.
882.madde uyarınca gönderinin net olmayan ağırlığının her kilosu için 8,33 Özel Çekme Hakkı (SDR) ile sınırlı olduğu, TTK. 882 kapsamında sorumluluk sınırının zarar gören 44 beton saksının kg cinsinden toplam brüt ağırlığı X 8,33 X 11.7544 SDR/TL (Emtianın taşıyıcıya teslim tarihi ...04.2021 tarihli SDR/TL kuru) kadar olacağı, İhbar Edilene Rücu; dava konusu hasar bakımından sayın mahkemece davalının tamamen ya da müterafik olarak sorumluluğuna hükmedilmesi halinde, davalı tarafından ödenecek tazminatın ihbar edilen ... Sigorta A.Ş’ye rücu edilip edilmeyeceğinin, rücu edilebilecekse ne ölçüde rücu edilebileceğinin heyetin uzmanlık alanı dışında olduğu, bu hususların sigortacılık alanında uzman bir bilirkişi tarafından değerlendirilmesinin gerektiği bildirilmiştir.
Davacı vekili 31.07.2023 tarihli rapora beyan dilekçesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 22.08.2023 tarihli rapora beyan dilekçesinde yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir.
Dosya kapsamı itibariyle alınan rapor yeterli görüldüğünden yeni bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiştir.
Mahkememizin 21.09.2023 tarihli oturumunda ek rapor alınmasına karar verilmiş, bilirkişiler ibraz ettiği 21.12.2023 tarihli ek raporunda, kök bilirkişi raporunda ekspertiz raporunun adının dahi geçmediği hususunun gerçeği yansıtmadığı, aktarma merkezine sağlam olarak getirilen emtianın, davalının yüklemesi esnasında davalının aktarma merkezinde gerçekleştiği değerlendirmesinde ekpertiz raporunun esas alındığı, davacı tarafından düzenlenen sevk irsaliyesinde; fiili sevk tarihinin ...04.2021 olduğunun, ... plakalı araca ve ... (muhtemelen şoför) teslim edildiğinin belirtildiği, sevk irsaliyesinin emtianın gönderenin İstanbul’daki adresinden davadışı gönderilen Palmiye firmasının Fethiye’deki şantiyesine taşınmasına ilişkin olduğu, teslimat adresinin Fethiye olarak belirlendiği, kök raporda da vurgulandığı üzere sevk evrakında, taşıyıcı tarafından öne sürülmüş ihtirazi kayıt (ambalaj/istif hususunda) bulunmadığı, Ekspertiz Raporunda; davacı tarafından ... plakalı araca yüklenen emtiaların (gönderen tarafından yapılan paket ve istifi ile) davalının İzmir Bornovadaki aktarma merkezine getirildiği, burada depoda davalının forklifti.../... plakalı çekici - yarı römorka aktarılırken dava konusu hasar meydana geldiği, İstanbul’da sorunsuz yüklenen, İstanbul’dan İzmir’e sorunsuz getirilen, ... plakalı araçtan sorunsuz indirilen saksıların aktarma yerindeki araca yüklenirken hasarlandığı, üstelik bu şekilde yan yatmış halde İzmir’den Fethiye’ye nakledildiği şeklinde değerlendirmelere yer verildiği, (İzmir’den Fethiye’ye yapılan sevkiyat evrakı dava dosyasında mevcut değildir.)
Dava dosyasında öncelikle böyle bir aktarma neden gereksinim duyulduğu konusunda hiçbir izahat bulunmadığı, dava konusu hasar davacı tarafından yükleme yapılan ... plakalı araçta saksıların yana yatması suretiyle meydana gelmediği, yük bu araçtan teslimat adresi yerine davalının aktarma merkezine “yanlama” olmaksızın götürüldüğü ve sağlam olarak depoya indirildiği, “Yanlama” hadisesinin başka araca davalı tarafından yükleme yapılırken meydana geldiği, Ekspertiz raporunda “yanlama” hadisesine ilişkin aktarma merkezinde tutulan tutanaktan bahsedilmekle birlikte, ekspertiz rapor eki olan tutanağın dava dosyasında mevcut olmadığı, diğer taraftan, ekspertiz raporunda hasarın saksıların yüksek ambalajlanması sonucu meydana gelmiş olabileceği görüşüne tarafımızca da iştirak edilmekle birlikte, kök raporda “davalının emtianın kendisine davacı gönderen tarafından 2 metrelik bloklar halinde istif edilmiş ve bu halde ambalajlanmış şekilde teslim edildiğini, kendisinin saksıların ambalajlı saksılara hiçbir müdahalede bulunmadan yükün aktarımı gerçekleştirdiğini, yüklemenin uygun bir şekilde yapıldığını ve forklift operatörünün aktarmadaki yükleme esnasında herhangi bir yükleme kusurunun olmadığını kanıtladığı takdirde 878. madde kapsamında sorumluluktan kurtulması mümkün olacağı, dava dosyasında, bu minvalde herhangi bir kanıt mevcut değildir. “ denilerek dava dosyasından sunulan kanıtların davalının sorumluluktan kurtulmasına yeterli olmadığı değerlendirildiği, zira, davacı göndericinin yaptığı yüklemenin mevcut istif ve ambalajla İstanbul’dan İzmir’e sağlam olarak gittiği hususu göz önünde bulundurulduğunda, neden araç değiştirildiği hususunda hiçbir izahatta bulunmayan davalı tarafın, araç değiştirilmeseydi/aktarma yapılmasaydı dahi hasarın gönderenin istif ve ambalajlaması nedeniyle meydana geleceğini, aktarma esnasında yükleme kusurunun bulunmadığını, pakete müdahil olmadığını (kimi zaman parsiyel taşımalarda araç içi yerleşimi yapabilmek adına paketler bozulabilmektedir), kullanılan forkliftin yüke uygun olduğunu, forklift operatörünün hatasının bulunmadığını yani aktarma esnasındaki eylemlerinin ve dahi “yanlama” tespit edilmesine rağmen sevkiyata devam olunmasının dava konusu zarara neden olmadığını ispat etmesi gerektiği, zira taşıma esnasında meydana gelen zararlardan taşıyıcının mesul olduğu, taşıyıcının TTK.
876.TTK. 878 uyarınca sorumluluktan kurtulabileceği, taşıyıcıya kanun koyucu tarafından ispat külfeti tersine çevrilmiş bir kusur sorumluluğu (yumuşatılmış kusursuz sorumluluk) öngörüldüğü, yani taşıma esnasında meydana gelen hasarda ispat yükünün TTK 876’de ve TTK.878’de sayılan nedenlerle sınırlı olmak kaydıyla taşıyıcıda olduğu, buradan hareketle ekspertiz raporunda “Bu hasarın oluşmasında tetikleyici faktör malın ambalaj/yükseklik durumu olduğundan sigortalının (davalının) yaptığı forkliftle kaldırma/ aktarma/ yükleme işleminde herhangi bir düşürme, çarptırma gibi sebep tespit edilmediğinden olayda sigortalının (davalının) kusuru olmadığı …” şeklinde tarif edilen davalının kusuru bulunmadığı şeklinde görüşe taşımacılık hükümleri bakımından tarafımızca iştirak edilmesine imkan bulunmadığı, yukarıda sayılan gerekçelerden hareketle dava dosyasında taşıyıcının dava konusu hasar sorumluluğundan kurtulmasına elverişli kanıt bulunmadığı, kök rapordaki görüşde herhangi bir değişiklik yapılmasına gerek bulunmadığı, davalı yanca itiraz dilekçesinde davacının istif ve ambalaj hatası iddiasına ek olarak “Dava konusu uyuşmazlığa sebebiyet veren taş saksıların darbeye bağlı olarak kırılmaya müsait ürünler olduğu ayrıca birikim gerektirmeksizin anlaşılabilecektir.” denilerek taşınan saksıların kırılmaya teşne doğal nitelikleri gereği davalının TTK 878.1/d uyarınca sorumluluktan kurtulması gerektiğinin iddia edildiği, ne var ki, TTK m.878/4. Fıkrası uyarınca, dava konusu saksıların tüm önlemler alındığından doğal nitelikleri gereği taşınılmayacak/ yüklenilmeyecek emtialardan sayılamayacağının izahtan vareste olduğu, öte yandan Sayın Mahkemece mevcut delillerin davalı yanın sorumluluğunu sona erdirecek mahiyette olmadığı şeklindeki görüşümüze iştirak edilmediği ve hasarın davacının ambalaj ve istif hatası neticesinde meydana geldiği kanaatine varıldığı takdirde kök rapordaki; “Yargıtay içtihatlarında yola ve yüke uygun istif ve ambalaj yapma sorumluluğu gönderene ait olsa bile (ki bu davada yükleme bizzat davalı tarafından yapılmıştır) nakliyeyi yapan taşıyıcıların yol şartları, iklim şartları, ulaşım süresini en iyi bilen kişi konumunda olduğu ve emtiayı yerine sağlam olarak ulaştırma mükellefiyeti nedeniyle ambalaj ve istifin doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etme, gözetme, yolun şartlarına aykırı yükleme olması halinde bunu göndericiye bildirmekle yükümlü olduğu, bu bildirimi yapmasına rağmen gönderici aksine davranıyor ise, sevk evrakına şerh düşmek suretiyle ancak sorumluluktan kurtulabileceği, taşıyıcının yüklemeyi-istifi kontrol ve nezaret yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispatlayamadığı takdirde yanlış ambalaj ve istif sonucu oluşan hasardan gönderenle birlikte müterafik kusurlu sayılması gerektiği şeklindeki görüşün istikrar kazandığı ve taşıyıcıların kusur oranlarının %25 ila %50 arasında belirlendiği (Bkz: Örneğin Yargıtay 11. H.D; Esas:2015/5326 Karar:2016/2409, Esas:2014/12388 Karar:2014/18690, Esas:2015/10599 Karar: 2016/5173 Esas:2014/19167 Karar:2015/1264, Esas:2020/1869 Karar:2021/1757, Esas:2019/4882 Karar: 2019/8088, Esas:2014/13668 Karar:20084 , Esas:2022/3467 Karar:2022/6446), özellikle bu dava bakımından ambalaj içindeki istifin davacı tarafından yapıldığı ve aktarım merkezinde davalının bu hususta hiçbir hatasının bulunmadığı kanıtlansa dahi dorseye yapılan yüklemenin davalı tarafça yapıldığı, dolayısıyla ambalaj ve istif şeklinin davacı tarafça açıkça bilindiği hususunun kusur oranı tespitinde dikkate alınması gerektiği,” görüşünün aynen tekrarının gerekli bulunduğu, ayrıca dava dosyasındaki sevk irsaliyesinde yargıtay kararlarında tarif edilen şekilde davalı tarafça konulmuş herhangi bir ihtirazi kaydın bulunmadığı hususunun göz önünde bulundurulmasının elzem olduğu, sayın mahkemece bilirkişi heyetimizin görüşleri kabul gördüğü takdirde, ekspertiz raporundaki; “olayda sigortalının (davalının) kusuru olmadığı” şeklindeki tarafımızca iştirak edilmeyen görüşe bağlı olarak varılan “..dolayısıyla hasarın poliçe teminatı dışında” olduğu şeklindeki kanaatin sigorta bilirkişisi tarafından yeniden değerlendirilmesi gerektiği, bu hususun kök raporda “Dava konusu hasar bakımından
Sayın Mahkemece Davalının tamamen ya da müterafik olarak sorumluluğuna hükmedilmesi halinde, davalı tarafından ödenecek tazminatın ihbar edilen ... Sigorta AŞ’ye rücu edilip edilmeyeceğinin, rücu edilebilecekse ne ölçüde rücu edilebileceğinin heyetimizin uzmanlık alanı dışında olduğu, bu hususların sigortacılık alanında uzman bir bilirkişi tarafından değerlendirilmesinin gerektiği,” şeklinde ifade edildiği, dolayısıyla konuyla ilgili görüşümüzde herhangi bir değişiklik bulunmadığı, zarar gören 44 beton saksının kg cinsinden toplam brüt ağırlığı davacı tarafın 03.10.2023 tarihli dilekçesinde 521 kilogram olarak belirtildiği, bu husus Sayın Mahkemece kabul gördüğü takdirde, TTK. 882 madde kapsamında sorumluluk sınırının 521 kg X 8,33 X 11.7544 SDR/TL (Emtianın taşıyıcıya teslim tarihi ...04.2021 tarihli SDR/TL kuru). = 51.013,27-TL olacağı, bu durumda tazminata esas değer sorumluluk sınırının altında olduğundan, bilirkişi heyetimizin görüşleri sayın mahkemece kabul gördüğü takdirde davalı taşıyıcının sayın mahkemece belirlenecek kusuru oranında (tam ya da müterafik) 11.413,5 TL’den (TTK.
880.madde kapsamında hesaplanan tazminata esas bedel) sorumlu olacağı bildirilmiştir.
Davacı vekili 12.01.2024 tarihli rapora beyan dilekçesinde davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili 16.01.2024 tarihli rapora beyan dilekçesinde yeni bilirkişi raporu alınmasını talep etmiştir. Dosya kapsamı itibariyle alınan rapor yeterli görüldüğünden yeni bilirkişi raporu alınmasına gerek görülmemiştir.
Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı şirketin, hafif beton ürünleri üretip satışını yaptığı, davalı firmanın taşımacılık işi yaptığını, davaya konu ...04.2021 tarihli taşımanın, taşınan ürünlerin kullanılamayacak hale geldiğini, mevcut zararın talep edildiğini, zarara ilişkin olarak İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durduğunu beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, davacı ile davalının, davaya konu beton saksıların taşınması konusunda taşıma sözleşmesi yapıldığı, alınan bilirkişi raporlarına göre beton saksıların istifi ve sıralanmasının beton saksıların özelliğine göre sağlamlığını koruyacak şekilde yapılmadığı, ayrıca beton saksıların davalının aktarım yerinde tekrar aktarılması ve aktarımdan sonra Fethiye'deki alıcısına götürüldüğü, saksıların sağlan bir şekilde yüklemesinin yapıldığı, ambalajın davacı tarafından yapıldığı, yükleme aşamasında davalının refakat ettiği, yükün istifinin ve yola elverişliği ve yükün araçta sabitlenmesi bakımından taşıyıcının gerekli kontrolü ve özeni göstermediği, istif ve ambalajın yetersiz olduğunu görmesi halinde davacıyı uyarması gerektiği, ancak buna ilişkin herhangi bir uyarının mevcut olmadığı, taşıma esnasında davacıya ait yükün hasar gördüğü, hasarın oluşmasında tarafların müterafik kusurlarının bulunduğu, mahkememizce bu kusur davacı için % 50, davalı için % 50 olarak taktir edilerek mevcut zararın 51.013,27-TL olduğu, kusur oranına göre davacının 25.506,63-TL'den sorumlu olduğu, yargılama aşamasında davalının ıslah yoluyla dava değerini arttırmadığı, davacı vekili icra takibinde 11.700-TL asıl alacak, işlemiş faizi ile birlikte 12.559,95-TL talep ettiği, aynı miktarı davada talep ettiği, dosya kapsamı itibariyle davalının temerrütünün oluşmadığı, 6100 sayılı yasanın 26.mdsine göre taleple bağlı kalınarak 11.700-TL'nin davalıdan tahsili gerektiği anlaşıldığından;
Davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 11.700 TL asıl alacak üzerinden aynı şartlarda devamına, dava konusu alacak likit vasıflı olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan gerekçeye göre;
1.Davanın kısmen kabulü ile, davalının İzmir ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 11.700 TL asıl alacak üzerinden aynı şartlarda devamına,
2.Dava konusu alacak likit vasıflı olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine,
3.Alınması lazım gelen 799,22-TL harçtan peşin alınan 229,18-TL harcın ve icrada alınan 62,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 291,98-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,
4.Davacı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 11.700-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5.Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen kısım üzerinden hesaplanan 859,95-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yatırılan 229,18-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Davacı tarafından yapılan ilk masraf 92,20-TL, bilirkişi ücreti 5.000-TL, posta ve müzekkere gideri 159,50-TL olmak üzere toplam 5.251,70-TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre taktiren 4.892,12-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8.Dava şartı arabuluculuk ücreti olan ve 6325 sy Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13 maddesi uyarınca tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL'nin (1.229,62-TL'nin davalıdan, 90,38-TL'nin davacıdan) alınarak hazineye irad kaydına,
9.HMK 333 md gereğince davacı tarafça peşin yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. Katip...
(e-imzalıdır)
Hakim...
(e-imzalıdır)