7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.
İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Davacı şirket (“Voltaj”) ... mahallinde bulunmakta olup, müvekkil şirket yöneticisi ... da çocukluğundan beri ...'te yaşamaktadır. ... ve ...'nda yaşayan kitlenin aşina olmadığı ... dondurmalarını seveceğini düşünen müvekkil Voltaj yetkilileri, davalı şirket (“...”) ile ... ve ... bölgesi bayiliği için iletişime geçmiştir. ..., piyasada ... dondurmaları olarak bilinen ürünlerin (“Ürün”) satışını yapmaktadır ve kimi zaman kendisi kimi zaman da bayilik vererek Ürün satışı gerçekleşmektedir. Taraflar arasındaki görüşmeler sonucunda Ek-Tde yer alan 27.08.2020 tarihli Sözleşme (“Sözleşme”) imzalanmıştır. ” Sözleşme tahtında her iki tarafın da karşılık hak ve yükümlülükleri mevcut olup, Sözleşme'nin özellikli bir yanı da Voltaj'a ... ve ... bölgesinde (“Lokasyon”) 2020 ve 2021 yılları için özel münhasıriyet yetkisi tanımasıdır. Sözleşme'nin 5.1.a ve 5.2.e maddelerine bakıldığında bu durum açıkça görülecektir. İlgili maddede de açıkça görüleceği üzere, müvekkil şirket Voltaj ile Lokasyon özelinde 2020 için 2 aylık süre için anlaşma yapılmışken, 2021 yılı için 15.04.2021 - 14.09,2021 tarih aralığında münhasırıyet taahhüdünde bulunulmuştur. Müvekkil şirket, davalının yazılı ve sözlü beyan ve taahhütlerine güvenerek, Lokasyon'a ve işe maddi ve manevi yatırımlar yapmıştır. Her iki tarafın tacir olduğu bu sözleşmesel ilişki kapsamında ..., ilk etapta Ürün satışlarının iyi gitmeyeceğini düşünmüş ve bunu ifade etmekten de çekinmemiştir. Normalde reklam işleri ağırlıklı çalışan müvekkil şirket Voltaj, Sözleşme konusu iş için ayrı bir bütçe oluşturmuş ve bu girişim için yatırımlar yapmış; davalının istediği dondurma dolabı, dondurma aksesuarları, kap, kornet, pos cihazı, tartı vb. pek çok ürünle ilgili satın alma gerçekleşmiştir. Voltaj yetkililerinin Lokasyon 'daki bilinirliği sayesinde Ürün satışları beklenenin üzerinde gitmiş ve normalde Lokasyon'a tanınır olmayan Ürün, müvekkil şirket çabaları sayesinde tanınır olmuştur. 2020 — yılının böyle güzel gitmesine binaen Voltaj, Sözleşme tahtında 2021 döneminde de devam etmek istemiştir ve hatta 2021 yılı için Lokasyon'a satış için karavan kiralama ve karavan giydirme için teklif süreçlerini de başlatmıştır. 2021 yılı için heyecanlı olan ve Sözleşme gereği davalının vaatlerine güvenen müvekkil şirket yetkilileri, davalı ...'yle muhtelif defalar yazılı ve sözlü iletişime geçmiştir. Diğer yandan, müvekkil şirketin iletişim çabaları somut bir sonuca ulaşmamıştır. Bunun üzerine müvekkil şirket, davalı ...'ye 18.01.2021 tarihinde .... Noterliğinden ... yevmiye numarası ile ihbarname (“İhbarname") göndermiştir Müvekkil şirket, İhbarname ile bildirim yaparak 2021 döneminde münhasıran satış yetkisini kullanacağını belirtmiş ve 2021 dönemi için görüşmek istediğini belirtmiştir. İhbarname 23.01.2021 tarihinde ...'ye tebliğ edilmiştir; lâkin herhangi bir dönüş alınamamıştır (EK-2: İhtarname ve Tebliğ Mazbatası). Müvekkil, taleplerini muhtelif defalar telefon ve maillerle de dile getirmiştir (Ek-3: Mailler). Davalının bu dönemki söylemleri Sözleşme'ye aykırı olduğu gibi aradaki ilişki manipüle eder şekildedir. Davalı ... kendilerine 23.01.2021 tarihinde resmi İhtarname tebliğ edilmesine rağmen ticari teammüllere aykırı ve müvekkil şirket haklarını önemsemez bir şekilde - | ayı aşan bir süre sonra - .... Noterliğinden 24.02.2021 tarihli ... yevmiye numaralı İhtarname Cevabı'nı (“İhtarname Cevabı”) göndermiştir (Ek-4: İhtarname Cevabı). İhtarname Cevabı'nda Sözleşme'nin 2 ay süreli olduğu, 2021 dönemi için karşılıklı anlaşmanın gerektiği, anlaşmanın sağlanamadığı iddia edilmiştir. İhtarname Cevabı'ndan da anlaşılacağı üzere, davalı ...'nin Sözleşme uyarınca taahhütlerini yok sayar tutumları, mevcut maddeleri manipüle etme çabaları müvekkil açısından kabul edilemez bir duruma gelmiştir. Zira davalı ..., müvekkil şirket ile 2021 yılı faaliyetlerinin idamesi adına tüm yazılı ve sözlü taleplere, noter ihtarnamelerine rağmen yanaşmamıştır. İhtarname Cevabı'ndaki bu nahoş ve gerçek dışı ithamlara istinaden, müvekkil şirketin 2021 yılı için anlaşmaya hazır olduğu, görüşmek, toplantı yapmak istediği .... Noterliğinden gönderdiğimiz 01.03.2021 tarihli 3091 yevmiye numaralı İkinci İhbaame (“İkinci İhbarname”) ile belirtilmiştir (Ek-5: İkinci İhbarname ve Tebliğ Mazbatası) İkinci İhbarname ile müvekkil şirketin iradesi ortaya konmak amaçlanmış, oluşturduğu portföyün davalı tarafından haksız bir şekilde istifa edilmesi engellenmek istenmiştir. Sözleşme'nin 5.1.a maddesinde müvekkile eğer 2021 yılında aynı şartlarda devam etmek istiyorsa bu durumu davalı şirkete 15.04.2021 tarihinden 30 gün evvel bildirmesi gerektiği yazılıdır. Müvekkil devam etme iradesini gerek İhtarname gerekse de İkinci İhbarnamede açıkça ortaya koymuştur. Ancak davalı ısrarla talepleri yok saymaktadır. Arabuluculuk görüşmeleri de sonuçsuz kalmış olup, müvekkil şirketin zararları giderilmemiştir (Elektronik ortamda gerçekleştirilen toplantıya ilişkin belgeler UYAP üzerinden e-imzalı olarak sunulacaktır). Müvekkil 2020 yılında, andeminin ilk yılı olan zorlu yaz döneminde, herkesin Ege kıyılarına kaçtığı zamanlarda, Lokasyon'a Ürün için itibar sağlamış, müşteri kitlesi oluşturmuş ve özetle büyük emeklerle portföy yaramıştır ve 2 ay içinde 87.879,00 TL ciro yakalamıştır. Müvekkilin zor zamanda, kısa sürede elde ettiği Lokasyondaki başarı, ...'nin dikkatini çekmiş ve 2021 yılına hazır yaratılmış portföy de gözetilerek, müvekkil şirket Voltaj aradan çıkartılarak girilmek istenmiştir. ...'ye ihtarname gönderilen zamanlarda dahi, örneğin 04.03.2021 tarihinde dahi ...'nin Ürün için açtığı instagram hesabındaki soru&cevap etkinliğinde davalı şirket kendi bayisini açacağını açıkça belirtmiştir (Ek-6). Aşağıda ilgili hikâye görsellerini paylaşıyoruz: Davalı Mart 2021 itibariyle ... ... kompleksi içinde işletmesini açmış olup, yukardaki görseller ... ...'da bulunan davalının işletmesine aittir. Davalı ...'nin, ... ... kompleksi ile kira için anlaşma yaptığı ... Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. unvanlı şirkete müzekkere yazılarak ... ... San. Ve Tic. Aş. (.... unvanlı davalı şirket ile aralarındaki kira sözleşmesinin örneğini, kira anlaşması için yapılan e-posta yazışmalarının çıktılarının celbini talep etmekteyiz. Şunu da özellikle belirtmek isteriz ki, davalı şirket, müvekkil şirket yetkililerine alışık olan Lokasyon'daki insanlara müvekkil şirket için "Onlar devam etmek istemediler” şeklinde manipüle edici söylemlerde bulunmaktadır. Portföy tazminatı, bayilik sözleşmesi benzeri dağıtım sözleşmelerinin sona erdirilmesi halinde; ana firmanın, bayi veya acentenin sağladığı müşteri çevresi nedeniyle elde ettiği kazancın bir miktarını, bayi veya acenteye ödemesi anlamına gelmektedir. Denkleştirme tazminatı olarak da nitelendirilen portföy tazminatına ilişkin olarak, acentelik, tek satıcılık ve benzeri sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda; Feshin tek satıcıya yüklenebilecek bir sebepten kaynaklanmadığı, Tek satıcının müşterilerin bariz bir oranda artmasına katkıda bulunduğu, Tek satıcının bu çabasından sona eren sözleşme ilişkisinden sonra üreticinin artık sadece kendisinin yararlanacağının ortaya koyduğu, durumlarında portföy tazminata hükmedilebileceği kabul edilmektedir. Yukarıda da belirttiğimiz üzere somut olayda müvekkil maddi ve manevi olarak mağdur edilmiştir. Yargıtay içtihatlarına bakıldığında da hangi koşullarda portföy tazminatına hak kazanabileceği belirlenmiş ve hatta davacının ticari defterleri sunmadığı durumlarda dahi 6102 sayılı Türk Ticaret Karıurmu'nun 122. maddesinde “Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. ” hükmü düzenlenmiş olup, denkleştirme tazminatı talep koşulları belirlenmiştir. ” Somut olayda davacı defterlerini ibraz edememiş, davalının defterlerinde inceleme yapılmasın talep etmiştir. Davalının defterleri incelenmek suretiyle alınan bilirkişi raporunda dosyada bulunan belgelerle sınırlı olarak davacı acentenin denkleştirme tazminatı talep şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Ancak davalının defterleri üzerinde inceleme yapılarak davacının ne kadar poliçe ürettiği hususunun tespit edilmesi mümkün olmasına rağmen alınan bilirkişi raporunda davacı acentenin, davalı adına ne tür poliçeler düzenlediği, bu poliçelerin süreleri, davacının acentenin faaliyetleri nedeniyle ne gibi önemli menfaatler elde edeceği ve hakkaniyet ilkesi gereği denkleştirme tazminatı verilmesinin gerekip gerekmediği hususları tartışılmamıştır. Buna göre yetersiz bilirkişi raporuna göre eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. ” Yargıtay, sözleşmenin öngörülen sürenin dolması nedeniyle sona ermesi halinde de koşulları varsa portföy tazminatı talep edilebileceğine hükmetmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 30.05.2017 tarihli ve 2016/18945E. 2017/4333K, Sayılı Kararına göre: “Taraflar arasındaki sözleşmede; "Bu — Sözleşmenin süresi bir (1) yıldır. Bu süre 01/01/2006 tarihinde başlar 31/12/2006 tarihinde sona erer. Sözleşme süresi dolduğunda taraflarca aksine anlaşma yapılmamışsa sözleşme aynı süre için geçerliliğini korur." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı tarafça 11/12/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmenin yenilenmeyeceği davacı tarafa ihtar edilmiştir. Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona Böylece sözleşme talep edilen yılın sonunda sözleşme hükümleri gereği kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır. Böyle bir durumda haksız fesihten söz edilemez. Bu durumda somut olay bakımından koşulları varsa portföy tazminatı istenebilirse de diğer taleplerin hukuki dayanağı bulunmamaktadır. Mahkemece bu ilkeler çerçevesinde deliller değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek karar verilmesi doğru görülmemiştir. Müvekkilin Noter Masraflarının Tazmini Talebimiz Müvekkil basiretli bir şekilde hareket etmiş, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu madde 18/2 ve 18/3 uyarınca davalı ile iletişim kurmaya çalışmıştır. Müvekkil bu uğurda noter masrafları yapmıştır. 18.01.2021 tarihinde 258,76 TL ve 01.03.2021 tarihinde 258,76 TL, toplamda 517,52 TL masraf yapılmıştır. Bu masrafların da davalıdan tazminini talep ederiz. 2021 yılı için yapılan alımlar, tedarikçi ve mevcut ve potansiyel müşteriler için yapılan harcama, masraf ve giderlere ilişkin maddi ve manevi zarar tazmin taleplerimiz saklıdır. Yukarıda arz ve izah ettiğimiz tüm nedenlerle, fazlaya, saire ilişkin her türlü maddi ve manevi talebimiz ve ıslah hakkımız saklı kalmak kaydı il 0.517,52 TL (kısmi dava) tazminatı talebimizin kabulü ile ticari reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, Yargılama masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini, Vekaleten arz ve talep ederiz." şeklinde dilekçe sunmuştur.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dilekçesine karşı cevap dilekçemiz ve delillerimizi sunmak üzere süre uzatım talebinde bulunulmuş ve bu talebimiz Sayın Mahkemece HMK m. 104 hükmü kapsamında değerlendirilmekle davaya cevap Ssüresinin son günü adli tatile rastladığından HMK m.104 hükmü uyarınca işbu dilekçe yasal süre içinde dosyaya sunulmuştur.
Davacı taraf dilekçesinde ... dondurmaları olarak bilinen ürünlerin satışı için ekkil şirket ile 27.08.2020 tarihli sözleşmenin imzalandığını, 2020 yılı için 2 aylık süre için anlaşma yapıldığını, 2021 yılı için 15.04.2021-14.09.2021 tarih aralığı için taahhütte bulunulduğunu, 2021 yılında faaliyetlerine devam etme iradesinin ortaya konulması için noter ihtarnameleri ile bildirimde bulunulduğunu ancak somut bir sonuca ulaşılamadığını, davacının sözleşmede belirlenen Lokasyon'a ürün için itibar sağladığını ve müşteri kitlesi oluşturulduğunu, davalının ... ... kompleksi içinde işletme açtığını iddia ederek 10.517,52-TL tazminatın ticari reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Davacının işbu talepleri hukuka, gerçeklere ve hakkaniyete aykırı olup kabulü mümkün değildir. Şöyle ki; Gerçekten huzurdaki dava kapsamında davacı tarafın talepleri anlaşılır olmayıp bu bağlamda savunma hakkımız bertaraf edilmektedir. Bilindiği üzere herhangi bir dilekçede talep konusunun belirli olması gerekir. Yargılama faaliyetini başlatan bir taraf usul işlemi olarak dava dilekçesi, yargılamanın kendine has özelliklerinden dolayı, bu temel unsurlar dışında da ayrıca bazı unsurları içermektedir. Kanun koyucu, yargılama faaliyetinin özelliği gereği, dava dilekçesinde bulunması gereken hususları ayrıca ve ayrıntılı olarak düzenlemiştir. Yargılama hukukunun şekli hukuk alanı içinde yer alması, hak aramanın belirli bir düzen içinde gerçekleştirilmesi gerekliliği, gerek iddiada bulunan ve dava açan davacının bu talebinin sağlıklı değerlendirilmesi gerekse bu iddialara karşı savunma yapacak olan davalının kendisine karşı yöneltilen talebin ne olduğunu doğru anlayıp savunma ve hukuki dinlenilme hakkını kullanabilmesi için, dava dilekçesi özellikle ve ayrıntılı şekilde düzenlenmiş bulunmaktadır. Keza, talebin yöneltildiği yargı organının, kendisine yöneltilen talebi tam ve sağlıklı şekilde değerlendirip doğru bir karar verebilmesi de, ancak o talebin anlaşılır, doğru ve dayanaklarıyla birlikte yargı organına sunulması ile tam olarak mümkündür. Yargılamayı başlatan ve ilk taraf usul işlemi olan dava dilekçesinin doğru bir şekilde düzenlenmesi, yargılama faaliyetinin de sağlıklı ve doğru bir şekilde lmesini mümkün kılacaktır. Yanlış yerden iliklenen iğmenin sirayeti gibi, kötü, eksik ve özensiz bir dilekçe de yargılamanın yanlış yürümesi sonucunu meydana getirecektir. Bu sebeple, davacının dilekçesini anlaşılır kılmaması; mahkemenin de elindeki usul imkânları kullanarak eksik bir dilekçeyle yargılamanın başlatılması ve yürütülmesine izin vermemesi gerekir. Mahkemeye yöneltilen talebin, talep konusunun, talebin dayanağının, bunlara ilişkin delillerin, ayrıca kendisinden talepte bulunulan yargı organının ve talepte bulunanın doğru ve anlaşılır şekilde belirtilmediği bir dava dilekçesi ile başlayan yargılamanın, doğru ve sağlıklı yürütülmesi mümkün olmadığı gibi, böyle bir yargılamada birçok yargılama ilkesi de doğrudan veya dolaylı şekilde ihlal edilecektir. (HMK Bakımından Dava Dilekçesinde Eksiklik Halinde Yapılması Gereken İşlemler Prof. Dr. ..., ... Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Basım Yılı: 2015, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez'e Armağan C. 16, Özel Sayı 2014, s. 263-300) ” Somut olay kapsamında ise davacı tarafın dava dilekçesi netice bakımından anlaşılır değildir, çelişkilidir. Zira dava dilekçesinde davacı taraf sözleşme hükümlerinin 2021 yılında devamı için kendisine taahhütte bulunulduğunu ve buna güvenerek maddi ve Manevi yatırımlar yapmış olduğunu bu sebeple zarara uğradığını belirtmekle birlikte aynı zamanda denkleştirme isteminde (portföy tazminatı) bulunmaktadır. Ancak bilindiği üzere denkleştirme isteminde bulunanın talebi sözleşmenin sona ermesiyle, Sona ermiş olan sözleşme ilişkisi kapsamında tarafların birbirlerine karşı yöneltebileceği bir olumlu zarar tazminatı değildir. Bununla birlikte dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talepleri, portföy tazminatı talebi ve noter masraflarına ilişkin talepler yer almaktayken talep sonucu kısmında "10.517,52-TL (kısmi dava) tazminatı talebimizin kabulü" şeklinde ifadeye yer verilmiş ancak talep edilen bu miktarın mahiyeti, sebebi ve davacının taleplerinden hangisine ilişkin olduğu hiçbir şekilde açıklanmamıştır. Bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmekte olup davacı tarafça sunulan dava dilekçesi usul kuralları ile hukuki dinlenilme hakkını ihlal etmekte olup yargılama faaliyetinin sağlıklı ve doğru şekilde yürütülmesine imkan vermeyecek şekilde belirsizdir. Bu sebeple de davanın usulden reddi gerekmektedir." şeklinde dilekçe sunmuştur.
Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların; asıl dava yönünden taraflar arasındaki sözleşme nedeniyle portföy tazminatı ve noter masrafı talebinden ibaret olduğu, birleşen dosya yönünden taraflar arasındaki sözleşmenin hüküm ifade edeceğini duyuran güvenin boşa çıkarılması nedeniyle uğranılan kayıplar nedeniyle yoksun kalınan kar ve maddi tazminat isteminden ibarettir.
Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 25/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Dava dosyası ibraz edilen davacı , ticari defter ve belgeleri ile yardımcı kayıt bilgi ve belgelerin incelenmesi değerlendirilmesi sonucunda; Yapılan çalışma sonucunda 24.124,39.-TL Portföy tazminatı hesaplaması yapılmıştır. Ancak davacı talebinin 10.000,00.-TL olduğu görülmüş olup konu hakkında takdir ve değerlendirme sayın mahkemeye aittir. Tarafları mahkeme masrafları, vekâleti ücreti ve benzeri taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdiri içinde kaldığı, Sayın Mahkeme'nizin yüksek takdirlerine saygı ile arz olunur." şeklinde sonuç ve kanaate varıldığı bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Asıl dava, taraflar arasındaki sözleşmenin davalı tarafça feshi nedeniyle portföy tazminatı ve noter masrafı, birleşen dava taraflar arasındaki sözleşmenin hüküm ifade edeceğini duyuran güvenin boşa çıkarılması nedeniyle uğranılan kayıplar nedeniyle yoksun kalınan kar ve maddi tazminat isteminden ibarettir.
Birleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... karar sayılı dosyası yönünden, mahkememizin 20/04/2022 tarihli, 2 nolu celsesinde tefrik kararı verilmiş, dosyasının yargılamasına 2021/814 esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmuş, bahse konu dosyada arabuluculuk dava şartı yönünden davanın reddine dair verilen karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin 2022/732 esas, 2022/571 karar sayılı kararı ile kesinleşmiştir. Bu sebeple mahkememizce yargılamaya yalnızca asıl dava konusu portföy tazminatı ve noter masrafı üzerinden devam olunmuştur. Denkleştirme tazminatını düzenleyen TTK 122/5 maddesinde madde hükmünün hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesinde de uygulanacağı kabul edilmiştir.
Denkleştirme tazminatının 1.koşulu müvekkilin acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaat elde etmesidir. Yeni müşteri acentenin sözleşme süresi içindeki faaliyetleri neticesinde müvekkile doğrudan veya dolaylı bağlanan yeni müşterileri ifade eder. Bu kazandırma bir kişinin müvekkil ile ilk defa sözleşme yapmasının sağlanması şeklinde olabileceği gibi, müvekkil ile iş ilişkisi uzun süre önce kopmuş eski müşterilerin tekrar kazandırılması şeklinde de olabilir. Yeni müşterinin denkleştirme bedeline bir unsur olarak kabulü ancak bu ilişkinin sürekli olmasına yani sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra da müvekkil tarafından müşteriden menfaat sağlanmasına/sağlanacak olmasına bağlıdır. Tüm bu hallerde yeni ve sürekli müşteri ilişkisinin varlığını ispat yükü acente üzerinde olup, her somut olayda müşterinin içinde bulunduğu hukuki durum, müşteri ile yapılan sözleşmenin konusu gibi unsurlar belirleyicidir.
Bir diğer unsur ise müvekkilin bu yeni müşteriler sayesinde sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli ölçüde menfaat elde ediyor olması yahut edecek olması ihtimalidir. Müvekkilin menfaat elde etmediği durumlarda acente denkleştirmeye hak kazanamaz. Burada aranan yeni müşteriden somut kazanç elde edilmesi değil, kazanç sağlama ihtimalidir. Muhtemel menfaatin belirlenmesinde faaliyetin türü somut olayın özellikleri, ürünün niteliği, müşteri davranışları gibi unsurlarda belirleyicidir.
Bunun yanı sıra tek satıcıya özgü olarak aranması gereken koşullar da mevcut olup, tek satıcı ile üretici arasındaki ilişkide tek satıcının üreticinin organizasyonuyla bütünleşmiş olması yani aralarındaki ilişkinin basit bir alım satımdan öteye geçmesi gerekir. Tek satıcılık ilişkisinin sona ermesi durumunda müşteri çevresinin olduğu gibi üreticiye bırakılması talebin önemli bir koşuludur. Yani üreticinin bu müşteri çevresinden hemen ve kolaylıkla yararlanması gerekir. Tek satıcının faaliyeti neticesinde üreticinin müşteri çevresinin esaslı şekilde genişlemiş olması, bu genişlemenin üreticiye ekonomik olarak önemli ölçüde menfaat sağlaması ve üreticinin bu menfaatlerden yararlanmaya devam etmesi de tek satıcının denkleştirme talebinin bir diğer koşuludur. Bunların yanı sıra acentenin denkleştirme tazminatı talebi için aranan diğer genel şartlarda aranır.
Denkleştirme tazminatının bir diğer koşulu ise acentenin sözleşmenin sona ermesi nedeniyle ücret kaybına uğramasıdır. Bu kayıp yeni müşterilerle, acenteye ücret hakkı kazandıracak müstakbel/beklenen sözleşmelerin acentelik sözleşmesinin sona ermesi sebebiyle acente tarafından yapılamamasından dolayı ortaya çıkan ücret kaybıdır. Şayet sözleşme devam etseydi acente yeni müşterilerle yapılan/yapılacak sözleşmeler sebebiyle ücret isteyebilecektir.
Denkleştirmeye esas alınacak ücret kaybı hesaplanırken acenteye bizzat aracılığı ile yapılan veya doğrudan yaptığı/yapacağı sözleşmeler için ödenen/ödenecek asıl ücretin dikkate alınması gerekir. Uygulamada ücret kaybı belirlenirken acentenin son bir yılda kazandığı ücret esas alınmakta ancak son 1 yılda kazanılan ücretin miktarında az veya çok olağanın dışında bir farklılık var ise başka yılın ortalaması da dikkate alınabilmektedir. Denkleştirme tazminatının bir diğer koşulu ise tazminat ödemesinin hakkaniyete uygun olmasıdır.
Denkleştirme bedelinin nasıl hesaplanacağıda TTK 122/2'de düzenlenmiştir. Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2016/1758-2018/127 karar sayılı kararında bu davacının davalıya yaptığı ticaret kapsamında son 5 yılda elde ettiği karın ortalaması dikkate alınarak davalıdan talep edilebilecek tutarın hesabı gerektiği şeklinde açıklanmıştır. Prof.Dr....'nın ... adlı 2016 yılı basım tarihli kitabında bu husus değerlendirilirken denkleştirme bedelinin 3 aşamalı işlemle belirleneceği ilk aşamada müvekkilin muhtemel menfaati ve acentenin kaybının hesaplanacağı, bu rakamın hakkaniyet değerlendirmesine tabi tutulup son aşamada hakkaniyet kriteri uygulanarak elde edilen miktarın kanunda öngörülen üst sınıra uygunluğunun denetleneceği ve rakamın üst sınıra uyarlanacağı şeklinde açıklanmıştır. (sf.265 ve devamı)
Taraflar arasında 27/08/2020 tarihli sözleşme imzalandığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme incelendiğinde; 4.1 maddesinde sözleşme süresinin 29/08/2020-31/10/2020 tarihleri arasındaki 2 aylık süre için akdedildiği, 5.1.a maddesinde tarafların karşılıklı anlaşması halinde 15/04/2021-15/09/2021 tarihleri arasında da ... ve ... bölgesini kapsayacak şekilde ürün satış yetkisinin münhasıran davacıya ait olacağı, 5.2.e maddesinde davacıya, davalıya ait ürünleri kira süresince ve gerçekleştiği takdirde 15/04/2021-15/09/2021 tarihleri arasında ... ve ... bölgesini kapsayacak şekilde münhasıran satış yetkisinin verildiği, 7. Maddesinde tarafların her biri haklı sebep göstererek bir hafta öncesinden karşı tarafa mail ya da yazılı olarak bildirmek suretiyle sözleşmeyi her zaman feshedebileceği kararlaştırılmıştır.
Davacı tarafça .... Noterliğinin 18/01/2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 5.1.a maddesi uyarınca 15/04/2021-15/09/2021 tarihleri arasında münhasıran satış yetkisinin kullanılacağı davalı tarafa bildirilmiştir.
Davalı tarafça .... Noterliğinin 24/02/2021 tarih, ... yevmye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 5.1.a maddesi uyarınca tarafların karşılıklı anlaşmaları halinde 15/04/2021-15/09/2021 tarihleri arasında sözleşmenin devam edebileceği, ancak tarafların karşılıklı anlaşmalarının bulunmadığı, anlaşma sağlanamaması halinde ticari ilişkinin devamının mümkün olmayacağı belirtilmiştir.
Davacı tarafça .... Noterliğinin 01/03/2021 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 15/04/2021-15/09/2021 tarihleri arasında devam edeceği tekrar edilmiştir. Ayrıca davacı ile davalı şirket yetkililerinin 25/01/2021, 12/02/2021 tarihli mail yazışmaları dosyaya sunulmuştur. Mail yazışmalarının da ihtarnamede belirtilen hususlarla aynı yönde olduğu görülmüştür.
Her ne kadar davacı tarafça hem dava dilekçesinde hem de ihtarnamelerde 15/04/2021-15/09/2021 tarihleri arasında münhasırıyet taahhüdünde bulunulduğu beyan edilmiş ise de sözleşmenin 5.1.a maddesinde ancak tarafların karşılıklı anlaşmaları halinde bu tarihler arasında da ticari ilişkinin devam edebileceği kararlaştırılmış olmakla, davalının, davacının bu yöndeki talebini kabul etmemesi ve bu suretle karşılıklı anlaşma sağlanamaması sebebiyle sözleşmenin 29/08/2020-31/10/2020 tarihleri arasındaki 2 aylık sürenin dolmasıyla sona erdiği kanaatine varılmıştır.
Davacı acentenin TTK md. 122 uyarınca denkleştirme talebine hak kazanabilmesi için öncelikle sözleşmenin denkleştirme talebini haklı kılacak şekilde sona ermesi gereklidir. Denkleştirme bedeli bir tazminat olmadığı içindir ki, talep haksız feshe bağlanamaz. Yani sözleşmenin kendiliğinden veya denkleştirme talebini haklı kılacak şekilde fesih yoluyla sona erdirilmesi mümkündür. Acentelik sözleşmesi sürenin dolması sebebiyle sona ermişse, diğer şartlar da mevcutsa denkleştirme talep edilebilir.
Tüm bu açıklamalar ışığında sözleşmenin feshi ve davacının denkleştirme ve diğer tazminat kalemlerine ilişkin taleplerinin değerlendirilmesinde; her ne kadar davalı tarafça da ileri sürüldüğü üzere sözleşmenin 29/08/2020-31/10/2020 tarihleri arasındaki 2 aylık sürenin dolmasıyla kendiliğinden sona erdiği, taraflar arasında karşılıklı anlaşma olmadığı için 15/04/2021-15/09/2021 tarihleri arasında sözleşmenin devam etmediği mahkememizin kabulünde ise de yukarıda açıklandığı üzere sözleşmenin süresinin dolması sebebiyle kendiliğinde fesholması halinde dahi denkleştirme bedelinin bir tazminat olmaması sebebiyle talep edilebileceği anlaşılmakla bu şartın sağlandığı anlaşılmıştır. Sözleşmenin 5.1.a maddesi uyarınca satış yetkisinin münhasıran davacıya verildiği kararlaştırılmış olmakla denkleştirme bedelinin talep koşulu olan tek satıcılık sözleşmesi şartının da sağlandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmenin 5. Maddesi hükümleri incelendiğinde davacının, davalının organizasyonuyla bütünleşmiş olduğu yani aralarındaki ilişkinin basit bir alım satımdan öteye geçtiği görülmüştür. Taraf ve tanık beyanları değerlendirildiğinde, davacının faaliyeti öncesi, tek satıcılık bölgesinde davalının herhangi bir organizasyonu bulunmadığından, kazanılan müşteri çevresinin davacının faaliyetleri sonucunda oluşan yeni müşteri çevresi olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Sözleşmenin sona ermesi sebebiyle davacının kar kaybı yaşadığı, davalının ise aynı bölgede faaliyeti bizzat yürütmeye başlamış olması sebebiyle yeni müşteri çevresinden menfaat ettiği kanaatine varılmıştır. Davalı ticari defterlerini sunmamış, davacının ticari defterlerinde ise dönem karı 24.124,39 TL olarak tespit edilmiştir. Davacı 25/05/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile talep sonucu 24.124,39 TL üzerinden ıslah etmiştir. Her ne kadar davalı tarafça ıslah dilekçesine karşı hak düşürücü süre itirazında bulunulmuş ise de acentenin denkleştirme istemini ileri sürmesi bir irade beyanıyla gerçekleşecek olup, bu beyanda bulunulmaması halinde acente TTK'nın 122. maddesinden doğan hakkını kaybetmektedir. Dolayısıyla denkleştirme miktarı kadar alacak hakkı kazanmanın ön koşulu, irade beyanının yöneltilmesidir. Bu kurgu göstermektedir ki denkleştirme talep hakkı tipik bir bağımlı ve kurucu yenilik doğuran haktır. Yenilik doğuran haklar için öngörülen süreler hak düşürücü süre niteliğindedir (Burak Sak-Denkleştirme İstemi Sorunları, Yüksek Lisans tezi s.181) 6102 sayılı TTK' nın 122. maddenin 4. fıkrasında öngörülen sürenin niteliği hususunda öğretide görüş birliği olmadığı, hakdüşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi mi olduğunun yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği, sebebinin de hukuk geliştirme olanaklarının önünün kapatılmaması olarak gösterilerek bu hususun uygulamaya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Kanunda dava açılmasından söz edilmeyip tazminat talebinin ileri sürülmesinden söz edildiği hususu dikkate alındığında, bir yıllık sürenin dava açılması için değil, tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için bir hakdüşürücü süre olarak anlaşılması gerektiği kabul edilmelidir. Bu durumda davacının bir yıllık süre içinde denkleştirme tazminatı hakkını ileri sürmüş olması karşısında, yasada öngörülen koşulun yerine getirildiği, her ne kadar davalı tarafça zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ise de dava ve ıslah tarihine göre acentelik sözleşmeleri bakımından yasada gösterilen 5 yıllık zamanaşımı süresinde ıslah talebinin ileri sürüldüğü anlaşılmıştır.
Davacı tarafça yapılan faaliyetin yalnızca 2 ay için olması, davalı vekilinin sunduğu TPE marka tescil kayıtları, sosyal medya hesabına dair görüntüler birlikte değerlendirildiğinde hesaplanan denkleştirme tazminatında %65 oranında hakkaniyet indirimi uygulanarak hesaplanan 24.124,39 TL denkleştirme bedelinden indirim sonucu 10.855,97 TL'lik kısmı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, takdire bağlı indirim yapıldığından bu kalem için reddedilen tutar için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
1.Davanın KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE,
10.855,97 TL'nin 10.000,00 TL'sinin dava tarihinden itibaren, kalan 855,97 TL'si için ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 741,57-TL nispi karar harcının, peşin ve ıslah harcından alınan 429,62-TL harcın mahsubu ile geri kalan 311,95 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3.Kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 10.855,97 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4.Reddedilen miktar hakkaniyet indirimi gereği resen yapılan indirim miktarı olduğundan davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5.Davacı tarafından yapılan dava açılırken yatırılan toplam 497,42-TL (59,30-TL BHV, 8,50-TL VSH, 179,62-TL peşin harç, 250,00-TL ıslah harcı) harcın davalıdan alınarak, davacıya verilmesine,
6.Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 3.405,00-TL (405,00-TL tebliğler ve posta, 3.000,00-TL bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7.Arabuluculuk ücreti olan 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
8.Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı miktar itibariyle kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/02/2024 Katip ...
(e-imzalıdır)
Hakim ...
(e-imzalıdır)